Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 11 Eylül 2014
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 03:08
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=19001
Meralar ve kölelik -Yusuf Gürsucu
Üzerinde evcil hayvanlarin otlatildigi dogal bitki örtüsü
bulunan alanlara mera deniyor. Meralar yüksek ve taban suyu derinlerde bulunan
kiraç ve meyilli yerlerde olusurlar. Mera bitkileri kisa boylu, köksapli ve
sülüklü bitkilerdir. Ayni zamanda inek, koyun vb. hayvanlarin en çok sevdigi
beslenme alanlaridir. Türkiye’de 1950’li yillarda mera alanlarinin toplami 50
milyon hektar civarinda iken bugün mera alanlari 14.6 milyon hektara düsmüs.
1970’lerden bu yana kirsal alanlarda yasayan insanlar
hayvancilikla geçinemez hale getirilmeleri sonucu daha büyük yerlesim
alanlarina göç etmek zorunda kalmislardir. Terk edilen meralarin yerinde tarim,
turizm, insaat, maden gibi faaliyetler ortaya çikmis ve bu durumda meralarin
hizla daralmasina neden olmustur. Göç edilen bölgelerde ortaya çikan konut
ihtiyaçlari Türkiye’de ki “müteahhit” sinifinin ortaya çikmasini saglamis ve
belediyelerle kol kola giren bu kesimler meralari ve özellikle çayirlari talan
etmislerdir.
Torba Yasa!
Sermaye kesimlerinin dört gözle bekledikleri Torba Yasa
bugünler de mecliste görüsülecek. Torba Yasa özellikle vergi cezalarina af
getirirken ödenmemis vergilerinde taksitlendirmesini amaçliyor. Burada sermaye
kesimlerine sunulan pastayi bir kenara birakmadan önce Derik’te su talebi için
direnen köylülerin tarimsal destekleri elektrik borcu nedeniyle kesilecegini
hatirlayalim.
Pastalarin tamami sermaye kesimleri için hazirlanirken,
emekçi ve yoksul kesimler ile doganin sömürülmesinden ortaya çikan bu pastanin
kremasi yine bu kesimler üzerinden olusturulmaktadir. Sermaye devletinin temel
islevi sermaye için “pastalar” yaratmaktir. Vergi vb. aflar ise bu süreçlerin
kaymagini teskil etmektedir. Derik’te yasayan köylülere ise bu pastadan ancak
elektrik kesintisi ya da tarimsal desteklerin kesilmesi düsmektedir.
Torba yasa yazimiza konu olan bir eklenti yapilmisti ve
bugünlerde mecliste görüsülecek. Sermayenin vergi cezalari ve vergi borçlarinin
affi ile birlikte meralar tamamen imara açilacak. Aslinda bu torbalarla,
çikardiklari yasalar arasinda uyumu sagliyorlar. Yasa, muglak ve sözde korumaci
çikarken ufak rütuslarla tüm koruma maddeleri anlam degistiriyor ve amaçladiklari
durumu yasal hale getiriyorlar.
Daha önce çikan Maden Yasasi’nin 39. maddesinden alinti
yaparak bu durumu açikça görebiliriz; “Maden ruhsat sahibi, mera, yaylak ve
kislaklarin bulundugu alanlarda; sondaj, yarma, galeri gibi maden arama
faaliyetleri yapilmadan önce gerekli belgelerle valilige veya Genel Müdürlüge
ya da Tarim ve Köyisleri Bakanligi’na bir dilekçe ile basvurur. Basvuru
tarihinden itibaren bir ay içinde Tarim ve Köyisleri Bakanligi’nca yapilacak
degerlendirme sonucu uyulmasi gereken esaslar belirlenerek mera tahsis amaci
degistirilmeden izin verilir” bu ne simdi!
Görüsülecek olan Torba Yasa’nin 115. maddesi ile 4342 sayili
Mera Kanunu’nun 14’üncü maddesinin birinci fikrasina yapilan ek ise söyle “(i)
Ilgili belediye sinirlari içerisinde alternatif alan bulunmamasi(!) sartiyla
Bakanlar Kurulunca kentsel dönüsüm ve gelisim projesi alani olarak ilan edilen
mera...” Allah doyursun demek bu durumu düzeltmeyecek, bu aç gözlülük ve yasami
yok eden, bu kan emicilerin Allah’a havele edilmesiyle durdurulamayacagini
tabii ki biliyoruz.
