MILLET GERÇEGI BÖLÜM – Mihri Belli
Bilindigi gibi. «millet», «vatan» sloganlari ilk olarak burjuva demokratik devrimlerin sloganlari olmustur. Bu sloganlari ilk olarak ileri süren, devrimci çaginda burjuvazi oldu. Engels, «milli bagimsizlik olmadan herhangi bir ülkede burjuvazinin egemenligi mümkün degildir» der. Geçmiste henüz proletarya bilinçli bir güç olarak tarih sahnesinde yerini almadan ve. emperyalist dünya pazari tesekkül etmedigine göre, bugünkü gibi burjuvazinin genis çevreleri yabancilarin isbirlikçisi durumuna düsmemisti. Bu sinif; milli bir nitelik. tasidigi, ve toplumda en devrimci güç oldugu dönemde, milli pazari bölerek’ çikarlarini baltalayan feodallere. karsi ve yabanci tahakkümüne karsi mücadelede öncü rolü oynuyordu. Uluslasma, burjuva – demokratik devriminin sona erdirecegi bir süreç sayiliyordu bu dönemde. 17., 18.,19. yüzyillar Avrupa’da burjuvazinin hegemonyasi altinda demokratik devrimler ve uluslasma çagi oldu. Ama burjuvazinin solunda ondan çok daha büyük bir devrimci potansiyele sahip olan proletaryanin ortaya çikmasinin, burjuvazinin devrimci ve ulusçu niteligi üzerinde derin etkileri oldu. Emperyalizm çaginda en genis ve en güçlü çevreleri milli niteligini yitirmis olan burjuvazi, artik burjuva devrimini tamamlamaya yanasmaz. Yari yolda er geç karsi devrimci güçlerle uzlasir. Burjuvazinin demokratik’ devrime karsi tutumu degismistir. Bunun da zorunlu olarak bu sinifin milli niteligi üzerinde olumsuz etkileri olmustur. Burjuvazinin genis ve çok güçlü bir bölümü, isbirlikçi sermaye niteligine bürünmüs, yabanci emperyalizmle birlikte ve onunla kader birligi eden içteki karsi devrimci sinif ve zümrelerle ittifak kurmustur. O halde bir zamanlar burjuvazinin ortaya attigi ve bir süre sahip çiktigi «millet», «vatan»sloganlarina toplumun en devrimci ve ayni zamanda en milli gücü olan emekçiler sahip çikmaktadirlar. Ve millicilik bayragini olanca gücüyle yüksek tutmak, emekçilerin gerçek özlemlerini temsil etmek durumunda olan sosyalistlerin tarihi görevi olmustur. Bu görevi küçümsemek, millet gerçeginin, çagimizin en büyük tarihi etkeni olarak önemini’ degerlendirememek, kozmopolitizme sapmak, belli tarihi sartlarda proletarya temsilcilerinin burjuva sovenizmine karsi çikislarini zamani ve mekani hesaba katmadan, bambaska tarihi sartlarda taklit etmek sosyalistçe bir davranis degildir.
**
Proletarya, sömürü düzeninin yerini sosyalist düzenin almasindan yanadir. Sosyalizm ise ancak bagimsiz bir ülkede, uluslasmis bir toplumda kurulabilir. Sosyalizmin malzemesi.” ulusun bireyi Özgür vatandastir. Sosyalizme varmak için demokratik devrimi derinligine gerçeklestirmek sarttir. Dünya emperyalist sistemi içinde sömürülen geri bir ülkede,emperyalizm; genellikle asalak siniflari hos tutmayi,bunlarin önüne, ezilen ülke halkinin sömürüsünden bir sus payi atmayi çikari geregi sayar. Buna karsilik emperyalist boyunduruk altinda emekçi, daha da yogun bir sömürü altinda ezilir, çalisan insanin kaderi büsbütün kötülesir; Emekçi yiginlarin bilinçlendikleri ölçüde milli bagimsizlik mücadelesinin ön safinda yer almalarinin bir iktisadi temeli vardir; ve vatanin en yigit savunucularinin mülksüz emekçilerin olmasi tabiidir.
