|
Karakter boyutu :
30 Nisan 2014, 02:57
Gauck'ten AKP'ye Sert ÇıkışAlman Cumhurbaşkanı Gauck'ten AKP'ye Sert Çıkış
Gauck’ten AKP’ye Sert Çikis Alman Cumhurbaskani Gauck’ten AKP’ye Sert Çikis ODTÜ ögrencilerine, "Yerleskenizin açik ve liberal görüslerin yeri oldugunu duydum" diye seslenen Gauck, özetle sunlari söyledi: Kuvvetler ayrimina saygi "Türkiye'de sizler için Almanya'da ne oldugu nasil önemsiz degilse, bizler için Almanya'da, Türkiye'de ne oldugu önemsiz degil. Bu yüzden kaygi duydugum bir noktaya deginmek isterim. Almanya kuvvetler ayrimina saygi duymaktadir. Demokrasinin sagladigi kazanimi yasama tecrübesinin etkisiyle herhangi bir yerde hukuk devletini ve birçok ülkede denenmis olan kuvvetler ayrimini kisitlama egilimini gördügüm zaman bunu özel bir kaygi duyarak izlerim. Dolayisiyla bugün burada hükümetin, hosuna gitmeyen çok sayida savci ve polisi yerinden alisi, çarpik gelismeleri aydinlatmalarina engel olur. Hükümet kararlari kendi lehine etkilemeye veya hosnut olmayacagi kararlardan kaçinmaya çalisirsa yargi bagimsizligi hala güvence altinda olur mu diye soruyorum. Müdahale degil kaygilarim Kimi Türk vatandasi ve kimi Türk siyasetçi bu tarz elestiriyi kabul etmekte zorlanabilir. Kimisi haksiz ya da istenilmeyen bir elestiri olarak geri çevirebilir. Beni lütfen yanlis anlamayin. Ifade ettiklerim içislerine müdahale degil, esit düzeyde paylasim arzusu. Sesimi yükseltirim Bir demokrat olarak, kendi ülkem olmasa da ne zaman hukuk devletinin tehlike altinda oldugunu görsem o zaman sesimi yükseltirim. Sesim insanlar içindir; onurlari, özgürlükleri ve fiziksel dokunulmazliklari içindir. Bizler de baska ülkelerin tavsiyelerini dinlemeye haziriz. Almanya'da islenen cinayetlerden sonra sorusturmalarin tek yönlü olduguna yönelik elestirileri kabullenmek zorundaydik ve kabullendik. Ordunun etkisi azaldi Türkiye'de ordunun siyasete etkisi geriye itildi. Kürtlerle diyalog sürecinin baslamasiyla çatisma sayisi azaldi, Ermeniler ve Kürtlere karsi yapilan haksizliklara iliskin tarihi tabular yikilmaya basladi. Erdogan, Ermeni kurbanlarin yakinlarina yönelik acilarini paylastigini ifade etti. MIT'e elestiri Gezi'ye anma Son zamanlarda birçok kisinin demokrasiye tehdit olusturdugu seklinde algiladigi bir yönetim üslubundan ötürü hayal kirikligi, burukluk ve öfke ifade eden sesler de duyuyoruz. Örnegin insanlarin nasil bir yasam tarzini benimsemeleri gerektigine iliskin bir müdahale söz konusu oldugunda hayatlari üzerinde daha güçlü bir gizli servis kontrolü amaçlandiginda, sokak protestolari zor kullanilarak bastirildiginda hatta bu yüzden insanlar canindan oldugunda... Itiraf ediyorum Itiraf ediyorum; bu gelismeler beni korkutuyor. Özellikle de fikir ve basin özgürlügü kisitlandigi için. Internet ve sosyal iletisim aglarina erisimin kisitlandigini; elestirel bakis açisina sahip gazetecilerin isten çikarildigini hatta yargilandigini; gazetelere yayin yasaginin getirildigini ve yayincilarin hukuki baski altina alindiklari zamani yasiyoruz. Oysaki kapsamli sekilde bilgilendirmek ve bilgilendirilmek özgür ve demokratik toplumun iki ana sartidir. Ancak bu sayede çarpik gelismeler aydinlatilabilir ve hükümetin eylemleri kontrol edilebilir. Protesto uyaricidir Protesto uyarici bir sinyaldir. Vatandaslarin kendilerini birer emir kulu olarak algilamamalari ülke refahina hizmet eder. Türkiye vatandaslari ülkelerinin kaderini sekillendirmek için ortak hareket etmeye hazirlarsa bu olgunluk isareti olarak övgüye sayandir. Demokrasinin bu angajmana ihtiyaci vardir. Zorla müdahale olmaz Demokrasi ötekine saygi gerektirir. Kimsenin hayat tarzina zorla müdahale edilemez. Kimsenin dininin kamusal alana da uygulamasina engel olunamaz. Almanya da bu saygiyi ögrenmek zorundaydi. Demokrasinin diyaloga ihtiyaci vardir. Kamuoyunda kullanilan dilin zehirlenmesi ve düsman imajinin yaratilmasi toplumsal alana zarar verir"
Erdogan'dan Alman Cumhurbaskani'na tepki..
