|
Ali Dursun
DEKAP YANIT VE AÇIKLAMA
27 A?ustos 2010, 01:47
Derelerin Kardesligi Platformu Yanit ve Açiklama – 26 Agustos 2010 Sabah Gazetesi Ankara ekinde 24 Agustos 2010 tarihinde ve bazi internet sitelerinde Yelda Cumalioglu imzasi ile yayimlanan yaziya yanit olarak yazdigimiz bu yazi, ayni zamanda, ayni düsünceler etrafinda bizleri ve HES’lere karsi yürütmüs oldugumuz mücadelemizi, çesitli suçlama ve yaftalamalarla karalamaya çalisan ilgili-ilgisiz, yetkili-yetkisiz, bürokrat, siyasetçi ve devlet adamlarinin, gazeteci ve yazarlar ile HES yandaslarinin açiklamalarina karsi da bir karsi haykiristir!.. Sayin Yelda Cumalioglu, HES’lere iliskin ‘HES karsitlari pes dedirtince…’ baslikli yaziniz bizleri hiç de sasirtmadi! Dogal olarak sizler de içerisinde bulundugunuz sosyal, ekonomik ve kültürel çevre, bunlara bagli bürokratik iliskiler ve dogal olarak düsünsel bakis açiniz çerçevesinde degerlendirmissiniz konuyu. Ancak, yazinizda bazi noktalari bilgi eksikligi ve konu bütünlügündeki noksanliklar nedeniyle yanlis aktarip yorumladiginizi vurgulamak istiyorum. Giris, bölümündeki aktarimlariniza, ‘ülkede müthis bir HES sorunu yasandigina’, bu sorunun ‘soy, sop, boy ve pos’ tartismalarindan daha önemli oldugu vurgunuza katilmamak olasi degil! HES’lerle ilgili kisacik tanimlamanizda da sikinti yok! Ve ardindaki ‘dogru proje’ tanimlama ve beraberindeki zararlar, diger tanimlamalar konusunda ve özellikle Zeugma(!) örnegini vererek yaptiginiz degerlendirme ile ‘su düser, elektrik çikar’ noktalamanizda asil sorun basliyor! Gerçekten, özellikle de Dogu Karadeniz Bölgesi’nde yapimi devam eden veya yapilmasi planlanan HES projeleri öylesine sizin düsündügünüz veya tanimlamasini yaptiginiz kadar masumane projeler degil! Özellikle de gerekçeli mahkeme kararlarinda belirtilen noktalari, bilimsel raporlari ve burada yasananlari gördügünüzde bunun farkina sizler de varacaksiniz! Tipki, Ertugrul Günay gibi! ‘Dogal olarak’ diye yazinizi devam ettirirken dahi, dogaya atifta bulunarak verdiginiz genel degerlendirmelerden size birkaç rakam vereyim. Mesela resmi açiklamalara, yani Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi ile DSI rakamlarina göre, ülkemizin enerji gereksinimi her yil yüzde 8-12 oraninda artmaktadir. Bu oran ayni zamanda enerji açigimizi da katlamaktadir! Ancak, bu verilerde bu açigin ve artis oraninin neden kaynaklandigi, nasil olustugu konusunda net bir açiklama yapilmamakta, sanayi yatirimlari, artan üretim vs. gibi nedenler ortaya konmaktadir. Bu durumda bütün dünya genelinde ve ülkemizde de yasanan ekonomik krizi döneminde dahi bu artisin nasil meydana geldigini bilmem yorumlamaya gerek var mi? Ayrica, ülkemizin su anki bütün üretim kaynaklari dahil olmak üzere üretimi 200 milyar GWh olarak belirtiliyor. Bu üretimdeki enerji kayip-kaçak orani ise yüzde 16-20 arasinda degisiyor. Ülkemizin yeralti ve yerüstü bütün su kaynaklarinin olusturdugu hidrolik potansiyelin 433 bin GWh oldugu kaydediliyor. Bu rakam dünya potansiyelinin yüzde 1’i, Avrupa’daki potansiyelin ise yüzde 16’si kadardir. Yani bu rakamlar ayni zamanda ülkemizin bir su fakiri oldugunun da göstergesidir! Bu teorik rakamlarin karsisinda teknik degerlendirilebilir kaynaklar 216 GWh, teknik ve ekonomik kaynaklar ise 140 GWh olarak hesaplanmaktadir. Bu verilerin ve yine ayni kaynaklarin