GELINIM,GELINCIK
Ayima girdim artik.Oturdum mu kalkamiyor,kalktim mi oturamiyorum.Agirlastim,yürürken iki yanima sallana sallana yürüyorum.Hele merdivenden inerken,kocaman karnimdan,son basamagi göremiyorum.Bir gün düsmekten korkuyorum.Sik sik nefes aliyor,çok terliyorum. Geceler bir iskence.Hayirlisi ile bir dogursam!
Bes sene! Bes sene bekledim, her ay günümün geçmesini. Kaynanam ne doktorlara, hocalara, yatirlara götürdü. Ne tütsüler, muskalar, okunmus sular! "Yeter artik muayene olmaktan biktim, hiç bir yere gitmiyorum" dedikten bir ay sonra günüm geçti. Dakikasi dakikasina gelen kan, gelmedi. Ertesi gün, daha ertesi gün... Her tuvalete gidisimde titreyerek indiriyordum kilotumu. Bakiyordum. "Ohhh!" diyordum. Olmamistim. Bir hafta bu iskenceyle geçti. Sonra kaynanam,
- Sati Ebe'yi çagiralim dedi.
Kocami da Sati Ebe dogurtmus. Ben "doktor" dedim, kaynanam "olmaz, ayip" dedi. Çaresiz boynumu büktüm. Kocami gönderip çagirdilar onu. Geldi, uzun entarisi, al yazmasi vardi. Yazmanin üstüne kara yazma çatmisti. Kimsenin yüzüne bakmiyordu, gözleri hep yerde, kaslari çatikti. Evdekiler elini öpmek için siraya girdiler. Lütfen veriyordu elini, hiç konusmuyor, gülmüyordu, yalnizca emrediyordu.
- Yere battaniye serin dedi. Tütün tabakasini çikardi, kagida tütün koydu, sardi diliyle islatip yapistirdi, parmaklariyla düzeltti agir agir. Sigarayi dudaklarinin arasina yerlestirdi. Odadaki herkes sessizce gözleriyle onu izliyorlardi. Elbisesinin cebinden bir kibrit çikardi, sigarasini avcunun içinde yakti. Derin bir nefes çekti, dumanini yana savurdu. Ben, battaniyeyi serdim, kaynanamin yanina divana ilistim. Herkes Sati Kadin'i bekliyordu. Sigarasini içerken sordu;
- En son ne zaman adet gördün gelin? Yüzüme bakmiyor, duvara bakiyordu. Sesi kisik ve çatalliydi. Sanki bir borudan geliyordu. Söyledim. Odada kocam, kaynanam, iki eltim, görümcem vardi. Kocama;
- Sen çik! Dedi. Kocam odadan çikti. Bana ;
- Yat dedi. Durakladim. Odada kaynanam, iki eltim, görümcem vardi. Utandim.
- Ne duruyon, yat utanma! Sende olan onlarda da var dedi, azarlayarak. Çaresiz yattim. Üstüme çarsaf serdi. Dizlerimi kaldirtti, bacaklarimi ayirdi. Damarli elleri, esmer, kemikli ve çatlakti. Parmagini hizla batirdi. Irkildim. Muayene ederken, kolumla yüzümü kapattim, utaniyordum.
- Kocanla yatarken utanmazsin ama degil mi? Diye bacagima bir tokat indirdi. Yüzüm kipkimizi!... Kalkti, kaynanamin yanina oturdu.
- Gelinin gebe Halime Hatun, müjdemi isterim, dedi. Sevincimden, utancimdan,saskinligimdan toparlandigim gibi kendimi disari attim. Ali çesmenin yanina çömelmis, sigara içiyordu. Bakislarimiz kucaklasti, birbirlerine herseyi anlatti, sessizce anlastilar, gülüstüler.
- He mi?
Önüme baktim gülümsedim,karnimi elledim.
- He! dedim usulca.
