Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
2013-2014 Eğitim Değerlendirme Raporu
24 Ocak 2014, 11:29

2013-2014 Eğitim Değerlendirme Raporu

Milli Eğitim Bakanlığı,eğitimi niteliksizliğe ve düzensizliğe sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam etmektedir

2013 - 2014 EGITIM - ÖGRETIM YILI BIRINCI DÖNEM DEGERLENDIRME RAPORU


Egitim biliminin en temel ilkelerine aykiri düzenlemelerde israrini sürdüren Milli Egitim Bakanligi, egitimi niteliksizlige ve düzensizlige sürükleyerek çocuklarimizin gelecegi ile oynamaya devam etmektedir.  

Kindar nesil projesini her türlü hukuki, vicdani ve etik kurali ayaklar altina alarak yasama geçirmeye çalisan siyasal iktidar, çagdaslasmanin temeli olan egitimi, dolayisiyla ögretim birligini ortadan kaldirma girisimini, karma egitimi sonlandirarak tamamlamak istemektedir.

2013-2014 Egitim Ögretim Yilinin ilk yarisinda da egitim sistemimizi bir yandan gericilestirme öte yandan da tam bir isletme mantigiyla ticarilestirme ve yerellestirme çalismalari hizla sürmektedir.

GEZI EYLEMLERI NEDENIYLE ÖGRENCI VE ÖGRETMENLER ÜZERINDE BASKI OLUSTURULDU

Türkiye’de basta egitim hakki olmak üzere, en temel insan haklari ve özgürlükler yok sayilirken, 2013-2014 egitim ögretim yili baslangici, gezi eylemlerine katilan ögrenci ve ögretmenlere yönelik cadi avi sürecine dönüsmüstür. Gezi eylemleri döneminde Milli Egitim Bakani’nin “ögrencilerimizle ilgili bir islem yapmayacagiz” biçimindeki açiklamasi, Basbakan Erdogan’in “Liseli talebeler üzerinde okul müdürü ve ögretmenler baski kuruyor” seklindeki açiklamasiyla bosa çikmis, ögrenci ve egitim emekçileri üzerindeki baskilar giderek artmistir. Okul müdürlerinden eylemlere katilan ögrencilerin ve ögretmenlerin isimleri istenmis, eyleme katilan ögrenciler hakkinda cezai islem uygulamadigi ya da tesvik ettigi gerekçesiyle birçok egitim emekçisi hakkinda sorusturma açilmis ve sürgün edilmistir.

4+4+4’ÜN YIKICI SONUÇLARI DEVAM ETMEKTEDIR

2013-2014 egitim ögretim yilinin ilk yarisinda okullarda en çok gözlenen sorunlar, 4+4+4 sonrasi okullarin dönüstürülmesiyle baslayan ve halen devam eden sorunlardir.

Mevcut okullarin fiziki altyapi sorunlarini giderme yönünde hiçbir çalisma yapilmamistir. 8-9 yasindaki çocuklarin fiziki durumuna uygun olarak yapilan ilkokullarin 5 ve 6 yas grubu çocuklara uygun olmadiginin bilinmesine ragmen, bunun için gerekli önlemler alinmamistir.

Milli Egitim Bakanligi’nin tüm elestirilere ragmen gerekli tedbirleri almamasi sonucunda; bu egitim-ögretim yilinda da, okullarda ihmal, kaza ve siddet nedeniyle hayatini kaybeden çocuklarimiz olmustur. Israrla vurgulamamiza ragmen okullarin fiziksel ve altyapi yetersizliklerini gidermeyen, çocuklarin kullanimina uygun güvenli okul alanlari yapmayan Milli Egitim Bakanligi, yasanan can kayiplarina ragmen gerekli tedbirlerin alinmasini saglayamamistir.

Okullarin dönüstürülmesine paralel olarak azalan ilkokul sayisi ve bu yil okula baslayan ögrenci sayisindaki artisa paralel olarak sinif mevcutlari yine Bakanligin öngördügü sayinin çok üstüne çikmistir. Derslik açigi sorununu gideremeyen Bakanlik, kalabalik siniflarda çocuklarimizi sagliksiz egitime mahkum etmistir.

