|
Karakter boyutu :
20 Nisan 2014, 01:03
Apolas Lermi İle RöportajKaradeniz Güneşi gazetesi Apolas Lermi röportajı
APOLAS LERMI RÖPORTAJ Karadeniz müzigini hakkiyla yapan sanatçilardan Apolas Lermi ile hem yeni çikan albümü hem de degerli Karadeniz Günesi okurlari için merak ettiklerimiz üzerine biraz sohbet ettik. Bu röportajda onu daha iyi taniyip belki de kendimize daha kendimizden hissedecegiz. Karadeniz Günesi: Öncelikle mahlasinizin müziginize oranla daha büyük bir merak konusu oldugunu duyduk. Kayitli diniz Apolas, çevrenizin seslenis biçimi Abdurrahman olsaydi yine ayni merak sürer miydi sizce? Apolas Lermi: Asil adim Abdurrahman dedemin; Apolas ise alin terimin adidir. Ikisiyle de gurur duyuyorum. Adiniz ne olursa olsun, insanlarin ön yargisi ve cehaleti varken her türlü sorun var demektir. Insanlara sanatin ve kültürün isim, soy isim, kan bagi, saç-sakal, kiyafet ve yalakalik olmadigini anlatmaya çalisiyoruz. Karadeniz kültürü tek bir dile, tek bir sehre ve tek bir isime indirgenemeyecek kadar köklü bir geçmise sahiptir. K.G: Bize biraz Apolas’in müzik anlayisindan bahseder misiniz? Son dönemde seni Dogu Karadeniz Halk müzigine yakinliginizla tanidik. Bu yakinligin Trabzonlu olmakla ilgisi nasil kuruyorsunuz? A.L.: Apolas Lermi müzigini yasadigi topraklarin tarihsel ve kültürel gerçekleri üzerine kuran bir müzisyendir. Geçmisi dogru analiz edip kendi yorumumla sanat adina gelecege güzel seyler birakmayi amaçliyorum. Trabzonlu oldugum için daha iyi bildigim seyden, kendi kültürümden basladim. K.G.: Ilk albümünüz ‘KALANDAR’’dan önce protest müzik yapan Grup Munzur’la birlikteliginiz oldu. Ardindan Aysegül Kolivar ‘la tanisma zemininiz olan Helesa Projesi’nde yer aldiniz. Daha sonra KALANDAR albümünüzde Karadeniz’i karartmaya devam edenlere karsi Seçim Zamani isimli bir eser ürettiniz. Kisaca bahseder misiniz? A.L.: 2001 yilindan beri müzigin içinde yer aldim ve albümden önce birçok isimle çalistim. Çesitli dillerde ve tarzlarda etnik müzik yaptik. Bireysel olarak ortaya koydugum eserlerinde tümünde geçmisten biriktirdigim bu tecrübelerim yer almaktadir. ‘Seçim Zamani’ ve ‘Diren Karadeniz’ yöremizdeki çevresel ve sosyal sorunlara karsi olusmius bir projedir. K.G.: Santa isimli son çikan albümünüzü biraz anlatabilir misiniz? A.P.: Santa, ilk albümüm Kalandar’in devami niteliginde bir çalismadir. Albümün katirlari Türküye ve Yunanistan’da tamamlandi. Yerli-yabanci birçok müzisyenin yer aldigi bu albümde, Anadolu kökenli iki Yunan sanatçi ile düet yer aliyor. 14 eserden olusan albümde dil olarak Türkçe, Yunanca ve Karadeniz Rumcasi kullanilmistir. Bu açidan Türkiye ‘de pek fazla örnegi yoktur. K.G: Müzigin yarattigi etkiye ve devrimci güce inaniyor musunuz ve kendinizi bunun neresinde görüyorsunuz? A.L: Bence müzik kültürel aydinlanmanin en güçlü öncüsüdür. Bu anlamda bir sanatçi sorumlulugu ile üreterek ve savasarak payima düsen bedeli ödüyorum. K.G: Müzik piyasasiyla Karadeniz halk kültürünün bir yabancilasmasi olarak ortaya çikan agiz olarak degme Karadenizli, ama bir o kadar da düzen kuyrukçusu bir o kadar insanimizla alakasiz sanatçi karikatürlerine ne diyorsunuz? Sizce bir sanatçinin düzenle, egemen zihniyetle iliskisi nasil olmali? A.L.: Aslinda bu sorunun temelinde sanatin ve sanatçinin ne olmasi gerektigi sorusu yatiyor. Bütün ideolojiler kendi sanat tanimini dayatiyor. Bu tanim kirliligi ortasinda bahsettiginiz gibi sorunlar olusuyor. Egemen dediginiz insanlarin sanata karsi tavirlari zaten ortada. Bu konuda o kadar yetenekli degiller. Bence gerçek sanatin önündeki en büyük engel; kendilerini aydin, demokrat ve muhalif gösteren cahil yobazlarin uygulama