Dünyanin bütün ezilen ülkelerinde milli kurtulus savaslarinin, ya sehir ve köy proletaryasinin (Vietnam), ya da küçük burjuvazinin en yoksul kolunun (Cezayir) öncülügünde verilmekte olusu bir rastlanti degildir. Bizim ilk milli kurtulus savasimiz da bu bakimdan bir istisna olmamistir. Genellikle küçük burjuva kökenden gelme asker-sivil-aydin zümre o günlerde en halkçi, emekçiye en yakin bir sartlanma içindeydi; ve hegemonyasi altinda kurulan milli güç birligi saflarinda Türkiye köylüsünün büyük agirligi vardi. Emege övgü niteliginde sözler, o günlerde rast gele söylenmis sözler degildir. Ve sonraki dönemde bu sözlerin pek tekrarlanmamasi da rastgele degildir. Cephenin cephane ikmalinin saglanmasinda büyük rol oynamis olan Ankara’daki Imalat:i Harbiye’nin Istirakiyun Partisi üyesi sosyalist isçilerin; eldeki toplarin namlularina uysun diye dolu top mermilerini torna da çaptan düsüren ve bu Yüzden sik sik sehitler veren bu proleterlerin Baskumandan Mustafa Kemal ile dogrudan dogruya temaslari vardi. Savas yillarinda Çankaya’nin kapisi bu sanayi isçilerine her zaman açikti. Iç ve dis dalgalanmalarin birlesmesi sonucu sonraki dönemde küçük burjuva bürokrasisinin emekçi yiginlardan uzaklasmis olmasi olgusu, Kurtulus Savasinin halk; savasi niteligini gölgelendirmemelidir.
Ulusun tarihi bir kategori oldugunu belirttik. Ulus, «kapitalizmin safak vakti ortaya çikti», kapitalizmin gelismesiyle o da gelisti. Ama ulus kapitalist sömürü. düzeniyle birlikte ortadan kalkmiyor. Bir zamanlar, özellikle geçen yüzyilda, sosyalist düzenin, ulusal çitleri, ulusal imtiyazlari ortadan kaldirmasiyla, uluslarin da ortadan kalkacagi inanci devrimci çevrelerde yaygindi. Sosyalist bilimin gelismesi, zenginlesmesiyle ve sosyalist devrimlerin gerçeklesmesiyle, bu görüsün sosyalizmin ilk asamasinda ye emperyalizmin yasadigi bir dönemde gerçeklesmeyecegi anlasilmistir. Sosyalizme geçisle ulusal imtiyazlar, büyük uluslarin küçükleri ezmesi önlenmektedir, ama sosyalist devrim, hiç degilse ilk asamasinda uluslarin ortadan kalkmasi sonucunu vermesi söyle dursun, uzunca bir süre için uluslarin, ulusal kül- türlerin tam bir açilip gelisme olanagina kavusmalarini saglamistir. Elbette ki böyle bir gelisme, Aleksey Tolstoy’un sözleriyle «Ulus denen nehirlerin bir gün gelip insanlik okyanusunda birlesecekleri» görüsünün gerçeklere uymadiginin kaniti sayilamaz. Hiç süphe yok ki ulusal nehirler insanlik okyanusunda birleseceklerdir.Ulusal sinirlar içinde hapsedilmis durumda kalmakla yetinmeyecek olan insanlar, tüm insanligin katkilariyla bir insanlik kültürü yaratacaklardir. Ama bu, ancak, emperyalizm çaginin ve daha önceki sömürü düzeninin, ulusal baski altinda tuttugu.uluslarin tam bir ulusal gelisme olanaklarina kavusmalarindan ve kendi ulusal kültürlerinin bütün olanaklarini gelistirmelerinden sonra, bunlari yeterli bulmamalari ve ulusal sinirlari kendi iradeleriyle asmalariyla olabilir.
Okyanusun kiyilarina henüz varmadigimiza. göre, içinde yasadigimiz çagin en büyük gerçegi millet gerçegi olduguna göre, bu çagin devrimci görevi, Türkiye toplumunun tam uluslasmasini, bütün engelleri yikarak gerçeklestirmektir. Bu, dünya: yüzünde bütün ülkelerdeki devrimci güçler arasinda dayanismayla çelisen bir sey degildir. Burjuva sosyalizmine, dar görüslülüge kaçmayan en derin anlamiyla milliyetçilik,küçük burjuva insaniyetçiligine, kozmopolitizme kaçmayan, gerçekten devrimci enternasyonalizmle çelismez. Büyük Fransiz sosyalisti Jean Jaures’nin ünlü sözünü’ burada tekrarlamanin yeri var:;;;;;;;; .
