Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Temiz Eller Savcısı: Demokrasiniz tehlikede
22 Nisan 2014, 08:28

Temiz Eller Savcısı: Demokrasiniz tehlikede

Savcı Felice Casson 17 Aralık operasyonları ve sonrasında Hükümet'in attığı adımları yorumladı.

Temiz Eller Savcisi: Demokrasiniz tehlikede

Italya'nin meshur Temiz Eller operasyonunu yapan ve birçok kirli iliskiyi ortaya döken Italyan Savci Felice Casson 17 Aralik operasyonlari ve sonrasinda Hükümet'in attigi adimlari yorumladi.

Iki ülke arasinda pek çok benzerlik olduguna dikkat çekti.

“Demokrasiye tahammül edilemeyen rejimlerde yargi ve basindan olusan iki kontrol sistemi yok edilmeye çalisilir. Bu ikili, her demokrasinin temel unsurudur.” Bu sözler, Gladyo’yu ortaya çikararak ‘Italyan Gladyosu’nu’ çökerten efsanevî savci Felice Casson’a ait… Casson, kendisinin de büyük sikinti yasadigi “yargiya hükümet müdahalesi, basin ve ifade özgürlügü, demokraside güçler ayriligi” gibi konularda önemli uyarilar yapti.

Türk demokrasisinin ciddi tehdit altinda oldugunu söyleyen Casson, Italya’da yasanan benzer süreçte de Basbakan Silvio Berlusconi’nin suçlulari degil, tam tersine basini, polisi ve yargiyi hedefe koydugunu vurguladi.

Türkiye’yi sarsan rüsvet ve yolsuzluk operasyonlari sonrasi hükümetin uygulamalarina sert elestiriler yönelten Casson, özellikle yargi ve basina yönelik müdahalelerin demokrasi açisindan çok tehlikeli oldugunu kaydetti.

DEMOKRASILERDE YARGI,YÜRÜTMENIN ALTINDA OLMAZ

*Ergenekon savcilari hükümet tarafindan daha önce kahraman ilan edilmislerdi; ancak 17 Aralik yolsuzluk ve rüsvet operasyonu sonrasinda ayni hükümet tarafindan hedef gösterildiler; hatta görevlerinden alinip baska alt görevlere tayin edildiler. Bunu nasil degerlendiriyorsunuz?

Bu durum demokrasi açisindan çok tehlikeli. Çünkü demokratik ve modern bir ülkede güçler ayriligi olmak zorundadir. Bir tarafta yürütme organi diger tarafta yargi organi. Bu tip güçler ayriligi Bati dünyasinda mevcut. Montesquieu’nun 1700’lu yillarin sonuna dogru bunu bize kazandirdigi kitabi hukukun ‘kutsal kitabi’ sayilir. Düsünün ki yargi organi yürütme organinin altinda olsun, bu tamamen yanlistir. Bu, demokrasilerde degil baskici sistemlerde olur. Yargi, hükümetin ve politik oyunlarin disinda tutulmalidir daima. Bana göre hükümetin öncesinde ‘evet’, sonrasinda ‘hayir’ demesi yanlis görünüyor. Sonuçta savcilarin vazifesi yasalari uygulamaktir sadece. Çünkü demokrasinin en önemli ilkesi tüm vatandaslarin hukuk karsisinda esit olmasidir. En uzak köydeki vatandastan basbakana kadar herkes esit durumda olmalidir.

SORUSTURMA BITMEDEN SAVCILAR DEGISTIRILEMEZ

*Ortada çok ciddi yolsuzluk iddialari, mahkeme karariyla dinlenen ses kayitlari, görüntüler ve belgeler var. Örgütlü bir suçtan bahsediliyor. Ancak yolsuzluk sorusturmalarini aylardir yürüten savcilar artik görevde degil. Yeni savcilarin konuya vakif olabilmeleri ne kadar mümkün ve bu asamadan sonra sorusturmanin saglikli yürümesi beklenebilir mi?

