|
29 Temmuz 2013, 02:19
Türkiye,Erdoğan Hükümeti ve Sol
Oğuzhan Müftüoğlu söyleşisi
Türkiye,Erdogan Hükümeti ve Sol
Türkiye disinda ve özellikle ABD’de, Recep Tayyip Erdogan genellikle Türkiye’de on yillar süren askeri yönetime son veren, daha demokratik bir hükümet tesis eden, ekonomik refahi getiren ve Müslümanlarin dinlerini yasamasina olanak taniyan bir lider olarak resmediliyor. Bu degerlendirmeyi paylasmadiginizi biliyoruz. Erdogan ve hükümetini siz nasil resmedersiniz?Türkiye’de son yarim yüzyil boyunca bizim yasadigimiz askeri yönetimler kapitalist Dünyaya egemen olan ‘soguk Savas’ politikalarinin bir uzantisiydi. Bu yüzden Askeri yönetimler batida gösterilmek istenenin aksine Müslümanlar üzerinde degil, solun ve emekçi siniflarin üzerindeki bir fasist baski sistemiydi. Zaten Türkiye’de genel olarak Müslümanlarin dinlerini yasamalari konusunda bir sorun olmamistir; tersine toplum üzerinde bagnaz dinsel baskilar vardir. Tayip Erdogan hükümetini özellikle ABD yönetiminin BOP çerçevesindeki bölge politikalari açisindan destekledigi bir proje olarak görüyorum. Erdogan Türkiye’nin en tutucu, radikal Islamci kesimlerini içinde barindiran “milli görüsçü” gelenek (Refah partisi ) içerisindeki bir siyasetçiydi. Iki binli yillarin baslarinda Refah Partisi’nin de üye oldugu koalisyon hükümeti döneminde 28 Subat krizi ortaya çikti. Krizin arka planinda uluslar arasi sermayenin neoliberal politikalarina uyum süreci baglamindaki bazi kararlarin alinmasina RP tarafindan çikartilan güçlükler vardi. Bu yüzden Tayip Erdogan’in da içinde bulundugu bir grup tarafindan askerlerin de destekledigi ve ABD nin Ortadogu politikalariyla uzlasan yeni bir siyasi olusum olarak AKP ortaya çikarildi. Böylece uluslar arasi sermaye ile ticari iliskileri olan dinci elitlerin de destekledigi AKP kendisini sözde yenilikçi ve degisimci bir parti olarak iktidar olanagi yakaladi. Erdogan hükümetleri döneminde askeri bürokrasi içerisindeki eski soguk savas döneminden kalma darbeci egilimler tasiyan muhalif unsurlarin tasfiye edilmesi Erdogan hükümetine askeri vesayet karsiti bir vizyon yüklenmesine yol açiyor. Sivillesme yanlisi liberal siyasetçiler tarafindan AKP’ye ciddi bir destek saglayan bu gelisme gerçekte TSK’nin soguk savas sonrasi degisen NATO ve ABD politikalari dogrultusundaki yeni görevlere direnen unsurlarinin tasfiyesinden ibarettir. Özetle içte ve dista yaratilan görüntüsüne karsin AKP yenilikçi ve degisimci- demokrat bir parti degildir. Muhalif gençler, isçiler, çevre savunuculari ve emekçi halk kesimlerinin hak mücadelelerine karsi yogun bir baski var. Toplumun farkli inanç kesimleri üzerindeki dinci baskilarin giderek yogunlastirildigini, devletin Sünni Islam ilkelerine dayanan bir ilimli Islam devletine dönüstürüldügü görülüyor. Bütün bu gelismelerin ülkenin gelecegi için özgürlük ve demokrasi açisindan ciddi bir risk olusturdugunu düsünüyorum.Türkiye içinde Erdogan’a karsi muhalefetin niteligi nedir? Belli basli siyasi partiler hangileri ve bunlarin hükümetten farklari ne? Sol ne kadar önemli? Sizin partinizin anlami/önemi ne düzeyde?Türkiye’de AKP hükümetinin uygulamalarina karsi genis bir toplumsal muhalefet var. Ancak bu genis muhalefet egilimleri bu günkü haliyle örgütlü bir politik muhalefet niteligi tasimamaktadir. En örgütlü ve etkin muhalefet Parlamentoda BDP ile temsil edilen Kürt Hareketidir. Parlamentodaki en büyük –ana – muhalefet partisi olan CHP geçilen dönemde içine sürüklendigi milliyetçi