«Milliyetçiligin azi seni enternasyonalizmden uzaklastirir, milliyetçiligin. derini seni enternasyonalizme götürür. Enternasyonalizmin azi, seni milliyetçilikten uzaklastirir, enternasyonalizmin derim seni milliyetçilige götürür.»
Gerçekten, bugün.. ulusunun basi dik, insanca bir yasantiya kavusmasi için saldirgan Amerikan emperyalizmine karsi savasan Vietnamli savasçi en derin, en saf anlamiyla milliyetçidir. Ama Vietnam milli kurtulus savasi bu dünyada yer almaktadir ve bütün ülkelerin’ devrimci güçlerinin bu savas karsisinda bir tutumu vardir, karsi devrimci güçlerin de oldugu gibi. Kore’den Cezayir’e kadar, Küba’dan Filistin’e karlar emperyalizmle mücadele halinde olan halklarin olsun, sosyalist gelisme olanaklarina kavusmus olan halklarin olsun, kendisiyle uluslararasi devrimci dayanisma durumunda olduklarinin bilincindedir. O,Fransa’da fabrikalari isgal eden isçilerin Amerikan üniversitelerinde polisin copuna gögüs gererek Vietnam’da baris için gösteride bulunan Amerikali genç aydinla, Jean Paul Sartre’larla, Bertrand Russel’larla dayanisma halinde oldugunun bilincindedir. Bu bilinç en derin en saf anlamiyla milliyetçi olan Vietnamli savasçiyi, ayni zamanda en derin anlamiyla enternasyonalist;yapar.
Bizim milli kurtulus savasimizda da, Türkiye’nin millicileriyle bütün dünyadaki devrimci güçler arasinda uluslararasi dayanisma kendiliginden kuruldu. Sosyalist devrim bayragini açmis olan Sovyetler Birliginin varliginin, Dogu cephemizi emniyete almamizi kolaylastirmasi ve bu; komsu ülkenin bizim için maddi ve manevi bir dayanak teskil etmesi; bati proletaryasinin kesin olarak yeni askeri maceralara; karsi çikmasinin, Karadeniz’de Fransiz donanmasindaki isyan v.b. gelismelerin Batili emperyalistlerin elinde zinde kuvvet olarak; yalniz Yunan ordusunu birakmasi; Yunanistan içinde bile ilerici güçlerin Anadolu savasina karsi çikmalari, ilk basarili milli kurtulus savasini vermekte olan Türkiye’ye Dogunun ezilen halklarinin derin bir sevgi ve baglilik duymalari gibi uluslararasi etkenler, Türk zaferi’nin elde edilmesinde bir ölçüde rol oynamistir. Ve kurtulus savasimizin su katilmamis yurtsever. savasçisi, ayni zamanda Türkiye topragina saldiran askeri kuvvetin arkasinda duran emperyalist sisteme dünya ölçüsünde karsi devrimci güçlerin kendi safinda savastiklarinin ,bilincindeydi. Bu bilinç milliciyi ayni zamanda enternasyonalist yapiyordu.
Adi üstünde,enternasyonalizm,millet gerçegine dayanan bir kavramdir. Uluslararasicilik diye çevirebilecegimiz, enternasyonalizmin ilkel maddesi, ulustur. Ulus gerçegine dayanmayan bir enternasyonalizm havada kalir. Çok kez ulus gerçegini. inkara kadar varan küçük burjuva insaniyetçiliginin, yada. ümmetçilige dönüs özlemini yansitan dini nitelikte kimi akimlarin, gerçek devrimci enternasyonalizmle ortak bir yani yoktur.
Fikret’in «Ruy-i; zemin vatanim — Nev-i beser. milletim» (Yeryüzü vatanim-Insanlik milletim) misraini , zamaninin soven tahriklerine karsi sair tarafindan öfkeyle söylenmis bir söz olarak, hosgörü ve anlayisla degerlendirebiliriz, ama millet gerçegini atlayan böyle bir enternasyonalizmin bilimsel bir yani yoktur. Ayni seyi Avusturyali isçilerin türküsündeki «Anamiz amele sinifidir – Yurdumuz bütün cihandir bizim» beyiti için de söyleyebiliriz.
Sosyalizmin bilimi meseleyi bambaska sekilde koyuyor. Bu bilimi sindirmis ve en derin anlamiyla devrimci enternasyonalizmi benimsemis olan devrimcinin vatani, kendi memleketidir ve milleti de kendi milletidir.
Bu yazı 1673 defa okunmuştur.