Gelin diyordu...
Gelin diyordu o, davet ediyordu
Inanmiyorlar, korkuyorlardi arka çikmaya o'na.
Ve asildi yüksek bir agacin yüksek bir dalina,
Gözlerini kuslar gagaliyordu.
(Bir zenci agidi)
Ya da,
Asmak neyi kurtarir, öldürmek neyi
Yasatmaktir önemlisi, hem güzelinden yasatmak,
ABC'den geçirmek kiracin çekirgesini,
Ekmeksiz, hekimsiz, yuvasiz birakmamak
Hasan Hüseyin k.
Uzunca bir aradan sonra herkese merhaba!
Sitemize "Ulusal Sorun"a iliskin yazisiyla katilan sayin Ertugrul Kürkçü'ye hosgeldin, iyi ki varsin, varligin ve fikirlerin bizi daha güçlü kiliyor diyorum.
Tüketimi kapitalizm tetikler, bu onun dogasi geregidir, yani tüketim olmazsa kapitalizmin yasamasi mümkün degildir. Gel ki insanin oldugu her yerde, canliligin oldugu her yerde tüketim illaki olacak derseniz dogrudur ama benim kastim tüketim çilginligidir. Yoksa insanlarin ihtiyaçlari kadar tüketmesi yazi konusu olmaz.
Tüm dogal kaynaklar, maddi varliklar yagmalaniyor. Hem de “kriz var” dendigi bir dönemde denilebilir ki, bu da kapitalizmin dogasi geregidir. Bu da dogrudur ve bu yazimin asil konusu her ne kadar canimi siksa da, tüketim manyakligi degil ama bütün bunlarla beraber baslayan gündem tüketimi!
Bir günde gündem kayiyor. Toplum her gün yeni bir gündemle, hatta skandalla çalkalanirken, aninda gündem çok farkli bir konu hizla gündeme düsmekte ve her yeni gündem eskisinden sarsici bir biçimde toplumsallastigi an eskimekte! Sanki insanlarin agzindan çikan söz agizdan çikar çikmaz çürümekte ama sol memesinin alti kararmamis insanlarin unutamayacagi önemde olaylar yasanip bitirilmekte. Medya organlari tam anlamiyla toplum mühendisligine soyunmuslar. Her gün konulari gerekli gördükleri muhataplarina ya da onaylanmis muhataplarina tartistirmakta. Sikintili konularin asli muhataplari hariç tüm burjuva bilirkisiler, temsilciler televizyonlarda arzi endam ederek, neyi nasil düsünmemiz gerektigini bizlere bi hakkin ögretmekte. Neredeyse toplum kisla havasinda, bos birakilmaksizin mecburi egitime alinmis...
Bir gün, benimde kuruculari arasinda yer aldigim yasal bir sosyalist partinin (SDP)'nin, ne yaman silahli bir örgüt oldugunu ve memlekette silah koyacak yer kalmadigindan, silahlari yasal parti çekmecelerinde sakladiklarini, açik partide illegal örgüt kurdugunu hatta sefini, partiden tartismali ayrilmis eski arkadaslari (Mahir Sayin), askeri kanadini iskenceciligi tescilli bir polis müdürü (H.Avci)'nin destekledigini polis sunumlariyla piyasaya sürüyorlar, tam oha!
Böyle örgüt mü olur? derken, kendini yok resmi dil elden gidiyor, yok wikiliks açiklamalari derken, yumurta senligi, yumurtanin beden bütünlügünü ne denli tahrip ettigi, Alevilerin islahi projeleri, Kürtlersiz Kürt sorunu çözme geyiklemeleri, Yargitay'in bi zahmet toplanip iki dakkada neden çözmedigi Hizbullah davasi ve de Muhtesem Süleyman'in hareme girdi mi girmedi mi? çocuklari laz bakkaldan ödünç almis olabilir mi? tartismalari!...
Bir gün sonra yumurta senligi yapan gençler Necmettin hocali saadet partiyi, eylem biçimlerini taklit ettikleri için mahkemeye verirseler sasirmam...
Bu memlekette, saka bir yana, iktidar partisi, durumu cemi cümlemize ve her tasin altinda sümen alti olamayacak sorunlar olmasina ragmen mükemmel bir sekilde götürüyor...
Bir gün, ODTÜ'lü ögrencilere okuldan çikma yasagi uygulayan hükümet, ertesi gün ögrencileri köskte kabul ettiriyor. AKP'yi kinayan ögrencilere tazyikli su, zehirli gaz sikan polis, Muhtesem Süleyman’in yasaminin filmlere konu edilmesine bile tahammülü olmayan molla sürülerinin demokratik yumurta senligine sadece çanak tutuyor. AKP'nin milletvekilleri Hizbullah davasinin bir an önce çözülmesi için yargiya açikça baski yapiyor. Hatta B.Arinç, bu tür davalarda, daha önceleri sira beklemeden çok kez öncelik alindigini söyleyerek “torpilimi isterim” dercesine, yargi mensuplarina emirler yagdiriyor. Yargitay baskani da, emirle çalismiyoruz demek yerine, dosyalarin çokluguna, personelin azligina siginan ifadelerle savunma veriyor!...
Hizbullah davasinda halkin tepkisinden söz edenler hemen Hizbullah'in yanina PKK'yi de ilistirerek yapmacik tepkilerini dillendiriyorlar.
Ergenekon sorusturmasi saniklarindan M.Haberal, Balbay gibi örneklerle fikirlerini destekleyerek kötü niyetli olmadiklarini adeta kanitlayarak, karnindan konusa konusa yanlislara isaret ediyorlar ve her haber programina hükümeti temsil eden, gericiligi temsil eden ve sözcülügünü üstlenmis konusmacilar çikarilarak, toplum mühendisligi hayati yönetmeye devam ediyor...
Peki, ne olacak bu memleketin hali? derseniz!
Karanlik çok koyulasti, tan yerinin agarmasi yakindir.
Ya da,
Çok alametler belirdi, vakit tamamdir,
Haram helal oldu, helal haramdir.
Ak kurt kara tahtayi daha bir yol kemirir,
Çekin ki kürekleri atese girdi demir...
Yani dostlar,
Tam zamanidir devrimci mücadeleyi birlestirmenin, partilesmenin, sinif hareketini güçlendirmenin ve de emperyalizme ve onun isbirlikçilerine go home demenin...
Bu yazı 1405 defa okunmuştur.