Öte yandan okullarimizda yeterince memur ve yardimci personel bulunmamaktadir. Bu alandaki pek çok eksiklik bu ögretim yilinda da okul-aile birlikleri yoluyla velilerin sirtina yüklenerek karsilanmaya çalisilmistir. Bakanligin verilerine göre, 2013-2014 egitim ögretim yilinda okullarimizda yaklasik 70 bin hizmetli ve memur ihtiyaci bulunmaktadir.

Özel okullara kaynak aktaran Bakanlik, devlet okullarina üvey evlat muamelesi yaparak kaynak aktarmamakta ve okul müdürlerini, velilerden para toplama cambazi yapmaktadir.

Yine okullarin dönüstürülmesi sonucu geçen yildan devam eden norm kadro sorunlari bu egitim ögretim yili basinda da artarak devam etmistir. On binlerce ögretmenimiz norm kadro fazlasi olmasindan dolayi perisan edilmis, yariyil tatiline girdigimiz sirada bile okulu belli olmayan, normun kapali olmasindan dolayi özür durumu atamalari gerçeklestirilemeyen ögretmenlerimizin mevcudiyeti egitimimizin halini gözler önüne sermektedir.

Genel liselerin kaldirilmasi sonucu yüz binlerce ögrencimiz meslek lisesi ve imam hatip lisesi arasinda sikistirilmistir. Çikarilan ortaögretim yönetmeligi ile bir yandan küçük yasta evlenmenin önü açilirken diger yandan ise ortaokulu yurt disinda bitirenlere sinavsiz istedikleri okula kayit hakki verilerek sermaye ve cemaate göz kirpilmistir. Imam hatip liselerindeki meslek dersi ögretmenlerine adeta “mele” yetkisi verilerek toplumun din ve mezhep temelinde bölünmesi ve çatismasinin temeli atilmaya çalisilmaktadir.

Bugün okullarimizda, en gerçek yol gösterici olan bilim dersleri azaltilarak ögrencilerimiz,  toplumsal yasamin gerçekliginden kopartilmaktadir. Öte yandan ise kisilik gelisiminde çok önemli olan spor ve sanat dersleri yok sayilmaktadir. 1913 yilinda iptidai mekteplerinde sanat derslerinin haftalik ders saatleri içindeki orani yüzde 17’yken, Cumhuriyetimizin 91. yilinda bu oran yüzde 5’lerdedir. 1913’te din içerikli derslerin agirligi yüzde 13’ken bugün bu oran yüzde 17’lere çikmistir. Bilim ve sanat egitimi okullarimizdan kapi disari edilmistir.

2012 PISA Türkiye’nin sonuçlarina göre 34 ülke arasinda 32. sirada yer almasi, egitim sistemimizin OECD ülkelerinden çok geri oldugunu göstermesi açisindan önemlidir. Bu durumun nedeni ise elbette ki ögrencilerin ögrenme kapasitelerinden degil, nitelikli bir egitimden yoksun olmalarindan kaynaklanmaktadir.

Özetle 4+4+4 egitim sistemi ile egitim bir yandan gericilestirilerek çocuklarimiza kaderci ve baskalarinin kendisinin yerine verdigi kararlara itaat etme kültürü enjekte edilmeye çalisilmaktadir. Diger yandan GATS anlasmasinin gerekleri yerine getirilmekte ve egitim hizmet satin alma yolu ile parali hale getirilmeye çalisilmaktadir. Cumhuriyet’in temellerinden biri olan ‘’Ögretim Birligi’’ ortadan kaldirilarak Osmanli’nin yikilis sürecinin nedenlerinden biri olan iki basli egitim yerlestirilmeye çalisilmaktadir.

ÖGRENCILERIN SINAV YÜKÜ DAHA DA ARTTI

Egitimin bütün kademelerinde benimsemis oldugu dayatmaci tutum ile egitimde yasanan sorunlari daha da derinlestiren MEB, yeni ortaögretime geçis modeli ile 8. sinifta 12 merkezi yazili sinav getirerek ögrencilerin yasadigi sinav stresini daha da artirmistir. Merkezi sinav yapilacak olan temel dersler arasina Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi de alinmis, ögrencilere din egitimi dayatmasina devam edilmistir. Yine bölgeler arasindaki, hatta ayni ildeki okullar arasindaki firsat esitligi saglanmadan hayata geçirilen model, yoksul ailelerin çocuklarini dezavantajli duruma düsürmüstür.

