Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ricciardone İle Seçimler Üzerine
29 Nisan 2014, 03:00

Ricciardone İle Seçimler Üzerine

ABD Büyükelçisi Ricciardone konuştu...

Ricciardone Ile Seçimler Üzerine

ABD Büyükelçisi Ricciardone konustu...

Amerika Birlesik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Türkiye'deki yolsuzluk sorusturmasi hakkinda temkinli ama AKP'yi üstü kapali elestiren bir tutum takinirken, Suriye konusunda Ankara ile "ayni düsündüklerini" ileri sürdü.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone, Hürriyet'ten Cansu Çamlibel'e konustu. Ricciardone, 17 Aralik sorusturmasi ve Fethullah Gülen ile ilgili temkinli bir sekilde hükümeti elestirirken, Suriye konusunda AKP ile "ayni safta" olduklarini söyledi.

Iste o röportajdan ilgili bölümler:

ABD açisindan seçim sonuçlari ne anlama geliyor?

Bütün demokrasilerde seçimler bankalarin kendi kendilerine uyguladigi stres testi gibidir. Seçimler insanlara demokrasilerinin ne kadar saglikli ve diri oldugunu test etme imkâni saglar. Testin sonuçlarina da halkin kendisi ve liderler karar verir. Samimi olmak gerekirse geçirdigimiz seçim kampanyasi sürecinde beni Türk-Amerikan iliskilerinin üzerindeki etkisi nedeniyle endiselendiren iki sey oldu. Ilki, Türkiye’nin disarida, özellikle de benim ülkemden görünüsü. Amerikalilar sunu kesinlikle anlayamiyor; bizim çok iyi dost ve müttefikimiz olan, birinci sinif demokrasilerden olusan Avrupa-Atlantik kulübünün bir üyesi olarak gördügümüz bir ülkenin hükümeti nasil olur da Twitter ve YouTube’a tümden yasak koyar. Seçim kampanyasi sirasinda Türkiye’nin uluslararasi durusuna verilen zararin etkileri hâlâ devam ediyor. Kongre’de tepki var, hükümette tepki var, bizim büyükelçiligimizde var. Ben kisisel olarak bunlarin ne anlama geldigi konusunda kaygiliyim. Twitter’in tekrar kullanima açilmasina memnun oldum. YouTube üzerindeki engellemelerin de en kisa zamanda kaldirilmasini umut ediyorum.

Seçim sürecinde sizi tedirgin eden iki nokta oldugunu söylediniz. Twitter yasagi disindaki husus neydi?

Ikinci husus ise, seçim kampanyasi sirasinda ortaya çikan Türkiye’nin içerideki sorunlarinin disaridan kaynaklandigi üzerine kurulu yabanci karsiti bir bakis. Seffaflik, yolsuzluk, yönetisim gibi ciddi meseleleri Bati demokrasilerindeki oldugu gibi tartismak yerine suni bir yabanci müdahalesine odaklanildi. Biz ülkenizi temin etmek için ‘Baskan’ düzeyinde yapilacak her seyi yaptik. Büyükelçilik olarak kimsenin iç politikanin tarafli sömürüsüyle Türk-Amerikan iliskilerine zarar vermemesi için elimizden gelen her seyi yaptik. Sizi anliyoruz ve Türk demokrasisine çok saygi duyuyoruz. Karsiliginda dostlarimizdan ayni saygiyi ve anlayisi bekliyoruz.

Bahsettiginiz yabanci müdahalesi odakli komplocu bakis aslinda Gezi’den beri gündemde, ancak 17 Aralik’tan itibaren hükümet yanlisi gazeteler sizi kisisel olarak olaylarin adresi gösterdi. Eger Baskan düzeyinde Türk hükümetini temin ettiyseniz, neden bu bakis devam ediyor?

