Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Atatürk'ün Armağanı Milli Bayramlar
15 Eylül 2013, 01:53

Atatürk'ün Armağanı Milli Bayramlar

Atatürk'ün Türk Milletine Armağan Ettiği Milli Bayramlar

Atatürk’ün Armagani Milli Bayramlar  - M.VEHBI TANFER

Atatürk’ün Türk Milletine Armagan Ettigi Milli Bayramlar
 
Millî bayramlar ve anma günleri, hiç süphesiz, bir milleti olusturan bireylerin, birlik ve beraberlik duygusunu en yogun olarak yasadigi günlerdir. Milleti olusturan bireyler, bu millî günlerde, millî dayanisma ve birlik ruhu içinde, kendi milletlerine ait olma heyecan ve coskusunu yasarlar. Millî ülkülerini degisik platformlarda dile getirmenin ihtiyacini duyarlar. Böyle günlerde, gündelik yasamin kaygilarindan uzaklasilir, geçmisin sagduyulu bir biçimde degerlendirilmesi yapilir. Kisir görüsler bir yana birakilir; gelecege daha yüksek bir idealle bakilir. Bu ruh halinin önemini Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin onuncu yil kutlamalarinda verdigi ünlü nutkunda: “Türk Milleti, millî birlik ve beraberlikle bütün güçlükleri yenmesini bilmistir” sözleriyle açiklar1. Türk Milleti’nin yakin tarihi, anilmaya ve kutlamaya deger bu tür büyük olaylarla doludur. Bu olaylarin en önemlisi ise hiç süphesiz, Türk Milleti’nin Atatürk’ün önderliginde gerçeklestirmis oldugu, batililarin ‘Türk Mucizesi’ adini koyduklari çok yönlü, çok boyutlu bir süreç olan Türk Kurtulus Savasi ile, bu savasin sonunda gerçeklestirilen büyük Türk Inkilâbi’dir2. Bu büyük inkilap hareketi, dünyanin en görkemli ve kendi dogal ortami içinde en önemli olaylarinin basinda gelmektedir. Atatürk, bütün farkli kültürlerin birlestigi bir noktada cereyan etmis olan bu büyük olayi: “Yaptigimiz ve yapmakta oldugumuz inkilaplarin gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkinin tamamen asri ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir topluluk haline getirmektir. Inkilabimizin gerçek ilkesi budur” diyerek açiklar3. Atatürk’ün yalnizca bu sözleri bile, Türk Inkilabi’nin ne denli kapsamli bir inkilap oldugunu anlamamiz için yeterlidir. Bu inkilap, pek çok devrimden farkli olarak, içinden dogdugu sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yapiyi kökten degistirme amacini gütmektedir. Sosyal bir olgu olarak her inkilâp hareketinin geçirdigi bir takim evreler vardir. Bu evreler: 1- Fikrî hazirlik; 2- Ihtilal (Egemenligin el degistirmesi); 3- Kurumlarin ve kavramlarin yerlestirilmesi süreçleridir. Türk Inkilabi da, bu üç evreyi birbirini izleyen merhaleler halinde yasamistir. Türk Kurtulus Savasi, bu büyük inkilâp hareketinin ikinci safhasini olusturur. Öyle ki, bu büyük tarihsel olgu, yalnizca Türk Milleti’nin ve isgal altindaki Türk Yurdu’nun, Türk Milleti’nin “Ya Istiklal, Ya Ölüm” parolasi etrafinda kenetlenerek vermis oldugu ölüm kalim mücadelesi sonucunda isgalcilerden kurtarilmasi ya da egemenligin padisahtan alinip, millete verilmesi süreçlerinden olusmaz. Bunun yaninda, bütün ezilen mazlum milletlere örnek olarak, onlara özgürlük ve bagimsizlik yolunu açmistir4. Her safhasi birer destan olan bu görkemli hareketin her günü, millî gün olarak anilmaya deger önem tasimaktadir. Örnegin Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri, I. ve II. Inönü Savaslari, 28 Ocak 1920 tarihli Misak-i Millî, Sakarya Savasi, Tekalif-i Milliye Emirleri böylesine önem tasiyan pek çok olayin yalnizca birkaçidir. Bu önemli olaylar arasinda yer alan dört önemli tarihsel olay, günümüzde, ulusal Türk bayramlari olarak anilip kutlanmaktadir. Bu Milli Türk Bayramlari sunlardir: 1-19 Mayis: Gençlik ve Spor Bayrami; 2-23 Nisan: Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayrami; 3-30 Agustos Zafer Bayrami; 4- 29 Ekim: Cumhuriyet Bayrami… Bu dört önemli tarih, tarihsel olusum siralari ve anlamlariyla Türk Kurtulus Savasi’nin en önemli evrelerini olustururlar. Bu dört önemli millî gün, Türk Kurtulus Savasi’nin mükemmel bir panoramasini ortaya koymaktadir. Diyebiliriz ki, Türk Kurtulus Savasi, 19 Mayis 1919, 23 Nisan 1920 ve 30 Agustos 1922 tarihlerinin manevi üçgeninde olusmus, bunun sonucunda da, 29 Ekim 1923’te çagdas Türkiye Cumhuriyeti kurulmustur. 