Meralar ve kölelik -Yusuf Gürsucu
Üzerinde evcil hayvanlarin otlatildigi dogal bitki örtüsü bulunan alanlara mera deniyor. Meralar yüksek ve taban suyu derinlerde bulunan kiraç ve meyilli yerlerde olusurlar. Mera bitkileri kisa boylu, köksapli ve sülüklü bitkilerdir. Ayni zamanda inek, koyun vb. hayvanlarin en çok sevdigi beslenme alanlaridir. Türkiye’de 1950’li yillarda mera alanlarinin toplami 50 milyon hektar civarinda iken bugün mera alanlari 14.6 milyon hektara düsmüs.
1970’lerden bu yana kirsal alanlarda yasayan insanlar hayvancilikla geçinemez hale getirilmeleri sonucu daha büyük yerlesim alanlarina göç etmek zorunda kalmislardir. Terk edilen meralarin yerinde tarim, turizm, insaat, maden gibi faaliyetler ortaya çikmis ve bu durumda meralarin hizla daralmasina neden olmustur. Göç edilen bölgelerde ortaya çikan konut ihtiyaçlari Türkiye’de ki “müteahhit” sinifinin ortaya çikmasini saglamis ve belediyelerle kol kola giren bu kesimler meralari ve özellikle çayirlari talan etmislerdir.
Torba Yasa!
Sermaye kesimlerinin dört gözle bekledikleri Torba Yasa bugünler de mecliste görüsülecek. Torba Yasa özellikle vergi cezalarina af getirirken ödenmemis vergilerinde taksitlendirmesini amaçliyor. Burada sermaye kesimlerine sunulan pastayi bir kenara birakmadan önce Derik’te su talebi için direnen köylülerin tarimsal destekleri elektrik borcu nedeniyle kesilecegini hatirlayalim.
Pastalarin tamami sermaye kesimleri için hazirlanirken, emekçi ve yoksul kesimler ile doganin sömürülmesinden ortaya çikan bu pastanin kremasi yine bu kesimler üzerinden olusturulmaktadir. Sermaye devletinin temel islevi sermaye için “pastalar” yaratmaktir. Vergi vb. aflar ise bu süreçlerin kaymagini teskil etmektedir. Derik’te yasayan köylülere ise bu pastadan ancak elektrik kesintisi ya da tarimsal desteklerin kesilmesi düsmektedir.
Torba yasa yazimiza konu olan bir eklenti yapilmisti ve bugünlerde mecliste görüsülecek. Sermayenin vergi cezalari ve vergi borçlarinin affi ile birlikte meralar tamamen imara açilacak. Aslinda bu torbalarla, çikardiklari yasalar arasinda uyumu sagliyorlar. Yasa, muglak ve sözde korumaci çikarken ufak rütuslarla tüm koruma maddeleri anlam degistiriyor ve amaçladiklari durumu yasal hale getiriyorlar.
Daha önce çikan Maden Yasasi’nin 39. maddesinden alinti yaparak bu durumu açikça görebiliriz; “Maden ruhsat sahibi, mera, yaylak ve kislaklarin bulundugu alanlarda; sondaj, yarma, galeri gibi maden arama faaliyetleri yapilmadan önce gerekli belgelerle valilige veya Genel Müdürlüge ya da Tarim ve Köyisleri Bakanligi’na bir dilekçe ile basvurur. Basvuru tarihinden itibaren bir ay içinde Tarim ve Köyisleri Bakanligi’nca yapilacak degerlendirme sonucu uyulmasi gereken esaslar belirlenerek mera tahsis amaci degistirilmeden izin verilir” bu ne simdi!
Görüsülecek olan Torba Yasa’nin 115. maddesi ile 4342 sayili Mera Kanunu’nun 14’üncü maddesinin birinci fikrasina yapilan ek ise söyle “(i) Ilgili belediye sinirlari içerisinde alternatif alan bulunmamasi(!) sartiyla Bakanlar Kurulunca kentsel dönüsüm ve gelisim projesi alani olarak ilan edilen mera...” Allah doyursun demek bu durumu düzeltmeyecek, bu aç gözlülük ve yasami yok eden, bu kan emicilerin Allah’a havele edilmesiyle durdurulamayacagini tabii ki biliyoruz.
