'Islamcilar' Filistin için savasanlara o zaman terörist
diyorlardi
1960’larin sonunda Filistin’e gidip savasan isimlerden
Islamcilara: Bize terörist diyorlardi.
Israil’in Gazze’ye saldirilari dünyanin gözü önünde devam
ederken Türkiye’de ise 3 günlük yas ilan edildi.
Bugünlerde Türkiye Filistin konusunda eli kolu bagli bir
imaj çizse de 1960’larin sonundan itibaren Türkiyeli devrimciler Filistin
kamplarina gitmis, burada Filistin halkinin kurtulus mücadelesinin içinde yer
almislardi. Islami cenah ise o dönem Filistin’e giden 3 bin kadar solcu ismi
“terörist” olarak damgalamisti. Biz de o dönem Filistin’e giden, savasan, esir
düsen üç önemli isimle, Faik Bulut, Semih Dinç ve Adil Okay’la konustuk.
Faik Bulut, 1973’te Nahr el Bared askeri kampinda Israil’le
çatistiktan sonra yarali halde tutsak edildi, Cenevre Sözlesmesi’ne aykiri
biçimde Israil’e kaçirildi. 21 gün iskence ve sorgudan sonra, Filistin Kurtulus
Örgütü üyesi olmaktan mahkeme önüne çikarilip 7 yil hapse mahkûm edildi.
1980’de ise Türkiye’ye döndü.
70’li ve 80’li yillarda Filistin’e giden 3 bin kadar
devrimci “terörist” olarak damgalanmisti, degil mi?
O tarihte, Filistin halkiyla dayanisma ve mücadele için
gitmek, azili ve uluslararasi terörist olmakla esdegerdi. 12 Mart zihniyeti,
biz devrimcileri hep bölücü olarak görüp yargiliyordu. Düzenin devami sayilan
Islamcilar da solculari “kâfir” olarak görüyorlardi. Türkiye kamuoyunun
Filistin’e sempatisinin önünü alabilmek amaciyla, Filistin halk direnisini
karalayip “öcü” gibi gösteriyorlardi. Iktidarlarin Filistin meselesinde daha
aktif tutum almalarini engelleyen bu zihniyet; Türkiye’nin Israil ile gizli flört
ve isbirligi, Filistin’e göstermelik dayanisma gibi ucube, iki yüzlü bir
politika izlenmesine yol açti. Bölge çapinda Islamcilik yükselise geçince, 12
Eylül cuntaci generalleri Islam Teskilati çerçevesinde güya Filistin destek
politikasini, dinci-Islamci bir çerçeveye oturttular. Günümüze kadar süren bu
politika, AKP’nin din kardesligi ekseninde Filistin’e destek vermesiyle zirveye
ulasti.
O günlerde sizi terörist diye damgalayan Islami kesimin
vicdani bir hesap vermesi gerektigi inancinda misiniz?
Kanimca Islami kesim, basta Amerika’nin Islamcilik esasina
dayanarak imal ettigi gerici ve çatismaci, cihatçi politikalarina alet
olmalarinin hesabini sadece bize degil; Pakistan’dan Ortadogu’ya ve Kuzey
Afrika’ya kadar olan bölgedeki halklara karsi da hesap vermelidirler. O gerici
vebalin kefaretini kamuoyu önünde ödemeliler.
‘Ölümün sicak nefesini yasadim’
Dünyada ‘68 rüzgâri tüm hiziyla etkisini gösterirken hem
Filistin halkiyla dayanisma, hem de “devrim yapma” coskusuyla önce Suriye’deki
Filistin kamplarinda, sonrasinda da Ürdün ve Lübnan’da kalan Semih Dinç, 1973
Arap-Israil savasinda güney Lübnan’in Kifarsuba-TelRamta ve Hasbeyye
yörelerinde bulunarak savasi bizzat yasamis, birçok operasyona katilmis bir
isim.
Siz Filistin’de ne yasadiniz?
