3 Aylar Basliyor: Neler Yapmaliyiz?
Mübarek 3 aylar 30 Nisan 2014 Çarsamba günü basliyor.Saban ayi 30 Mayis 2014 Cuma, Ramazan ayi ise 28 Haziran 2014 Cumartesi günü basliyor. Recep ayinin ilk Cuma gecesi ise üç aylarin müjdecisi Regaip Kandili olarak idrak edilecek.
3 AYLAR NASIL DEGERLENDIRILMELI!
Peygamber Efendimiz (a.s.m) bu aylarda daha çok ibadet etmis ve bizlere bu aylarda daha fazla ibadet etmemizi ve günahlardan kaçinmamizi tavsiye etmistir.
Müslümanlarin tutmakla yükümlü olduklari farz olan orucun Ramazan ayinin tamami olusu, Recep ve Saban aylarinda, Peygamberimizin zaman zaman oruç tutmasi bu aylarda yapilmasi gereken ibadetlerin basinda oruç tutulmasi gerektigini ifade etmektedir.
Üç aylar içinde aliskanlik kazanilmasi gereken ibadetlerden biri de nafile namazlardir. Farz namazlarla beraber kildigimiz sünnetlere ilaveten, teheccüd, kusluk, evvabin gibi nafile namazlari da kilmaya aliskanlik kazanmaya çalisilmalidir. Nafile ibadetlerinde Allah (c.c.) katinda büyük ecri vardir. Konuyla ilgili bir hadiste "Allahü Teala buyuruyor ki, hiçbir kulum kendisine farz ettigim seylerden bence daha sevimli bir seyle bana yakinlik kazanmamistir. Nafile ibadetlerle durmadan bana yaklasir. Nihayet onu severim" buyrulmaktadir. Bu hadis-i serif farz ibadetlerin disinda nafile olarak tutulan orucun, verilen sadakanin, nafile kilinan namazlarin ve nafile olarak yapilan tüm ibadetlerin Allah katinda ne kadar çok deger verilen ve kiymete haiz ameller oldugunu göstermektedir.
Kaynak:Diniajans
******************
Dinî anlatimda "Sühûr-ü selâse", yani üç aylar olarak bilinen bu mevsimin girmesiyle birlikte Müslüman ruhlari bambaska bir hava kaplar. Çünkü bu aylar Ilâhî rahmetin costugu aylardir. Diger vakitlerde iyilik ve ibadetlere on sevap veriliyorsa, Receb, Saban ve Ramazan aylarinda gittikçe yükselen bir oranda kat kat fazla sevap verilir.
Meselâ, baska zamanlarda okunan her bir Kur'ân harfi için on sevap yazilmaktadir. Receb ayinda bu sevap yüz olarak yazilir, Saban'da üç yüzü asar, Ramazan'da bine çikar. Cuma gecelerinde binleri bulur. Kadir Gecesinde de otuz bine ulastigini düsünürsek, üç aylardaki mübarek vakitlerin âhiret ticareti bakimindan ne kadar kiymetli bir firsat oldugunu anlayabiliriz. Bu bakimdan üç aylar “pek çok uhrevî faydalari kazandiran ticaret-i uhreviyenin (âhiret ticaretinin) bir kudsî pazari ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir mesheri (sergisi)” olarak vasiflandirilmistir.
Bilindigi gibi, pazarlar ve fuarlar mühim ticaret yerleri arasinda yer alirlar. Haftanin belli bir gününde belli bir yerde kurulan pazarda, insanlar her türlü ihtiyaçlarini karsilarlar. O gün sabahtan aksama kadar pazarin ucuzlugundan istifade etmek mümkündür. Ama o gün pazara gidemeyen bir insan, ayni sartlar altinda alisveris yapabilmek için bir hafta beklemek zorundadir. Çünkü pazar bir günlüktür. Ayni sekilde, üç aylar da yilda bir defa kurulan ve ahiret ticaretinin yapildigi pazarlardir. Istifade etmesini bilenler, bu pazardan büyük kazançlar saglarlar. Ahirete yönelik amellerini diger vakitlere oranla arttirirlar. Daha fazla Kur'ân okurlar, ilme daha fazla yönelirler, uykularindan kisarak ilim ve tefekküre, ibadet ve Islâmî hizmetlere daha fazla vakit ayirirlar. Hayirli islerde birbirleriyle yaris içine girerler.