Ülkemizde yasayan Türk vatandaslarinin sizin iç siyasi tartismalarinizda aktif oldugu dogru. Bu hayatin gerçegi. Saniyorum o alginin nedeni bu. Ama bizim Amerikan hükümeti olarak o Türk vatandaslarinin yurtdisindaki faaliyetleriyle ya da ülkenizdeki faaliyetleriyle hiçbir ilgimiz yok. Eger sizin ülkenizle ilgili herhangi bir yasadisi konuyla bizim ülkemiz içinde süphe edecek bir zemin saglanirsa, o yasadisi faaliyete karsi adim atariz. Isimsiz kaynaklardan gelen ABD hükümetinin ve ABD Büyükelçiligi’nin müdahil oldugu yönündeki iddialarin hiçbir gerçeklik temeli yok. Biz o gazetelere açiklamalar gönderdik, hükümetinizi üst düzeyde bilgilendirdik. Bir editör ya da gazeteci bu kadar ciddi sonuçlari olacak iddialari basarken en azindan bizim derhal gönderdigimiz yalanlamaya da neden yer vermez? Bu tür siyasi motivasyon üretimi iddialar onlari yayinlayan medya organlarinin güvenilirligini ciddi sekilde zedeleyebilir. Bu medya organlari hükümete yakin olarak anlasildigi için Türkiye’nin dünyadaki itibarini da zedeler.

'BAKANLARLA GÖRÜSTÜM'

O dönemki gerginligini asip Türk hükümetiyle iliskilerinizi tamamen onardiginizi söyleyebilir misiniz?

Ben hiçbir zaman kisisel iliskilerimin ya da resmi iliskilerimizin onarilmaya muhtaç oldugunu hissetmedim. O yalan haberlerin yayinladigi günlerin hemen ertesinde bakanlariniz yogun mesaileri arasinda beni kabul ettiler. Bazi bakanlar kisisel kaygilarini iletti ve hükümetin partizan medyadaki haberlerini gerçek olarak kabul etmedigini söylediler.

Siz ‘gizli grup’ ve ‘derin devlet’ ifadelerini kullandiniz. Türk hükümeti ise ‘paralel devlet’ diyor. Görev yaptiginiz 3 yili askin süre içinde Türk devletinin içinde paralel yapilar tespit ettiniz mi?

Biz elimizde bir paralel devlet detektörüyle gezmiyoruz. Bu kavram Amerikalilarin anlayabileceklerinin çok ötesinde bir sey. Bunun ne anlama geldigine karar vermek de, karsiliginda ne yapilacagina karar vermek de Türklerin kendisine kalmis. Ne anlama geldigini bize sizler söyleyeceksiniz. Biz de bu meseleyle nasil basa çiktiginizi büyük bir ilgiyle takip edecegiz.

Biraz önce Ankara ile 17 Aralik sonrasinda yasadiginiz sikintilarin kökeninde Fethullah Gülen’in ABD’de yasamasi oldugunu ima ettiniz. Erdogan Pensilvanya’da yasayan Gülen’in iadesi konusunu Baskan Obama ile yaptiklari telefon görüsmesinde konustuklarini söylemisti. Gülen’in Türkiye’ye iadesi masada mi?

Beyaz Saray’in 19 Subat’ta gerçeklesen o telefon konusmasiyla ilgili açiklamasi net. Hatta konusmanin içerigine açiklama getiren baska bir açiklama daha yapildi. Ben de o noktada birakayim. Ama o telefon konusmasinda bir kez daha vurgulanan temel nokta suydu; biz Türkiye’ye saygi duyuyoruz ve kesinlikle içislerinize karismayiz. Elbette bu meselenin farkindayiz. Evet hükümetiniz konuyu gündeme getirdi. Yasal konularda yapilan tüm basvurulara hürmetle ve ciddiyetle yanit verecegiz. Ancak ülkemizde ikamet eden Türk vatandaslarinin haklarini kullanmasina da karismayiz.

