|
Karakter boyutu :
04 ?ubat 2018, 22:47
SebilciÖzcan Temel yazdı
SEBILCI Gençligimden bu yana taniyorum, onu. Orta boylu, ince, kuru yüzlü bir adam! Iskarpin görünümlü lastik ayakkabilarinin üzerinde paçasi katlanmis pantolonu; beyaz gömlegi, uzun kollu ceketi ile ilgimi çekmistir, daim. Hafif öne egik yürür. Bol ceketinin dügmeleri açiktir. Basinda yerine göre sapka ya da püsküllü kavuk vardir. Iki elinde iki plastik ibrikle, özellikle hafta günü, kalabaliklar... içinde, duyulur duyulmaz tonda bir sesle “ayran sebil, ayran sebil, sebilll…” diyerek dolasip durur. Ne sudur, sebil ettigi ne dondurma ne de limonata, surup! Yalnizca ayran sebil eder. Bir hayirseverden aldigi para karsiliginda mavi plastik ibrikten cam bardaga doldurdugu ayrani uzatir, içmek isteyenlere… Beyaz plastik ibrikteki suyla söyle bir çalkalar bardagi yeniden baslar bagirmaya “sebil, sebil, ayran sebilll”… Bu bir aliskanliktir; bir gelenegi yasatma aliskanligi. Yasi ilerlemis, kartalmis olsa da isteyerek yapar bu isi; belki de severek, hoslanarak… Birkaç kez göz göze geldik. Soguk ve tedirgindi, bakislari. Konusmak istedim, yanasmadi; fotografini çekmek istedim; anlar anlamaz sirtini döndü, uzaklasti. Kendi halinde halim selim bir adam, sebilci. Adi nedir, hangi köydendir? Kimi, kimsesi var midir? Bunlar ilgi alanimin disinda kaliyor. Öyle merak etmiyorum dogrusu. Beni kendine çeken yani, yaptigi sira disi is! Sira disi diyorum; ondan baska bu isi, dolasarak yapan bir ikinci sebilci görmedim. Düsük omuzlarinda igreti duruyormus izlenimi veren iki nahif kol; içi dolu iki plastik ibrigi gün boyu tasimaktan yorgun düsmüs iki el… “Ayran sebil, ayran sebil…” seslerinin ritmine uyarak küçük adimlarla kalabaliklar içinde dolasan ayaklar… Ne yalan söyleyeyim, sicak yaz günlerinde bu sebilciyle her karsilastigimda, serin bir gölge düser, içime. Yürüyüsünü, durusunu, bakisini, kiyafetini izlerken kendime göre çikarimlar yaparim. Ta eski Osmanli döneminin Istanbul’u ile bulusurum: Çesmeler ve sebiller! Farsça göz anlamina gelen çesm sözcügünden türetilen çesmeler ve yine Arapça su dagitilan yer anlamina da gelen sebiller “su ve hayir” anlayisinin incelikli, estetik, sanatsal dokulu, sicak, sevimli mimari yapilaridir. Üzerlerindeki Osmanlica kitabeleri okumaya çabalarim. Estetik görünümlü çesmeleri seyretmekten büyük keyif alirim. Bir de sakalari vardir, Istanbul’un. Bir dönem, çesmesi ve sebeke suyu olmayan semtlere eseklerle su tasiyarak halka hizmet eden sakalar geldi geçti gözlerimin önünden… Istanbul’u dinledim, Orhan Veli’nin dizelerinde: “ Uzaklarda, çok uzaklarda / Sucularin hiç durmayan çingiraklari”… Sebil “Kutsal günlerde karsilik beklemeden hayir için dagitilan içme suyu” olarak tanimlanir Türk Dil Kurumu Sözlügü’nde. Devaminda, “ Genellikle camilere bitisik özel bir biçimde yapilmis, karsilik beklemeden hayir için içme suyu dagitilan tas yapi, sebilhane” olarak açiklanir. Kisacasi özünde hayir yapma, el uzatma, yardimlasma anlayisi vardir, sebillerin. Zamanla su disinda serbet, surup, dondurma da sebil edilir olmus. Halk dilinde zebil de denilir. Köpük dondurmacilarin zaman zaman “dondurma zebil, dondurma zebil!” diye bagirdiklarina tanik olunur, Görele’de. Bir yandan süt beyazi dondurmayi kepçe kepçe bardaga doldurup ikram ederler, diger yandan sayarlar: Bir, iki, üç… on…” Sebil edenin adi asla söylenmez. Isini özveriyle, tutkuyla yapan sebilci ne zaman karsima çiksa ya da ben, ne zaman ona rastlasam can evimden vurulurum, gönül tellerim titrer. Yedi Mes’aleciler toplulugunun ünlü ozani Halit Fahri Ozansoy’un ‘bir sebile dökülen bembeyaz güvercinler’i geliverir, usuma: Çözülen bir demetten indiler birer birer, Birak, yorgun baslari bu taslarda uyusun. Tutusmus ruhlarina bir damla gözyasi sun, Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler...