AKP Hükümeti döneminde yapilan birçok sinav gibi bu sinavda da birçok skandal yasanmistir.  Sorular sizdirilmis, kitapçiklar sinava az bir süre kala degismis, sinav güvenliginde ciddi sikintilar yasanmis, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf olan gayrimüslim ögrencilerimiz sinava girmedikleri seklinde degerlendirilmis, sinavlardaki genel basari oranlari kamuoyundan gizlenmistir.

Öte yandan Ankara 18. Idare Mahkemesi, Bakanligin SBS’de Almanca ve Ingilizce testlerinin cevap anahtarlarini karistirmasi üzerine 718 ögrencinin puaninin yanlis hesaplanmasi nedeniyle sinav sonuçlarini iptal karari vermistir. Ögrencilerin gelecegini belirleyen en önemli sinavlari dahi yanlissiz yapamayan AKP iktidari döneminde yapilan bütün sinavlara saibe karistirilmistir. Bundan da en büyük zarari, devlete güvenerek büyük umutlarla sinava giren çocuklarimiz görmektedir. 

BILIMSEL VE LAIK EGITIM DEVRE DISI BIRAKILDI

Özellikle Milli Egitim Bakanligi, karsi devrimin üssü haline getirilerek ulusal degerlerimiz egitim sistemimiz içerisinden yasa ve yönetmelikler araciligi ile bir bir çikarilmistir. Bunun son örnegi Ilkögretim Kurumlari Yönetmeligi’nde yapilan degisiklik ile Ögrenci Andi’nin kaldirilmasi olmustur. Yine devlet memuru kadinlarin türban ve benzeri dini kiyafetlerle görev yapabilmelerine olanak taniyan düzenlemeyle türban okullarimiza kadar girmistir. Söz konusu sorumsuz düzenlemelerle iktidarin "dindar nesil" ve "muhafazakâr yasam tarzi" hedefi dogrultusunda çagdas, bilimsel ve laik egitime darbe vurulmustur.

YENI HEDEF: KARMA EGITIM

Yine egitimin dini kurallara düzenlenmesi uygulamalarinin ardindan karma egitimi hedef alan açiklamalar yapilmasi, kiz ve erkek ögrencilerin önce ayri siniflarda, daha sonra ayri ayri okullarda okutulmasi gündeme getirilmistir. Karma egitim, kiz ve erkek çocuklarin küçük yaslardan itibaren birbirini tanimasi, farkliliklarina saygi göstermesi ve kadin erkek esitliginin bilincine varmasi açisindan çok önemlidir. Iste tam da bu nedenle karma egitim iktidara rahatsizlik vermektedir.

EGITIMDE ÖZELLESTIRME UYGULAMALARI TAM GAZ

MEB verilerine göre 2002-2003 egitim ögretim yilinda özel okullarda kayitli ögrencilerin toplam ögrenci sayisina orani yüzde 1,6 iken bu oran 2013-2014 egitim ögretim yilinda  4,1, örgün egitim içerisindeki özel okul sayilarinin toplam okul sayilarina orani ise yüzde 9 oldu.

Ortaya çikan tablo, AKP hükümetinin egitim sistemini sermaye sinifinin çikarlari dogrultusunda nasil sekillendirdigini ve egitim sistemindeki ayrismayi gözler önüne sermektedir. AKP iktidari, topluma firsat esitligi olarak sundugu 4+4+4 dayatmasi ile özel sektöre sundugu avantaj ve tesviklere bu ögretim yilinda da tam gaz devam etmektedir.