Öyle beklemistik ki Ali'mle bu bebegi, ögrendigimiz günden bu güne, dokuz ay nasil geçti bilemedik. Her gece karnimi Ali'nin karnina dayadim. Kasik gibi iç içe yattigimizda da Ali elini karnima dolar, öyle uyurdu. Her hayalimiz onunla doluydu.
Dün eltimin ablasi geldi, beraber manti dökmeye. Havluda, ekmek tahtasinin etrafinda bir yandan sohbet ederken bir yandan unlu ellerimizle manti döküyoruz. Eltimin ablasi;
- Kuru Bamya Emine'nin bir haftalik gelini, ölmüs, duymadiniz mi? Dedi. Gerdek gecesinde, damat acele etmis, zorlamis, gelin alkanlara bulanmis. Sonra da kanamayi durduramamislar, dedi
- Ne anam öyle, hayvan gibi saldiriyorlar, sanki bir gecede hepsi bitecek.Yazik olmus geline. Ne de hatirli bir tazeydi, dedi kaynanam.
- O da gelincik olacak demek ki!
- O ne ki? Dedim. Kaynanam, unlu elleriyle kulagini çekip, tahtaya vurarak;
- Eskiler der ki; "Muradina ermeden ölen gelinler, her baharda gelincik olarak açarlar. Yesil mantolarini soyunup, kirmizi tül gelinlikleriyle nazli nazli sallanarak, ölümlerine agit yakarlar!" Ürperdim. Hepimiz kulagimizi çekip tahtaya vurduk.
O gün rüyamda, o ölen gelin, kipkirmizi bir gelinlik giymisti. Basinda, kirmizi taslardan, isiltili bir taç vardi. Etrafinda beyaz çiçekli agaçlarin çevreledigi çok büyük bir gelincik tarlasinin ortasinda yatiyordu. Bana eliyle "gel, gel" dedi. Uçarak yanina gittim. Yüzü, kireç gibi bembeyazdi. Agliyordu. Gözyaslari kan olarak akiyordu. Elini uzatti, saçlarimdan yakaladi. Ben kurtulmaya çalistikça o daha çok kendine çekiyordu. Çirpiniyordum.
Ali beni uyandirdiginda, ter içinde nefes alamiyordum. Hiçkira hiçkira aglamaya basladim, yüzümü kocamin gögsüne gömerek.
Bahar gelmisti, bahçemizdeki erik agaci çiçek açmis, sanki kar yagmisti. Ögleden sonra erik agacinin altina saci kurduk. Sicak sicak sikma yiyelim, çay içelim demisti kaynanam. Hasir serdik, minder attik üstüne. Görümcem yufkalari hazirlarken, ben çayi demledim, sofrayi serdim. Ama o gün, sabahtan beri bir tuhaftim. Midem bosalmis, karnim agirlasmis gibiydi. Günlerden pazardi, Ali'm evdeydi. Görümcemle biz hazirlik yaparken o, pijamasiyla divana uzanmis, bir türkü tutturmustu hafiften, basi anasinin kucaginda. Beni seyrediyordu gülen gözleriyle, kocaman karnimi, iki örgü uzun kara saçlarimi, süt dolu, iri memelerimi seyrediyordu. Sofraya neseyle oturduk.
Sikmadan bir isirik aldim, çayimi yudumladim, birden belimde bir sakima! Bir sanci saplandi sirtimin tam ortasina!...
- Ahhh, anaaam!...Bardak elimde, kasildim. Ali'min betibenzi atti.
Sonra sancilar basladi. Ali heyecanla üzerini degisti, Sati Ebe'yi getirmeye kostu. Beni içeri aldilar, ilk muayene oldugum alt odaya. Sancilar siklastikça dayanilmaz oluyordu. Çiglik atmamak için elimi isiriyordum.
