Bulutu degil gelecegimizi çaliyorlar
Sedat Baskavak yazdi
Geçen yili kurak geçirdik, bu sene de subat ortasindan bu yana yagmur durmak bilmedi. Hal böyle olunca “Israil yagmurumuzu çaliyordu, Iran’a açtiklari savas nedeniyle hava sahalari kapandi yagmurumuzu çalamiyorlar” konusmalari artti. Bulut tohumlama, yagmur çalma, yagmur bulutu çalma hatta “Bizde firtina olmazdi, Israil firtina yaratiyor” vs. pek çok söz havada uçuyor.
Bilim insanlari bulut tohumlamanin dogru ama bulut ve yagmur çalmanin mümkün olmadigini söylüyorlar. Bulut tohumlama, yogun su damlaciklari yüklü bulutlara gümüs iyodür birakilarak, su damlaciklarinin etrafinda buz olusturulmasi sonucu bulutun agirliginin artirilarak yagisa dönüsmesi olarak belirtiliyor. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) bulut tohumlama ile yagisin en iyi kosullarda yüzde 0 ile yüzde 20 arasinda artirabildigi ve yüzde 20 olan üst sinirin ancak zaten yagmaya hazir, nem yüklü bulutlarin üzerinde uygulanabildigini belirtiyor.
1940’lardan bu yana kimi ülkelerin uyguladigi bu yöntemin sonucunda yeni bulut üretilmedigi, yoktan nem yaratilmadigi ve rüzgar düzeninin degistirilemedigi de belirtiliyor. Israil’in 2021 yilinda yüksek maliyet karsisinda yeteri kadar fayda saglamadigi gerekçesiyle bulut tohumlama programini durdurdugu belirtiliyor.
Türkiye yagis rejiminin batidan yani Avrupa ve Balkanlardan geldigini, o nedenle de bulut çalmanin teknik olarak mümkün olmadigi belirtiliyor. Ülkemizdeki yagislarin ABD ve Israil’in, 28 Subat’ta Iran’a açtiklari savastan iki hafta önce basladigi belirtiliyor. Velhasil bu bilgiler isiginda bulut çalindi, hava sahasi kapandigi için Israil müdahale edemedi ve yagis oldu gibi sehir efsanelerinin bilimsel bir temeli olmadigini görüyoruz.
O zaman, biz ne yasiyoruz sorusunun cevabini iklim degisiminde aramak gerekiyor. Iklim degisimini hafife almanin sonuçlarini yasiyoruz ve sonuçlari itibariyla iklim, bir krize dönüsüyor. Yasadigimiz kuraklik, don, dolu, seller ve firtinalarda iklim degisiminin bir sonucu olarak karsimiza çikiyor. Ani hava olaylari bazen firtina, bazen dolu, bazen de sel olarak tarimi ve yasami etkiliyor.
Derelerin, irmaklarin akisi azaldi diyerek irmak ve dere yataklarini daraltmanin, etrafina imar izni vermenin sonuçlarini yasiyoruz. Akarsu yataklarinin daraltilarak kanallara çevrilmesi sonucu, kanala sigmayan sularin taskin gücünün artmasinin zararini yasiyoruz. Akarsu yataklarinin sinirlarini (kesit tayini) belirlemede yetkili olan DSI ve belirlenen sinirdan imari baslatan belediyelerin uygulamalarinin sonuçlarini, yetersiz altyapi ve çarpik yapilasmanin sonuçlarini yasiyoruz.
Barajlar doldu, tasiyor. Akarsular yataklarina sigmiyor. Almus Baraji en sonunda doldu tasti ve Yesilirmak güzergahinda pek çok yerde tarim ve yasam alanlarini su basmaya basladi. Çekerek Çayi da tasinca Tokat’in bütün ilçeleri su baskini sorunu ile karsi karsiyalar. Tokat’tan Turhal’a 15 mahalle 11 köyde binlerce kisi tahliye edildi. Almus Baraji tasmadan 60 bin dekar tarim alaninin sular altinda kaldigi düsünüldügünde, tasma sonrasi sular altinda kalan tarim alani miktarinin katlanarak arttigi bir gerçek. Il genelinde hububat, yem bitkileri, seker pancari, ayçiçegi, sebze ekili alan zarar gördü.
Antep ve Urfa’da fistik bahçelerinden zeytinliklere, ekili alanlardan zeytinliklere kadar pek çok alan süper hücre firtinasi nedeniyle sular altinda kaldi, zarar gördü. Antep’te fistik agaçlarinin arasindan kano ile geçiliyor. Amasya, Adana, Antalya, Anamur, Avanos, Havza, pek yerde yogun yagis ve akarsularin tasmasi sonucu tarim ve yasam alanlari sular altinda kaldi.
Hatay’dan gelen haber ve görüntüler ise içler acisi. Resmi açiklamalara göre yagislar sonrasi biri çocuk 5 ölü, çokça yarali var. 30 bin dekar tarim alani sular altinda kalirken 10 bin 500 kanatli hayvan, 80 büyükbas, 43 küçükbas hayvan telef olmus. 200 kovanlik ari da yine bu yagislar nedeniyle telef olmus. Asi Nehri’nin tasmasi sonucu Sinanli Mahallesi’nde erkenci erik agaçlarini yerinden söküp sürükleyecek kadar su basan tarim alanlarinda ekili alanlari birakalim, dikili alanlardan mahsul alinamayacagi belirtiliyor.
Ülkenin pek çok yerinde yasanan firtina, sel, su baskini da gösterdi ki, bulutu degil gelecegimizi çaliyorlar. Alinmayan önlemler, daraltilan akarsu yataklari, imara açilan akarsu havzalari ve türlü bahanelerle tazmin edilmeyen zararlarimiz sonucu canimiz, malimiz, gelecegimiz çaliniyor. Bu kosullarda iktidar tarafindan ölene Allah’tan rahmet, yaralilara sifa dileyip, “Çiftçimizin yanindayiz, gereken yapilacaktir” demek sorunu çözmüyor. Gerekeni belirleyip yapmak gerekiyor. Hizla yapilmasi gerekenleri sayacak olursak.
Felaket yasanirken zarari azaltmak önemlidir ama doga olayinin felakete dönüsmemesi için önleyici tedbirler daha önemlidir. Akarsu yataklarinin daraltilmasina son verilmeli ve akarsu havzalarinda yapilasma durdurulmalidir.
Firtina, zirai don, dolu, sel, su baskini yasan tüm bölgeler acilen afet bölgesi ilan edilmelidir.
Tarim alanlarindaki zarar (sigortaci mantigiyla degil) gerçek anlamda tespit edilmeli ve zarar gerçek oranli karsilanmalidir. Tarim sigortasi yaptiramayan köylülerin zarari devlet tarafindan karsilanmalidir.
Tarim alani zarar görmüs, ürün alamayacak köylüye ucuz kredi adi altinda borçlanmayi dayatmak yerine üretime devam etmesi ve yasamini sürdürebilmesi için nakdi yardim yapilmalidir.
Küçük üretici köylülerin tarim kredi ve bankalara olan borçlari silinmedir.
Zarar gören köylülere, basta mazot olmak üzere; ilaç, gübre, fide, fidan ve yem gibi tarim girdileri destek olarak bedelsiz sunulmalidir.
Bu yazı 42 defa okunmuştur.