Böylece, “bu çok sevapli ibadet aylari”ndan tam bir istifade ile çikarlar. Bir mânâda, bu mübarek vakitlerde yapilan manevî hizmetler, insanin ebedî hayati için yapilmis en kârli “yatirim” olur. Buna karsilik, üç aylarin fazilet ve kiymetinden haberdar olmayip da degerlendiremeyenler, herkesin istifadesine açik tutulan çok kârli bir ticaret imkânindan mahrum kalmislar demektir. Bu kimseler, ayni imkâni tekrar ele geçirebilmek için bir yil daha beklemek zorunda kalacaklardir. Iste üç aylarin ve bu aylardaki mübarek gecelerin büyük bir coskunlukla ihya edilmesi bu bakimdan da önem kazaniyor. Çünkü bunlar seâirdendir, Islâmin sembolü ve alâmetlerindedir. Bu açidan seâirin duyurulmasinda hem Islâmin izzet ve serefinin gösterilmesi, hem de Islâmin mânâsindan uzak yasayan insanlara örnek olunmasi gibi büyük hikmetler vardir.
Namazlarda, bilhassa Cumalarda ve Kandil gecelerinde camilerin mü'minlerle dolup tasmasi, radyo ve televizyonda Kur'ân ve mevlidlerin okunmasi, camilerin mahyalarla (iki minare arasinin isikli güzel yazilarla) süslenmesi, hattâ kandil simitlerinin dagitilmasi, bu Islâm sembolünü ilân eden huzur verici hadiselerdir. Böylece bütün mü'minler âhiret kazancina yöneliyor. Herkes Allah'in rizasi yolunda sonsuz bir yarisa giriyor. Ve olusan manevî hava, bütün bir topluma huzur veriyor. Bu huzur havasindan herkes derecesine göre istifade ediyor. Yapilan ibadetler, okunan Kur'ânlar, Ars'a yükselen ihlâsli dualar, bitip tükenmek bilmeyen bir sevkle devam ettirilen Islâmî hizmetler, Ilâhî rahmetin celbine vesile oluyor. Ayrica sirf Allah rizasi için ve ihlâsla yapilan bu hizmetler, günahlarin, sefahetlerin ve zulümlerin kirlettigi manevî havamizi temizliyor. Su halde, her yil bizlere ikram edilen bu bulunmaz firsattan istifade etmeliyiz. Bunun için, mü'min kardeslerimizle daha sik bir araya gelip sohbetlerde bulunabiliriz. Aramizda Kur'ân'i paylasip imkân nisbetinde günlük ve haftalik hatimler yapmaya baslayabiliriz. Makbul dua ve zikirleri daha çok okuyabiliriz. Islâmî eserlere daha fazla vakit ayirabiliriz.
Islâmin hakikatlerini yayma ve anlatma hususunda daha fazla gayret gösterebiliriz. Bu yolda gösterecegimiz en küçük bir gayret, en azindan bire yüz netice verecektir. Bu arada, üç aylarin ve kandil gecelerinin evlerimizde ve aile fertleri arasinda ayri bir mânâ içinde yasanmasi gerektigini de unutmamaliyiz. Çocuklarimiz o manevî havayi soluya soluya büyümelidirler. Bunun için, mübarek gecelerde onlari hediyelerle sevindirip, camilere alistirmakta büyük faydalar vardir. Ayrica, sabaha karsi seher vakitlerinde uyanik bulunmaya çalisarak Islâm âlemi için ve mü'min kardeslerimiz için dualar etmenin fazilet ve kiymeti sonsuzdur.
O feyizli vakitte yapilan dualarin kabul ihtimali çok kuvvetlidir. Bu bakimdan gerek kendimizin, gerekse diger mü'minlerin dünya ve âhiret imtihanlarinda basarili çikmalari için Cenab-i Hakka niyazda bulunmak ve Ondan yardim istemek suretiyle, hem sikinti ve musibetlere karsi sarsilmaz bir dayanak noktasi bulmus, hem de tükenmez bir teselli kaynagina kavusmus oluruz.
www.diniajans.com
Bu yazı 1566 defa okunmuştur.