19 Mayis 1919, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da Anadolu topraklarina ayak bastigi ve Türk Millî Mücadelesi’ni baslattigi gündür. Bu tarih, ayni zamanda, Anadolu Ihtilal Hareketi’nin de baslangicidir. 23 Nisan 1920, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açildigi, 30 Agustos 1922 tarihi de, Baskumandan Meydan Muharebesi’nin Türk Milleti için zaferle sonuçlanmis olan gerçeklesme tarihidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milleti’nin tarihinin en karanlik ve ümitsiz günlerini yasadigi bir sirada, milletinin boynuna geçirilmek istenen esaret zincirini kirmak üzere, 19 Mayis 1919’da, Samsun ufuklarinda bir sabah yildizi gibi dogmus; 23 Nisan 1920’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarak, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atmis 30 Agustos 1922’de, Dumlupinar’da gerçeklesen Baskumandan Meydan Muharebesi’nde, düsmanin belkemigini kirarak, milletine aydinliga ve uygarliga giden yolun kapilarini açmistir. Bu sürecin sonunda da, O’nun; “Benim en büyük eserimdir” dedigi cumhuriyet ilan edilmistir.5 Türk Ulusal Bayramlari’nin tarihsel anlamlari ve bayram olarak kabul edilislerinin tarihsel seyri su sekilde ele alinabilir: 1-19 Mayis Gençlik ve Spor Bayrami : I. Dünya Savasi’nin sonunda Osmanli Devleti’nin fiilen ömrünü tamamladigina inanan Gazi Mustafa Kemal Pasa, 9. Ordu (Sonradan 3. Ordu) Müfettisi sifatiyla, 16 Mayis 1919’da maiyeti ile birlikte Bandirma Vapuru’na binerek, aksam üzeri, Istanbul’dan Samsun’a gitmek üzere hareket etmisti. 17-18 Mayis günlerinde, Inebolu ve Sinop üzerinden geçen Mustafa Kemal Pasa, 19 Mayis 1919 sabahi, Samsun rihtimindan Anadolu topraklarina ayak basmisti6. 19 Mayis 1919 günü, karanlik günler yasamakta olan Türk Milleti için, yeni bir umut isigi olmustu. 1927 yilinda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ikinci olaganüstü kurultayinda, araliksiz olarak alti gün boyunca, toplam 36,5 saatte okumus oldugu ünlü Büyük Nutku’nda Atatürk: “1919 Senesi Mayisi’nin 19. günü Samsun’a çiktim. Vaziyet ve Manzara-i Umumiye” diyerek basladigi cümleleri ile, Türk Millî Mücadelesi’nin baslangiç günü olan 19 Mayis 1919’da, Türk Milleti’nin ve devletin içinde bulundugu durumu dile getirmektedir7. O’nun anlattigi biçimiyle, Osmanli Devleti’nin içinde bulundugu grup I. Cihan Harbi’nde maglup olmus, Osmanli Ordusu her tarafta zedelenmis, sartlari agir bir mütareke imzalanmisti. Büyük harbin uzun seneleri içinde, millet yorgun ve fakir bir duruma düsmüs; millet ve memleketi savasa sevkedenler, kendi hayatlarinin kaygilarina düserek, ülkeden firar etmislerdi. Saltanat ve hilafet makamini isgal eden padisah Vahdettin tereddüt içinde, sahsini ve tahtini kurtarmayi saglayacak önlemler pesindeydi. Hükümeti olusturan Damat Ferit Pasa’nin baskanligindaki kabine “aciz, haysiyetsiz, korkak; yalniz padisahin iradesine tabi bir durumdaydi. Itilaf Devletleri, mütareke kosullarina uymaya gerek görmüyorlar, birer vesile ile, Itilaf Devletleri ve askerleri parça parça Ata Yurdu olan Türk topraklarini isgal ediyorlardi. Doguda Ermeni, kuzeyde Pontus çeteleri, Istanbul’da Ermeni Patrigi Zaven Efendi ve Mavri Mira Heyeti’ne bagli olarak çalisiyorlardi. Kamuoyunda Amerikan Mandaciligi, Ingiliz Himayeciligi ve Bölgesel Kurtulus yollarina dayali çalismalar vardi. Pek çok dernek kuruluyor, temaslar yapiliyordu. Oysa Atatürk, bu kararlarin hiçbirinde mantik ve isabet görmüyordu. Çünkü bu kararlarin dayandigi bütün deliller ve mantiklar çürüktü, esassizdi. Gerçekte, Osmanli Devleti’nin temelleri çökmüs, ömrü tamam olmustu. Osmanli Memleketleri tamamen parçalanmisti. Atatürk’e göre, orada bir avuç ata yurdu kalmisti. Son mesele, bunun da taksimini saglamaktan ibaretti. Osmanli Devleti, onun istiklali, padisah, halife, hükümet; bunlar hepsi anlami kalmamis bir takim anlamsiz sözlerden ibaretti. Tek bir karar vardi; “O da, ulusal egemenlige dayali, kayitsiz-sartsiz tam bagimsiz, yeni bir Türk Devleti kurmak”8. Atatürk Büyük Nutku’nda: “Iste daha Istanbul’dan çikmadan evvel düsündügümüz ve