Yillardir bir taraftan devlet okullarinda egitimin niteligini bilinçli olarak düsüren Hükümetin ve Milli Egitim Bakanligi’nin “dershaneleri kapatacagiz” söyleminin ardindaki amaç, özel ögretimi özendirmek ve özel okullari dogrudan kamu kaynaklariyla desteklemektir. Bugün yüzde 3 olan özel ögretim oranini yüzde 10’a çikarmayi hedefleyen hükümetin, dershanelerin özel okullara dönüstürülmesi ve özel ögretim kurumlarinin kamu kaynaklari ile desteklenmesi girisimlerini herkesin egitim hakkindan esit kosullarda yararlanacagi bir düzenleme olarak degerlendirmek mümkün degildir.

1739 sayili Milli Egitim Temel Kanunun 22. maddesindeki  “Ilkögretim, devlet okullarinda kiz ve erkek çocuklari için zorunludur ve parasizdir” ifadesinin kaldirilmasi kamu özel ortakligi okullarin yasal alt yapisinin hazirlanmasindan baska bir sey degildir. Iktidar GATS Anlasmasi çerçevesinde 652 sayili KHK’yi çikarmis ve arsa tahsisi, tesvik primi, hizmet alimi yöntemleri ile en temel insan hakki olan egitimi de sermayenin hizmetine sunmanin çabasi içine girmistir. Iktidar, Sokrates’in  “Egitimin pahali oldugunu düsünüyorsaniz, cehaletin bedelini hesaplayin” sözünü dogrularcasina özellestirme politikasi ile emekçi halkimizin çocuklarina cehalet ya da parali egitimi dayatmaktadir.

ÖGRETMENLERIMIZ MUTSUZDUR

Egitimin birikmis sorunlarini sirtinda tasiyan ögretmenlerimiz 2013-2014 egitim ögretim yilinin ilk yarisini mutsuz geçirmistir.

Egitimin sistemden kaynakli sorunlari karsisinda çözüm üretmekten daha çok sorun üreten MEB, yasanan sorunlarin kaynagini ögretmenlermis gibi göstererek ögretmenleri hedef tahtasina koymustur. Sonuç olarak da ögretmenlere yönelik siddet olaylari bu sene de artarak devam etmistir.  

Bakanligin zaman zaman yaptigi resmi açiklamalarda ögretmen açiginin 121 bin oldugu belirtmesine ragmen 40 bin ögretmen alimi yapilmasi, ögretmenleri yine esnek ve kuralsiz çalisma politikasinin devam edecegini göstermektedir.

Bir taraftan yandaslarini idari kadrolara yerlestiren AKP, bir taraftan da ilk atamalarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Imam Hatip Lisesi meslek dersi ve Arapça branslarina diger branslardan fazla kontenjan ayirarak egitimde uyguladigi ayrimci politikayi gözler önüne sermistir.

3 bin 600 ögretmenimiz esinden ayri olarak görev yapmis, sistemden kaynaklanan nedenlerden dolayi bransinda norm fazlasi durumunda açikta kalan ögretmenlerimizden binlercesi yeni branslarinda verimli olamamistir.

Orta Ögretim Kurumlarinda yapilan ortak sinavlar için getirilen ve yüzlerce sorudan olusan keyfi ve angarya niteligindeki sinav analiz programlari ögretmenlerimize dayatilmaktadir.

KADROLASMA CEMAATLER ARASI YARISA DÖNÜSMÜSTÜR

Iktidara geldigi günden bu yana kendi yandaslarini MEB yönetici kadrolarina yerlestirmeye çalisan AKP, son çikardigi MEB Yönetici Atama ve Yer Degistirme Yönetmeligi ve MEB Görevde Yükselme ve Unvan Degisikligi yönetmeliklerine getirdigi sözlü sinav uygulamasi ile kadrolasma konusundaki pervasiz tutumundan vazgeçmeyecegini göstermistir. Bu pervasizlik o derece artmistir ki artik kadrolara yerlesmek için birakin kariyer ve liyakati yandaslik bile yetmez olmus, cemaatler arasi yarisa döndürülmüstür.

ZORUNLU ROTASYON TEHDIDI

Son olarak Bakanligin, 20 yil çalismis ögretmenlere okullar ve bölgeler arasinda yer degistirecegi “zorunlu rotasyon” getirmek için çalistigi basina yansimistir. Daha önce 652 sayili KHK’nin ucu açik maddelerine dayanarak zorunlu rotasyonu ögretmenlere karsi tehdit unsuru olarak kullanan Bakanlik, egitimin acil çözüm bekleyen sorunlari ile ilgilenmek yerine yine ayni konuyu gündeme getirmistir. 