ABD ile Gülen hareketi arasindaki iliskiyi nasil tanimlarsiniz?

Böyle bir iliskimiz yok. Bizim devletlerle resmi iliskimiz vardir. Türkiye Cumhuriyeti ile hükümetiyle ve kurumlariyla iliskimiz var. Demokrasi oldugunuz için de yasal muhalefetle, hukuka bagli olarak kurulmus topluluklarla ve sivil toplumla da düzenli iletisim halindeyiz.

Gülen Hareketi’ne bagli bazi sivil toplum kuruluslari olduguna göre onlarla da iliskiniz var demek olmuyor mu bu?

Eger TUSKON gibi is dünyasini temsil eden gruplardan ya da Gazeteciler Yazarlar Vakfi gibi entelektüel topluluklardan bahsediyorsaniz, evet onlarla görüsüyoruz. Bu gruplarla Amerika ve Amerikalilarla iliskilerin gelistirilmesine ilgisi olan ve yasalara uyan gruplar olarak görüsüyoruz. Mesela TUSKON, iki ülke arasindaki ticaret ve yatirimlarin arttirilmasi konusunda Türk ve ABD hükümetlerinin resmi tutumunu paylasan bir topluluk.

Seçim sonuçlari hükümetin bugüne kadar iddia ettigi gibi yolsuzluk iddialarinin gerçekdisi oldugu yönündeki söylemi mesru kilar mi?

Gerçekten güçlü bir hukuk devleti, yabanci bir komplonun üzerine atmak ya da konuyu degistirmeye çalismak yerine bu ciddi iddialara yanit vermek zorundadir. Sadece yasalara ve vatandaslara sadik kalmak durumunda olan gerçekten bagimsiz ve tarafsiz hâkim ve savcilar bu ciddi iddialari arastirmali. Yasal olarak elde edilmis kanitlar varsa, güçlü bir hukuk devletinde bunlar açik ve net iddianamelere dönüsür. Yasal ve ahlaki gücünü vatandaslarin güveninden alan savcilar da dava açar.

'ABD INTERNETI YASAKLAMADI, MANNING’I YARGILADI'

Suriye toplantisiyla ilgili dinlemenin sizdirilmasi üzerine Basbakan birkaç gazeteciyi adres gösterdi. Hükümete göre ulusal güvenlik söz konusu oldugu zaman ABD de çok ileri tedbirler alabiliyor. Wikileaks nedeniyle Bradley Manning’in aldigi ceza ve Snowden’in durumu malum. Türk hükümeti bu benzetmede hakli degil mi?

Mahkeme Bradley Manning’i gizli devlet sirlarina ihanetten suçlu buldu. Müebbet hapis cezasina çarptirildi ve su an cezasini çekiyor. Biz suçlunun pesinden gidiyoruz, suçlunun suçu islemek için kullandigi aracin pesinden degil. Manning bu son derece ciddi suçu islemek için yasal bir araci, interneti kullandi. Biz interneti yasaklamadik, Twitter’i, Facebook’u ya da YouTube’u yasaklamayacagimiz gibi. Yayin organini yasaklamanin hiçbir manasi yok. Onun yerine biz suçu arastirdik, süpheliyi yakaladik, mahkeme yargiladi ve suçlu buldu. Manning’in ya da Snowden’in çalarak yabanci taraflara açik haline getirdigi belgeleri yayinlayan ya da üzerine haber yapan Amerikan ve dünya medyasini yargilamadik ya da kapatmadik. ABD’deki bu iki olayla burada dinlemelerin Twitter ve YouTube üzerinde yayinlanmasi üzerine yasanalar arasinda büyük fark var. Türk devletinin de her devlet gibi süpheleri ve suçu arastirip süphelileri deliller temelinde yargilama hakki var.

Olaylarin bu boyutunu Türk hükümetiyle tartisma firsatiniz oldu mu?