muhafazakar çizgiden hala kurtulabilmis degildir. Ülkenin güçlü bir sol harekete ihtiyaci vardir. Bu gün seçim barajlari nedeniyle parlamentoda temsil olanagina sahip olmayan ÖDP Kürt sorunu basta olmak üzere ülkenin temel sorunlarinin özgürlük ve esitlik temelindeki demokratik çözümlerini savunan ve genis bir toplumsal temele sahip devrimci mücadele geleneginden güç alan bir partidir.Erdogan hükümeti altindaki Türkiye’de, ögrenciler, Kürtler, gazeteciler ve sol çok yogun baski altinda. Ama son birkaç hafta içinde insan haklari avukatlarinin tutuklanmasi ile birlikte sanki her sey daha da kötüye gidiyor. Avukatlara karsi yürütülen bu baskinin zamanlamasi konusunda ne düsünüyorsunuz?Zamanlama konusunda özel bir bilgi sahibi degilim. Erdogan’in kendisi açisindan bir basarisizlik göstergesi olarak gelisen Suriye politikalari konusundaki sikintilarinin iç politikadaki bu tür baski uygulamalarina da yansitildigi seklinde bir görüntü söz konusu. AKP bir koalisyon iktidari ve ‘Cemaat’le Erdogan arasindaki gerilimlerin zaman zaman son zamanlarda tamamen siyasallasmis olan yargi ve güvenlik politikalarinda kendini gösterebiliyor. Hükümet uygulamalari hiçbir zaman açiklik ve hukukilik zemininde yürütülmedigi için bu konularda saglam verilere dayanmayan spekülatif bir yorum yapmayi dogru bulmuyorum.Sasirtici bir sekilde, bu son baski ve tutuklamalara ragmen, Kürt sorunu konusunda bir ilerlemeden söz ediliyor. Son birkaç hafta içinde Amerika ve Ingiltere’deki en önemli haber yayin organlari, Türkiye’nin bir dönüm noktasinda olabileceginden söz ediyor; Türkiye hükümeti ve Kürdistan Isçi Partisi (PKK) arasindaki savas halinin son bulmasina yönelik müzakerelerden bahsediliyor. Tüm bunlarin zamanlamasi hakkinda nedüsünüyorsunuz? Son gelismelerin önemi ne? Siz nasil bir sonuç ortaya çikmasini istersiniz? Ve muhtemel sonucun ne olacagini düsünüyorsunuz?Kürt sorunu sadece Türkiye’nin bir iç sorunu olmaktan çoktan çikmis durumda. Bu yüzden bu konuda gündeme gelen çözüm önerileri, uluslar arasi güç merkezlerinin bölge üzerindeki politik stratejileri çerçevesinde anlamlandirilmak zorunda. Muhtemel sonucu belirleyecek olan etkenlerin çoklugu ve birden çok belirsizlik tasimasi nedeniyle çikacak sonuç hakkinda bizim net bir öngörüde bulunmamiz bu yüzden oldukça zor görünüyor. Erdogan’in Kürt sorunu konusundaki açilim politikalarinda asil olarak önümüzdeki dönemde gündeme gelecek seçimler sürecinde özellikle kendi baskanlik hedefleri açisindan belirli bir zamana yayilmis bir çatismasizligi hedeflemis olabilir. Ancak Erdogan’in veya baskalarinin hesaplari ne olursa olsun, bizim bu sorunun barisçi bir çözümü dogrultusundaki her gelismeyi desteklememizden dogal bir sey olamaz. Bize göre sorunun bir arada yasama esasina dayanan gerçek bir çözümü için gerekli toplumsal uzlasma zemininin saglanabilmesi savas ortaminin ortadan kalkmasina baglidir. Hükümet veya devletin bazi kurumlariyla Kürt hareketi/PKK arasinda gerçeklestirilecek bir uzlasma, simdi hangi amaçlarla yapilmis olursa olsun, sorunun gerçek bir çözümü açisindan bu günkünden daha ileri bir konumu ifade edebilecektir. Bu gün sürüp giden ve giderek etnik bir çatisma içine sürüklenme tehlikesi yaratan silahli çatisma halinin sona ermesinin, isçi ve emekçi siniflarin mücadelelerinin öne çikacagi bir toplumsal / siyasal konjonktüre geçise yol açabilecegini umuyorum. Türkiye toplumunun bir parçasi olarak Kürt halkinin kismen de olsa özgürlügüne kavusabilmesinin bütün