Cumhurbaskanligi Seçimleri ve Boykot
Devrimciler ve sosyalistler, tam da seçimlere fazla bir deger vermedikleri için, seçimlerle degil gerçek kitlesel mücadelelerle önemli toplumsal degisiklikler saglanabilecegi için; seçimleri gerçek mesajlarini iletmek için bir imkân olarak gördükleri için, kime oy verilecegi sorununda genis bir taktik esneklik gösterirler.
Ama “gerçek mücadeleler alanlarda verilir, sokaklarda verilir”; “hiç birine mecbur degiliz” deyip de ondan sonra boykot çagrisi yapmak, aslinda seçimlere fiilen çok büyük bir deger atfetmekten baska bir anlama gelmez.
Tam da büyük bir önem atfetmedigimiz için, seçimleri, bizlere daha fazla hareket alani saglayacak; karsi tarafi zayiflatacak veya hareket alanini küçük de olsa daraltacak taktik hamleler için iyi bir imkân olarak görürüz.
Bizler adaylara onlar iyi veya dogru oldugu için; ya da bir seyler degistirebilecegi için oy istemeyiz. Aksine bunun mümkün olmadigini söylemek için seçimlere katiliriz ve yine tam da bu nedenle, verecegimiz oylarin bizim hareket alanimizi genisletip genisletmeyecegine bakariz.
Erdogan’in ilk turda seçilmesi, baskanlik sistemine dayanan kisi diktatörlügüne gidis yönünde çok önemli bir zafer anlamina gelir ve bu zaferi ardina alan Erdogan’in en küçük bir uzlasma görüntüsüne bile ihtiyaci kalmaz. Ezilenler birbirine yakin güçlerin çatismalarinda kendileri için daha elverisli; kendilerine daha genis bir hareket alani saglayan kosullarda olurlar.
Böyle bir yaklasimla baktigimizda, seçimlerde boykot çagrisi yapmak, sadece seçimlere fiilen büyük bir deger atfedilmesi anlamina gelmez; ayni zamanda nesnel olarak Erdogan’in ilk turda kazanmasina hizmet etmek anlamina gelir. Çünkü verilmeyen her oy, seçimlere katilim oraninin düsmesine, ama katilim orani düsünce de, o düsük katilim içinde de Erdogan’in aldigi oy oraninin yükselmesine ve dolayisiyla ilk turda seçilme olasiliginin artmasina yol açar.
Dün yolda Halkevleri’nin bir afisi görülüyordu: “Hiç birine mecbur degiliz”.
Hiç birine mecbur olmamak ve bunu seçim baglaminda kullanmak tam da seçimlere büyük bir deger atfetmektir.
Hiç birine mecbur olmamak, bir propaganda slogani olarak anlamli olabilir, stratejik bir hedefi ifade etmede yararli olabilir; ama taktik bir slogan olarak, tamamen yanlistir.
Hayat her zaman uzlasmalardan ibarettir. “Uzlasma yok!” bir anarsist palavrasidir.
Bir devletin ve hele hele bu devletin vatandasi olarak yasamak bile dünyanin en asagilik seyine, yani devlete mecbur olmak degil midir? Bu durum, hele Türkiye gibi bir ülkede, Türklükle tanimlanmis ve Türklügün de irkla tanimlanmis oldugu bir ulusal devlete mecbur olmak degil midir?
Hiç birine mecbur degilsen verme bu devlet vergi; tanima onun kurumlarini; yirt at onun hüviyetini, pasaportunu; gitme onun okullarina; tanima onun para birimini, ölçü birimini, mahkemelerini, diplomalarini.
Bunlarin hiç birini yapamiyorsan uzlasiyorsundur bu devletle. Mecbursun bu devlete.
Bu devlete mecbur olmaktan bile söz etmeden o mecbur oldugun devletin tepesinde kimin bulunacagina mecbur olmamaktan söz etmek: hem o devlete; hem de Erdogan’a hizmet etmekten baska bir anlama gelmez.
Dünyanin en büyük zulmünü sorun etmeyeceksin, ondan sonra çikacaksin seçimlerde “hiç birine mecbur degiliz” diye boykot çagrisi yapacaksin. Çocuklar bile güler buna.
Üstüne üstlük, bunu da birinci turda HDP’nin adayi varken ve o sanki hiç yokmus gibi yapacaksin.
Bu davranis, açiktan karsi tarafa geçmekten baska bir anlama gelmez.
Buradan Laiklere ve Alevilere bir kez daha seslenelim.
Ihsanoglu’nun CHP tarafindan aday gösterilmesine tepki duyabilirsiniz ama tepki duyup da boykot ederseniz daha ilk turda Erdogan’in seçilmesine yardim etmis olursunuz.
Ilk turda Demirtas’a oy vererek, hem Ihsanoglu’nun aday gösterilmesini tepkinizi ifade edebilirsiniz; hem de katilim oranini yükselterek, Erdogan’in ilk turda seçilmesini engelleyebilirsiniz.
Yani hele ilk turda boykot çagrisi yapmak, Erdogan’a oy verme çagrisi yapmaktan farksizdir.
Eger Demirtas gibi bir aday olmasaydi, Alevilerin ve laikçilerin boykotu bir ölçüde anlasilir olabilirdi.
Ancak bugün hem protestoyu ifade etmek için; hem de bu ifadenin Erdogan’a yaramamasi için bir yol bulunmaktadir.