Demokratik bir sistemde düzen su sekilde olmali: Eger savcilar bir sorusturma yürütüyorsa o görevlerini tamamlamadan yer degisikligi yapilmayacagi garanti altina alinmali. Hele ki hassas sorusturmalarda -mesela bir bakana veya hükümete yönelik olabilir- yer degisikligi asla olmamali. Bu, güçler ayriliginin ilkelerinden biridir. Yargi bagimsiz bir sekilde çalisabilmeli, yürütme organi tarafindan yargiya müdahale edilmemeli. Skandallar, sorusturmalar ve agir suçlamalar oldugunda disaridan müdaheleye engel olabilmek için bu gerekli… Sorusturma konusuyla alakali hiç bilgisi olmayan bir savci gelebilir ya da korktugu için görevini dogru düzgün yerine getirmeyenler olabilir. Hükümet ile ayni düsüncede olanlar gelebilir. Bu durumda yargi, görevini düzgün bir sekilde yerine getiremez.

BASBAKAN’IN,“GEREGINI BEN YAPAYIM” SÖZÜ,ÇOK CIDDI BIR SORUN

*Basbakan’in, “(Ihalelerde) Kim kime ne vermis, bununla ilgili somut bir sey var mi? Böyle bir sey varsa bana getirin, geregini ben yapayim.” sözünü yargi bagimsizligi ve hukukun üstünlügü açisindan degerlendirebilir misiniz?

Söyle söyleyeyim, güçler ayriligi ilkesince modern demokraside bu çok ciddi ve kabul edilemez bir sorun. Çünkü düzenli bir devlet yasalara, rollere ve islevlerine uymali. Parlamento olumsuz bir sekilde hükümete müdahale etmemeli. Ayni sekilde de hükümet parlamentoya müdahale etmemeli ve yargiya uymali. Yargi, yasalara uygun hareket etmeli ve herkese saygi göstermeli. Parlamenterler de hükümet temsilcileri de ayni sekilde… Eger ortada bir suç varsa yargilanmali. Yani demokrasinin ilkelerine bagli bir sekilde bagimsiz yollarda ilerlemeliler.

ADLI POLIS,SORUSTURMADA YARGIYA BAGLIDIR; BIZDE BASBAKAN BILE SORUSTURMAYA MÜDAHALE EDEMEDI

*Adli kollugun,yarginin operasyon emrini yerine getirmemesini nasil okumak lazim? Bunun sonu nereye varir? Kolluk kuvvetleri, ‘deliller yeterli degil’ diyebilir mi? Delillerin yeterli olup olmadigini degerlendirmek ‘kolluk kuvvetlerinin’ isi midir?

Aslinda bu bir iç hukuk meselesi. Italya’da neler oldugundan bahsedebilirim. Anayasa hükmüne göre sorusturmalari yargi yürütüyor, böylelikle adli polisler de yerli yerinde görev yapiyorlar ve yarginin emrindeler. Hiçbir adli polis ve jandarma, cumhuriyet bassavcisinin emri olmadan arastirmayi yürüten yargiya müdahale edemez. Bu, sorusturmayi yürütenlerin bagimsiz olmasini garanti altina almak için yapilir. -Italya’da bazen yasadigimiz durum- Normal bir polisin veya adli polis müdürünün, içisleri bakaninin baski ve müdahalelerine karsi koymasi biraz güç. Ancak yasaya göre polis, sorusturma süresinde yargiya baglidir.

Yakin zamanda Italya’da yasanan bir vaka da var. Berlusconi basbakanken Milano’daki polislerin yasadisi bir sekilde tayin edilmelerini saglamisti. Yine Ruby skandali sirasinda da bu skandalin üzerini kapamaya çalisti; ama sorusturma açildi ve 6-7 senelik bir mahkumiyet verildi. Bu, yargiya, sorusturmayi yürüten adli polise saygi duymak demek. Öyle ki basbakan bile bu sorusturmalara müdahale edemedi, edememeli.

HSYK’NIN GÖREVI,YARGI BAGIMSIZLIGINI GARANTI ALTINDA TUTMAK

*Peki HSYK’nin rolü nedir?