isiginda Dogu Karadeniz Bölgesi’nde yapimi planlanan 700’e yakin HES projesinin bugünkü kosullarda tam kapasite ile çalistigi öngörülerek ülkemizdeki üretimin sadece yüzde 2-3’ünü, ülke genelindeki 4 bin 500’lere ulasan bütün HES projelerinin ise genel üretimin yüzde 25’ini karsilayacagi hesap ediliyor. Simdi basit bir hesapla bu rakamlari ele alirsak; bugünün hesaplari ile kayip-kaçak orani karsisinda Dogu Karadeniz’deki projelerin üretim oraninin ne kadar komik oldugunu, bununla birlikte ülke genelindeki durumu karsilastirdigimizda ise ne kadar afaki rakamlardan söz edildigini görebiliriz. Kaldi ki, bütün projelerin bitirilerek tam kapasite ile çalistirilmasinin planlandigi tarihin 2023 oldugunu da düsünürsek!.. Ülke genelindeki enerji açigi orani ile kayip-kaçak oranlarini da göz ardi ettigimizde bütün bu projelerin ancak ve ancak 2023’teki enerji ihtiyacimizin sadece yüzde 2-5’ini karsilayacagini görürüz. Bu durumda dahi sizin yazinizda belirttiginiz gibi ‘kas yaparken göz çikartmis’ oldugumuzu da görebilirsiniz sanirim! Kaldi ki daha bitmedi! Bu konudaki reel verilerden de söz etmeye devam edecegim. Mesela bu enerji açigini karsilamak için yurt disina 20 milyar dolarin üzerinde bir ödeme yaptigimizdan söz etmissiniz. Her yil bu rakam ödeniyor vurgusuna atifta bulunmussunuz. Ancak, rakamlari sisirme konusuna atifla HES’lere yapilacak yatirimin 50 milyar dolarin üzerinde oldugundan söz etmemissiniz. Yazinizin son kisminda, bu projeler tamamlandiginda disariya ödedigimiz rakam 20 milyardan 6,5 milyar dolara inecek demissiniz ama bu rakamin bugünkü afakiliginden söz etmemissiniz. Ayrica bu rakamin, dogrudan elektrige degil de, elektrik üretiminde de kullanilan dogalgaz ve diger yakitlar için de ödeniyor oldugundan ve dahi ne kadar dogru oldugundan da söz edebilirdiniz! Hatta bu miktarin düsmesi hangi ülkeyi etkileyecek diye sorarken, bu yatirimlarin hangi ülkelere kaynak saglayacagini, projelerin yapimci firmalarinin kimler, hangi ülke kaynakli oldugunu, üretici firmalarin menseini, ortakliklarini hiç sormamissiniz. Projelerden söz ederken, özellikle de bölgemizde yapilanlarin ne kadar verimli olabilecegini, ne kadar süre çalisabilecegini, rantabl olup olmadigini, ardi ardina dizili projelerin ne derece üretim yapabilecegini, bazilarinin susuzluktan deneme üretimine dahi geçemediginden de laf açmamissiniz! Hele hele bu projelerle yok edilen endemik türleri görmezden gelmis, hiçbir sekilde bu yöndeki hassasiyetler konusunda virgül dahi koymamissiniz! Siz hiç, bir sekilde nesli tükenen veya yok olan endemik bir türün kaç milyar dolara yeniden dünyaya getirilebilecegini, yoktan var edilebilecegini, üretilebilecegini hesap ettiniz mi? Dünya üzerindeki bu ekolojik sistemin içerisinde barindirdigi bütün varliklarin hangi görevleri üstlendigi konusunda ufacik bir arastirma yaptiniz mi acaba! Bosuna mi dogada mevcut bazi türler, çesitler… Su gibi, günesin dogmasi, yagmurun yagmasi, çiçeklerin açmasi veya solmasi gibi… Siz hiç bu gücün varligindan endise ettiniz mi? Sizin de belirttiginiz gibi ‘radikal santral karsitlari’ potansiyeline bizleri sokamazsiniz! Nedenlerini birazdan siralayacagim! Ancak HES yapilan yerlerdeki özellikle de Dogu Karadeniz Bölgesindeki eylem, demokratik tepki ve protestolarda öyle sizin vurgulama yaptiginiz gibi radikal eylem