Nihayetsiz çöllerin üstünden hep beraber Geçerken bulmadilar ne bir ot ne bir yosun, Ürkmeden su içsinler yavasça, susun, susun! Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler... En son sarkilarini dagitarak rüzgâra, Beyaz boyunlarini uzattilar taslara... Bir damla suya hasret gideceklermis meger.
Simdi bombos sebilden selviler bir sey sorar, Hatirlatir uzayan dem çekisleri rüzgâr Mermer basamaklarda uçusur beyaz tüyler Italya’da ortaya çikan, Türk yazininda çokça örnegi bulunmayan sone türünde yazilmis, siir. Iki dörtlük ve iki üçlükten olusan dizeler, on dörtlü hece ölçüsü üzerine kurgulanmis. Uyak, redif ve iç seslerle (aliterasyon- asonans) ezgilesen dil, bireysel duyus ve duyarliliklari imgelerle somutlastirilarak aktarir. Acima, merhamet, sevgi, korku, kaygi, hüzün kisisel boyuttan evrensel boyuta kanatlanir: Güvercinler barisi, sevgiyi simgeler; uçusan beyaz tüyler anilari, özlemi; çöl yasamin zorluklaridir; sebil zorluklari asmanin ödülü. Dizelerle Tevfik Fikret’in “Yagmur” siirinin izlerini duyumsarim: Küçük, muttarit, muhteriz darbeler / Kafeslerde, camlarda pür ihtizaz… Iki siirin de dilini ve söyleyis tinisini birbirine yakin bulurum: Küçük, tek düze, çekingen damlalar; ürkek beyaz güvercinler… Sessizlik, gözyasi, bir damla su; rüzgâr, anilar, özlemler ezer, burkar yüregimi. Duygusal, tedirgin bir atmosferde, egretileme, kisilestirme, ad aktarmasi, tezat yoluyla yogrulmus tablo-siirin dili: Çözülen bir demetten indiler birer birer; simdi bombos sebilden selviler bir sey sorar; birak yorgun baslari bu taslarda uyusun; tutusan ruhlarina bir damla gözyasi sun. Kendine özgü bir mimarisi olan, hayir amaçli, karsiliksiz içme suyu dagitilan, daha çok camilerin bitisiginde yer alan sebiller, kuskusuz, önemli kültür varliklaridir. Büyük kentlerde, sebilhanelerde sunulan hizmet; tasrada, insanlar eliyle yapilir olmus. Dondurmacilar, surupçular katilmis bu kervana. Hayirseverler adina sebiller dagitmislar. Kervanin Görele’deki son gezici temsilcisi, iki elinde iki plastik ibrik ile dolasiyor. Birinde ayran, digerinde su! Sebil eski, köklü bir gelenek. Sebilci bu gelenegi sürdürme ugruna ter döken sira disi adam. Yalnizca ayran ikram eden sebilciyi her gördügümde, duygu ve düsler denizinde usul usul yol alan beyaz bir yelkenliye dönerim. Rotamin üzerinde çesmeler, sebiller, sebilhaneler, sakalar, sebilciler…
Yazan : Özcan TEMEL Haberi Ekleyen: Görman Hesler Bu haber 4451 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
VİDEO GALERİ
GÖRELE ' DE HAVA DURUMUARŞİVLEN HABERLERArama |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||