HSYK’nin anayasamiz tarafindan belirlenmis olan çok temel bir görevi var. Üçte ikisi hakimlerden olusur, kalani parlamentodan (senato ve milletvekilleri arasindan). Ve bu üyelerin yargi bagimsizligini garanti altinda tutmasi gerekir. Hakimlerin formasyonunu gerçeklestirir, kurslar düzenler, 4 yilda bir kapasite, çaliskanlik ve profesyonellik açisindan degerlendirme yapar. Baska bir önemli görevi ise görev yeri tayinlerini yapmasidir. Adalet Bakani ile birlikte adli makam baskanlarini atar ve özellikle yer degisikliklerinde karar merciidir. Bu da yürütme organinin müdahale etmesini engelliyor.

ATAMALARIN BAKANLIK DEGIL HSYK TARAFINDAN YAPILMASI,YARGI BAGIMSIZLIGININ GARANTISIDIR

*HSYK görev ve yetkilerinin (atamalar,disiplin cezalari, vb.) adalet bakanina baglanmasi nasil degerlendirilmeli?

Bu, güçler ayriligi ilkesine aykiri bir müdahale.Italya’dan bir örnekle anlatayim.Eger bir bassavci,bir bakan hakkinda sorusturma yürütüyorsa ve yerinden edilirse baska hiçbir savci, politikacilar aleyhinde (yolsuzlukla ilgili sorusturma, görevi kötüye kullanma, vb.) sorusturma yapmaya cesaret edemez. Çünkü o bassavci kuzeyden güneye, Sicilya’ya atanabilir bakanin emriyle. Mesela polisler her ne kadar sorusturma yürütseler de bakanin emriyle kuzey Italya’dan güney Italya’ya sürülme korkusu vardir.

 

Atamalarin bakanlik tarafindan degil HSYK tarafindan yapilmasi, yarginin bagimsizligini saglamak için her yerde olmasi gereken bir garantidir. Bu, Italya’da olan bir güvencedir. Birkaç yil önce Ankara’da, adalet bakaninin HSYK üzerine düzenledigi bir toplantiya katilmistim. Oradaki iyi organize olmus HSYK’nin okulunu da görme firsati buldum. Türkiye’deki bu problemler hakkinda beni bilgilendirmislerdi. Gerçek ve hakiki bir otonomi saglayabilmek için HSYK’nin yetkileri kesinlikle gözden geçirilmeli.

SIYASI SORUSTURMALARI YÜRÜTEN TÜM YARGIÇ VE SAVCILAR BASKIYA MARUZ KALDI

*Siz Gladyo sorusturmasini yürütürken,yürütmenin benzer baskilarina maruz kaldiniz mi?

Kesinlikle evet. Yalniz ben degil, siyasal iktidari ve siyasetçileri (bakanlar, milletvekilleri) ilgilendiren sorusturmalari yürüten tüm yargiçlar ve savcilar bu tür girisim ve baskilar altinda kaldilar. Yani bu yeni bir sey degil. Savcinin konuya hakim olmasi, prosedür hatalari islememesi, tüm belgeleri çok iyi çalismasi, çok titiz olmasi, öncelikle kendisinin yasalara uymasi ve kurumsal olarak anayasal korumanin olmasi gerekmekte. Meslegini gerektigi gibi yerine getirdigi takdirde, siyasal iktidar ve HSYK tarafindan dokunulmayacaginin farkinda olmali.

BERLUSCONI DE AYNISINI YAPTI; SUÇLULARI DEGIL,BASINI,POLISI VE YARGIYI HEDEFE KOYDU

*Bu kadar ciddi yolsuzluk iddialari, belgeleri, mahkeme kararlariyla yapilan dinlemeler, fezlekeler varken sorusturmalarin örtülmesi mümkün müdür?

Italyan deneyiminden bahsetmek zorundayim, çünkü olaylari sadece gazetelerin bize yansittigi kadar biliyorum. Italya’da bazi bakanlari ya da Basbakan Berlusconi’yi ilgilendiren sorusturmalar oldugunda zamanin merkez-sag hükümeti tüm yargiç ve savcilari engellemek için elinden geleni yapti. Bunlari bireysel olarak yargiç ve savcilarin üzerine giderek degil de (engelleme, tayin vb.) antidemokratik yasalari empoze ederek yapabildi. Berlusconi hükümetinin bu antidemokratik yasalari iki yöne odaklanmaktaydi: Bir taraftan yarginin ve polislerin mevcut mekanizmalarini engelleyerek, sorusturmalari, örnegin dinlemeleri kisitlayarak engelleme çabalari… Diger taraftan ise haberlerin yayinlanmasini önlemek için basina müdahale çabalari…

