ÖGRETMEN OKULLARININ KURULUSUNUN 167. YILINI KUTLUYORUZ
1839’da Tanzimat’la baslayan çagdaslasma hareketi en çok egitime ihtiyaç gösteriyordu. Çünkü çesitli alanlarda düsünülen köklü degisimle Türk toplumuna getirilecek yeni dünya görüsü ancak egitim yoluyla saglanabilirdi. Ancak dinsel kaynaklardan beslenen mevcut sistem bu isi gerçeklestirmekten çok uzakti. Bu bakimdan egitime; arastirici ve akilci bir anlayisin kazandirilmasi, açilacak ve çagdas egitim yapacak bati modeli okullara, bu anlayista ögretmen yetistirilmesi gerekiyordu. 16 Mart 1848’de açilan Dârülmuallimîn bu amaçla kurulmustur. Bu tarih, ögretmen okullarinin ilk kurulus tarihi olarak kabul edilmekte ve bugüne kadar her yilin 16 Mart tarihi ögretmen okullarinin kurulus yildönümü olarak kutlanmaktadir.
Dârülmuallimîn zaman içinde gelistirilerek, bünyesinde ilk, orta ve liselere ögretmen yetistiren kisimlari da içine alan “Dârülmuallimîn-i Âliye” adli kuruma dönüsmüs, 1891 yilinda bu kurumun içinde yer alan ‘Âli’ kismi bugünkü lise düzeyindeki okullar olan idâdilere ögretmen yetistiren bir yüksek okul haline getirilmistir. Yüksek Ögretmen Okullarinin asil çekirdegi olan bu kurum, Cumhuriyete kadar sik sik yapi degistirmis ve 1915 yilinda sekillenen yapisiyla Cumhuriyete devrolmustur.
Cumhuriyetin kurulus döneminde de egitime ve ögretmen yetistirme konularina ayrica önem verilmis, TBMM'nin açilisindan bir ay sonra, Milli Egitim Bakanligi kurulmustur. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk “Ögretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktir” derken Türk insaninin egitiminde en önemli görevi ögretmenlere yüklemistir. Daha sonra 1940 yilinda Türkiye’de nitelikli ögretmen yetistirme alaninda devrim niteligi tasiyan Köy Enstitüleri kurulmustur. Köy Enstitüleri, neredeyse tüm Anadolu'nun okulsuz ve ögretmensiz oldugu gerçegi göz önüne alinarak dönemin basbakani Ismet Inönü'nün himayesinde, Millî Egitim Bakani Hasan Ali Yücel tarafindan Ismail Hakki Tonguç'un çabalariyla ilkokul mezunu zeki köy çocuklarinin bu okullarda yetistirildikten sonra yeniden köylere giderek ögretmen olarak çalismalari düsüncesiyle kurulmustur.
1973 yilinda çikarilan Milli Egitim Temel Kanunu geregi, ögretmenlerin yüksekögretimde yetistirilmeleri adina lise dengi ilk ögretmen okullari 1974 yilinda kapatilip iki yillik egitim enstitülerine dönüstürülmüstür. 1982 yilinda yürürlüge giren 41 Sayili Kanun Hükmündeki Kararname ile iki yillik egitim enstitüleri egitim yüksek okuluna dönüstürülerek egitim fakültelerine baglanmistir. 1989 yilindan itibaren egitim yüksek okullarinin süresi dört yila çikarilmis ve bazilari egitim fakülteleriyle birlestirilerek bu kurumlar "Sinif Ögretmenligi Bölümüne" dönüstürülmüstür.
Bir ülkenin geleceginin mimari, ögretmenlerdir. Bir ülkenin kalkinmasinda, nitelikli insan gücünün yetistirilmesinde, toplumdaki huzur ve sosyal barisin saglanmasinda, bireylerin sosyallesmesi ve toplumsal hayata hazirlanmasinda, toplumun kültür ve degerlerinin genç kusaklara aktarilmasinda ögretmenlerin rolü büyüktür. Yeni nesillerin niteligi de hiç kuskusuz onu yetistiren ögretmenlerin niteligi ile özdes olacaktir.
167 yillik ögretmen yetistirme tarihimiz ve 90 yillik Cumhuriyet tarihimiz boyunca Köy Enstitüleri’nden baslayarak ögretmen yetistirme konusunda önemli adimlar atilmasina karsin günümüzde hem ögretmen yetistirme sisteminde, hem de yetistirilen ögretmenlerin istihdaminda ciddi sikintilar yasanmaktadir.
1739 sayili Milli Egitim Temel Kanununun 43. Maddesinde; “Ögretmenlik meslegi, devletin egitim, ögretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas meslegi” olarak tanimlanmaktadir. Ancak egitim planlamalarindaki yanlisliklar ve aksakliklar ile egitime yapilan gelisigüzel müdahaleler nedeniyle ortaya çikan ögretmen ihtiyacini kapatmak için, ögretmen niteligini tasimayan kisilerin bu göreve atanmasi önemli bir sorun olarak önümüzde durmaktadir. Yillardir izlenen yanlis politikalar yüzünden Türkiye’de ögretmenlik kolay elde edilebilen, herkesin yapabilecegi bir meslek konumuna getirilmistir. Ögretmenlik, elinde üniversite diplomasi olup da kendi alaninda is bulamayanlarin ümit kapisi haline gelmistir. Bu uygulamalar kuskusuz, ögretmenlik mesleginin statü ve sayginligini azaltmis, ögretmenligi herkesin yapabilecegi bir meslek konumuna düsürmüstür.
Tüm üniversitelerimizin Egitim Fakülteleri’nde Ögretmenlik programi derslerinin tek tipe indirgenerek dinamizmin zayiflatilmasi, egitim fakültelerine yeterli ögretim üyesinin saglanamamasi, fakültelere ihtiyaçtan fazla ögrenci alinmasi, ögretim üyesi basina düsen ögrenci sayisinin en çok egitim fakültelerinde olmasi, ögretmen yetistirme projesinin basarili bir sekilde yürütülebilmesinin önündeki en büyük engeli olusturmaktadir.
Ögretmen yetistirme sisteminde yasanan bu sikintilarin yani sira bugün yetismis ögretmenlerin basta atanmama olmak üzere onlarca kronik sorunu bulunmaktadir. Yillarca ögretmen olmak için okuyan, bu alanda egitim alan meslektaslarimizin onca ögretmen açigina ragmen atanmamasi egitim sisteminin en önemli sorunlarindan birisidir.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk "Ögretmenler, sizin basariniz Cumhuriyetin basarisi olacaktir", "Uluslari kurtaranlar yalniz ve ancak ögretmenlerdir." sözleri ile ögretmenlik mesleginin önemini vurgulamis, ögretmenlerin agir bir sorumlulugu oldugunu ifade etmistir. Ögretmenin bu sorumlulugu yerine getirebilmesi için ögretmenlik mesleginin hak ettigi sayginliga bir an önce kavusturulmasi, bunun için de öncelikle nitelikli ögretmen yetistirme politikalarinin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Tamer Özlü Egitim-Is Trabzon Sube Baskani
Bu haber 1050 defa okunmuştur.