Samsun’da, Anadolu topraklarina ayak basar basmaz uygulamasina basladigimiz karar, bu karar olmustur” diyordu9. Gerçekten de Mustafa Kemal Pasa için, Samsun’da Anadolu topraklarina çiktigi an, tarihi bir görev baslamis bulunuyordu. Bundan sonraki evrelerde egemenlik adim adim Padisah’tan millete geçecek, Osmanli Devleti asama asama iki elden idare edilecekti10. Anadolu’da millî mücadelenin cepheleri genisledikçe, “millî egemenlik” fikrinin etkinligi artacak; Istanbul’da padisah ve yakin çevresi Ingilizlerle isbirligi içine girdikçe, adim adim “ihanet” sinirina yaklasacakti. Anadolu gün geçtikçe, adim adim Istanbul’a hâkim olacakti. Mustafa Kemal Pasa gittigi her yerde halkin arasina giriyor, millî birlik ve beraberlik ruhunu millete asiliyor, onlara mücadele azmi veriyordu. Istanbul Hükümeti gibi onlari sükûnete degil, harekete geçirmeye çalisiyordu. Yine O, yalnizca bir komutan gibi davranmiyor, valiler, kumandanlar ve millî kuruluslarla irtibata geçiyor, Türk milleti’ni düstügü kötü durumdan haberdar ediyor, halkin dertlerini dinliyor, bu dertlere çare ariyordu. Böylece Mustafa Kemal Pasa, kongreler ve mitingler düzenleyip, halk adina, halkla birlikte kararlar alan bir önder olarak tarihteki yerini aliyordu”. Tarih boyunca esarete razi olmamis Türk Milleti, yedi bin yillik sanli geçmisinden güç alarak, 19 Mayis 1919’da, Mustafa Kemal Atatürk ile yeniden doguyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ün, bu millî mücadelede en çok güvendigi kesim hiç süphesiz ki Türk Gençligi’ydi12. Ülkenin en karanlik günlerinde, kamuoyunun bütün kesimlerinde koyu bir karamsarlik hâkimken Atatürk, Türk Gençligi’ndeki özgürlük askini görmüs, bununla hem gurur duymus, hem de iftihar etmisti. Daha 1918 yilinda; “Herseye ragmen muhakkak ki bir nura dogru yürümekteyiz. Bende bu imani yasatan kuvvet, yalniz aziz memleket ve milletim hakkindaki sinirsiz muhabbetim degil, bugünün karanliklari, ahlaksizliklari, sarlatanliklari içinde, sirf vatan ve hakikat askiyla isik serpmeye ve aramaya çalisan bir gençlik gördügümdendir” diyordu13. Türk Gençligi son çeyrek yüzyilda, tartisilamaz biçimde büyük fedakârliklarda bulunmustu. Türk Kurtulus Savasi’nda; “Dag basini duman almis/Gümüs dere durmaz akar” dizeleriyle baslayan mars Türk Gençligi’nin marsi olmus, bütün bir gençlik, o yillardan bu yana coskuyla bu marsi söylemisti14. Atatürk, Ankara Halkevi’nde yaptigi bir konusmasinda, 19 Mayis 1919 gününü ve “Gençlik Marsi”nin tarihsel anlamini su sözlerle degerlendirmisti: “Ben 1919 senesi Mayis’i içinde Samsun’a çiktigim gün, elimde hiç bir maddi kuvvet yoktu. Yalniz büyük Türk milleti’nin asaletinden dogan ve benim vicdanimi dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardi. Iste ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milleti’ne güvenerek ise basladim. Samsun’dan Anadolu içlerine kirik bir otomobille gidiyordum… O kirik otomobil Anadolu içlerinde ilerlerken ben daima düsünür ve yaverime “Dag Basini Duman Almis” marsini söyletirdim. Ben Türk ufuklarindan bir gün behemahal bir günes dogacagina, bunun hareket ve kuvvetinin bizi isitacagina, bundan bize bir güç çikacagina o kadar emindim ki, bunu âdeta gözlerimle görüyordum. O marsi okutup tekrar ettirmekteki maksadim, Türk’ün bu günesi dogunca, muvaffak olacagini anlatmakti15. Atatürk’ün anladigi gençlik, “genç fikirli” demekti. Genç fikirli ise dogruyu gören ve anlayan “gerçek fikirli” demekti16. Nitekim Sivas Kongresi günlerinde, yakin çevresindeki pek çok önemli kisi, Amerikan Mandaciligi’ni bir kurtulus yolu olarak savunurken, Askeri Tibbiye ögrencileri adina kongreye katilmis olan Hikmet Bey adli bir gencin: “Mandayi kabul edemeyiz. Kabul edenler varsa, bunlari kim olurlarsa olsunlar reddeder ve suçlu sayariz” diye baslayan ve sonra da Mustafa Kemal Pasa’ya dönerek: “Farz-i mahal (varsayalim ki) siz dahi kabul etseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i ‘vatan kurtarici’ degil, vatan batina olarak adlandirir ve tel’in ederiz” diyerek haykirisi, Mustafa Kemal Pasa’nin gençlige bu denli güvenmekte ne kadar hakli oldugunu ortaya koymustu. Mustafa Kemal