Basbakan Recep Tayyip Erdogan partisinin grup toplantisinda konustu. Erdogan, Almanya Cumhurbaskani'nin sözlerine tepki gösterirken, "Tarihimizde utanacagimiz bir hadise olmamistir" dedi.
Basbakan Erdogan'in grup toplantisinin canli yayini:
Iste Erdogan'in konusmasindan satir baslari:
2014 yilindan itibaren 2023 yilina kadar bir dizi tarihi olayin yüzüncü yil dönümlerini idrak etmeye basliyoruz. Birinci dünya savasi 1914 yilinda baslamisti. Birinci dünya savasi Osmanli cihan devletinin tarih sahnesinden silinmesiyle sonuçlanmis Türkiye Cumhuriyeti de kurulmustu. Sarikamis harekatini da bu yilin sonundan itibaren idrak edecek, sehitlerimizi farkli sekilde yad edecegiz.
Önümüzdeki yil 2015, Çanakkale zaferimizi farkli sekilde kutlayacagiz. 2018 yili, Mondros anlasmasinin yüzüncü yili olacak. 2019’da gazi Mustafa Kemal’in Samsun’dan baslattigi hareketin yüzüncü yil dönümü kutlanacak. 2020 yilinda ise TBMM’nin açilisinin, 2023 yilinda da Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulusunun yüzüncü yili olacak. Gelecek yil 1915 olaylarinin yüzüncü yilina ulasmis olacagiz.
Önemli hadiselerin ellinci yüzüncü yillari farkli sekilde ele alinir. Tarihe artik farkli bir gözlükle bakmamiz gerektigini düsünüyorum. Hadiseler sicakken degerlendirmeler saglikli olmuyor.
'Tarihimiz güçlüler tarafindan çarpitilarak yazildi'
Tarihimiz ya galipler ya güçlüler tarafindan çarpitilarak yazildi. Kendi tarihçilerimiz tarafindan çarpitilarak kayda geçirildi. Eskilerin deyimiyle köprünün altindan çok sular akti. Zaman yaralarin bir çogunu tedavi etti. Eskiye ait çok sayida tartisma artik yerli yerine oturdu. Dünya üzerinde devletler genellikle arsivlerindeki gizli belgelere 50 yillik gizlilik süresi koyarlar. Çok nadiren yüz yillik gizlilik süreleri olur. Tabulardan ön yargilardan azade sekilde konusmaya baslanir.
'Gerçekleri ögrenme ve ögretme vaktimiz geldi'
Bizim de millet olarak artik bütün bu hadiseleri sogukkanlilikla siyasi tartismalardan uzak ele alma, gerçekleri ögrenme ve ögretme vaktimizin geldigine inaniyorum. Bizim yüz yil önceki bütün bu olaylari artik korkularimizdan arinarak, kurtularak ele almamiz gerektigini düsünüyorum.
Bundan yaklasik 3 asir önce 1699’da Osmanli devleti Karlofça’yi imzaladi ve ilk kez toprak kaybetti. 1923 yilina kadar devletimiz milletimiz ecdadimiz bizim kendi dedelerimiz sürekli cepheden cepheye kostular. Nadir zaferlerin yaninda büyük yenilgiler yasandi. Büyük göçleri katliamlari yasadik. Anadolu’nun Trakya’nin her evinden fertler cepheye gittiler ve dönmediler.