guruplari falan yok! Eger o eylemlerdeki fotograflardan bazilarini görebilme olanagi elde etmis olsaydiniz, bu güne kadar hiçbir sekilde bir mitinge dahi katilmamis, slogan atmamis, eylem yapmamis olan insanlarin neler yaptiklarini o fotograftaki yüzlerden anlayabilirdiniz! Ve dahi öfkeli gözlerinden görebilirdiniz yasam için haykirislarini! Arkadasiniz dahi olsa size anlatilanlarin gerçekligi konusunda, verilen mahkeme kararlarinin uygulanmamasi, yarginin bir anlamda devlet eliyle ‘yok’ sayilmasi karsisinda tereddütlerinizi de gizleyemezdiniz! Hukukun olmadigi bir yerde nelerle karsilasabileceginizi az çok sizler de tahmin edebilirsiniz! Kaldi ki, yasa ve yönetmeliklerin çignenerek, görmezden gelinerek ortaya konan durum da bunun cabasini olusturur. Sizin de Sayin Basbakan gibi ‘tipleme’ hevesine girdiginizi görünce ne kadar ‘romantik’ oldugumuzu anladik! Oysa bizler, vadilerimize can veren derelerimizin etrafindaki ormanlarda, meralarda, çayirlarda ve dogal yasam alanlarimizda yasayanlar olarak bu tanimlamayi uzun zamandan beri unutmustuk! Yazinizda aktardiginiz gibi ‘Derelerin Kardesligi Dernegi’ diye bir olusum veya öyle bir dernek yok! Bizler Artvin’den Tokat, Amasya’ya kadar bu bölgede bulunan 80’e yakin dernek, sendika ve tüzel kisiligin bileseni arasinda yer alan Derelerin Kardesligi Platformu’nun gönüllü üyeleriyiz… Bu platform, öyle sizin ‘üstelik’ diye nitelendireceginiz, ‘toplantilar yapip’ kendi arasinda sloganlar atan, bazi tipler, romantik kisilikler vs. gibi nitelemelerle küçümseyebileceginiz bir olusum degildir! Hiçbir sekilde bilesenleri arasinda yer alan veya bu olusuma gönül veren hiçbir bireyin dahi baska bir yerlerden nemalandigini farkli boyutlardaki iliskileri oldugunu söyleyemez ve ileri süremezsiniz! Çünkü Derelerin Kardesligi Platformu, öyle sizlerin veya karsit görüs belirten birilerinin tanimlamaya çalistigi ve üzerini kirletmeye çalisarak yaftalamaya ugrastigi gibi bir yapiya sahip degildir. Hele hele öyle yazinizda saçmaladiginiz gibi bizleri hiç kimse ‘tutamaz’, ‘adami’ veya ‘yandasi’ yaftalamasi ile kiskirtamaz! Kaldi ki, bu nitelemeleri yapanlar ya bölgede yasayan Karadeniz insaninin yapisini, kisiligini, onurlu durusunu ve devletine olan baglilik ve güvenini hiç bilmiyor yada bir seyler, bir takim çikar ve ayrintilar üzerine iskembeden yorumlamalar yapiyor izlenimi vermektedir. ‘Su hayattir, satilamaz’ slogani size çok mu basit geliyor! O zaman sizce su nedir? Yapabilir misiniz suyun tanimini? Ölçebilir misiniz elinizdeki ölçüm aletleriyle, parayla, pulla degerini? Derelerin Kardesligi Platformu, basta Rize olmak üzere Dogu Karadeniz Bölgesindeki birçok yerel sivil toplum örgütü temsilcilerinin katilimi ile tamamen bagimsiz bir yerel halk hareketi olarak bugün Artvin’den Trabzon, Erzurum, Gümüshane, Bayburt, Giresun, Ordu, Tokat, Amasya, Samsun ve Sinop’a kadar uzanan bölgede 80’in üzerindeki bileseni ile HES’lere karsi mücadelesini sürdürmektedir. Gönüllülük esasina bagli, çevreye, dogaya, ülkemizin dogal zenginliklerine, dogal yasam alanlarina sahip çikan, hukukun üstünlügüne inanan, demokrasiye bagli birçok sivil toplum kurulusu ve olusumunun bir araya geldigi, hiçbir fon veya sponsorluktan faydalanmayan, herhangi bir kurum veya kurulustan herhangi bir yardim ve destek almayan, herhangi bir gurup veya lobicilik