emekçi halklarin gerçekten özgürlesmelerinin de önünün açilmasi demek olacagini düsünüyorum.Erdogan’in Kürt sorunu ile ilgili açilimi, rejimde bir özgürlesme vaat ediyor mu? Demokratik haklar ve isçi haklari gibi diger alanlarda da degisikliklerin gündeme gelecegini umuyor musunuz?AKP hükümetinin kendi ajandasinda bir özgürlesme hedefi olmadigi sol kamuoyunda çogunlukla paylasilan bir kanidir. Uzun vadede Ülkenin ve toplumun giderek daha bagnaz bir dincilik temelinde adim adim sekillendirilmesini hedefleyen bir yol izliyor ve her türden muhalif akima karsi hukuk disi baski yöntemleri uygulamaktan çekinmiyor. Açilim politikalarinin bir amaci da özünde bu gün karsisindaki en güçlü ve örgütlü güç olan Kürt muhalefetini etkisizlestirmeye dönüktür. Türkiye’deki pek çok yorumcu Erdogan hükümetinin bazi demokratik haklar karsisinda BDP’nin meclis gurubunun mecliste devam eden Anayasa çalismalari konusunda AKP’nin anayasa önerisine destek verebilecegi görüsünde. Gerçeklesmesi zayif bir ihtimal olarak görmekle birlikte böyle bir gelismenin ülkenin daha baskici ve otoriter bir rejimin içine sürüklenecegi düsüncesindeyim.Türkiye’de bir sol hareketin ortaya çikmasi ile ilgili nasil bir yol öngörüyorsunuz? Bu hareketin programina iliskin temel ögelerin neler olacagini düsünüyorsunuz? Erdogan ve partisinin kisa vadede iktidardan düsürülebilme ihtimalini gerçekçi buluyor musunuz? Uzun vadede Türkiye’nin geleceginde sol bir hükümet görüyor musunuz?Bir yüz yila yakin bir süredir süren Cumhuriyet rejiminin tasidigi toplumsal sorunlarin agirligi altindaki bunalan Türkiye toplumu ciddi bir degisim ve yenilesme talebi içindedir. Ancak 12 Eylül askeri darbesi sonrasinda oldukça zayiflatilmis ve etkisiz bir duruma sürüklenen sol hareketler toplumun degisim taleplerini karsilayacak inandirici ve etkin bir güç olusturma imkani bulamadilar. Bu bosluktan da yaralanan AKP kapitalist dünyanin talepleri dogrultusundaki neoliberal bir ‘degisim’ programiyla ortaya çikarildi ve halkin Islami inançlariyla birlikte degisim taleplerini de arkasina alma imkani buldu. Bu yüzden genel olarak sol hareketler simdi güçlü bir toplumsal destekten yoksun durumda. Bunun için her seyden simdi artik içerigi daha açik görünmeye baslayan AKP politikalarina karsi gerçek bir degisim programiyla halkin desteginin kazanmasi gerekir. Sermaye güçlerine dayanan iktidarlara karsi solun bilinçli ve örgütlü bir halk hareketinden baska bir yolu yoktur. Önemli bir güçlük özellikle parlamento içindeki iktidar seçenegi konumunda bulunan sosyal demokrat partinin uzun süredir laiklik temelinde bir ulusalci/muhafazakar çizgi izleyerek düzen karsiti yoksul kesimlerin destegini yitirmis olmasidir. Bu durum sizin sorunuzda da ima edildigi gibi AKP iktidarinin kisa vadede iktidardan düsmesinin gerçekçi olmadigi seklinde bir görüntüye yol açmaktadir. Ancak gerek Türkiye’de gerekse Amerika ve Avrupa’da kurulu düzenlerin insanligi nasil bir felaketin içine sürükledigi apaçik ortada duruyor. Bu kosullarda solun sadece mümkün degil kaçinilmaz oldugunu düsünüyorum. Insanlik sonsuz bir kaosun içinde kaybolup gitmeden, onu basarabilirsek eger...

Oguzhan Müftüoglu Söylesi: Dan La Botz*New Politics,Summer 2013, Dan La Botz New Politics tarafindan yayinlanan söylesinin ingilizce metnine ulasmak için tiklayin.
Haberi Ekleyen: Görman Hesler
Bu haber 968 defa okunmuştur.
Paylaş
|
GÖRELE ' DE HAVA DURUMU
RÖPORTAJ

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi
|
|