ONKO-DAY kanserli melekleri 'in
Meme kanserini yenmeyi
basaran Onko-Day Yönetim Kurulu Baskani Füsun Önen "Önümde annem gibi
kuvvetli bir kadin modeli varken benim hayattan vazgeçmem imkânsizdi"
diyor
Sabah Bursa bu hafta
çok güçlü bir kadina Onko-Day Yönetim Kurulu Baskani Füsun Önen'e konuk oldu.
Sohbetimizin ana konusu, çagimizin vebasi kanserdi. Kendisi de meme kanseri
olan ve geçirdigi 9 operasyonun ardindan basarili bir tedaviyle hastaligi
yenmeyi basarani Önen, "Beni inanç, cesaret ve sevgi ayakta tuttu"
diyerek yasam sirrini verdi bize...
Onkoday ne zaman ve ne
amaçla kuruldu?
Uludag Üniversitesi
Onkoloji Dayanisma Dernegi 1997'de Uludag Üniversitesi Rasyasyon Onkolojisi bölümündeki
hastalar arasinda bir dayanisma yaratmak amaciyla tedavi görmüs eski hastalar,
hasta yakinlari ve bölüm çalisanlari tarafindan Prof. Dr. Kayihan Engin
tarafindan kurulmustu. Ben de 1999'da meme kanseri tanisi konulmasinin ardindan
tanistim bu dernekle. Dernegin amaci hastalarin arasindaki sosyal dayanismayi
saglamak, kanser konusunda yapilan bilimsel çalismalara destek vermek ve
toplumu kanser konusunda bilinçlendirmek.
Kanser hastalari nasil
yasarlar?
Kanser tanisi almis
her insan ilk önce ölümü düsünür. Yani kanser esittir ölüm demektir hasta için.
Ancak bunu yasarken böyle olmadigini anliyorsunuz. Kanserle yasamin var
oldugunu biz eski hastalar topluma anlatmaya ve kanitlamaya çalisiyoruz.
Elbette zor bir süreç. Tedavi sirasinda ölümü düsündügünüz gibi yasama
tutunmayi da düsünmeniz ve hatta bunu ön plana çikarmaniz gerekiyor. Aileniz,
arkadaslariniz, dostlariniz etrafinizda bir çember olusturunca hayatta
vazgeçmek mümkün degil zaten. Bu nedenle biz, yalniz kalmis hastalarimiza aile,
arkadas, dost olmaya ve onlara yalniz olmadiklarini hissettirmeye çalisiyoruz.
Her 15 günde bir U.Ü. Onkoloji Merkezi Radyo Terapi Bölümündeki hastalari
ziyaret ediyoruz.
Hikâyenizin en trajik
bölümü neydi?
Benim hikayemin en
trajik bölümü benimle degil annemle ilgili aslinda. Bana meme kanseri tanisi
konulduktan ve geçirdigim operasyonlarin ardindan kemoterapi tedavisi alirken
annem de memesinde bir kitle oldugunu fark ediyor. Ancak o dönemde alzaimer
hastasi babama baktigi için ve ben de kemoterapi oldugum için bu kitleden
kimseye bahsetmiyor. Benim tedavim bittikten sonra annemin de meme kanseri
oldugunu ögrendik ancak artik çok geçti. Ilerlemis bir meme kanseri tanisinin
sonunda dönüsü olmayan bir yola girmistik annem açisindan. Anneme 'Bunu fark
ettiginde neden tedavine baslamadin' dedigimde bana 'Sen kemoterapi oluyordun,
benim yerimde sen olsaydin evladina bu kötülügü yapar miydin?' dedi.
Hastaligimin en trajik bölümü bu anlardi. Annemi meme kanserinden kaybettim ve
önümde böylesine güçlü bir anne modeli varken, benim hayatima böylesine deger
veren biri varken, benim hayattan vazgeçmem düsünülemezdi.
Devletin ve
belediyelerin size destekleri neler oluyor?