faaliyetiyle iliskisi olmayan Derelerin Kardesligi Platformu, ayni zamanda herhangi bir hiyerarsik yapisi olmayan bagimsiz bir halk olusumu olma özelligindedir. Tamamen gönüllü ve özverili, duyarlilik ve sorumluluk ölçüleri çerçevesinde, hiçbir çikar veya menfaat hesabina dayanmayan, günümüz politikalari çerçevesinde rant hesaplari içerisinde olmayan Derelerin Kardesligi Platformu ve bilesenleri; HES’lere karsidir! Çünkü HES projeleri, iddia edildigi gibi temiz ve çevreci bir enerji üretim kaynagi degildir! Aksine, çevreyi ve dogayi katleden, derelerimizi kurutan, sularimizi 3,5 metre çapli ve yüzlerce kilometrelik tünellere hapseden, dogal yasam alanlarimiza, tarihi, sosyal ve kültürel degerlerimize geri dönüsümsüz zararlar veren, rant hesaplari ile sularimizin, vahsi kapitalizmin emperyalist paylasim hesaplarinda meta olarak kullanildigi bu projelerin zararli etkilerini görmekte ve yasamaktayiz. Derelerin Kardesligi Platformu, tüm canlilarin yasam kaynagi olan suyun sadece enerji kaynagi ve para kazanma araci olarak görülmesini reddetmektedir. Gerçi, bir ögretmen emeklisi olan Derelerin Kardesligi Platformu Yürütme Kurulu Baskani Sayin Mehmet Gürkan, sizin kendisine yönelik elestirilerinize gerektigi sekilde yanit verecektir ama bu durumun içimizde bir ukde olusturmamasi için yanitlarimizi sürdürüyoruz. Bakin mesela, köylerde, vadilerde ve diger yasam alanlarimizda HES’lere karsi verdigimiz mücadeledeki pankart, döviz ve afislerin, toplanti ve mitinglerimizi hangi kaynaktan karsiladigimizi sormussunuz yazinizda? Hatta sormaktan öte neredeyse suçlayici bir dil kullanmissiniz! Öncelikle buna yanit verelim size… Aslinda yukaridaki paragraflardan gerekli yaniti almis olmaniz gerek ama yinede açalim. Bir kere yapmis oldugumuz bütün etkinliklerdeki giderlerimizi kendi olanaklarimiz ölçüsünde yardimlasma ve dayanisma ile sagliyoruz. Belki bu yardimlasma ve dayanismayi bazilari anlayamaz, akli ermez bu duruma. Bir kere bizim böyle bir bütçe olusturma veya ekonomik havuz uygulamasi gibi bir çalismamiz, olusumumuz yok. Yapilacak etkinliklere iliskin kim neyi karsilayabiliyor, elinden ne geliyor, neyi yapabiliyorsa onu ortaya koyuyor ve yapiyor. Kimseden bir ekonomik beklenti veya yardim beklentimiz olmuyor. Yeri geldiginde memur ve isçi arkadaslarimiz maaslarindan, ögrenci ve diger gençlerimiz harçliklarindan, köylülerimiz ürettikleri ürünlerden, esnaf ve sanatkârlarimiz gelirlerinden, emeklilerimiz arttirabildiklerinden karsiliyor bu giderleri. Kimse kimseden para toplamiyor, bütçe olusturulmuyor. Herkes yapabildigini, yaptirabildigini yaptirip ortaya koyuyor, eyleme, protestoya, toplantiya, mitinge geliyor. Bunun disinda siz bir de mahkemeleri unutmussunuz. Yani HES’lere karsi açilan davalari ve bunlardaki süreci. Bunu da tamamen köylülerimiz ve HES’lerin yapilmak istendigi bölgedeki insanlarimiz yapiyor. Ekonomik giderlerini kendi olanaklariyla karsiliyor. Örnegin bir davanin açilma sürecinde 400-500 lira gerekiyor, ardindan ‘yürütmeyi durdurma veya iptal’ kararlari öncesinde 4-5 bin lira bir bilirkisi ödemesi gerekiyor! Simdi siz bunlarinda nereden geldigini merak edersiniz. Bazilarinin sordugu gibi bunun kaynagi nereden geliyor diye de sorarsiniz. Mesela Andon’daki projenin devam eden mahkemesinde 4 bin liralik bilirkisi ücretini yatirmak için Kazim