Bölünme ve irtica
Bu süreç son derece tabi biçimde milletimizin hafizasinda aci bir yer edindi. Bir takim korkularin olusmasina da yol açti. Bu korkular hem Osmanli devletinin hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir takim elitleri tarafindan istismar aracina dönüstürüldü. Dikkatinizi çekiyorum son 200 yildir bu topraklarda bölünme ve irtica toplumu terbiye etmek için kullanilan iki önemli korku oldu.
Bazi tarihi hadiselerin yüzüncü yil dönümlerine yaklasirken bu korkulari, tehdit amaci olarak kullanilmasini artik masaya yatirmak zorundayiz. Bunu sadece belli hadiseler için söylemiyorum. Bugüne kadar gelen belirsizligini koruyan ve istismar araci olarak kullanilan her hadisenin açiga çikmasi en büyük amacimizdir.
En basta tüm bu meseleleri yüz yilin ardindan artik siyasetin konusu ve malzemesi olmaktan çikaralim. Bilim adamlarina tarihçilerine gerçek sahiplerine bu isi havale edelim dedik. su noktanin da altini çiziyorum. Tarihle yüzlesme sadece bizim Türkiye’nin yapacagi bir yüzlesme degildir. Bunu bizim yapmamiz yetmez. 100 yil öncesine ait korkulari trajedileri diri tutan, büyüten, toplumlarini sekillendirmek için kullanan her millet de artik bu yüzlesmeyi yapmalari gerekir, yapsinlar diyorum.
Açik açik söylüyorum, 100 yasinda 200 yasinda korkularla yasayan hiçbir millet reform yapamaz. Geçen hafta bu kürsüden bir sey ifade ettim. 77 milyonun her bir ferdinin kendisini bu ülkenin asil sahibi olarak hissetmesini öne egmeden basini dimdik ayakta durmasini gönülden arzu ediyor, bunun samimi hayaliyle yasiyorum dedim.
12 yildir milletimize ve devletimize bu özgüveni kazandirmanin mücadelesini veriyoruz. Geçen hafta, kutlu dogum haftasi münasebetiyle, orada da binlerce gence bunu anlattik. Bu ülkenin bir vatandasi, etnik kökeninden, mezhebinden, inancindan, dilinden yasam tarzindan dolayi eger ayrimciliga ugruyorsa orada zulüm var demektir.
Ama bununla birlikte bu ülkenin her bir ferdinin de cesur olmasini, özgüvenli olmasini bekliyor ve istiyoruz.
Türk müsün? Korkmayacaksin. Kürt müsün, Arap, Çerkez, Bosnak misin? Sünni misin, alevi misin? Artik korkmayacaksin. Namaz kildigin için, kuran okudugun için, basörtüsü taktigin için artik çekinmeyeceksin, artik basini öne egmeyeceksin, artik korkmayacaksin. Annenden ögrendigin dili konustugun için mahcup olmayacaksin. Inandigin gibi yasamaktan korkmayacaksin.
Almanya Cumhurbaskani'na cevap
Dün alman cumhurbaskani gelmis, benimle konustugu seylerden sonra ODTÜ’ye gidiyor garip garip seyler konusuyor. Kendilerine neler ögretildiyse onu ifade ediyor. Bunu bizimle paylastigin gibi aynen ODTÜ’de yansitsana. Üzüntü veren ne biliyor musunuz, ODTÜ’de ona ev sahipligi yapanlarin gerçekleri söylememeleri.
'Almanya ateist evliligini destekliyor'
Almanya’da Ali’siz Alevilik denen bir olay var, yani ateist bir anlayisin, Alevilik kisvesi altinda, kendilerinin de desteklemis oldugu bir yapi var, bunu bize yansitiyorsun. Türkiye’de böyle bir alevi yok dedik. Almanya’daki bir kisim, avuç içi bir grup var, hem destekliyor almanlar, bunu da konusacagim kendileriyle. Onlarin diliyle gelip burada konusuyorlar. Bu yakismaz. Kendisiyle yaklasik iki saat bas basa olduk. O yemekte bunlari açik açik konustuk. Isin asil sahibi biziz. Kendisine somut örnekler verdik. Almanya’da sana anlatilanlari gider orada konusursan, güçlü bir hükümetsiniz neden korkuyorsun, korkumuz yok dedik.