Yani,Berlusconi bir taraftan suçlularin yerine polis ve savcilara kelepçe taktiran yasa tasarilari olusturdu,diger taraftan siyasetçilerin yanlislarini, suçlarini halkin ögrenmemesi için basina engel koymaya çalisti. Bu demokrasi için en olumsuz yöndür. Yarginin kurumsal bir kontrol olarak isledigi gibi özgür basin da demokrasi için çok önemli bir kamu kontrolü uygulamaktadir. Demokrasiye tahammül edilemeyen rejimlerde yargi ve basindan olusan iki kontrol sistemi yok edilmeye çalisilir. Bu ikili,her demokrasinin temel unsurudur.

BASBAKANIN,BIR DAVA HAKKINDA ADALET BAKANINA TELKINDE BULUNMASI KABUL EDILEMEZ

*Basbakan Erdogan’in adalet bakanini bizzat arayarak, davalarla ilgili telkinlerde bulundugu ortaya çikti. Internete düsen ses kaydinda Basbakan, bir davayla ilgili Türkiye’nin önemli medya gruplarindan birinin sahibinin “mutlaka mahkum edilmesi gerektigini” söylüyordu. Basbakan, söz konusu ses kaydini, “Adalet bakanimdan bilgi alamayacak miyim?” diyerek kabul etti. Yargi bagimsizligi, hukukun üstünlügü ve güçler ayriligi ilkesi baglaminda bu olay nasil degerlendirilebilir?

Bu kabul edilebilir degildir. Yargi tüm suçlari takip etmelidir. Sorusturmalarin basarili bir sekilde sonuçlanmasi için sorusturmanin ilk asamasinda gizlilik yükümlülügü bulunmakta. Iliski sadece bireysel olarak yargi ile HSYK arasinda olmalidir. Sonuçlarin basarisini temin etmek için sorusturma asamasinda da gizlilik mutlaktir. Adalet bakaninin da diger vatandaslar ile esit oldugunu düsünürsek, tek bir davanin süreci hakkinda bilgi sahibi olma iddiasi kabul edilemez. Adalet bakani, yarginin iyi islemesini, süreçleri, gerekli personel ve finansmani düsünmek zorunda. Sürece müdahale edemez.

BASIN,DEMOKRASININ BEKÇISIDIR; VATANDASIN BILGILENME HAKKI VARDIR

*Son olarak Basbakan, bir mitinginde ‘Twitter’in kökünü kaziyacagiz’ dedikten saatler sonra Twitter, TIB tarafindan “koruma tedbiri gerekçesiyle” tamamen kapatildi. Içinde bulundugumuz teknoloji çaginda ‘yasaklar koyarak’ gerçekleri/yolsuzluklari gizlemek ne kadar mümkün?

Özgür basina müdahalede bulunmak demokrasiye tehdittir. Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’nin ülkelerin ceza kanunu ve özgür basin arasindaki iliskiyi düzenlemek için müdahale ettigini ve tekrarlanan kararlarini hatirlatmak isterim. AIHM’nin Fransa’yi cezalandiran ilk karari gizli servislerle ilgili vakadir. Bu karar, Yunanistan ve diger Avrupa ülkelerine karsi da tekrarlandi. François Mitterrand’in cumhurbaskani oldugu dönemde yasadisi dinlemeler gerçeklestiren Fransiz gizli servisinin, gizli/haksiz yapisiyla ilgili olan ceza davasi hakkinda iki Fransiz gazetecinin makaleler ve kitap yazmasiydi olay… Bu haksiz dinlemelerle gazetecileri, siyasetçileri, yargiçlari ve vatandaslari dinliyorlardi. Bu iki gazeteci, bu yapi hakkinda yazdilar. Ceza kanununu ihlal ettiler; çünkü mevcut yasalara göre yazmalari suçtu.