Sati Ebe geldi, her zamanki hali, suratiyla ve emirleriyle;
- Çabuk su isitin, bol havlu, çarsaf getirin. Yere musamba serin. Bebegin bavulunu getirin. Gelin kiz sen de dolanip durma öyle otur bir kenara!... "Oturmus!" Ben acidan kuduruyorum be kadin" dedim içimden. Istekleri harfiyen yapildi. Ayrica bebegimin yatagi serildi giysileri kundagi hazirlandi, odanin bas kösesine. Yanina dogum sonrasi benim yatacagim saten kilifli, inci dizili yorgan, yatak. Beni musambanin üzerine yatirdilar. Bacaklarimi ayirdi, ellerimle bacaklarimi tutmami istedi. Damarli, kara kuru, sert parmaklar yine hizla rahim yoluna sokuldu. Sanki içime sis batirdilar. Bir eliyle daha derine gitmeye çalisirken, diger eliyle karnima bütün gücüyle bastiriyordu.
Dogum basladi, önce bas suyu patladi. Kanla karisik sari sular musambaya yayildi. Çarsafla kuruladilar. Sancilar sik sik geliyordu ama bebek gelmiyordu. Sati Kadin tabakasindan tütün çikarip sariyordu, hep yere bakarak. Arada bir, elini sokup rahmin kaç santim açildigina bakiyordu. Kupkuru kemikli parmaklar, sanci üstüne kizgin sisle dagliyordu adeta! Görümcem basimda, terimi kuruluyordu sik sik. Ter boncuk boncuk oluyor sonra sakaklarimdan akiyordu. Gündüz baslamisti, gece oldu, gece yarisi oldu, sabaha karsi oldu. Yok bebek gelmiyordu. Sanci, kivrim kivrim kivrandiriyordu. Soguyan sular tekrar isitiliyordu.Kapi önünde bekleyen Ali arada bir soruyordu disardan;
- Ana daha olmadi mi, durum nasil?
- Iyi oglum, hersey normal, dogum böyle olur, diye sesliyordu kaynanam. Gücüm kalmamisti bu sik ve siddetli sancilara dayanmaya. Bir bulutun içindeydim sanki, herkesi, herseyi flu görüyordum artik.
Horozlar ötüyordu uzaktan, demek günes dogmak üzereydi. Sati Kadin, telaslanmaya basladi. Ters giden bir seyler vardi.
- Ikin diyordu bana telasla. Ikiniyordum. Ikin, ikin haydi bir daha. Ikiniyordum, çatlarcasina. Tirnaklarim, avcumun içine batiyordu. Tirnaklarim, bacaklarimi yirtiyor, kanatiyordu.
- Ikin diyorum sana! Bagiriyordu, ebe. Kaynanama yavasça söyledi ya duydum.
- Ters geliyor, en çok korktugum sey dedi.
Eltilerim, görümcem, kaynanam nefeslerini tutmus, emirleri yerine getiren robot gibiydiler.
- Eltilerime, yaklasin biriniz sagina, biriniz soluna dedi Sati Ebe. Eltilerim, geldiler. Biri sagima, biri soluma diz çöktü.
- Ben bas dedigimde, karninin üstüne ellerinizle bastiracaksiniz dedi.
Bana "ikin" diyordu, onlara "bastirin!" Ben, çatlarcasina yüzüm kipkirmizi ikiniyordum, eltilerim karnima çöktükçe, çöküyorlardi. Canim çekiliyordu, çiglik çigliga bagiriyordum artik. Kimseyi gözüm görmüyordu, çigligim duvarlardan tasiyor mahalleye yayiliyordu. Ali ne haldeydi kimbilir!
Yalnizca nefes almak için ara veriyordum ikinmaya. Tüm vücudum titriyordu acidan, sancidan. Gücüm kalmamisti. Kanim, canim çekiliyordu. Ben bedenimi hissetmiyordum artik!...
- Haydi dedi, bir daha ikin bebek geliyor! Sizde iyice bastirin! En büyük, en siddetli aciyi duydum. Bebegimde ayni aciyi hissetti. Korkunç aci, saçimin telinden, tirnak ucuma kadar bedenimi dolandi. Birden aci kesildi! Ayaklarimdan baslayan hafiflik her yanimi kapladi.
