CHP’NIN KURAKLIK VE DON ILE ILGILI TEKLIFI
GENEL KURULDA REDDEDILDI
Cumhuriyet Halk Partisi’nin
tarim alanlarinda
yasanan kuraklik
ve don ile ilgili TBMM Arastirma Komisyonu Teklifi Genel Kurulda görüsüldü.
AKP oylariyla reddedilen önerge tarim alanlarimizda yasanan kuraklik ile 29-30-31 Mart 2014 tarihlerinde yurdumuzun bazi
bölgelerinde meydana gelen don afetinin üreticimize ve tarimsal üretimimize,
ihracatimiza verecegi zararlarin, önümüzdeki yillarda meydana getirecegi
sorunlarin tespit edilerek, çözüm önerilerinin arastirilmasi ve bunun için
yapilacak yasal düzenlemeler dâhil olmak üzere, alinacak önlemlerin tespiti
için Anayasanin 98’inci Iç tüzügün 104 ve 105’inci maddeleri geregince Meclis
Arastirmasini içeriyordu. Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisi lehinde söz alan önerge sahibi Selahattin Karaahmetoglu
Genel Kurulda konustu:
SELAHATTIN KARAAHMETOGLU (Giresun) - Sayin Baskan,
degerli milletvekilleri; kuraklik, don, sel ve son olarak dolu tarim
ürünlerimize büyük oranda zarar vermistir. Yasadigimiz kuraklikla birlikte,
buna eklenecek asiri sicak havalar neticesinde tarim sektöründe yasanan
felaketin etkisi katlanarak artacak ve gelecek yillari etkilemesi muhtemel bir
gida krizine dönüsebilecektir. Küresel isinmanin etkileri son yillarda
ülkemizde de belirgin sekilde kendini göstermeye basladigini söylemek bu konudaki
veriler isiginda bir kehanet olmayacaktir. Türkiye genelinde yagis miktari
geçen yil ortalamalarina göre yüzde 37,5 oraninda azaldigi görülmektedir.
Geçtigimiz yüzyilda Türkiye'de her on yilda sicaklik 0,2 santigrat artti ve
yagista da yaklasik yüzde 10 azalma yasandi. Geçtigimiz kirk yilda Türkiye 2,5
milyon hektar sulak alanin yarisini ne yazik ki kaybetti. Yirmi yil içerisinde
4 bin metreküp olan kisi basina düsen su miktari 1.400 metreküpe düstü.Küresel
isinmanin etkileri ülkemizde sanilandan daha hizli sekilde kendini göstermeye
baslamistir. Küresel isinma, tarimsal alanda toplam ürün miktarinin azalmasiyla
kendisini göstermektedir. Tarim arazilerinin korunmasi ve amaci disinda
kullanilmamasi gerekmektedir. Gida ve tarim örgütü FAO'ya göre son yillarda
kisi basina düsen tarim arazisi gelismis ülkelerde yüzde 14,3, gelismekte olan
ülkelerde yüzde 40 oraninda azalmistir. Kisi basina düsen tarim arazisi miktari
0,23 hektar olup, 2050 yilinda 0,15 hektara düsecektir. Kitlik ve açligin
dünyayi ciddi olarak tehdit ettigi 21'inci yüzyilda, toprak ve su en önemli
stratejik maddeler olarak kabul edilmektedir. Kurak ve susuz geçen bir kisin
ardindan 29-30-31 Mart 2014 geceleri büyük don felaketi yasanmistir. Tarimsal
rekolte düsüsü simdiden gida enflasyonu seklinde kendini göstermeye
baslamistir. Üreticiden baslayarak tüketiciye kadar ve ihracat gelirlerindeki
büyük kayiplar anlaminda hepimiz bu faturayi ortak sekilde ödeyecegiz. Bugday
üretimimizde yüzde 30, arpada yüzde 15 civarinda bir kayip öngörülmektedir. Bu,
bugday fiyatinin yükselmesi ve ithalata basvurulmasi anlamina gelmektedir. Mera
ve otlaklardaki kuraklik, yem ve saman üretimindeki düsüs sonucu hayvancilikta
sorunlar yasanacaktir. Türkiye'nin hububat ambarlarindan Çukurova'da yasanan
kuraklik nedeniyle rekoltenin yüzde 50 oraninda düsmesi beklenmektedir.
Ayçiçegi, misir, pamuk gibi ürünlerde de sikintilar yasanacaktir. 2013 yilinda
22 milyon ton rekor bugday üretimine ragmen 4 milyon ton ithalat yapildigi
dikkate alindiginda rekolte düsüklügünün ve kurakligin yaratacagi olumsuz etki
daha iyi anlasilacaktir. Mart ayinda etkili olan don olayi Malatya'da kayisiyi,
Karadeniz'de findigi vururken, bazi bölgelerde dolu da meyve agaçlarina ve
zeytinliklere zarar vermistir. Ege Bölgesi'nde dolu yagisindan kirazda, üzümde,
zeytinde, seftalide, armutta yüzde 70, yüzde 80, yüzde 90 oranlarina varan
zararin oldugu bildirilmektedir. Findikta yüzde 40'i asan zarar meydana geldi.
Dünya ihracatinin yüzde 80'inden fazlasini gerçeklestiren Türkiye'de kayisida
zarar yüzde 90'lara vardi.