Vatandaslarin özel hayatini da ifade özgürlügünü korumak da devlet sirlarini korumak da devletin sorumlulugu. Giderek gelisen bilgi ve iletisim teknolojilerinin oldugu bir ortamda bunlar birbirine dolaniyor. En ileri demokrasiler de gelisen iletisim teknolojisi karsisinda temel yasal korumalari saglayabilmek için mücadele veriyor. Çok zor bir mücadele. Biz bu sorunlar için Basbakanlik, Disisleri ve Ulastirma bakanliklariyla iletisim halindeyiz. Telekonferans yöntemiyle Türk yetkililerle Amerikan Disisleri Bakanligi’nin uzmanlarini bir araya getirdik. Baslatmis oldugumuz bu diyalog sayesinde biliyorum ki; su ana kadar bizden farkli bir yaklasim sergilemis olsalar da hükümetiniz tüm bu alanlarda dünyadaki en iyi standartlari istiyor.

Suriye konusunda Türkiye ile ayni sayfada misiniz?

Stratejik hedefler konusunda kesinlikle evet. Ama elbette çok farkli bir perspektifimiz var. 900 kilometrelik bir sinirda zorba radikallerle yasiyorsunuz, bazilari sizin sinirlarinizdan geçip gidiyor. Suriye’deki top atislarinizdan sizin topraklariniz etkileniyor. O nedenle de biz sorunu bazen farkli bir sekilde görüyoruz. Bu konuda beraber çalismak için Washington’dan üst düzey yetkililer sik sik buraya geliyor. Daha geçenlerde özel temsilcimiz Danny Rubinstein buradaydi. Ordularimiz arasinda günlük bazda diyalog var.

‘Hedefler ayni, yaklasimlar farkli’ dediniz. Türk hükümetinin yaklasiminin Suriye’deki cihatçilari güçlendirdigi yönünde kaygilariniz oldu mu?

Daha önceleri yabanci savasçilarin Türkiye’den geçtigini gördük. Bu bizi alarma geçirdi. Türk hükümeti de ayni kaygilari paylasti. Bu sorun karsisinda birlikte çalisiyoruz. ABD, Avrupa ya da diger ülkelerden çikis yapip Türkiye üzerinden Suriye’ye geçecek bu tür kisilerin engellenmesi için sadece ikili çerçevede degil uluslararasi çerçevede isbirligi yapiyoruz. Bu konularda kolay yanitlar yok. Ama iki ülkenin de nihayetinde ayni seyleri istedigini düsünüyorum. Iki ülke de Suriye’ye bir askeri müdahale istemiyor.

solhaber

Haberi Ekleyen: Görman Hesler

Bu haber 1630 defa okunmuştur.

Paylaş

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Röportaj-Söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi Dedesi rahmetli Mustafa Kul'un bayrağını taşıyor

Erdoğan'ın halifelik hayali Türkiye'yi tehlikeye attı!

Erdoğan'ın halifelik hayali Türkiye'yi tehlikeye attı! Ortadoğu'yu en iyi bilen gazeteci Hüsnü Mahalli, SÖZCÜ'ye konuştu

Cesur,Devrimci ve Çağdaş

Cesur,Devrimci ve Çağdaş TGB Başkanı Çağdaş Cengiz ile röportaj

Kılıçdaroğlu: AKP kaybedeceğini gördü

Kılıçdaroğlu: AKP kaybedeceğini gördü Kılıçdaroğlu provokasyonlar konusunda uyardı

Yıldırım Mayruk ülkeyi terk ediyor!..

Yıldırım Mayruk ülkeyi terk ediyor!.. Yıldırım Mayruk,Barbaros Şansal ile birlikte ülkeyi terk ediyor!..

GÖRELE ' DE HAVA DURUMU

GIRESUN

RÖPORTAJ

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

ARŞİVLEN HABERLER

Arama
ssssssssssssssssssssssssssssssssssss