Ben orada dostlugu, kardesligi, arkadasligi ve davalarina
olan inanç ile yurtseverligin harmanlandigi ortami, ölümün sicak nefesinde
birebir yasadim. Filistin’e 1968’den 1980’li yillara kadar yüzlerce dost
arkadas gitti. Birçok arkadasimizi yoldasimizi anilarini yasatmaya çalisarak o
topraklarda gömdük. Islamci kesimin devrimci-sol-sosyalist kesime yakistirdigi
“terörist” damgalamasi sahsen beni zerre kadar rahatsiz etmez. O günün
kosullarinda 6. Filo’yu kible belleyenler zaten baska yakistirmalarda
bulunamazdi. Kutsal topraklar dedikleri Filistin için de killarini
kipirdatmayanlar, Filistin halkiyla birlikte dövüsen bizlere, varsin terörist desinler.
Bu bizim için onurdur.
-Hamas’la, yani siyasal Islamla birlikte Islami kesim
Filistin meselesini sahiplenmeye basladi. Peki sizce Hamas’in yoluyla Filistin
düze çikar mi?
Kisa adiyla Hamas olan “Islami direnis hareketi”nin nasil
kuruldugunu, Kuveyt merkezli “Islami Rabita”dan nasil yardimlar aldigini,
Gazze’de ve diger isgal altindaki topraklarda önceleri Israil tarafindan da
nasil desteklendigini, bazi eylemlerine nasil göz yumuldugunu bilmemiz
gerekiyor. Siyasal Islami rehber edinen hiçbir hareket ne Filistin’i ne de
Türkiye’yi düzlüge çikarabilir. Her türlü direnisine ve mücadelesine karsin
Hamas bana göre ISID’in degisik bir versiyonu ve dolayli bir müttefikidir.
Bizim yüregimiz Hamas için degil, Gazze ve tüm Filistin halkinin mücadelesi,
zaferi ve kurtulusu için çarpmaktadir.
“Filistin halki birkaç bisküviye kanmaz”
12 Eylül darbesinden sonra, bir grup aranan isimle beraber
Lübnan’a, Filistin kamplarina ulasan, Marksist bir örgüt olan FHKC bünyesinde,
Beyrut, Seyda, Sur, Resadiye kasabasi ve Israil sinirinda olan Kana kasabasinda
Filistin kamplarinda kalan Adil Okay, “orada Filistinlilerle dayanisarak sürgün
hayatima bir anlam – amaç katmis oldum. Tabii Israil’in denizden karadan ve
havadan bombalamalari günlük hayatimizin parçasi olmustu. Defalarca ölümden
döndük. Birçok yoldasim orada hayatini kaybetti. 1982 Israil isgalinde yüzlerce
devrimci Israil’e esir düstü. Ve hâlâ savasin travmasiyla yasayan arkadaslarim
var” diyor.
-Siz nasil basa çiktiniz “terörist” damgasiyla?
Biz Filistin için savasirken Islami kesim bize terörist
diyordu. Ülkeye dönen arkadaslarimiz uzun dönem bu etiket yüzünden
yasadiklarini saklamak zorunda kaldilar. Oysa bugün, Filistin için savasanlar
kahramandir deniyor. Ve hâlâ Islami kesimden bir özür bekliyoruz. Binlerce
sosyalist, örgütlü-örgütsüz Filistin kamplarinda kalirken Islamcilarin dayanismasi
retorikten öteye geçmedi.
Türkiye’nin Gazze konusundaki bugünkü tavrini nasil
degerlendiriyorsunuz?
Türkiye Israil’i ilk taniyan “Müslüman” ülke. Ve Filistin
halkiyla dayanismasi sanal. Islamci geçinen AKP dönemi de çok farkli degil.
“One minute” sovundan baska icraat yok. Kaldi ki AKP, ülkenin tüm komsulariyla
sorun yasayan hatta oralardaki iç savasi derinlestiren bir hükümet. Bu sabikali
haliyle Filistin’e destek olmasi mümkün degildir. Filistin halki da birkaç
battaniye ile bisküviye kanmayacak kadar onurlu ve politiktir.

cumhuriyet
Bu haber 917 defa okunmuştur.