Pasa, Hikmet Bey’in bu heyecanli çikisina karsi, kongrede bulunan delegelere dönerek: “Arkadaslar! Gençlige bakin! Türk millî bünyesindeki asil kanin ifadesine dikkat edin’“ demis, sonra da Hikmet Bey’e dönerek sözlerini söyle tamamlamisti: “Evlat müsterih ol! Gençlikle iftihar ediyorum ve gençlige güveniyorum.Biz, ekalliyette kalsak dahi, mandayi kabul etmeyecegiz. Parolamiz tektir ve degismez. Ya Istiklal ya ölüm”. Mustafa Kemal Pasa’nin bu sözleri üzerine, “Varol Pasam” diyen Hikmet Bey, Mustafa Kemal Pasa’nin elini öpmüs; Mustafa Kemal Pasa’da Hikmet Bey’i alnindan öpmüstü. Sonra da Atatürk, su ünlü sözünü söylemisti: “Gençler! Vatanin bütün ümit ve istikbali size, nesillerin anlayis ve enerjisine baglanmistir”17. Atatürk’ün Türk Gençligi’ne güvenini belirten sözleri teker teker ele alinamayacak kadar çoktur. Gerçekten de Millî Mücadele’nin gerek aksiyon, gerekse düsünce boyutunun önde gelen insanlari gençlerden olusuyordu. Mustafa Kemal Atatürk de, Türk Devrimi’nin mimari ve önderi olarak, daha çok genç yaslarda iken önemli basarilar elde etmisti. Atatürk Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdugunda henüz 25, Çanakkale Cephesi’nde yurt müdafaasi için savasirken 35; 19 Mayis 1919’da Samsun’a çiktiginda ise, 38 yasinda bulunuyordu. Ismet Pasa, Kazim (Özalp) Pasa, Rauf Bey, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy ve Kâzim Karabekir gibi ünlü komutanlar 37-38; Rusen Esref, Yakup Kadri, Falih Rifki Atay ve Yahya Kemal gibi ünlü edebiyat ve fikir adamlari 25-30 yaslarindaydi18. Tarihte hiç bir lider Atatürk kadar gençlige güvenmemis, O’nun kadar gençlikle bütünlesmemistir19. “Benim en büyük eserimdir” dedigi cumhuriyeti, sonsuz güven duydugu Türk Gençligi’ne emanet etmistir. “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçeklestirmeyi üstlenen gençler! Birgün bu memleketi sizin gibi beni anlamis bir gençlige birakacagimdan çok memnunum ve mesudum” diye seslenen Atatürk, gelecegin Türk Gençligi sayesinde Türk Milleti için çok aydinlik ve mesut günler getirecegine inanmaktadir20. Türk Kurtulus Savasi’nin basladigi gün olan 19 Mayis gününü Atatürk, Türk Gençligi’ne millî bayram olarak armagan etmistir. Bu önemli tarihin yildönümleri, 20 Haziran 1938 tarihinde çikarilan 3466 sayili bir yasayla “Gençlik ve Spor Bayrami” olarak kabul edilmistir. Türkiye’nin her yaninda beden egitimi ve spor gösterileriyle kutlanan bu ulusal bayrama, 593 km.lik Gençlik ve Spor Bayrami Kosusu da ayn bir anlam katmaktadir. 2- 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayrami 23 Nisan 1920, Türk Tarihi’nde tanik olunan en karanlik günlerin yasandigi bir sirada, Türk Milleti’nin kurtulus mücadelesini örgütleyen ve yürüten Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açildigi tarihtir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açilmasiyla, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atilmis oluyordu. Atatürk, Kurtulus Savasi’nin en buhranli günlerinde, son ata yurdu da adim adim isgal edilirken, Anadolu’daki millî örgütlenmeyi mesru bir zemine oturtmak ve egemenligi ulusa verecek tarihi süreci baslatmak için Ankara’da ulusal bir meclisin, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açilmasini öngörmüstü. O’na göre bu meclis, bir “meclis-i müessesan”, yani bir kurucular meclisi görevi yapacakti. Böylece, kisi egemenligi esasina dayanan saltanat idaresini kaldiracak, egemenligi millete vererek, cumhuriyet rejimini getirecekti21. Nitekim, meclisin açilmasini, bu zor günlerde silahli mücadeleyi verecek olan millî ordunun kurulusundan daha önemli görmüs, Yunus Nadi’nin bu zor günlerde ordu kurmak yerine, neden meclisin açilmasi ile zaman geçirdigine iliskin bir sorusuna; “Önce meclis, sonra ordu” diyerek cevap vermisti22. Bu meclis O’na göre, Anadolu’da millî teskilatlanmayi saglayan Türk Milleti’ni zafere götürecek, millî hareketin direksiyon merkezi olacakti. Mustafa Kemal Pasa, Ankara’da bulundugu sürece, Ankara Gari içinde bulunan ve sonradan Atatürk Müzesi haline getirilen binada oturuyordu. Bütün önemli kararlarin merkezi haline gelen bu bina, o günün pek çok renkli