Somut bir örnek!
Yukarida “maden” yasasiyla meralarin talan edilme yolunun
nasil açildigini aktarmaya çalistik. Büyüksehir yasasinin tüm kirsali belediye
alani haline getirmesiyle birlikte zaten Allah’a emanet olan alanlar sermayeye
yani yok ediciye emanet edilmektedir. Geçtigimiz günlerde Bursa’nin Karacabey
ilçesi Arizli Köyü’nde insanlar adeta isyan ediyordu. Isyanlarinin nedeni ise
meralarinin haberleri dahi olmadan bir sirkete kiralanmis olmasiydi. Gida Tarim
ve Hayvancilik Bakanligi izniyle köylülerin mera alani bir “at yetistiricisi”
sirkete peskes çekildi.
Arizli Köyü Muhtari Ali Ihsan Kardes bir açiklama yaparak
sunlari söylemis; “köylülere haber verilmeden mera alanimiz özel bir atçilik
sirketine kiralandigini mera alanimiza çekilen tel örgülerle birlikte ögrendik.
Konuyla ilgili olarak basta Il Gida Tarim ve Hayvancilik Müdürlügü basta olmak
üzere ilgili bütün mercilere basvurduk. Ancak bir cevap alamadik. Demokratik
protesto hakkimizi kullanarak eylem yaptigimizda ise, söz konusu sirketin
yöneticileri tarafindan tehdit edildik. Sirket tarafindan dikenli tellere zarar
vermek gibi sudan sebeplerle mahkemeye verildim. Ancak ne asilsiz iddialarla
açilan davalar, ne de tehditler beni ve Ariz halkini geri döndüremez.”
Meralar köylünün elinden alinirken hayvanlar ise ayni
bölgede faaliyet gösteren “sütas”in ahirlarinda hormon igneleriyle adeta bir
makine gibi yasamasi saglanip sömürülmeye devam ediliyor. Ahirlarda hayvanlar
zulm içinde yasarken “sütas” patronu sendikalasan isçileri isten atiyor.
Direnen isçilerin direnis alaninda ise hapsettikleri hayvanlarin diskisi
serilerek isçilerin bölgeyi terk etmesi saglaniyor. Merayi sirketlerin talanina
açanlar, isçilerin kölelesmesinin kosullarini yaratmaktan asla geri durmuyor.
Devlet sirket el ele isçinin, hayvanin ve doganin sömürüsünü fütursuzca
sürdürüyor.
Evet, önce hayvanlarin kölelesmesi saglandi. Daha “çok
üretimle” sermaye biriktirme adina önce bilim adamlarinin bir çogunun
bilgisinin sermayeye zorla sunulmasi saglandi ve bu yolla hayvanlar birer
makineye çevrildi. Makinelerden bosalan alanlar ise yine sermayeye farkli
birikim yolu olarak açilmaya baslandi ve bugün hiç hiz kesmeden bu süreç devam
ediyor. Meralarda özgürce beslenen hayvanlar günlük olarak 10-15 kg sütünü
insanlarla paylasirken hormon vb. igne ve ilaçlarla ayni hayvanlar adeta
makineye çevirilip 30-40 kg süt vermesi saglaniyor. Artik hayvanlar bir köle,
sermaye ise daha bir zengin!
Son söz!
Karadeniz’de o güzelim ineklerin özene bezene süslenerek
yaylalara, meralara çikarilma ritüellerini izlerken o essiz uyumu yani insanin
hayvanla ve dogayla kurmasi gereken dogru iliskinin en güzel fotografini
hafizalariniza kazimamaniz mümkün degil.
Bir karar vermek zorundayiz. Karadeniz’de yaylaya çikan
insan ve hayvanlar gibi özgür mü olacagiz, ya da Sütas’in fabrikasinda
kölelestirilen hayvanlar ve kölelestirilmek istenen insanlar gibi esir mi?