Bir sey daha söyledim. Ülkemizin içislerine karisilmasina asla tahammül edemeyiz dedik. sadece onu kullandi orada, bu içislerine karismak gibi anlasilmasin ama… biz ama ile çok çektik. Onun için devlet adamliginin geregi neyse onu yapmak lazim. Herhalde kendisini hala rahip zannediyor. Bunlar çirkin seyler. Bunlari bütünüyle anlattik. Azinliklara karsi davranislarimizi anlattik. Buna ragmen böyle bir yaklasim beni üzmüstür. Baskasinin özgürlük alanini ihlal etmedigin sürece, bütün özgürlükleri yasamak herkesin hakkidir. Bundan kimsenin çekinmesine gerek yok.
Türkiye bölündü mü?
Bu ortak degerlerimizin altinda herkes farkliliklarini korur. Istedigi gibi ifade eder, yasar. Bugün hala belli konularda korkulari olan, korkutulan vatandaslarimizin da bu korkularini cesaretle sorgulamalarini istiyor ve arzuluyorum.
Asirlardir bizi bölünmekle korkutuyorlar. Bölünürüz, dagiliriz diyerek özgürlüklerin önüne set çektiler. 12 yilda bizi korkuttuklari konularda cesur adimlar attik. Ne oldu Türkiye bölündü mü? Diyarbakir’a giderseniz Kürt meselesi derseniz bölünür diyorlardi. Ne oldu? Bu ülkede yillarca anneler babalar çocuklarina istedikleri ismi veremediler bölünürüz diyorlardi. Biz bunu çikardik, ne oldu bölündü mü? 12 yildir yaptigimiz hangi reform Türkiye’yi böldü?
Bir baska korku araci da, hepimiz yasadik. Irtica korkusuydu. 150 yildir milletin degerlerine sahip çikmasina, inançlari yasamasina irtica gelir korkusuyla karsi çiktilar.
Akif diyor ya;
Zulmü alkislayamam, zalimi asla sevemem. Gelenin keyfi için geçmise kalkip sövemem. Biri ecdadima saldirdi mi hatta bogarim. Bogamasam, hiç olmazsa yanimdan kovarim.
Üç buçuk soysuzun ardindan zagarlik yapamam. Hele hak namina haksizliga ölsem tapamam. Dogdugumdan beridir, asigim istiklale. Bana hiç tasmalik etmis degil altin lale. Yumusak basli isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta cigerim, Onu dindirmek için kamçi yerim, çifte yerim. Adam aldirmada geç git, diyemem aldiririm. Çignerim, çignenirim, hakki tutar kaldiririm.
Zalimin hasmiyim amma severim mazlumu. Irticanin su sizin lehçede manasi bu mu?
'Irtica geldi mi?'
Üniversitelerde basörtüsünü serbest hale getirdik. Irtica mi geldi? Imam hatip liselerinin önünü açtik irtica mi geldi? On yillarca, namaz kildigi oruç tuttugu için asagilanan insana özgüven temin ettik. Irtica mi geldi? Arkadaslar yaptigimiz reformlar ne Türkiye’yi böldü ne de geri götürdü. Tam tersine Türkiye daha bir kardes oldu.
Uzay çaginda basörtüsü mü takilir diyorlardi. Türkiye uzay çagini yasiyor. Ardi ardina uzaya uydulari bu iktidar gönderiyor. Basörtüsüne karsi çikanlar uzaya uydu göndermedi. Görüyoruz ki, basörtüsü o uydularin kuyruguna takilmiyormus. Korkan bir millet gelecegi insa edemez.
'Tarihimizde utanacagimiz bir hadise bulunmuyor'
Hep hatirlattim tekrar hatirlatiyorum. Bizim Istiklal Marsimizin millete ilk talimati ‘Korkma’ talimatidir. Biz 12 yildir lafta degil fiiliyatta korkmuyoruz. Biz geçmisin agirliklarindan prangalarindan zincirlerinden cesaretle kurtuluyoruz. Geçmisin korkularini tek tek söküp atiyoruz. Allah’a hamdolsun, bizim kadim tarihimizde utanacagimiz, korkacagimiz, yüzlesmekten çekinecegimiz hiçbir hadise bulunmuyor. Iste Dersim hadisesiyle yüzlestik. Peki ana muhalefetin genel müdürü yüzlesebildi mi? Çünkü Dersim’in destekleyicisi onlardi, faili onlardi. Hayir diyebiliyor mu? Hesabini veremedi, veremez. CHP’nin genel müdürü kalkip bir cümle edemiyor. Niye? Hayati bu.
