“Mülteci Günesim” ve 12 Eylül izlekleri*
Ismail Biçer
· “MÜLTECI Günesim”, Istanbul’da yasayan sairlerimizden Nursen Ural’in ikinci siir kitabi. Sairin bir önceki kitabi “Direnen Sesim”, 2007’de “Insancil Yayinlari”ndan çikti. Nursen Ural, ayni zamanda deneme ve öykü yazari. Çalismalari bugüne degin; Akademi Gökyüzü, Akköy, Damar, Mavidefter, Gorolesol, Taka, Kar, Halkin Sesi dergileri ve gazetelerinde yayimlandi.
“Mülteci Günesim”de en çok dikkatimi çeken, 12 Eylül döneminin dile getirildigi siirler… “Eylül Sivani” bunlardan biri: “Aglayan siirlerin, / renk dökümüdür gökkusagi… / Düslerimin çemberini yararak / gelip geçti / potin ayakli eylül. // Safak alacasi kelebeklerimin / kanat izi kaldi / yagmur atesli gözlerimde. // Sayim yapan pasalar / yagli urgan kütügüne kaydetti / eylül sivaninin bugulu geceleriyle / nüfusu çogalan ülkemi. // Sogan kavrugunda pembelesen sitmali uykularimi / tarih rüzgârinin kara kisindan / kizil denizlere biraktim / lirik kokulu baharlardan / lirik kokulu baharlardan / sivan imgeli ülkeme çiçek tasimak için. // Asumanin yarali gögsüne / toplandilar gecelerce / bir gün ömürlü / bin yillik düsümün mavi kelebekleri.” (S. 12).
Nursen Ural, 12 Eylül’ü ve bu dönemin acilarini yasamis sairlerimizden. Dizelerine bu yillari tasimasi son derece anlamli ve yerinde bir tavir…
12 Eylül, bu toplumun hafizalarindan kolay silinmeyecek bir dönem. Bugünün iktidari, yasa degisikligi ile 12 Eylül’ün sorumlularini yargilayacagini söylemesine ragmen, sözünü tutmadi; tutmayacakta. 12 Eylül’ün bas mimari bugün yasiyor. Kendisini yargilamak için açilmis birkaç davanin son derece sembolik olduguna inaniyorum. Nursen Ural’in, bu döneme ait bir diger siiri de “12 Eylül Sabahi” adini tasiyor. Bu dizeler, bir sairin 12 Eylül sabahi yasadiklarinin adeta bir belgeseli niteliginde: “Eylül’ün çiyi tenimize degdiginde / baslamisti ölüm kosusu / yediden yetmise hepimiz oradaydik. // O sabahi düslerimin derisine gömdüm, / dünyanin yap boz egemenleri / mavzerle tarayip, panzerle ezecekti / sevdami umuttan yana büyüten günesimi… // O sabah / dipçik ucuyla uyandigimda / daha olgunlasmamisti / yarinlarima emzirdigim memelerim. // Hiçkirarak agliyordu / tarihi narin / kokulu gövdemde / kadinligimin / simgesi çagla gelecek. // O sabah / düslerimin derisine gizledim / direnç güllerini ve günesimizi.” (S. 32).
“12 Eylül Sabahi”, diger devrimci arkadaslari gibi Nursen Ural da alinip götürülür. Iskenceler, insanlik disi uygulamalar artik onu beklemektedir. Ama O, gördügü iskencelere ragmen, direncini ve umudunu kaybetmez, gelecek güzel günlerin düsünü hep içinde besler. “Sorguda” adini tasiyan siirde, umudunu yitirmeyen bir devrimcinin haykiran sesi yatar:
“Suç sayilsa da eylemlerim / dilim kelepçelense de / ant olsun ki / seni seviyorum demeden / solugum beni terk etmeden / gösterecegim seni nasil sevdigimi memleketim. // Sarikizin testisinden / mekân kuracagim Balikesir’e, / güzellik tanriçamizi / zeytin dikme yarisinda yenip / kaz dagindan titanlara atacagim Zeus’u // Pogus’un kanatlarindan inecegim /
Agri dagina / kardelenlerin gökyüzünü sevdasini / han kizi Gülbahar’la, çoban Ahmet’in ask öyküsünü / bildircinlarin lirik sesinden dinleyecegim. // aska dair ne kadar öykü varsa / hepsini beynime derleyip / kopyalarini sinir komsularimiza savuracagim. // (…) // Suç sayilsa da eylemim / ant olsun ki / seni nasil sevdigimi çocuklarimda gösterecegim. // (…)” (S. 61-62).
Sevgili Nursen Ural, “Mülteci Günesim”in yarattigi aydinlik ve direnç, siir cografyamizdan eksilmesin. Devrimci yüregine saglik…
*Mülteci Günesim,
Siir, Nursen Ural, Kanguru Yayinlari, 2011
*29.06.2011 Evrensel Gazetesi yayimlanmistir. http://www.evrensel.net/news.php?id=8246 (alinmistir)
Bu yazı 1451 defa okunmuştur.