Silili madencilerin kurtulus hikayesi! Korkut Akin
Soma’da bir patlamanin ardindan yüzlerce madenci göçük altinda kaldi. Uzun süre kaç kisi olduklari, nerede bulunduklari saptanamadi. Ülkemizde is güvenligi, is sagligi, is egitimi gibi önemli konular hep göz ardi ediliyor.
Sorumlular hiç mi hiç bulunmuyor bizim ülkemizde, nedense. Kimse istifa gibi onurlu bir tavir göster(e)miyor, ne yazik ki. “Ölmek bu meslegin kaderinde var” yaklasiminin karsisinda… Hatirliyor musunuz, Günter Wallraff, “En Alttakiler” adli kitabinda Almanya’da zor kosullar altinda çalisan Türkiyeli madencileri anlatmisti da istifalar gelmisti…
Is kazasi degil, cinayet!
2011 Haziran’inda yazdigim bir yaziyi paylasiyorum bu kez.
* * *
“Güzel öldüler!”
Geçen yil dünyanin iki ucunda iki göçük yasandi. Ikisi de tüm dünyanin ilgisini çekti. Biri ülkemizdeydi, isçiler ne yazik ki göçük altinda kalip “güzel öldüler”. Digeri, dünyanin öbür ucunda, Sili’deydi. Devlet tüm imkanlarini kullandi, dahasi destek, yardim istedi ve 69 günde yerin 700 m. altinda mahsur kalan 33 madenciyi kurtardi.
Her iki ülkede de madenciler gerçekten zorlu kosullarda, emeklerinin hak ettigi kadarini kazanamayarak çalisiyor. Her iki ülke de deprem kusaginda oldugu için sürekli tehdit var.
Her iki ülke de cumhuriyetle, halkin seçtigi yöneticiler tarafindan yönetiliyor.
Sili’de, cumhurbaskani daha ilk günden göçügün oldugu madene gidip kazazede yakinlariyla birlikte göçük altinda kalan madencileri kurtarma planlarina katiliyor.
Türkiye’de hükümetin bir bakani, “güzel öldüler” diye uzaktan fetva veriyor. Bir digeri de “bizde olsa üç günde çikarirdik” dedi…
Yeraltinda 69 gün…
Hit Kitap’tan çikan “Silili Madencilerin Kurtulus Öyküsü, 33 Madenci” adli kitabi bir solukta, yutarcasina okudum. Gazeteci Jonathan Franklin’in, “33 Adam, 69 Gün, 688 Metre Yerin Altinda” alt basligiyla toparladigi bu inanilmaz öykü, daha yasanirken tüm dünyanin ilgisini çekmisti.
Gömüldüler belki, yenildiler asla!
San Jose madeni, Sili’nin en zor ve en güvensiz madenlerinden biri. Bakir üretimi çok yüksek, ama güvenligi zayif. Belki de o nedenle diger madenlerden biraz daha fazla ücret ödüyor isçilerine.
Madencilerin bir koruyucusu var: Aziz Lorenzo. Ona dua etmeden girmiyorlar madene, tipki Türkiye’de oldugu gibi. Her an tetik durmak zorundalar. Granitten daha saglam olsa da dag tümüyle göçebiliyor.
Iste ne oluyorsa o gün (2010 yilinin Agustos ayinda, Sili artik yaza hazirlaniyor, bizdekinin tam tersine) tonlarca kaya 33 madenciyi dünyanin en uzun binasindan bile daha derine hapsediyor.
Ama onlar 34 kisiler, çünkü inançlari var yanlarinda. Hepsi yasananlarin ve yasanmisliklarin etkisinden siyrilip tek yürek, tek ses olup 36 saatte bir lokma ton baligi yiyerek kurtarilmayi bekliyor.
Bir ses!
Yukarida çalismalar bütün hiziyla sürüyor. Onlar da ayni inanç ve duygu içerisindeler. Cumhurbaskani, tanidigi, tanimadigi bütün ülke baskanlarini arayip yardim/destek istiyor. Çalismalar ara verilmeden, zaman kaybedilmeden basliyor. Birkaç vardiya halinde, çalisan kurtaricilara içeride mahsur kalan isçilerin aileleri de el veriyor, yardimci oluyor.
Asagida kalanlar bulabildikleri kagit parçalarina sevdikleri için mesaj yazmaya baslayacakken duyulan bir ses yeniden umut isigini yakiyor.
Güvercin… barisin simgesi
Önce paloma (güvercin= biliyorsunuz, bizde de barisin, kurtulusun simgesidir) adini verdikleri kilavuz sondaj borusu 9 cm’lik bir kanal açiyor. Açliktan artik hareket edemeyecek hale gelen madencileri ilk olarak sivi yollaninca, küfrün bini bir para… Yukarida uzman doktorlar, psikologlar her seyi ince ince düsünüp, titizlikle uyguluyor.
69 son!
Yerin 700 metre altinda, artik umudu bile unutan madenciler gün yüzünü gördügünde sadece Silililer degil tüm dünya sevinç çigliklari atiyor.
Bu ilginç olayi, basindan beri kurtarma çalismalarina katilan, madencilerle birebir görüsen gazeteci Jonathan Franklin yazmis. Nuray Önoglu’nun çevirisiyle Hit Kitap’tan çikan “33 Madenci”yi okurken, bizde olan göçükler sonrasi yasanan acilari animsamamak ve dogal olarak üzülmemek elde mi?
33 Madenci,Silili Madencilerin Kurtulus Hikayesi, Jonathan Franklin, Hit Kitap, 2011, 280 s.
Bu yazı 705 defa okunmuştur.