Faili meçhullerle yüzlestik, Diyarbakir cezaeviyle yüzlestik. Sivas çorum Kahramanmaras Gazi mahallesi olaylariyla yüzlestik. Korkularla yüzlestik. Yasaklarla yüzlestik. Biz üzerimize düseni yaptik, yapmaya çalistik. Yazilamayanlarin yazilmasini temin ettik. Her seferinde korkularin yersiz oldugunu gösterdik. Tekrar ediyorum, biz korkmayacagiz. Biz tarihi farkli yazanlardan, tarihinden utananlardan olmadik ve olmayacagiz.
'Yüz yil öncesine takilmayalim'
1914- 1922 arasinda dedelerimiz onlarca devletle savas yaptilar. Rusya, Ingiltere, Fransa, Yunanistan Italya ile savastilar. Bütün Arap cografyasiyla mücadele verdiler. Mustafa Kemal 1923’ten itibaren tüm bu devletlerle yeni bir savas açti. Mustafa Kemal tüm cepheleri görmüstü. Açik söylüyorum, yüz yil öncenin kinine takilip kalsak, bugün bölgemizdeki hiçbir ülkeyle iyi iliskimiz olamaz. Esasen fertlerin devletlerin psikolojisi asirlik acilarin üzerine bina edilemez. Her gün diri tutuluyor, büyütülüyorsa bu devletler ve milletler adina saglikli bir ruh hali olamaz.
12 yildir açik açik söylüyoruz. Biz tarihimizle yüzlesmeye haziriz. Bunu basaracak olan siyasetçilerden önce bilim insanlardir. Biz arsivlerimizi açmaya da haziriz. Arsivlerimiz açik. Diyoruz ki, hiçkiriklari durduralim, ön yargilari kenara birakalim. Objektif biçimde tarihi gerçekleri ortaya çikaralim. Biz Türkiye olarak buna haziriz, korkumuz yok. Büyük devletlerin korkusu olmaz, bizim de korkumuz yok.
'Ayni tavri Ermenilerden de bekliyoruz'
Çok büyük acilar çekmis bir millet olarak, yeryüzündeki her milletin acilarini anlariz. Aci çekenlerin hissiyatini çok iyi biliriz. Tarihi aydinlatmaya haziriz. Ortak acilarimizi anlamaya haziriz. Korkmadan çekinmeden sikili yumruklarla degil tokalasarak konusmaya haziriz. Bir asir önceki hadiselerin aydinlatilmasini isterken, acilari paylasirken, karsi taraftan da bunu görmeyi arzuluyoruz. Gerek Ermenistan devleti, Ermeni diasporasi bizim bu yürekli adimimizi görür, ayni cesur tavri onlardan da görür bekleriz.
MHP’nin bir statüko partisi olmaktan kurtulamadigini, terörsüz bir Türkiye hedefine hala isinamadigini görürsünüz. BDP’nin yakin tarihteki acilari asamadigini, kisa süre araliklarla yeni partiler kurdugunu görürsünüz. Arkadaslar 30 Mart’a en zor sartlara giren parti biziz. Hani disardan baksalar, Ak Parti’nin bu kadar çalistigini görseler, zannederler AK Parti kaybetti. Sanki 12 yilda sekiz seçimi biz degil de onlar kazandilar.
Simdi de çok çok önemli hayati bir konuyu, sizin sahsinizda, dünya televizyonlari olarak bizi takip edenlere buradan seslenmek istiyorum.
20 dakikada idam
Vicdani sizlayan bir insan olarak seslenmek istiyorum. Idam karsi çiktigini söyleyen ülkelere ve o ülkelerin yöneticilerine sesleniyorum. Ben insanim diyenlere sesleniyorum. Dünya siyasi liderlerine sesleniyorum. Kardes ülke Misir’da askeri darbenin ardindan yüzde 52 ile seçiliyor. Haklarini arayan insanlarin tutuklanmasini ve idamla yargilanmalarini kaygiyla takip ediyoruz. 5289 kisi hakkinda 20 dakikada mahkeme idam karari vermisti. Bunlarin 492’si müebbette çevrildi ama 37’sinin idam karari onaylandi.
