ISYANCI GENÇLI(GIMIZI)N SAIRI: METIN DEMIRTAS[*]
TEMEL DEMIRER
“Ve bazilari;
yokken bile vardir, fazlasiyla.”[1]
Gözümüzü daglarin doruklarina diktigimiz, isyanci gençligimizin sairiydi; sosyalistti ve demisti ki:
“Bizim de daglarimiz vardir Che Guevara/ Bakma simdi durgunsa, bir sahan gibi duruyorsa/ Yorgundur, savaslar görmüstür, çeteciler barindirmistir/ Yani satilmis degillerdir hiç tüfek patlamiyorsa/ Alaçamin, mor mesenin ardina silah çekip yatmaya/ Bizim de daglarimiz vardir Che Guevara/ /
Bizim de delikanlilarimiz vardir Che Guevara/ Yokluklardan biyol kopup gelmis/ Üç zeytin, az ekmek üniversitelerde/ Su gibi kizlar çarpar önce, alkol vurur/ Öfkeli dolanir caddelerde/ Ve baskaldirir akillari duya eren de/ Çünkü Vietnam, hepimizin Vietnam’i/ Kongo, hepimizin Kongo’su/ Bir kere özsu yürümüstür dallara/ Patlayacaktir agir sancilarla karanliklar/ Varmak için o güzel yarinlara/ Bizim de daglarimiz vardir Che Guevara…”
* * * * *
O; 28 Eylül 2014’ün sabah saatlerinde aramizdan ayrildiginda 76 yasindaydi.
Toplumcu siirin olgun örneklerindendi Metin Demirtas (1938-2014).
Eray Canberk’in, onu; “60’li yillarda beliren devrimci siir egiliminin kendine özgü seslerinden biri” olarak tanimlamasi bosuna degildi.
Çünkü O; “Hazirol kalbim/ Türküsünü söylemeye/ Derin yara almis/ Bir umudun,” diyenlerdendi…
“Aldandi sevenlerim/ Bakip gülümseyen yüzüme./ Oysa laf olsun diyeydi/ Inat olsun diyeydi içimdeki hüzne/ Benim o güleç hâllerim,” dizelerindeki üzere Metin Demirtas, hüznü isledi siirlerinde islemesine de; umudu da hiç ihmal etmedi.
Dünyanin kiyimlarini, acilarini ve dayanismasini dillendirdi; ‘Vietnam’indaki dizelerinde yaptigi gibi…
Unutmayisin dizeleriyle O; ölen, öldürülenler için, “Karartilmis isiklari hayatimizin” derdi.
Ve “Dudaklarda bir mercan isiltisi, koyu yalnizliklar, delismenlik”[2] betimlerdi Ataol Behramoglu’nun, “Kardeslik, arkadaslik, fedakârlik, iyimserlik, umut, cesaret isigidir,” dedigi Onu…
* * * * *
1938’da Antalya’nin Elmali Ilçesine bagli Akçay köyünde dogan Metin Demirtas, ilkokulu köyünde okudu. Antalya Erkek Sanat Enstitüsü’nden sonra Ankara Aksam Teknikerlik Okulu Makine Bölümünü bitirdi.
12 Mart’ta ve 1988’yilinda tutuklandi, Adana, Ankara’da kisa süreli gözaltinda tutuldu. Birakildi. Yargilandi.
Sirasiyla, Makine Kimya Endüstrisi, Ortadogu Teknik Üniversitesi Fizik Atölyesi ve Ankara Fen Fakültesi Atom Arastirma Labaratuari’nda teknisyen olarak çalisti. Demirtas’in çok genç yasta bacaginda yer edinen bir kanser hücresi yüzünden bacagi kesildi.
Ilk siirleri ‘Varlik Dergisi’nde yayimlandi. Daha sonra da ‘Imece’, ‘Türk Solu’, ‘Yeni Adimlar’, ‘Militan’, ‘Sanat Emegi’, ‘Yansima’ dergilerinde yayinlanan siirleriyle tanindi.
‘Türk Solu’ dergisinde yayimlanan ‘Che Guevara’ ile ilgili bir siiri nedeniyle tutuklandi.
Yugoslavya - Struga’da her yil gerçeklestirilen Struga Siir Aksamlari Senligi’nde Hasan Izzettin Dinamo, Arif Damar’la birlikte Türkiye’yi temsil etti. Avustralya Kültür Bakanligi ve Sidney Türk Halkevi’nin çagrilisi olarak, Nâzim’in 25. Ölüm Yildönümü Anma Etkinliklerine katildi. Sydney ve Melbourne’de Nâzim’in son esi Vera ve Abazha yazar Fazil Iskender ile degisik toplantilarda Nâzim ve siiri üstüne konusmalar yapti.
Siirleri degisik dillere çevrildi.
* * * * *
Onun hakkinda son sözler de “Insana en zor gelen yoldaslarinin ardindan yazmaktir,” notunu düsen Sennur Sezer’den…
“Hep söylemek istedigim bir sey var, çocuklarin babalarin (bazan analarin da) ayaklarinda nasil çiçek prangalar oldugunu dile getirmekteki basarisi. Ben dilimizdeki siirde daha önce yazilmis, geçim zorlugunu bunca incelikle dile getiren siir bilmiyorum. Nasil bir kurguyla is aramanin zorlugunu, onur kiriciligini dile getirmis:
‘Havasiz koguslara alisilir/ Yatilir of demeden hücrelerde/ Hiçbir sey öldürmez insan yüregini/ Öldürür egilmek bir ekmek ugruna/ Üç kurusluk adamlar önünde’
Yasamanin siirini böylesine güzel etkilemesi, onu her dizesi hayatin soluguyla kipirdar hâle getirdi. O gerçekten emegin emekçinin sairi. Bu yüzden belki olmasi gerekli yeri vermek kimsenin aklina gelmiyor.
‘Bir zamanlar And daglarinda/ Vurulan bir yigidin anisiyla sarsilan kalbim/ Terliyor sitmali bir hasta gibi/ Ödenecek bonolarin telasiyla’
Che’yi dilimizde ilk söyleyen miydi bilmiyorum, ama onu Güney Amerika’dan Toroslar’a getirivermisti. Analarimizin koltuklarinda bohçalari, bizi hapishanelerimizde, el evlerinde ziyaretteki sevinçle kayginin yikistigi yüzleri onun siirleriyle islendi edebiyatimiza…
Metin Demirtas gitti. Ama siirimizde izleri hep sizlayacak. Bir duvardaki tirnak izleri gibi. Yasamamizin yikilmasi gerekli duvarlarindaki tirnak izleri gibi. O duvarlar yikildiginda duvarlarin yikilmasinda onun da tirnak izlerinin payi oldugunu unutmamaliyiz:
‘Ve doludizgin geçerek,/ Her aciyi bir sevinçle,/ Yolu yok kalbim,/ Sag çikacagiz bu acilardan’…”[3]
17 Kasim 2014 11:45:29, Ankara.
N O T L A R
[*] Ümüs Eylül Hapishane Dergisi, Ocak-Subat-Mart 2015…
[1] Edip Cansever.
[2] Hikmet Çetinkaya, “Che Guevara’ya Mektup...”, Cumhuriyet, 5 Ekim 2014, s.5.
[3] Sennur Sezer, “Yasanmislik Izleri”, Evrensel, 2 Ekim 2014, s.12.
Bu yazı 716 defa okunmuştur.