simasina kapilarini açmaktaydi. Gazi Mustafa Kemal Pasa bu binanin adini ‘Direksiyon Binasi1 adini koymustu. Bu deyim, millet islerinin bu merkezden kontrol edilisini, görülüsünü ve yürütülüsünü ifade etmek için kullanilmisti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açildigi gün olan 23 Nisan 1920 gününün aksami, Atatürk bazi arkadaslariyla bir sohbet toplantisi yapmisti. Yunus Nadi, Rusen Esref, Haci Feyzullah Efendi ve sonradan Muallimler Birligi Reisi olan Mazhar Müfit Bey’in de hazir bulundugu bu sohbette, arkadaslari: “Pasam! Bugün Büyük Millet Meclisi’ni açtik. Bunu bütün milletimize ve Itilaf Devletleri’ne ilan ettik.Fakat bugünün adi ne olsun?” sorusunu sormustu. Atatürk bu soruya su cevabi verdi: “Efendiler! Osmanli Imparatorlugu, 600 yil bu milletin kaderine hâkim olmustur. Bugün Osmanli Imparatorlugu kismen dagilmis olmasina ragmen Istanbul’da bir hükümeti mevcuttur. Osmanli Imparatorlugu’nun yaninda, bugün bizim açtigimiz meclis çocuk kalir. Onun için, bugünün adina Çocuk bayrami diyelim. Bu çocuk büyüsün, kendi zaferini kendisi ilan etsin”. Gerçekten de bu büyük meclis, tarih sahnesinden silinmek istenen Türk Ulusu’nu zaferden zafere kosturmus, ulus egemenliginin vücut buldugu kutsal bir mekân haline gelmistir. Bu önemli günü, yani 23 Nisan gününü Atatürk, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayrami” olarak, 1928 yilinda, Türk çocuklarina armagan etmistir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açilisi, 1921 yilindan baslanarak, “Ulusal Egemenlik” bayrami olarak kutlaniyordu. Bu önemli tarihi günün, “Ulusal Egemenlik” yaninda, “Çocuk Bayrami” olarak da kutlanisi, Himaye-i Etfal Cemiyeti”nin (Çocuk Esirgeme Kurumu) kendi teskilatina yayinladigi bir genelge ile gerçeklesmis ve uygulamaya konulmustur. 23-29 Nisan arasini kapsayan haftanin “Çocuk Bayrami” olarak kutlanisi bu sekilde gerçeklestirilmistir. Bu haftanin ilk günü ise, “Çocuk Bayrami” olarak kutlanmistir23. “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayrami”nin ilk kutlamalarina, Atatürk, Pera Palas’ta verilen bir baloya gelerek katilmistir24. 27 Mayis 1935’te verilen bir önergeyi Türkiye Büyük Millet meclisi, “Ulusal Bayramlar ve Genel Tatiller Hakkinda Kanun” adiyla yasallastirmis; bu yasayla, 23 Nisan günü de, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayrami” olarak yasal bir zemine oturtulmustur. 12” Eylül 1980 Askeri Harekati’ndan sonra, Askerî Yönetim, 17 Mart 1981’de, “Ulusal Egemenlik” kavramini bayramin adindan çikarmis, 1981 ve 1982 yillarinda 23 Nisan günü, yalnizca “Çocuk Bayrami” olarak kutlanmistir. 20 Nisan 1983’te yapilan bir degisiklikle, bu önemli gün, yeniden “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayrami” sayilmis; o günden bugüne, bu adla kutlanmistir25. 3- 30 Agustos Zafer Bayrami Atatürk, 30 Agustos Baskumandan Zaferi için;”30 Agustos Muharebesi, Türk Tarihi’nin en mühim bir dönüm noktasini teskil eder. Millî tarihimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk Milleti’nin burada gerçeklestirdigi zafer kadar kesin sonuçlu ve bütün tarihe, yalniz bizim tarihimize degil, cihan tarihine yeni akim vermekte kesin etkili bir meydan muharebesi hatirlamiyorum” yorumunu yapmaktadir26. Gene Atatürk’e göre, Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada atilmisti; bu sahada akan Türk kanlan, bu semada dolasan sehit ruhlari, devlet ve cumhuriyetimizin ebedi muhafizlariydi27. Bu zaferle, Türk Yurdu’na giren Yunan Ordusu, Türk Milleti’nin “harim-i ismetinde” (temiz bagrinda) bogulmustu28. Atatürk, “Rum Sindigi Meydan Muharebesi” olarak degerlendirdigi bu zafer için, bir baska konusmasinda sunlari söylemektedir: “Bu Anadolu Zaferi, tarih arasinda, bir millet tarafindan tamamen benimsenen bir fikrin ne kadar kadir ve ne kadar muhyi (hayat veren) bir kuvvet oldugunun en güzel bir misali olarak kalacaktir. Önümüze dikilen bütün engelleri birer birer yikip astiktan sonra, bugün artik Misak-i Millînin çizdigi hudutlar dahilinde mesut, müreffeh ve hür olarak yasamak için her ne lazimsa, bunlarin hepsini istihsal edecegiz (saglayacagiz). Düsman elleriyle viran olmus ve milletimiz tarafindan her kösesini kurtarmak için seve seve can verilmis ve çocuklarimizin kaniyla sulanmis olan yurdumuzun ufkunda artik sulhun tatli günesi gecikmeyecektir”29. Büyük Taarruzun sonunda, düsmanin belkemiginin kirildigi 30 Agustos Zaferi Türk Milleti’nin yeniden varolusunu saglamistir. Düsman Ordusu’nun ana kisimlari 30 Agustos günü Dumlupinar’da yok edilmistir. 