alanidir. Ahmet Kaya’nin Entel Maganda sarkisindaki gibi. B çevrelerin kendi degerleriyle çelismesi, benim önümdeki en büyük engellerden olmustur; olmaya da devam etmektedir. K.G.: Bir röportajinizda kendiniz müzik isçisi olarak gördügünüzü söylemistiniz. Emeginizin karsiligini alamadiginizi düsündügünüz oluyor mu? Ürettiginiz müzikle dinleyicileriniz arasina engeller konulmasi gibi durumlar yasiyor musunuz mesela? A.L.: Evet ben bir müzik isçisiyim ve bir fabrika isçisinden farksizim. Onun gibi sömürülüyorum; hakkimi alamiyorum. Yukarida da dedigim gibi; benim halk ile bulusmama asil engel halkçi ve devrimci söylemleriyle çelisen yobazlardir. Sanatçi sorumlulugu ile ödedigimiz bedele kör, sagir ve duyarsiz kalan bu çevrelere ragmen mücadelemizi sürdürüyoruz. K.G.: Her türlü yaratici insan eyleminin baskilanmaya çalisildigi egemenlerin fiyat koyamadigi degerleri yok sayma ötekilestirme politikalari bir dönem öyle bir dil yok denilen dillerde sarki söyleyebilen bir müzik insani olarak sizi rahatsiz ediyor mu? A.L.: Sadece egemenler degil; bahsettiginiz dillerin bir pazari yok ise onu herkes yok sayar. Yillarca kafalarini Kürt Sorununa gömen ve tirnak içinden çikamayan aydinlar için de durum farkli degil. K aradeniz kültürünün su dönemde islenmesi tamamen yeni bir ekonomik Pazar arayisinin sonucudur. Ideolojiler bu basit konular üzerinden halki oyalamaktan vazgeçmelidir. Baska seyler düsünmeliler. Kim hangi dilde isterse o dil de nefes almalidir. Bu herkesin kendine bir pay çikarmasi gereken genel bir hatadir. K.G.: Yaptiginiz müzigi nasil tanimliyorsunuz? Etnik müzik diyebilir miyiz? A.L.: Tam olarak Etnik ya da Karadeniz müzigi diyemeyiz. Kisisel ya da özgün müzik demek daha dogru. K.G.: 2010-2011 den bu yana Trabzon gündemini isgal eden sike süreciyle ilgili ne düsünüyorsunuz? A.L.: Kapitalizm kendini futbol üzerinden de devam ettiriyor. Futbol he onlara para kazandiriyor hem de insanlari uyutuyorlar. Insanlar futbolu konusurken onlar halki soymaya devam ediyor. B u soygun bazen böyle olaylarin halka yansimasina neden oluyor. K.G.: Çikardiginiz son albümde ‘Tonton’ adli bir parçaniz var. Kalandar albümün de ‘Seçim Zamani’ vardi. Bu sarkilarin etkisini nasil degerlendiriyor ve neyi hedefliyorsunuz? A.L.: Sanatçi sorumlulugu ile ürettigimiz bu eserler, birilerinin israrla görmedigi Karadeniz’in asi ve muhalif ruhunun müzikal yansimasidir. Bu eserler halkin degismeyen sorunlarindan taraftir. Iyinin ve kötünün ayrismasini hedefliyoruz. K.G.: NATO taseronu ve Mehmet Agar’in yakin dostu olan Aziz Yildirim’in, gezi sehidi Ali Ismail Korkmaz’la yan yana getirilmesine ve bu noktada solun tavrini nasil degerlendiriyorsunuz? A.L.: Ortadaki belgeler ve sonuçlanan mahkemeler net bir sekilde Trabzonspor’un magduriyetini açikliyor. Ancak her firsatta alin terinden, emekten, magduriyetten bahseden çevrelerin bu süreçte Trabzonspor’u yalniz birakmasi bit yana; hirsizin yaninda yer almalari ne kadar aciz olduklarinin göstergesidir. Ayrica Gezi olaylarinda ölen insanlarin ismi üzerinden hirsizi aklamaya çalismak, bence büyük bir vicdansizlik ve ahlaksizliktir. Bunu yapanlar benim gözümde solcu degildir. Önce insan olamayan, hiçbir sey olmaz. K.G.: Karadeniz Günesi’ni taniyor musunuz? Gazetemizi nasil buldunuz fikriniz nedir? A.L.: Gazetenizi tanimiyorum ama bundan sonra firsat buldukça takip etmeye çalisacagim. Basarilar diliyor ve ilginiz için tesekkür ediyorum. ![]() Karadeniz Günesi Haberi Ekleyen: Görman Hesler Bu haber 2062 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
VİDEO GALERİ
GÖRELE ' DE HAVA DURUMUARŞİVLEN HABERLERArama |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||