Ögretmenlerimizin istegi disinda rotasyona tabi tutulmasi sürgün anlamina gelmektedir ve Bakanligin bu tür bir dayatma içine girmesi için akil tutulmasi yasamis olmasi gerekir.

“Ögretmenlerin mesleki deneyimlerinden yararlanacagiz”, “Dogu ve Güneydogu’daki egitimin olumlu etkilenmesini hedefliyoruz” bahanelerini ileri süren Bakanlik, korkan, elestiremeyen, düsünemeyen, sorgulayamayan ögretmenler yaratmak istemektedir.  Ögretmenler sürekli yer degistirecek, sendikal olarak saglam baglar kurmalarina da engel olunacaktir.

SONUÇ

Her geçen gün içten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmis egitim sistemimizin yillar içinde birikerek artan yapisal sorunlari, geçici, günübirlik politikalarla geçistirilmis ya da çözümsüz birakilmistir.

Küresellesmeyle birlikte bölge cografyasini degistirme, bölgenin tüm kaynaklarini uluslar arasi sermayenin kullanimina açma politikasini sadakatle uygulayan siyasal iktidar, bir kamu hizmeti ve temel bir insan hakki olan egitimi de piyasaya açmaya çalismaktadir.

Öte yandan da ulusal bellegi silinmis, sorgulamayan, itaatkar, kendi adina karar verenlerin kararlarina biat eden bir nesil yetistirerek emperyalizm için ülkeyi dikensiz bir gül bahçesine dönüstürecek egitim politikasini hayata geçirmektedir.

Çocuklarimiz ögrenmeye degil, sinavlara, sinif geçmeye ve evlerine zayifsiz bir karne götürmeye kosullanmis durumdadir. Dolayisiyla ögrencilerin karnelerindeki kirik notlar kendilerine ait degil, AKP iktidarinin egitim sistemine ve Milli Egitim Bakanligi’na verilmis notlardir.

Egitim-Is olarak, çocuk ve gençlerimizin, gelecegimizin siyasi iktidarin yarattigi enkazin altinda yok olmamasi için acil adimlar atilmasi zorunlulugunu bir kez daha belirtiyor, parasiz, bilimsel, demokratik ve laik egitimin tüm yurttaslar için ayrim gözetmeksizin hayata geçirilmesini istiyoruz. Cumhuriyetin kendisine yükledigi görev ve sorumluluklarinin bilincinde olan egitim emekçileri, emperyalizmin ve onun isbirlikçisi siyasi iktidarin çocuklarimizin gelecegini karartmasina izin vermeyecektir.

Sakincali Piyade'yi Saygiyla Aniyoruz

Tamer ÖZLÜ

Egitim-Is Trabzon Sube Adina  ( Sube BASKANI)

Haberi Ekleyen: Görman Hesler

Bu haber 944 defa okunmuştur.

Paylaş

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Eğitim

Sol Parti; Eşit, Parasız ve Laik Eğitim İstedi

Sol Parti; Eşit, Parasız ve Laik Eğitim İstedi Sol Parti Giresun İl Yönetim Kurulu yaptığı açıklama ile eğitimde eşit, parasız ve laiklik sözü verdi.

Sınav Merkezli Eğitime Son

Sınav Merkezli Eğitime Son Eğitimin niteliğini olumsuz etkileyen SINAV SİSTEMİNİN öncelikle sorgulanması gerekir.

Okullar ne zaman açılacak?

Okullar ne zaman açılacak? okulların başlama tarihini kesin olarak bildirdi

17 Nisan Okulların Tatil

17 Nisan Okulların Tatil Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın yaptığı açıklamayla son buldu

Diploması sahte çıktı

Diploması sahte çıktı R.G.S.'nin, 19 yıl sahte diplomayla öğretmenlik yaptığı ortaya çıktı.

GÖRELE ' DE HAVA DURUMU

GIRESUN

RÖPORTAJ

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi

ARŞİVLEN HABERLER

Arama
ssssssssssssssssssssssssssssssssssss