30 Agustos Meydan Muharebesi’nin kazanilmasindan bir gün sonra (31 Agustos 1922) bu zafere Ismet Pasa tarafindan, “Baskumandan Meydan Muharebesi” adi konulmustur. Baskumandan Meydan Muharebesi’nin ikinci yildönümü Dumlupinar’da, Atatürk’ün de katildigi bir törenle kutlanmistir. Büyük Önder o gün, bu büyük zaferin önemini belirten anlamli bir konusma yapmistir. 30 30 Agustos gününün Zafer Bayrami olarak kutlanmasi hakkindaki kanun, 1 Nisan 1926’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmis ve o günden bugüne Zafer Bayrami olarak kutlanmaktadir. 4- 29 Ekim Cumhuriyet Bayrami Türk Inkilabi’nin en önemli boyutlarindan birisi hiç süphesiz, egemenligin kisi iradesinden alinarak, millete verilmesidir. Aslinda, 23 Nisan 1920’de,. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açilisiyla birlikte bu fiilen elde edilmisti. Oysa bunun, hukuken bir devlet sekli haline getirilmesi de gerekiyordu. Atatürk, “milli egemenlik” ilkesini, Kurtulus Savasi’nin basindan itibaren, adim adim islemisti. O, milli egemenligi üç kelimeyle özetlemekteydi: “Millî egemenlik demek, milletimizin namusudur, serefidir, haysiyetidir”31. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanina gelinceye dek, egemenligi millete verme yolunda büyük adimlar atilmisti. Aslinda Atatürk, daha Samsun’dan Anadolu topraklarina ayak basmadan önce, ulusal egemenlige dayali, tam bagimsiz, yeni bir Türk Devleti kurma fikrini tasiyordu32. Amasya Genelgesi, kongreler, özellikle de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açilisi, egemenligin millete verilmesi yolunda atilmis büyük adimlardi. Büyük Zafer’in kazanilmasindan hemen sonra, 1 Kasim 1922’de Saltanat kaldirilmis, 24 Ekim 1923’te de, Türkiye Büyük Millet Meclisi, saltanatin kaldirilarak, hakimiyet-i milliyenin gerçeklesmesinin kesinlestigi 1 Kasim 1922 günü ve gecesinin, “Hakimiyet Bayrami” olarak kabul edilmesini saglayan bir yasa çikarmisti33. “Millet Hakimiyeti” terimi, siyasal literatürde, “Cumhuriyet Rejimi demekti. Bunun altyapisi, daha 19 Mayis gününden sonra asama asama hazirlanmisti. Örnegin, Erzurum Kongresi sirasinda, gelecekteki yönetim seklinin cumhuriyet olacagini Atatürk, Mazhar Müfit (Kansu) Bey’e not ettirmisti34. Atatürk 28 Ekim 1923 gecesi, Ismet Pasa, Kâzim Pasa, Fethi Bey, Rize Mebusu Fuat ve Afyon Mebusu Rusen Esrefin bulundugu toplantida: “Yarin cumhuriyeti ilan edecegiz” demisti. Bu yakin arkadaslari da bu fikre istirak etmislerdi. O gece, diger misafirleri ayrildiktan sonra Atatürk, Ismet Pasa ile birlikte bir kanun müsveddesi hazirlamis, bu yasa önerisi ertesi gün TBMM’ne sunulmustu. Uzun görüsmelerden ve tartismalardan sonra, yapilan oylamayla bu öneri yasallasti ve “Türkiye Devleti’nin hükümet sekli cumhuriyet” olarak kabul edildi35. Mehmet Emin Bey’in (Yurdakul); “Bu hükümetin temellerinin arzin temelleri kadar saglam olmasini isterim. Cumhuriyetin ruhu önünde tazimen (hürmetle) ayaga kalkarak üç kere ‘Yasasin Cumhuriyet’ diye kutlamalarini temenni eylerim” sözleri üzerine milletvekilleri ayaga kalkarak üç kere “Yasasin Cumhuriyet” diye haykirmislardi36. Ayni gün Atatürk, oybirligi ile, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaskani olarak seçildi. Cumhurbaskani seçiminden sonra, cumhuriyetin ilani, 101 pare top atisiyla kutlandi37. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli ulusal bayrami olarak cumhuriyetin ilani, 29 Ekim’den yaklasik alti ay kadar sonra, 19 Nisan 1924’te çikarilan 628 sayili yasayla ulusal bayram olarak kabul edildi.Yurtiçi ve yurtdisi Türkiye temsilciliklerinde devlet töreni yapilmasi sartini da getiren bu yasa, 1931 yilinda çikarilan 2305 sayili yasayla genisletildi. Böylece, kutlamalarda, 21 pare top atilmasi kurali da getirildi. 