HUKUK DISI SORUSTURMALAR BIZLERI DEMOKRASI VE EMEK
MÜCADELEMIZDEN ALIKOYAMAZ!
Degerli Basin Emekçileri; Soma’da 301 maden isçisinin “ is
cinayetinde” yasamini yitirmesi nedeniyle; KESK, DISK, TMMOB ve TTB ile
birlikte tüm yurtta protesto eylemleri yaptik.
Eylem kararinda;
1.Yasanan katliami kinayarak kaybettigimiz isçi
kardeslerimizi anmak üzere bugün 14 Mayis 2014 Çarsamba itibari ile tüm
kentlerde, DISK, TMMOB ve TTB’nin yerel örgütleri ile koordinasyon saglanarak
kent meydanlarina çikilmasina,
2.Katliami kinamak için sendika genel merkez ve sube
binalarina “Kaza Degil Katliam Yüregimiz Soma’da “ pankarti asilmasina,
3.Yarin 15 Mayis 2014 Persembe günü tüm yurtta isyerlerine
siyah kiyafet, siyah kurdele ile gidilerek, katliamda hayatini kaybeden
kardeslerimizi anmak üzere 09:00’da üç dakikalik saygi durusu yapilmasina,
4.Isyerlerinde yapilacak saygi durusunun ardindan yasanan
katliami kinamak için hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanarak is
birakilmasina” iliskin etkinligin ortaklasa aldigi kararin hayata geçirilmesini
tüm subelere oldugu gibi Giresun Subesine de bildirmistir.
KESK’ e bagli sendikalar olarak; Giresun’da 14 Mayis 2014
günü katliami kinamak için demokratik haklarimizi kullanarak basin açiklamasi
ve yürüyüs düzenledik. Bu insani eyleme katilmaktan ve Basbakana “ hakaret”
etmekten üyelerimiz hakkinda TCK’ nin 125.maddesine aykirilik olan sorusturma
baslatildi. Son dönemde en demokratik tepkilerimiz benzer gerekçelerle
sorusturma konusu yapilmakta, dikensiz gül bahçesi yaratilmak istenmektedir.
Dünya’nin hiçbir demokratik ülkesinde karsilasmayacagimiz bir tutumla karsi
karsiyayiz. Elestirilere tahammülsüzlük ve hukuk disilik adeta
siradanlastirilmaktadir.
Basbakan, kamu gücünü temsil etmektedir. Siradan bir
vatandas degildir. Katliami protesto etmek için atilan sloganlar kamu gücünü
temsil eden Basbakana yönelmesi hakaret degildir. Kaldi ki; bu konuda birçok
yargi karari vardir. Aydin’da Uludere bombalamasini kinamak için yapilan
eylemde atilan “ Katil Erdogan” slogani için açilan hakaret davasinda Aydin 1.
Sulh Ceza Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti
Basbakaninin olayin aydinlatilarak faillerinin tespitinde siyaseten
sorumlulugunun bulundugu; saniklarin bu
sözleri 35 köylünün öldürülmesinden duyduklari öfke ve üzüntünün etkisiyle
kapildiklari infialle söyledikleri, bu sorumlulugu hatirlamak için bu slogani
attiklarini, “katil” ifadesinin “sokaktaki siradan bir vatandas” için hakaret sayilabilecegini
belirterek, “Basbakanin sahip oldugu kudret, ayricalikli hak ve yetkiler
dikkate alindiginda, bunlarla ayni orantili olarak önemli ve genis
sorumluluklari yüklenmis oldugu, bu sorumluluklar çerçevesinde kendisine
yalnizca zararsiz ve lehte elestiriler degil, sirasinda kirici, soke eden yada
rahatsiz edici bilgi ve düsüncelerin de ifade edilebilecegi, bunlarin
demokratik toplumlarin vazgeçilmezleri olan çogulculuk, hosgörü ve açik
fikirliligin gereklerinden oldugu, üslubun iletisimin bir parçasi oldugu ve
ifadenin içerigi ile birlikte üslubun da korunmasi gerektigi, dava konusu
‘Katil Erdogan’ sözünün kaba ve provokatif oldugu kabul edilse bile bunlarin
kamuoyuna yansimis Uludere olayi olgusuna dayandigi, saniklarin bu olguya
dayanan deger yargilarini bu sekilde keskin ve dikkat çekici bir dil kullanarak
ifade ettikleri, atili suçun yasal unsurlarinin olusmadigi
anlasildigindan...”saniklarin
beraatlarina karar vermistir.