Amca’nin ahirindaki inegini sattigini, Güneysu’daki baska bir projenin bilirkisi ücreti için Ismail Amca’nin evinin çatisini onarmak için ayirdigi parayi verdigini ve bunun gibi birçok projede oldugu gibi bazilarinin emekli ikramiyesinden, çay parasindan bu giderleri karsiladigini nerden bileceksiniz ki? Ayni zamanda sizin unuttugunuz bir baska etkinligimiz daha var. Örnegin bu konuda düzenlenen çesitli forum, panel ve konferanslar ile programlara da katiliyoruz. Oralarda Platformumuzu temsil ederek, görüs, düsünce, endise ve tespitlerimizi paylasiyoruz. Bunun için ise söz konusu olan o programlari düzenleyen kurum ve kuruluslardan sadece bizlerin yol ve konaklama giderlerini karsilamasini, bunlari da bize degil ilgilisi oldugu firmaya ödeyerek gerçeklestirmelerini istiyoruz. Hatta bu programlarin birçoguna ise kendi olanaklarimizla katilmaya çalisiyoruz. Isterseniz sizler de böyle bir etkinlik düzenleyerek bizi çagirabilir ve orada da tartismalar yapabiliriz. Her kosulda biz buna haziriz. Bu mücadelenin sadece bir çevre mücadelesi olmadigini ayni zamanda bir yasam mücadelesi oldugunu nasil kavramaniz gerekir? Elinize batan ufacik bir toplu ignenin size verdigi aciyi en yakininizdaki ne kadar hissederse o kadar! Gelmeden, görmeden, yasamadan ne kadar kolay da hüküm verilebiliyor degil mi? Elinizi vicdaniniza koyunuz, hangimizin hangi çevre örgütlerine, hangi yardim dernek ve vakiflarina ne kadar yardim yaptigimizi nasil sorgulayabilirsiniz, bunlarla ilgili makbuz ve dokümanlar mi istiyorsunuz? Kelaynak kuslari ile lösemili çocuklari nasil karsilastirabilir ve arada bir tercih yapilmasini istersiniz! Yasam hakkini nasil sorgulayabilirsiniz? Ve hele ki, yazinizin bitisinde kullandiginiz ‘üstelik halkimiz çevreci olacak kadar egitimli ve kültürlü mü’ cümlesi bizleri neredeyse yerden yere vurdu. Pardon ama siz hangi halktan söz ediyorsunuz? Hangi ülkede, dünyada veya galakside yasiyorsunuz? Bu halk sizin tanimlamaya çalistiginiz yozlasmis kültürün bir ürünü degil! Bir kez daha yinelersek, biz burada yola tükürme, pet sise atma vs. gibi salt bu kavramdaki çevrecilik mücadelesi vermiyoruz. Hala bunu dahi kavrayamadiniz! Biz öyle birilerinin tanimladigi gibi aktivist veya artist degiliz. Siz bile yazinizda, o çevreyi kirletenler kadar bilgi kirliligine neden oldugunuzun farkinda degilsiniz! Bu insanlar, bizler burada ne enerjiye karsi ve nede salt ülkemizin milli ekonomisine darbe vuracak HES’lere karsi gözü kapali bir mücadele veriyoruz. Bizim burada verdigimiz yasam mücadelesidir. Bunu sadece kendimiz için degil, ayni zamanda sizler de dahil bütün yurttaslarimiz ve insanlar için, lösemili çocuklarimiz ve kelaynak kuslari için de veriyoruz… Bu HES mücadelesinin altinda yatanlar bu kadar da olmasa iste budur… Ekonomimize böyle mi sahip çikacagiz? PES yani… Son bir not… Bu konuda istediginiz her türlü bilgi, belge, mahkeme ve bilirkisi raporlari ile açiklamalarimizi dilediginiz zaman isteyebilir, çalisma seklimizi, ekonomik anlatimlarimizi dilediginizce yerinde gelip görebilir, dilediginiz her tartisma içerisinde olmaya hazir oldugumuzu bir kez daha belirtmek isterim… Ömer SAN-Rize Gazeteci/Yazar Derelerin Kardesligi Platformu Dönem Sözcüsü
Bu yazı 1140 defa okunmuştur.
Paylaş
|
GÖRELE ' DE HAVA DURUMU
RÖPORTAJ

Murat Kul ile balıkçılık üzerine söyleşi
|