1935’te, 2739 sayili yasayla, dinsel bayramlar disindaki tüm ulusal bayramlar ayni kapsam içine alindi ve önceki yasalar yürürlükten kaldirildi. Cumhuriyet Bayrami ile ilgili yeni bir düzenlemeye gidildi38. Cumhuriyet Bayrami, Cumhuriyet’in 10. ve 50. yili kutlamalarinda özel programlarla kutlandi. Bu yildönümleri için, özel marslar bestelendi. 50. Yil kutlamalarina, resmi kurumlar, 50 yil içinde ulastiklari seviyeyi gösteren yayinlar ve sergiler hazirlayarak katildilar. Bu özel yildönümleri, bütün Türkiye’de çok büyük coskularla kutlanmistir. Atatürk, 10. yil Kutlamalari’na bizzat katilmis ve “10. Yil Nutku” olarak bilinen anlamli bir konusma yapmis; Türk Milleti’ne : “Ebediyete akip giden her on senede, bu büyük millet bayramini daha büyük sereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamani gönülden dilerim. Ne Mutlu Türküm Diyene!”39. 1 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.I1, Ankara, 1981, s.275; E. Z. Karal, Atatürk’ten Düsünceler. MEB yay.. Istanbul. 1986, s.45. 2 Bkz. Vehbi Tanfer. “Türk Kurtulus Savasi: Kapsami ve Yöntemi Sorunu”, Atatürk Arastirma Merkezi Dergisi. C. VII/20 (1991), s.323-330. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Devlet Basimevi, Istanbul, 1938, s.589. EZ. Karal, a.g.e., s.45. 4 Bu konuda yapilan incelemeler için bkz: Atatürk’ün Düsünce ve Uygulamalarinin Evrensel Boyutlari: Uluslararasi Sempozyum (2 Kasim – 6 Kasim 1981), Ankara Üniversitesi yay., Ankara, 1983; ayrica bkz: V. Tanfer, a.g.m., çst. syf. 5 Bkz: Utkan Kocatürk, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi, Ankara, 1983, s.40; Yunus Nadi, Mustafa Kemal Pasa Samsun’da, Sel Yay., Istanbul, 1955, s. 12-15. 6 U. Kocatürk. a.g.e.. s.4l; Yunus Nadi. a.g.e., s. 12-15. 7 Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, s.l. 8 A.g.e., s.9. 9 A.g.e., s.9 10 Selahattin Tansel. Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, C.I, MEB yay.. Ankara, 1977, 239 11 Atatürk. 19 Mayis gününü kendisinin dogum günü olarak kabul etmistir: Bkz. Afet Inan, Atatürk Hakkinda Hatiralar ve Belgeler, Is Bankasi yay.. Ankara, 1981, s.7-8. 12 Bkz. V. Tanfer, “Atatürk ve Türk Gençligi”, Atatürk Arastirma Merkezi Dergisi, VI/ 18 (Temmuz 1990), s. 697-705. 13 Bkz. E.Z. Karal, a.g.e., s.96. 14 1916 da Isveç Halkevleri Marsi’nin müzigine uyarlanarak olusturulan bu marsin güftesi, kadiköy Ögretmen Okulu Müzik ögretmenlerinden Ali Ulvi (Elöve) ile, ayni okulun müzik ögretmenlerinden Viyolonist Zeki Üngör tarafindan yapilmis ve ilk olarak Istanbul Kadiköy’de, sonradan Fenerbahçe Stadyumu’nun yapildigi Ittihad-i Terakki Çayiri’nda söylenmistir. 15 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.II, s.284. 16 Bkz: Utkan Kocatürk, “Atatürk’te Gençlik Kavrami ve Atatürkçü Gençligin Nitelikleri”, Atatürkçü Düsünce. Ankara, 1992, s. 1878. 17 Bkz. Vehbi Cem Askun, Sivas Kongresi, Istanbul, 1963, s.143. 18 Bkz. Turhan Feyzioglu, “Atatürk ve Gençlik”, Atatürkçü Düsünce, Ankara, 1992, s.868. 19 A.g.m., s. 867, bu nedenle, Atatürk’ün yurt gezilerinde yaptigi konusmalarin çok büyük bir kisim, Türk Gençleri’ne hitaben yapilmistir. Konu ile ilgili krs. Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri C.II, çst. syf. 20 U. Kocatürk, a.g.m., s.878. 21 Nutuk, s.301. 22 Yunus Nadi (Abalioglu), Ankara’nin Ilk Günleri, Sel yay., Istanbul, 1955, s.99. 23 Kocatürk, a.g.e., s.489. 24 A.g.e., 489. 25 Büyük Larousse, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayrami” mad., C. XXIII, Milliyet yay., Istanbul, t.y., s. 11935-11936. 26 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.I1, s.178-179. 27 A.g.e., s. 179. 28 A.g.e., C.l, s.247. 29 A.g.e.. s.268. 30 A.g.e.. C.II. S 173-182. 31 An Inan. Düsünceleriyle Atatürk, Ankara. 1983. s.62-64. 32 Bkz. Nutuk. s.9. 33 U. Kocatürk. a.g.e.. s 398. 34 Mazhar Müfit Kansu, Erzurumdan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, C.I, TTK yay.. Ankara, 1986. s.74. 35 Nutuk, s.577-589. 36 U. Kocatürk, a.g.e., s. 399. 37 A.g.e., s.400. 38 Büyük Larousse, C.V. s.2506. 39 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.I1, s.276.
 