Somut bir örnek!
Yukarida “maden” yasasiyla meralarin talan edilme yolunun nasil açildigini aktarmaya çalistik. Büyüksehir yasasinin tüm kirsali belediye alani haline getirmesiyle birlikte zaten Allah’a emanet olan alanlar sermayeye yani yok ediciye emanet edilmektedir. Geçtigimiz günlerde Bursa’nin Karacabey ilçesi Arizli Köyü’nde insanlar adeta isyan ediyordu. Isyanlarinin nedeni ise meralarinin haberleri dahi olmadan bir sirkete kiralanmis olmasiydi. Gida Tarim ve Hayvancilik Bakanligi izniyle köylülerin mera alani bir “at yetistiricisi” sirkete peskes çekildi.
Arizli Köyü Muhtari Ali Ihsan Kardes bir açiklama yaparak sunlari söylemis; “köylülere haber verilmeden mera alanimiz özel bir atçilik sirketine kiralandigini mera alanimiza çekilen tel örgülerle birlikte ögrendik. Konuyla ilgili olarak basta Il Gida Tarim ve Hayvancilik Müdürlügü basta olmak üzere ilgili bütün mercilere basvurduk. Ancak bir cevap alamadik. Demokratik protesto hakkimizi kullanarak eylem yaptigimizda ise, söz konusu sirketin yöneticileri tarafindan tehdit edildik. Sirket tarafindan dikenli tellere zarar vermek gibi sudan sebeplerle mahkemeye verildim. Ancak ne asilsiz iddialarla açilan davalar, ne de tehditler beni ve Ariz halkini geri döndüremez.”
Meralar köylünün elinden alinirken hayvanlar ise ayni bölgede faaliyet gösteren “sütas”in ahirlarinda hormon igneleriyle adeta bir makine gibi yasamasi saglanip sömürülmeye devam ediliyor. Ahirlarda hayvanlar zulm içinde yasarken “sütas” patronu sendikalasan isçileri isten atiyor. Direnen isçilerin direnis alaninda ise hapsettikleri hayvanlarin diskisi serilerek isçilerin bölgeyi terk etmesi saglaniyor. Merayi sirketlerin talanina açanlar, isçilerin kölelesmesinin kosullarini yaratmaktan asla geri durmuyor. Devlet sirket el ele isçinin, hayvanin ve doganin sömürüsünü fütursuzca sürdürüyor.
Evet, önce hayvanlarin kölelesmesi saglandi. Daha “çok üretimle” sermaye biriktirme adina önce bilim adamlarinin bir çogunun bilgisinin sermayeye zorla sunulmasi saglandi ve bu yolla hayvanlar birer makineye çevrildi. Makinelerden bosalan alanlar ise yine sermayeye farkli birikim yolu olarak açilmaya baslandi ve bugün hiç hiz kesmeden bu süreç devam ediyor. Meralarda özgürce beslenen hayvanlar günlük olarak 10-15 kg sütünü insanlarla paylasirken hormon vb. igne ve ilaçlarla ayni hayvanlar adeta makineye çevirilip 30-40 kg süt vermesi saglaniyor. Artik hayvanlar bir köle, sermaye ise daha bir zengin!
Son söz!
Karadeniz’de o güzelim ineklerin özene bezene süslenerek yaylalara, meralara çikarilma ritüellerini izlerken o essiz uyumu yani insanin hayvanla ve dogayla kurmasi gereken dogru iliskinin en güzel fotografini hafizalariniza kazimamaniz mümkün degil.
Bir karar vermek zorundayiz. Karadeniz’de yaylaya çikan insan ve hayvanlar gibi özgür mü olacagiz, ya da Sütas’in fabrikasinda kölelestirilen hayvanlar ve kölelestirilmek istenen insanlar gibi esir mi?
Bu yazı 697 defa okunmuştur.