Devletin yürütme gücünü temsil eden Basbakan hakkinda
elestiri sinirinin daha genis olduguna dair çok sayida Mahkeme ve Yargitay
karari mevcuttur. Sözü edilen eylemde atilan sloganlarin muhatabi, herhangi bir
yurttas degil yürütme gücünü elinde bulunduran ülkenin basbakanidir. Olayin
sicakligi ve güncelligi ile sorumlulari tespit etmek ve yasalar önünde hesap
vermelerini saglayacak yetkileri tasiyan Basbakan’a yönelik sloganlar
atilmasinin hakaret olarak algilanmasi, slogana katilip katilmadigi
anlasilmayan kisilerin cezalandirilmasi düsünce ve ifade özgürlügüne bunun ile
baglantili olarak örgütlenme özgürlügüne aykiri, hukuk vasita kilinarak yapilan
hukuk disi bir müdahaledir.
Temel hak ve özgürlüklere iliskin uluslararasi sözlesmeler
arasinda oldugu kuskusuz olan Insan Haklari Evrensel Bildirgesi’nin 19.
maddesinde; “Herkesin görüs ve anlatim özgürlügüne hakki vardir. Bu hak,
karismasiz görüs edinme ve herhangi bir yoldan ve hangi ülkede olursa olsun
bilgi ve düsünceleri arama, alma ve yayma özgürlügünü içerir”, Yine Insan
Haklari Avrupa Sözlesmesinin (IHAS) 10/1. maddesinde; “Herkes görüslerini
açiklama ve anlatim özgürlügüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlügü ile kamu
otoritelerinin müdahalesi ve ülke sinirlari söz konusu olmaksizin haber veya
fikir alma ve verme özgürlügünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo,
televizyon ve sinema isletmelerini bir izin rejimine bagli tutmalarina engel
degildir” hükümlerine yer verilmis,
Anayasa’nin 25. maddesinde “düsünce ve kanaat hürriyeti” basligi altinda;
“Herkes, düsünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne amaçla olursa olsun
kimse düsünce ve kanaatlerini açiklamaya zorlanamaz. Düsünce ve kanaatleri
sebebiyle kinanamaz ve suçlanamaz”, 26. maddesinde IHAS’nin 10/1.maddesindeki
düzenlemeye benzer sekilde; “Herkes, düsünce ve kanaatlerini söz, yazi, resim
veya baska yollarla tek basina veya toplu olarak açiklama ve yayma hakkina
sahiptir. Bu hürriyet resmi makamlarin müdahalesi olmaksizin haber veya fikir
almak ya da vermek serbestligini de kapsar. Bu fikra hükmü, radyo, televizyon,
sinema veya benzeri yollarla yapilan yayimlarin izin sistemine baglanmasina
engel degildir” hükümlerine yer verilmistir.
Yukarida siraladigimiz hukuksal gerçekler ortada dururken
üyelerimize yönelik açilan sorusturmalar anlamlidir. 301 isçinin is cinayetinde
yasamlarini yürütmesini protesto etmek emek örgütlerinin en temel görevidir.
Üyelerimiz içinde insani bir zorunluluktur. Kaldi ki; bu katliami protesto
etmeyen sözde emek örgütlerini sorgulamak gerekir.
Bizler emek ve demokrasi mücadelesini yükseltmeye,
kapitalizmin sömürü düzenine hayir demeye devam edecegiz. Yurttaslarin, kamu
çalisani olsun ya da olmasin ülkelerinde yasanan toplumsal olaylarla ilgili
olarak, demokratik sinirlar içinde düsüncelerini açiklama ve tepki koyma hakki
vardir.
Bizler, bu hakkimizi kullanmaya devam edecegiz. Baskilara
boyun egmeyecegimizi buradan bir kez daha duyuruyoruz. Üyelerimize gerekli
hukuksal yardimlari yapiyoruz.
Kaldi ki; daha öncede benzer davalar açildi ve sorusturma
takipsizlikle sonuçlandi. Bu davanin da hukuk kurallari içinde benzer
sonuçlanacagindan eminiz.
Tüm kamu emekçilerini ve Giresun’daki demokrasi güçlerinin
mücadeleye çagiriyoruz.
Hayri SENEL
Giresun Egitim Sen Sube Baskani
Bu haber 576 defa okunmuştur.