Bu gazeteciler, Fransiz yasalarinin en agir cezalarina mahkum edildiler. Ama daha sonra gazeteciler, Avrupa hukukuna göre bu mahkumiyetin dogrulugunu sorgulayarak AIHM’ye basvurdular. Mahkeme, Fransa devletini mahkum etti; çünkü özgür basin, idarecilerin icraatlari hakkinda vatandaslari bilgilendirebilmeliydi… Basin, demokrasinin bekçisidir. Bir konu tüm vatandaslarin hakkini ilgilendiriyorsa vatandasin bilgilendirilmeye hakki vardir. Ve basin, bu tip durumlarda ceza kanununu ihlal edebilir. Çünkü gazetecinin gerçekleri yazma hakki ve sorumlulugu vardir…

ITALYAN TEMIZ ELLER SAVCISI DI PIETRO DA TARIHÎ UYARILAR YAPMISTI

*Felice Casson vesilesiyle Gladyo’nun ortaya çikarilmasindan sonra Italya’da devlet-mafya iliskilerini desifre eden “Temiz Eller” operasyonunun ünlü savcisi Antonio Di Pietro da, Türkiye’deki son gelismelerle alakali tarihî açiklamalar yapmisti. Ocak ayinda Cihan’a konusan Di Pietro, yolsuzluk sorusturmalariyla ilgili olarak AKP hükümetine çok agir elestiriler yöneltirken, asil darbenin hükümete degil, yargi ve demokrasiye vurulacagini dile getirmisti. Türkiye’yi sarsan yolsuzluk operasyonlariyla alakali gelismeleri yakindan takip eden efsanevi savci ile yapilan röportaj, iki ülkenin sasirtici benzerligini de ortaya koymustu.

Hükümetin HSYK düzenlemesiyle alakali olarak “Ölüm vurusu olur” benzetmesi yapan Antonio Di Pietro, savci ve polislerin darbe degil, devlet hizmeti yaptigini vurgulayarak, “Umarim Italya’daki gibi bunu canlariyla ödemezler” demisti.

“DIS MIHRAK” ÜÇKAGITÇILIGINA KANMAYIN; HÜKÜMET MEDYASI ILE TÜRK HALKI KANDIRILIYOR

Yolsuzluk operasyonunun “dis mihraklarin oyunu” olarak nitelendirilmesini “Bu üçkâgitçiligin sizi etkilemesine izin vermeyin” diye sertçe elestiren ünlü savci, “Bana da Amerikan ajani, KGB ajani dediler. Biz de para kutulari bulduk” ifadelerini kullanmisti. Son düzenlemelerle demokrasiye darbe yapilmak istendigini söyleyen Di Pietro, savcilara “Sonuna kadar gidin, akibetinizden korkmayin” mesaji vermisti. Ancak yolsuzluk sorusturmalarinin ciddi hasar aldigini, hükümet medyasi medya araciligiyla halkin kandirildigini vurgulamisti. Polisin hirsizdan hizli olmasi için gerekli düzenlemelerin yapilmasinin önemine dikkat çeken Di Pietro’nun “Hirsiz, kendi hâkimini seçemez” vurgusu da dikkat çekmisti.

sözcü

Haberi Ekleyen: Görman Hesler

Bu haber 1570 defa okunmuştur.

Paylaş

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Röportaj-Söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi Dedesi rahmetli Mustafa Kul'un bayrağını taşıyor

Erdoğan'ın halifelik hayali Türkiye'yi tehlikeye attı!

Erdoğan'ın halifelik hayali Türkiye'yi tehlikeye attı! Ortadoğu'yu en iyi bilen gazeteci Hüsnü Mahalli, SÖZCÜ'ye konuştu

Cesur,Devrimci ve Çağdaş

Cesur,Devrimci ve Çağdaş TGB Başkanı Çağdaş Cengiz ile röportaj

Kılıçdaroğlu: AKP kaybedeceğini gördü

Kılıçdaroğlu: AKP kaybedeceğini gördü Kılıçdaroğlu provokasyonlar konusunda uyardı

Yıldırım Mayruk ülkeyi terk ediyor!..

Yıldırım Mayruk ülkeyi terk ediyor!.. Yıldırım Mayruk,Barbaros Şansal ile birlikte ülkeyi terk ediyor!..

GÖRELE ' DE HAVA DURUMU

GIRESUN

RÖPORTAJ

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

ARŞİVLEN HABERLER

Arama
ssssssssssssssssssssssssssssssssssss