Ikinmak için, derin bir nefes almam gerekti. Nefes almak için agzimi açtim, derin bir nefes aldim ve nefesimi verdim. Ikinamadim. Avazim çiktigi kadar bagirmak için agzimi açtim. Bagiramadim. Öylece kaldim. Agzim açik, ölmüstüm! Rahmim yirtilmisti. Bebegimin de tekmeleri yavasladi, durdu. Bebegim de ölmüstü. Bebegimle yüregimiz, ayni anda durmustu.
Her yer kandi ve odadakiler donmus, birbirlerine anlamsiz anlamsiz bakiyorlardi.Zaman durmustu.
Ebe ilk önce saskindi,toparlandi sonra.
- Haydi, haydi Allah'in taksirati böyleymis, kader! Dedi. Kocasina haber verin dedi.
Aliii'mmm!!! Beni alti sene bekledin, önce vermedilerdi. Bes sene de bebegimizi bekledin. Aliii'mmm simdi neyi bekliyeceksiiin Ali'm? Beni verme kimselere Ali'm,Kara topraklara koyma Ali'm!!!...
Içeri kostu Ali'm, üstüme kapandi. Saçlarimi, upuzun örgülü saçlarimi, her gece oksadigi, çok sevdigi saçlarimi, yüzüne gözüne sürerken, hiçkiriyordu. O, ilk kez agliyordu. Sicak gözyaslari, sogumaya baslayan tenime dökülüyordu. Aralik göz kapaklarimin arasindan görülen ela gözlerim sabitlesmisti. Gözbebeklerim büyümüstü. Yari açik agzimda, dudaklarim beyazlasmaya baslamisti. Kocami, kollarina girip, disari sürüyerek çikardilar.
Üstümdeki kanli geceligimi siyirdilar. Lohusalik için hazirlanan beyaz ipek geceligi, kefen gibi giydirdiler. Kanli bezleri, legeni, kaynamis suyu aldirdilar. Etrafi sildiler.
Odanin ortasina karyoladaki yatagimi serdiler. Gerdek gecesinde yattigim yatagimi. Çeyiz sandigimi açip, dantelli çarsaflarimi çikardilar, serdiler. Beni kucaklayip, bu gelin yatagina yatirdilar. Kaynanam dizlerini dövüyor agliyordu.
Gelincigiiim!... Gelinim,gelinciiik!
Iki elimi yanima uzattilar. Ayaklarimi yanyana getirip, bas parmaklarimdan bagladilar. Örgülü uzun saçlarimi süt dolu iri gögüslerimin üstüne koydular. Sonra,beyaz bir çarsafla beni tamamen örttüler. Karnim ortada, kocaman bir tepeydi. Üstüne makas, biçak koydular. Basimin üstüne kirmizi duvagimi, gelin telimi biraktilar. Bebegimin yatagi, giysileri yanimdaydi. Eltilerim agizlarini, elleriyle kapatip bagiriyorlardi.
Gelinciiik! Gelinim,gelinciiik!...
Insanlar etrafimda, çiglik çigliga agliyor, gögüslerini yumrukluyordu. Ben, örtünün altinda gözlerim yari açik, dimdik, sessiz, kati, soguk!... Öylece yatiyorum.
Içimdeki bebegim de sogumaya basladi. Bas suyu, hala yavas yavas siziyor, yatagi islatiyordu. O gece, son gecem, evimde insanlari, agitlariyla agirladim. O bagirtilara, çigliklara hiç kizmadim. Onlar konuklarimdi, beni ugurlamaya gelmislerdi. Son gecem, kocam yanimda yoktu, yan odada yalniz agliyordu, elinde dügün fotografimiz. Son gecem. Evim; mobilyalarim, mutfagimda tabaklarim, kasik çatallarim, su içtigim bardagim, banyoda kocamla satasarak yikandigim, küvetim. Hamileligimi hergün seyrettigim aynalarim, fildisi taragim, dis firçam, dudaklarimi kizartan rujum. Yemek yerken, sohbet ederken oturdugum, sandalyem, koltugum. Tül perdeli pencerelerim. Balkonumdaki, rengarenk çiçeklerim ve bahçemdeki erik agacim. Kizken, kadin oldugum, kocami kokladigim, yatagim. Son gecem de hepinize elveda!..
