AYSE GÖZÜNÜ AÇTI
Bazen bir telefon sesi insani darmadaginik eder.
23 Aralik günü saat 15.00 sularinda cep telefonum çaldi.
Sevgili agabeyim rahmetli Nazmi Dursun'un kizi Fatma titrek bir sesle bana bir seyler anlatiyor.
Telefondaki sesi tam alamiyorum,
Ne oldu?diye yüksek sesle bagiriyorum Gölcük meydaninda,
"Kardesim Ayse kalp ameliyatina aliniyor,acil kan lazim amca" diyor ve bir yandan da agliyor.
Elim ayagima dolaniyor,
Saglikli düsünemez bir haldeyim,
Son bir hamleyle cep telefonumu karistiriyorum,
Tanidik ve ise yarayacak insanlar bulmam lazim.
M.Riza Aksu agabeyimi ariyorum.
Çok acele O RH POZITIF kana ihtiyacimiz var abi,diyorum.
Ogullarinin kani tutuyor ve hiç beklemeden iki oglunu uykudan kaldirip hastahanenin yolunu tutuyorlar.
Mehmet Bektas kardesimi ariyorum ve kani tutuyor,hiç beklemeden Zeytinburnu'ndan kalkip yetisiyor.
Derken,
Beyazit'ta kapaliçarsida çalisirken Igdir'da askerlik yapan yegenim Soner telefon ediyor,
"Dayicigim sen kan sorunuyla ugrasma,ben kan isini kapaliçarsi esnafindan hallettim"diyor.
Bak simdi,
Ben daha Gölcük'ten otobüsle hareket etmeden durumu acil olan yegenim için arkadaslarim seferber oldular,kapaliçarsinin esnafi seferber oldular.
Çok etkilendim çok.
Daha simdiden 12 ünite kan hazir halde!
Yegenim Ayse isyerinde bir fenalik geçiriyor,
Götürüldügü doktor onu hemen Aksaray Kardiyoloji Enstitüsüne sevk ediyor.
Tahliller,filimler,..derken Ayse'nin çok kritik kalp sorunu oldugu anlasiliyor.
Aort damari içeriden iki ayri yerden yirtilmis.
Tamamen yirtilmasi an meselesi!
Hemen yogun bakimda kontrol altina aliniyor,
Derken ameliyat masasina hazirlaniyor.
Ayse yogun bakimda korku ve endiseyle ameliyat anini düsünüyor,
Ayse'nin ailesi,yakinlari,arkadaslari,hastane önünde ayni korku ve endiselerle beklesiyorlar.
Kimi öyle diyor,kimi böyle,
"Ayse genç oldugu için bu ameliyati çok rahat atlatir"
"Takdiri ilahi,her seye hazirlikli olmak lazim"
"Acaba bu hastane ve doktor yeterli midir?"
Her kafadan bir ses çikiyor.
Bu arada,ameliyata girecek olan doktor hasta yakinlarini yanina çagiriyor.
Kalabaligin gözleri benim ile dayisi Mustafa'nin ve erkek kardesi Yücel'in üzerine dikiliyor.
Temsilci olarak huzuruna çiktigimiz Doç.Dr.Murat Mert üçümüze birden günün anlam ve önemine dair o ünlü ve tarihi konusmasini yapiyor,
"Hastane yönetimindeki degerlendirme sonucunda hastanizin kritik ve riskli olan ameliyatinin benim tarafimdan yapilmasina karar verilmistir.Normal hallerde eger anlasilmamis olsaydi hastaniz olan genç hanim 20 gün içinde ölebilirdi.Aort damari içeriden iki ayri yerden yirtilmis ve disaridan yirtilmasi an meselesi olan hastaniz az bir sansa sahip olsa bile ameliyat kaçinilmaz bir kurtulustur ancak ameliyattan sag çikma ihtimali son derece zayiftir.Arzu ederseniz hastanizi baska yerde ameliyat ettirebilirsiniz,bize mecbur degilsiniz!Eger kabul ederseniz sonuçlarina hazirlanin"diyor.
Anlatilanlari hayretler içerisinde dinliyorum,
Ne diyecegimi bilemiyorum.
Ayse ameliyat olmak için her sekilde hazirlanmis,tahliller, filimler,doktorlarin kanaatleri,12 ünite kan...bu halde onu alip baska bir hastanede ayni prosedürü yasatmayi düsünemiyorum bile.
Yasanan bir anlik saskinligi Mustafa dayisi bozuyor,
"Hocam biz sana güveniyoruz".
O an dünyanin en çaresiz insaniyim,
"Basarilar dilerim hocam"diyorum.
Ameliyatin yapilmasi konusunda istemeye istemeye anlasmis bulunuyoruz,
Tam defteri kapatmak üzereyken doktor yeni bir sayfa daha açiyor,
"Istanbul Üniversitesinin bir tarifesi var.Bransina göre her doktora ayri olmak üzere benim için ameliyat öncesi vezneye yatirilmasina karar verilmis fiyat 4 milyardir.Bu rakamlari bende abartili buluyorum.Yasami sözkonusu olan genç bir bayan için bunlari konusmaktan hicap duyuyorum.Yil içinde bana taninmis olan kontenjani sizlere kullanarak bu parayi aldirmayacagim ama bu ameliyata giren ekibe dagitmak üzere bu miktarin %50'si veya %50'ye yakini civarinda bir parayi bize vermeniz lazim" diyor.
Inanilacak gibi degil!
Yasamla ölüm arasinda olan bir hastanin yakinlarina doktorun dediklerine bakiniz!
O anda isyan etmek,karsi çikmak,tepki vermek istiyorum ama kelimeler bogazimda dügümleniyor.
Çaresizim.
Bir anlik saskinliktan sonra dayisi konuya bir yön veriyor,
"Hiç önemli degil hocam,yeter ki hastamiz iyilessin,gerisi kolay"
Yapilan bu haksiz pazarliga ses çikaramiyorum,çaresizce boyun egiyorum ve bütün medeni cesaretimi,muhalifligimi o doktorun odasinda birakip disari çikiyorum.
Bizden haber bekleyen yakinlarimizin kalabaligina dogru güçlükle ilerliyorum,
Onlara ne diyecegimi toparlamaya çalisirken karsidan sedye üzerinde Ayse geliyor,
Onun büyük olasilikla ölecegi düsüncesine kapiliyorum,
Ayse'yi bir daha hiç göremeyebilirim.
Ayse'nin elinden tutuyorum,yanaklarindan öpüyorum ve asansörün kapisina kadar sulu gözlerle ona refakat ediyorum.
Ameliyat baslangiç saati 13.45 ve zaman hiç bitmek bilmiyor.
Disari çikiyoruz,
Içeri giriyoruz ama hala haber yok derken saat 22.00'de doktor ameliyat odasindan çikiyor.
"Gözünüz aydin,ameliyat çok basarili geçti ama 3 gün daha yogun bakimda durumunu izleyecegiz,risk sona ermis degil" diyor.
Sevinçten herkes birbirine sariliyor,
Yüzler gülüyor.
Ve gecenin ilerleyen saatlerinde hemsire hanim güzel bir haber daha veriyor,
"Ayse gözünü açti"
Sevinçliyiz.
Bu yazı 1091 defa okunmuştur.