Sayin milletvekilleri, Dogu Karadeniz ekonomisinin iki ana
diregi olan çay ve findikta da don felaketinden büyük zarar görüldü. Özellikle
findik, Dogu Karadeniz Bölgesi'nde yasayan nüfusun önemli bir bölümü için tek
geçim kaynagidir. Alternatif ürün kivi de don olayindan zarar görmüstür. Findik
üretiminde ve ihracatinda dünyada ilk sirada yer alan Türkiye, yilda 600-700
bin ton kabuklu findik üretiyor ve bunun yaklasik yüzde 80'ini ihraç ediyor. Bu
gelismeler Karadeniz Bölgesi tarimsal üretiminde bu yil büyük bir kayip
yasanacagini gösteriyor. Geçen yil 570 bin ton dolayindaki findik rekoltesinin
don nedeniyle bu yil 350 bin tona düsecegi öngörülüyor. Findikta yasanan don
sebebiyle en fazla ürün kaybi Dogu Karadeniz Bölgesi'nde görülmektedir. Ordu,
Giresun ve Trabzon üreticilerinin magduriyetinin giderilmesine dönük kanun
teklifi verdigimizi de belirtmek isterim. Degerli arkadaslar, bir yil fazla
olan rekolte, düsük olan yillarda ki ihtiyaci karsilamaktadir, findik elimizde
kalacak iddialari hiç gerçeklesmemistir. Bu iddialar, tek geçimi findik olan
üreticimizin elinden findiklari yok pahasina alinmak için yapilmaktadir.
Yöremizde 1-2 ton findigi olan üretici findigim çok diye sevinir. Onun alin
terinin karsiligini almasini saglamak hepimizin, boynumuzun borcudur.
2004 yilinda yasanan don afetinden sonra findik üreticisinin
zararinin karsilanmasi için Hükûmet kararlar alsa da, afetin yaralarinin
sarilmasi için verilen sözler yerine getirilmemistir. 1 milyar TL oldugu tahmin
edilen don hasarinin Hükûmet tarafindan gasbedildigini bütçe marifetleriyle
tanik olduk. 292 trilyon lira tespit etmislerdir, bunun 160 trilyon lirasi
bütçe marifetiyle üreticiye verilmemistir. 2004 yilinda yasanan donda
Giresun'da ürün ve rekolte kaybi daha fazla olmasina ragmen, belirlenen 35.649
findik üreticisine Giresun Il Hasar Tespit Komisyonu Raporu dogrultusunda
tespit edilen yardimin bile ancak yüzde 44'ü ödenmis ve geri kalaninin ödenmesi
kanunla durdurulmustur. 2004 yili afet
yardimini alamayan findik üreticisine Tarim Bakani "Türkiye Büyük Millet
Meclisinin iradesi bu yönde karar verdi." demistir. 4 Nisan 2004 yilindaki
don afeti ardindan on yil sonra 29-30-31 Mart 2014 tarihinde yasanan don afeti
findik üreticisini oldukça endiselendirmektedir. AKP iktidari 2004 don
afetinden üreticiye olan borcunu da hesaba katarak düzenleme yapmalidir. Bunun
yaninda geleneksel tarimsal üretimi yüzde 80 oranda yagislara bagli olan
Türkiye'de kurakligin hâlen tarim sigortasi kapsami disinda tutuldugunu da
hatirlatmak istiyorum. Seçim bölgem Giresun'da ziraat odalari, Il Gida, Tarim
ve Hayvancilik Müdürlügü, TARSIM Bölge Müdürlügüyle yaptigim görüsmelerde,
aldigim bilgilerde bölgemizde 250-300 metreye kadar olan yüksekliklerin altinda
kalan kisimda findikta herhangi bir sorun yoktur. 300 metre yükseklikten
yukaridaki findik bahçelerinde yüzde 70-80 oraninda, bölgenin ifadesiyle don
yanigi vardir. 500 metrenin yukarisindaki findik bahçelerinde de bu oran yüzde
100'e varmaktadir. Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ziraat Ana Bilim Dali
Baskani Sayin Profesör Turan Karadeniz'in ifadelerinde de findik agaçlarinin
dallarinin iki üç yil kendilerini onaramayacagini ve iki üç yil findik
alamayacagini belirtmektedir. Yapilmasi gereken seyler, önerilerimiz; özellikle
2004 don afetinden dagitilmayan 160 milyon liranin findik üreticilerine
dagitilmasi, tarimsal ve zirai kredilerin bir yil faizsiz olarak ertelenmesi ve
yine gerektiginde faizsiz olarak kredi olanaklarinin saglanmasi, bölgemde,
Giresun'da üreticilerin ancak yüzde 25'inin TARSIM'den poliçe yaptirdigini,
yüzde 75'inin yaptirmadigini ya da yaptiramadigini düsünerek zararlarinin
karsiliksiz hibe olarak verilmesi konusunda yaptigimiz önerilerimizin arastirma
komisyonu kurularak, dikkate alinarak üreticimizin lehine bir karar verilmesi
gerektigini düsünüyorum. Ayrica dogal
afetlerden etkilenen üreticilerin magduriyetini gidermek üzere 2006 yilinda
baslatilan tarim sigortasi uygulamasinin don afetinin magdur üreticilerinin tamamini
kapsamasi yaninda, kurakligin bir sigorta riski kapsaminda olmamasi nedeniyle
kurakligin da risk kapsamina alinmasi ve bu konuda verdigim kanun teklifinin de
gündeme getirilmesi üreticilerimiz lehine önemli bir katki saglayacaktir. Yüce
heyeti saygiyla selamliyorum, saygilar sunuyorum.

Selahattin KARAAHMETOGLU SELAHATTIN.KARAAHMETOGLU@tbmm.gov.tr
Bu haber 619 defa okunmuştur.