 

Haberi Ekleyen: Görman Hesler

Bu haber 1763 defa okunmuştur.

Paylaş

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Röportaj-Söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi Dedesi rahmetli Mustafa Kul'un bayrağını taşıyor

Erdoğan'ın halifelik hayali Türkiye'yi tehlikeye attı!

Erdoğan'ın halifelik hayali Türkiye'yi tehlikeye attı! Ortadoğu'yu en iyi bilen gazeteci Hüsnü Mahalli, SÖZCÜ'ye konuştu

Cesur,Devrimci ve Çağdaş

Cesur,Devrimci ve Çağdaş TGB Başkanı Çağdaş Cengiz ile röportaj

Kılıçdaroğlu: AKP kaybedeceğini gördü

Kılıçdaroğlu: AKP kaybedeceğini gördü Kılıçdaroğlu provokasyonlar konusunda uyardı

Yıldırım Mayruk ülkeyi terk ediyor!..

Yıldırım Mayruk ülkeyi terk ediyor!.. Yıldırım Mayruk,Barbaros Şansal ile birlikte ülkeyi terk ediyor!..

GÖRELE ' DE HAVA DURUMU

GIRESUN

RÖPORTAJ

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

ARŞİVLEN HABERLER

Arama
ssssssssssssssssssssssssssssssssssss