Sabah beni tabuta koydular, mezarliga götürdüler. Yikamak için gasilhaneye aldilar. Beton zemine yatirdilar. Geceligimi biçakla keserek, yirtarak çikardilar, çirilçiplak biraktilar.
Bembeyaz vücuduma, ipeksi tenime, içimdeki bebekle kocaman karnima, uçlari yere degen kalin örgü saçlarima bakti kadinlar. Sessiz hiçkiriklarla aglarken, yürekleriyle haykirdilar;
Geliiin!... gelincik....geliiin!...
Ölü yikayicisi kadinlar lifleri sabunladi, her yerimi ovaladi. Tas tas sicak su döktüler. Su döküldükçe donmus kanlar, kuruyan sari bas suyu, çözülüp akiyordu. Sular sabunlar, yari açik gözlerime doluyordu. Saçlarimin örgülerini açtilar. Süt dolu memelerimle, mermerlesmis vücuduma, dalgali kara bir örtü oldu saçlarim. Köpük köpük yikandi saçlarim. Tas tas su döktüler, abdest aldirdilar. Beni tanimadiklari halde ölü yikayicilari, onlarin da gözyaslari islak bedenime damliyordu.
Gülsuyu ile yikadilar son olarak, kokular serptiler, bembeyaz havlularla kuruladilar, kefene sardilar. Yesil örtülü tabuta koydular. Musalla tasina götürdüler, namazimi kildilar. Haklarini helal ettiler üç kez. En ön safta kocam, bitkindi, bitmisti, sakallari uzamisti.
Mezara tasidilar. Tabuttan çikarip, kefenin bas ve ayaklarindan tutarak, hazirlanan çukura indirdiler.
Agzimin yanina bir avuç toprak koydular. Tahtalari yanlamasina dizdiler. Toprak atmaya basladilar. Topraklar yigildikça kefenli vücudum eziliyordu. Tahta araliklardan gözlerime, agzima, saçlarima topraklar doluyordu. Topraklar yigildikça, sesler uzaklasiyordu.
Geliiiiiiiiiin... Geliiiiiiinciiiiiiiiik!...
Yavas yavas çürümeye basladim. Bebegim çürüdü içimde önce. Etlerim döküldü. Saçlarim, güzel saçlarim, kocamin sevdigi uzun saçlarim, böceklere, yagli çiyanlara yuva oldu. Gözlerime, dislerimin arasina solucanlar dolustu. Süt dolu gögüslerim eridi, kaburgalarima yilanlar dolandi. Kanlarim topraga karisti.
Ben artik bir iskeletim. Bekliyorum. Gelincik olarak fiskiracagim günü, bahari bekliyorum. Yesil mantomu soyunup, kirmizi tül gelinligimi kabartip, nazli nazli sallanarak, agitlar yakacagim günleri bekliyorum. Agitlarim, rüzgarlara karisip, göklere savrulacak. Göklerden, insanlarin ruhlarina yagacak. Bekliyorum, bahari bekliyorum!...
"MURADINA ERMEDEN GENÇ YASTA ÖLEN MASUM KIZLAR,KADINLAR,GELINCIK OLUR,HER BAHAR YENIDEN AÇAR,ACILARINA AGIT YAKARLAR."
BAHARDA GELINCIK TARLASINDAN GEÇERKEN,DINLEYIN!.. SALINAN GELINCIKLERIN AGITLARINI DUYACAKSINIZ!...
Bu yazı 2768 defa okunmuştur.