Destekler konusunda
sansli bir dernegiz. Tüm belediyelerle çok güzel etkinlikler, projeler
düzenliyoruz. Su an içinde bulundugumuz konsept hasta rehabilitasyon merkezi ve
konuk evi. Sehir disindan gelen hastalarimizin tedavi süresince insani
kosullarda konaklamalari için yaptirildi bu binalar. Belediyelerle, il saglik
müdürlügü ile ve bakanliklarla çok güzel iliskiler sayesinde Türkiye'de bir
ilki gerçeklestirerek böylesine güzel konsepti olan bir tesis kazandirdik
hastalarimiza. Yildirim Belediyesi ve Il Saglik Müdürlügü ile birlikte
yürüttügümüz büyük bir proje var. Mahalle bazinda dolasarak, kadinlara kendi kendilerine
elle meme muayenesi yapmayi ögretiyoruz. Tüm Yildirim ilçesini bitirene kadar
devam edecegiz. Kadin isçi agirlikli fabrikalara da giderek sürdürüyoruz
projemizi.
Neler yasadiniz
projeyi yürütürken?
Kadinlarin bedenlerini
tanimadiklarini fark ettik. Pek çok kiside hastaligin teshis edilmesini
sagladik. Yildirim'dan sonra umarim diger ilçelerde de bu projeyi sürdürürüz.
Bursa kanser
tedavisinde ne durumda?
Bu konuda çok sansli
bir iliz. Özel ve devlet kurumlari çok basarili tedavi süreçleri yürütüyor. Bir
üniversite hastanesinin sehrimizde olmasi da büyük avantaj. Hastalarimizin
yogun psikolojik destege ihtiyaci oluyor. Bizler bu nedenle yasadiklarimizi
hastalarimizla paylasmaya çalisiyoruz. Özellikle kemoterapi sirasinda
kesinlikle bir ugras terapisi uygulanmali. Bu nedenle merkezimizde bir
atölyemiz var. Isteyen taki yapabiliyor, dikis dikebiliyor ya da evlerinin
önündeki çiçeklerle ilgileniyor.
Kanser tedavileri
konusunda özellikle bilinmesi gereken püf noktalari nelerdir?
0-18 yas arasindaki
tüm vatandaslarin tamamiyle devlet güvencesinde oldugu gerçegini unutmamak
gerekiyor. Devlet bu vatandaslarin tüm kanser tedavilerinin ücretsiz
karsilanmasini sagliyor. Pek bilinmeyen, israrla istenmesi gereken bir hak bu.
Bu nedenle kanser tedavisi yaptiramiyorum diye bir sey yok. Ikinci bir durum
ise kanser tedavisi sonucunda herhangi bir uzvunu kaybetmis bir hasta bu
kaybindan dogan özürlülük durumunu devlet hastanelerinde tespit ettirerek
özürlü haklarindan yararlanabiliyor.
Kanser olmak ölmek demek degil...
Kanser hastalari
hayata nasil tutunur? Öncelikle yasamak isteyeceksiniz. Ben 40 yasindaydim meme
kanseri tanisi kondugunda, henüz emekli olmustum. Lise ikinci sinifa giden bir
çocugum vardi. Elbette tani konuldugunda kendimi bir duvara toslamis gibi
hissettim. O toslama aninda yaninizda elini tutabileceginiz birini ariyorsunuz
ve ben bu konuda çok sansli biriyim. Etrafimda büyük bir sevgi çemberi
olusturdular. Bu süreci atlatmak için hedefler koydum. Evladimla ilgili
hayaller kurdum onun üniversiteye gitmesini, is sahibi olmasini, evlenmesini
hayal ettim. Kanser olmak ölmek demek degil. Ölüm hayatimizin her aninda yani
basimizda aslinda. Bunu kabul ettikten sonra hastaligi kabul edebiliyorsunuz.

sabah
Bu haber 1166 defa okunmuştur.