NE YAPMALI?
Ankara’da yasanan son terör saldirisi ile ilgili yanitlanmasi gereken pek çok soru var. Önce tespitlerimiz yapalim, sonra da yapilmasi gerekenler üzerinde duralim.
1- Ülkemizin son dönemde yasadigi terör saldirilarinin baslangici Suruç saldirisidir. Suruç saldirisi konusunda yayin yasagi konuldu. Yetkili kisiler disinda hiç kimsenin olayin perde arkasi ile ilgili bilgisi yok. Siyasi parti liderlerini bilgilendirilmesi de yok. Kamuoyunun kaygisi olayin üzerinin örtülecegidir. Olaydaki güvelik zafiyeti ve sorumlulari konusunda kamuoyu yeterince tartisamamistir.
2- Yasanan terör olaylari ile ilgili CHP’nin TBMM Baskanligina verdigi arastirma önergesi reddedildi. Oysa bu önerge kabul edilmis olsaydi daha dogru olmaz miydi?
3- 7 Haziran seçimleri sonrasinda bir hükümet kurulamadi. TBMM tatile çikti. Bu nedenle ciddi bir siyasi bosluk olustu. Bu bosluk, örgütlerin karanlik planlarinin uygulanmasi için uygun ortam olusturmustur.
4- Hükümetin kurulamamasi, terör saldirilarinin artmasi, Daglica, Igdir ve diger saldirilar sonrasi TBMM’nin toplanamamasi, siyasi boslugun devam etmesi, siyasi liderlerin kullandiklari dilin, ‘baris dili’ yerine birbirlerini suçlayici olmasi, toplumu ayristirici çabalarin varligi son dönemde dikkat çekmistir.
5- Böyle bir ortamda, hükümetin kurulamamasi (ya da kurdurulmamasi) sonunda yeniden seçim kararinin alinmasi ile siyasi bosluk derinlesmistir. Çünkü ülkemizde ilk defa kurulacak olan seçim hükümeti ne yazik ki anayasada belirtilen çerçevede kurulamamistir. Bu da saglikli, tarafsiz bir seçim hükümeti yerine, AKP etiketli bir seçim hükümetinin kurulmasina neden olmustur. HDP’li bakanlarin istifasi, Tugrul Türkes’in AKP’den aday olmasi ile seçim hükümeti anayasal özelliklerinden iyice uzaklasmistir.
6- Basbakan Davutoglu, yaptigi açiklamada hükümet için, “bu bir AKP hükümeti degildir” diyor. Yani siyasi sorumluluktan kaçiyor. Bu tavir siyasi boslugu derinlestirmektedir.
7- Terör olaylari üzerine Ankara’da TOBB öncülügünde, Istanbul’da Cumhurbaskani, TBMM Baskani ve Basbakaninda katildigi sivil toplum örgütlerinin düzenledigi mitingler yapildi. O mitinglerde olaganüstü güvenlik önlemleri alindi. Adeta kus uçurtulmadi. Olmasi gereken de bu idi. Oysa Ayni derecede güvenlik önlemleri DISK, KESK ve TTB öncülügünde düzenlenen Ankara mitingi için gösterilmedigi bir gerçektir. Bunu uzmanlarda, mitinge katilanlar da dile getirmektedir. Su noktalar dikkat çekicidir.
a- Normal sartlarda Ankara Valiligi seçimi, ülkenin içinde bulundugu ortami vb gerekçeleri göstererek mitinge izin vermeyebilirdi.
b- Normal sartlarda Ankara’ya diger illerden otobüslerle gelen katilimcilarin araçlari belli noktalarda durdurulurdu. O noktalarda kimlik tespitleri yapilir ve diger güvenlik önlemleri için gerekenler yapilarak Ankara’ya girmelerine izin verilirdi. Bu kez böyle bir denetim olmamistir!
c- Toplanma yeri ve çevresinde geceden baslayarak gerekli güvenlik önlemleri alinir. Adeta ne toplanma yerinde de miting alaninda kus uçurtulmazdi. Katilimcilar yeterli güvenlik önlemlerinin olmadigini, bu duruma sasirdiklarini söylüyorlar.
d- Basbakan Davutoglu, saldiri günü ekranlarda, olay öncesi Istanbul’da ve Ankara’da birer canli bomba yakalandigini açikladi. O zaman neden miting öncesi güvenlik önlemleri üst seviye çikarilmadi?
e- Miting öncesindeki gece sosyal medyada yer alan ve sonra kapatilan bazi hesaplardan (Pir Ozan Abdal adli hesap) saldiri ile ilgili bilgi verildigi ifade edilmektedir. Bu gözlerden kaçmis midir? Kaçti ise bu bir zafiyet degil midir?
8- Ülkemizin baskentinde yasanan bu olay gerçeklestirilirken MIT neredeydi? Olay gösteriyor ki ciddi bir önleyici istihbarat ve güvenlik zafiyeti vardir. Bunun sorumlulugu da mevcut hükümetindir.
Cumhuriyet tarihimizin en kanli terör olayini yasadik. Peki, simdi ne yapilmalidir. Üç günlük yas ilani ile geçistirmek yeterli midir?
Ya da “bes savci görevlendirdik sorusturuyoruz” demek yeterli midir? Asla yeterli degildir.
Öncelikle sorumlu mevkilerde bulunanlar kullandiklari dile dikkat etmelidir. Ya sonra?
1- Böyle bir olay sonrasi TBMM toplanmayacak da ne zaman toplanacak? TBMM derhal toplanmalidir. Millet kan aglarken milletin vekilleri görev basinda olmalidir.
2- TBMM’de bu kez mutlaka terörün ve son saldirinin arkasindaki gerçekleri arastirmak için bir komisyon kurulmalidir.
3- Istihbarat ve güvenlik konusunda sorumlulugu olanlar hakkinda gensoru dâhil geregi yapilmalidir.
4- 1 Kasim seçimleri yapilacaksa, seçimin güvenligini saglayacak tüm önlemlerin alinmasi için gereken çalismalar yapilmalidir. Seçim güvenligi, bir mitingin güvenligini dahi alamayan seçim hükümetine birakilmamalidir.
5- TBMM’de seçim hükümeti yerine kalici bir hükümetin kurulmasi da saglanabilir. Seçim ileri bir tarihe ertelenebilir. Ülke siyasi bosluktan ve keyfilikten kurtarilir. Kamuoyunda zaten seçim havasi yok! Bu konuda liderlere büyük sorumluluk düsmektedir. Liderler o sorumluluk duygusu ile hareket etmelidir. 1979 yilinda Demirel ile Ecevit uzlasabilselerdi ne pek çok insanimiz yasamini kaybederdi ne de 12 Eylül olurdu… Bu gerçegi animsayalim.
Yarin çok geç kalmis olabiliriz… Siyaset sorun çözme sanatidir. TBMM toplanarak o sanati gösterebilmelidir.
Türkiye Cumhuriyetine yazik etmeyiniz!
Bu yazı 472 defa okunmuştur.