Bugün en acil sorun Erdogan’in ilk turda seçilmesini engellemek olmalidir. Erdogan’in ilk turda seçilmesini engellemek, küçük ama ciddi bir basari olur ve Erdogan cephesinde karisikliga, elin ayagin birbirine dolasmasina; sinirlilik ve panik isaretleri ortaya çikmasina yol açar ve bütün bunlar sonraki gelismeleri etkileyebilir.
Erdogan ilk turda seçilemezse, bunu saglayabilecek olan Demirtas olacaktir. Demirtas hem Kürtlerin çok önemli bir bölümünün Erdogan’a oy vermesini engelleyecektir, hem de Alevi ve Laikçi protesto davranislari için uygun bir alternatiftir.
HDP de, Demirtas’i destekleyenler de ona demokratik hedefleri olan bir aday oldugu için oy istememelidirler. Propagandada elbette demokratik hedefler ve özlemler dile getirilmelidir. Ama bunlari dile getirilmesi ve oy istenmesi arasinda bir zorunlu iliski olmaz devrimciler için. Devrimciler pek ala en demokratik özlem ve hedefleri dile getirip, oylarin hiç de tutarli demokrat olmayan bir adaya verilmesini isteyebilirler. Örnegin kendilerine verilecek oyun fiilen yok olacagi, daha berbat bir adaya yarayacagi kosullarda, daha az berbat olanina oy verilmesini isteyebilirler ve istemelidirler. Tam da seçimlere pek bir deger vermedikleri için böyle yaparlar ve yapmalidirlar.
O halde Demirtas’a da oy istemenin gerekçesi demokratik program ve özlemler olmamali. Aksine bu devlet mekanizmasi yerinde durdugu sürece en küçük bir demokratiklesmenin olamayacagi anlatilmali bu seçimlerde. Demirtas’a oy, verili somut durumda, Demirtas’a verilecek oylarin güçler dengesini degistirecegi; Erdogan’in ilk turda kazanmasini engelleyecegi gerekçesine dayandirilmalidir.
*
Ikinci turda ise, yapilmasi gereken muhtemelen ikinci tura kalacak olan Ihsanoglu’na oy vermektir.
Boykot yine ayni sekilde fiilen baskanlik sistemine olumlu oy vermek anlamina gelir.
Birçoklarinin sunu dedigini görülüyor. “Ikisi de dinci. Al birini vur ötekine”.
Diyelim ki öyle. Ama buradaki seçim dinci adaylar adasindaki bir seçim degil; iki farkli sistemin seçimidir. Erdogan’in kazanmasi fiilen denetimsiz ve dizginlerinden bosanmis bir baskanlik sisteminin kazanmasi olacaktir ki, tam bir diktatörlük rejimine gidis anlamina gelecektir.
Ihsanoglu’nun kazanmasi ize, en azindan cumhurbaskanligi ve meclis arasindaki denge ve çatismalari davet eden; dolayisiyla ezilenlere nispeten daha fazla hareket alini saglayan; Erdogan’in ihtiraslarini gemleyen bir islev görür.
Öte yandan nesnel sonuçlari; yani Erdogan’in yenilgisi, AKP’nin gücünü yitirmesine, her iki tarafin da birbirine esit güçlerle mücadelesine ve dolayisiyla ezilenlere ve Kürtlere daha fazla mecbur olmasina yol açar.
Aslinda CHP ilk kez akillica bir öneri yapmistir endi açisindan Ihsanoglu’nu aday göstererek. Kendi isteklerine degil, AKP’nin tabanindan da oy alabilecek bir aday göstererek Böylece AKP’nin tabaninda bulunan ama baska alternatif olmadigi için ona mahkûm olan; Erdogan’in böylesine keyfi egemenliginden ve elinde dizginlenemez bir güç biriktirmesinden tedirgin olanlara, memnuniyetsizliklerini ve protestolarini ifade edecek bir alternatif sunmustur.
Eger ilk turda “Laikler”in ve Alevilerin protesto oylari Demirtas’a akar ve yüzde onu geçerse ve yine eger ikinci turda Baskanlik sistemine karsi olanlar Ihsanoglu’na oy verir ve Erdogan kazanamazsa, Türkiye’de bütün dengeler alt üst olur ve muazzam bir demokrasi rüzgâri esmeye baslar: Bu ezilenlerin toparlanmasi; cesaretlenmesi; sokaklara çikmasi, haklari için mücadeleye girmesi için muazzam olanaklar açar.
Birinci turda Demirtas’a oy verin. Yakisikli ve genç oldugu için degil; az çok demokratik özlemleri ifade ettigi için degil, güzel konustugu, sempatik ve güleç oldugu için degil; Protestonuzu ifade etmek ve boykot ederek baskanlik sistemine oy verir duruma düsmemek için.
Ikinci turda da Ihsanoglu’na oy verin. Akilli, âlim, centilmen vs. oldugu için degil. Sadece seçilmesi ve ona verilen oylar baskanlik sistemine karsi durusu ifade edecegi için.
Ancak dar kafalilar kendi özlemlerine uygun aday ararlar. Genis ve stratejik düsünenler, karsi tarafin içinde de taraftar bulacak; önyargilari yikacak; karsi taraftaki bölünmeleri ve tereddütleri arttiracak adaylar; formülasyonlar ararlar ve onlara oy verirler.
Tam da seçimlere fazla bir deger vermedikleri için böyle yaparlar.
demiraltona@gmail.com
Bu yazı 612 defa okunmuştur.