- Linkler
- Künye
- Bize Ulaşın
- Resim Yükle
- Yazar Girişi
- RSS 2.0
- © 2019 GORELESOL - Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
|
Karakter boyutu :
01 Haziran 2026, 00:40
Vahşi madenciliğin olumsuz etkileriBirsen Bilge yazdı
Vahsi madencilik ve bunun dogaya, köylüye ve gelecegimize etkileri. Biz Giresunluyuz. Hani su tabelalarda adi çogu zaman geri planda kalan, yillardir yatirimlar konusunda hak ettigi ilgiyi göremeyen, ancak konu rant oldugunda bir anda herkesin hatirladigi Giresun'dan bahsediyorum. Yillardir çevre yolu bekleyen, trafik sorunlariyla mücadele eden, üretim alanlari daralan, sanayi yatirimlarindan yeterince pay alamayan bir sehirden söz ediyorum. Bir zamanlar yüzlerce insanin ekmek kapisi olan SEKA Kagit Fabrikasi'nin kapatilmasinin ardindan yerine ayni ölçekte yeni üretim alanlarinin olusturulamadigi bir sehirden... Bugün bölgede faaliyet gösteren maden sirketleri savunulurken çogu zaman su soru göz ardi ediliyor: Insanlar neden bu islere mecbur birakildi? Karadeniz'in bu essiz cografyasi bir sanayi bölgesi degil. Bölge insaninin temel geçim kaynagi topragidir. Giresun'un hangi köyüne giderseniz gidin, yesilin binbir tonuyla karsilasirsiniz. Insanlar yillardir lahanasini, misirini, fasulyesini, bezelyesini, galdirigini, mevsimlik meyvelerini üretir. Köy pazarlarina gidildiginde her biri alin terinin ürünü olan onlarca dogal ürün görmek mümkündür. Tereyagi, süt, yogurt, peynir, çökelek... Bunlarin büyük bölümü kendi ahirindaki hayvanlardan elde edilir. Findik ve çay ise bölgenin dünya çapinda bilinen markalaridir. Insanlar bu ürünleri satarak evlerinin ihtiyaçlarini karsilar. Peki siz bu insanlarin topragini ellerinden alirsaniz ne olacak? Bir maden sirketinin elde edecegi kazanç ne kadar önemliyse, köylünün topragindan elde ettigi gelir de o kadar önemlidir. Çünkü köylü için toprak yalnizca mülk degil, yasam kaynagidir. Topraktan koparilan bir köylü aslinda hayatindan da koparilmis olur. Sorulmasi gereken temel soru sudur: Köylüye yeni bir ekmek kapisi mi açiliyor, yoksa mevcut ekmek kapisi mi elinden aliniyor? Madencilik faaliyetlerinin ardindan ortaya çikan çevresel riskler de göz ardi edilemez. Topragin, suyun ve havanin zarar görmesi yalnizca bugünü degil, gelecek nesilleri de etkiler. Yakin geçmiste yasanan Iliç faciasi, bu konuda hafizalardaki yerini koruyor. Kimi zaman birkaç kisiye istihdam saglanmasi büyük bir kazanim gibi sunuluyor. Ancak ayni bölgede yasayan yüzlerce insanin tarim ve hayvancilik faaliyetlerinin zarar görmesi halinde ortaya çikacak tablo da degerlendirilmelidir. Madencilik faaliyetleri sona erdiginde sirketler bölgeden ayrilabilir. Ancak geride kalan çevresel etkilerle yasamaya devam edecek olan yine bölge halkidir. Bugün ayrica önemli bir dönüsüm yasaniyor. Büyüksehirlerde artan nüfus yogunlugu, yükselen yasam maliyetleri ve sehir hayatinin zorluklari nedeniyle insanlar yeniden köylerine dönmeye basladi. Ancak yarinin köyleri bugünden tahrip edilirse, insanlar dönecekleri yurtlari nasil bulacak? Kalkinma elbette gereklidir. Yatirim elbette gereklidir. Ancak kalkinma ile doga arasinda bir tercih yapmak zorunda degiliz. Eger gerçekten köylüyü kalkindirmak istiyorsak, findigi ve çayi isleyecek fabrikalar kurabiliriz. Tarimsal ürünleri katma degerli hale getirecek tesisler açabiliriz. Kooperatifleri güçlendirebilir, orman ürünleri sanayisini gelistirebilir, üreticiyi dis pazarlara ulastirabiliriz. Bu memleketin insani yillarca sirtinda tas tasiyarak ev yapti. Yolun olmadigi yerlere yol bekledi, suyun olmadigi yerlerde sabir gösterdi. Devletine küsmeden, topragina sahip çikarak yasamaya devam etti. Bugün de ayni insanlar dogduklari topraklarin korunmasini istiyor. Çünkü daglar yalnizca tas yiginlari degildir. Dereler yalnizca akan su degildir. Ormanlar yalnizca agaç topluluklari degildir. Bunlarin her biri bir yasam biçiminin, bir kültürün ve bir gelecegin parçasidir. Biz bu topraklarin sahibiyiz. Bu topraklari dedelerimiz ve ninelerimiz alin terleriyle yurt edindi. Bu nedenle dogamizi, suyumuzu, topragimizi ve yasam alanlarimizi koruma hakkimiz da sorumlulugumuz da vardir. Bu çagriyi yalnizca Giresun için degil, Türkiye'nin dört bir yanindaki benzer mücadeleler için yapiyorum. Dogaya sahip çikmak gelecege sahip çikmaktir. Topraga sahip çikmak vatana sahip çikmaktir. Kurban Bayrami'nin birlik, beraberlik ve dayanisma ruhunu yasadigimiz bu günlerde, yurdumuza, dogamiza ve ortak gelecegimize daha güçlü sarilmamiz gerektigine inaniyorum. Hepinize saglikli, huzurlu ve mutlu bayramlar diliyorum. Sevgi ve saygilarimla. Haberi Ekleyen: Ali Dursun Bu haber 178 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
VİDEO GALERİ
GÖRELE ' DE HAVA DURUMUARŞİVLEN HABERLERArama |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||