Maalesef bu kararlarin ardindan yeni 683 kararin ardindan 9 dakikada idam karari alindi. Dünyanin ilgisizligi, darbeyi susarak onaylamasi, tesvik edici rol oynadi. Hatirlarsaniz Tahrir’de batili ülkeler bunu özgürlük hareketi olarak degerlendirdiler. Orada da sosyal medya, güya özgürlük adina önemli vazifeler gördü. Ancak katliamlar idamlar baslayinca, hem batili ülkelerin sosyal medya hesaplarinin sustugunu gördük.
Ukrayna’da gençleri sokaga dökmek için ortaya çikan sosyal medyanin oraya karsi da sessiz oldugunu görüyoruz.
Medyanin 'namusu'
Ülkemdeki Gezi olaylarinda, bize karsi tavirlar takinanlar, basta yazili görsel medya sosyal medya olmak üzere özellikle sesleniyorum. Orada 12 tane agacin yeri degistirilmisti. Bundan dolayi Türkiye’yi birbirine katmak isteyebileceginizi zannediyordunuz. Burada 529 insanin idamina suskun kalmanizi, 693 idama suskun kalmanizi siz neyle izah edeceksiniz? Onlar insan degil mi? Onlara karsi ben sesleniyorum. Ey Dogan Grubu simdi ne diyeceksin, ey Ciner grubu simdi ne diyeceksin. Isim vererek konusuyorum. Çünkü medyanin da bir namusu olmalidir.
Dün Alman cumhurbaskanina da söyledim. Hani AB üyesi ülkelerde idam yasakti. Ben AB’de ciddi çikis görmüyorum. Olamaz böyle sey diyor. E ne olamaz? ABD var mi böyle bir ses, Rusya’da var mi ses, yok. Ama Tayyip Erdogan veya AK Parti bu konuda konustugu zaman, iste bunlar Müslüman olduklari için böyle konusuyorlar ucuzluguna gidiyorlar. Bu is bu kadar kolay degil. Eger insanin degeri varsa, bunu kim olursa olsun ortaya koymak zorundasiniz.
Benim için Ukrayna’da öldürülen de aynidir, Misir’da öldürülen de aynidir. Ne diyoruz, zalimler için yasasin cehennem diyoruz. Biz bu zulüm kokan Misir hükümetiyle dost olmamiz mümkün degildir. Bunu düsünerek kanim donarak söylüyorum. Bunu söylemezsem, Allah’a bunun hesabini veremem. Bugün degilse ne zaman konusacagiz. CHP ne der, MHP ne der buna mi bakacagiz? Yoksa biz hakimler hakimi ne der ona mi bakacagiz.
Hatirlayin firavun bütün erkek çocuklarini katletmisti. Ama Allah Hazreti Musa’yi göndererek, üstelik de firavunun esinin kucaginda büyüterek zalimden hesap sormustu.
'Sen o akli kendine sakla'
Bati’da sahsimla alakali olumsuz yayinlari çok iyi biliyoruz. Bizim hakkimizda böyle yayinlar yapiyorsa dogru istikametteyiz demektir. Almanya’da 8 vatandasimiz öldürülüyor, bunun hesabini veremeyenler gelip bize akil vermesinler. Türklerin evleri kundaklaniyor, bunun hesabini Almanya soramiyor, gelip bize akil veriyor, sen o akli kendine sakla. Allah’a hamdolsun 30 Mart’ta milletimiz aktif barisçi mazlumlarin yaninda duran dis politikamiza da hakli çikti.
Hale bak, bize gelip basin söyle böyle. Büyük bir kismi bizden önce içeri girmislerdir. Silahla yakalanan tipler bunlar. Tablo bu dedim, haberiniz var mi? Ses yok. Bilgilendirme farkli. Bir taraftan soke olurken, diyoruz ki sizde bölücü terör örgütünün binlerce mensubu var. ev sahipligi yapiyorsunuz, eger terörle ortak mücadelemiz olacaksa, burada da dayanisma içerisinde olmamiz sart. soL haber Haberi Ekleyen: Görman Hesler Bu haber 613 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
VİDEO GALERİ
GÖRELE ' DE HAVA DURUMUARŞİVLEN HABERLERArama |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||