Ne kadar misafirperveriz?
Misafirperver olmakla övünürüz,
Tipki,ortadoguda bulunan diger halklar gibi.
Ancak,bizim misafirperverligimiz üç gün sürer.
Üç gün sonra misafirin gözüne bakmaya baslariz,
Ne zaman gidecek diye…
Yedigini içtigini saymaya baslariz.
Yillar önce,bizimkilerin basina gelen bir hikaye bunun en iyi örnegidir.
Bizim kültürümüzde otelde kalmak yoktur.
Istanbul’a gittigimizde usulcak gene bir akrabamizin veya bir dostumuzun yanina yanasiveririz.
Rahmetli babam M.Kemal Dursun’un teyzesi Kadiköy’de ikamet ediyor.
Teyzemizin çocuklari egitimli ve o siralar bir oglu Isviçre’de diplomat.
Halamlar toplaniyorlar ve teyzemizi ziyaret edelim diye yollara düsüyorlar.
Pek yol yordam bilmeyen bizimkiler,zorlukla teyzemizin Kadiköy’deki evine ulasiyorlar.
Ah teyzem vah teyzem diye tam muhabbete daldiklarinda,hiç ummadiklari bir seyle karsilasiyorlar.
Teyze bizimkilere; ”Otelde yerinizi ayirttiniz mi?” diye sorunca uzun bir sessizlik oluyor.
Otel nedir bilmeyen bizimkiler,sevinerek geldikleri teyzemizin evinden üzülerek ayriliyorlar ve bir daha da adini dahi anmiyorlar.
Suriye’den ülkemize dolusan,”Misafirler” birgün degil,bes gün degil,gitmek bilmiyorlar.
Belli bir noktada barindirilmayan bu “Misafirler” sehirlere dolusarak,toplum dokusunu haylice bozmaya basladilar.
Kirli islere bulasmaya basladilar,kadinlar fuhus batagina sürükleniyor.
Artik bu “Misafirler”in gözüne bakmaya basladik,
Yediklerini,içtiklerini saymaya basladik,
Ne zaman gidecekler diye…
Bu yazı 1127 defa okunmuştur.