Il Baskani Öztürk, 4+4+4 yeni
egitim sistemi ile birlikte Türkiye’nin gelecege daha iyi hazirlanacagini
söyledi ve su noktaya dikkat çekti;“Hedef; meslek lisesi oranini %30’dan, %70’e
çikartmak!..”
AK Parti
Giresun Il Baskani Av. Sabri Öztürk, son günlerde gündemi olusturan, üzerinde
çok konusulan, bazi kesimlerce tepkiler alan, içerigi tam olarak anlasilmayan,
acaba nedir sorularinin yogun olarak telaffuz edildigi, 2013-2014 egitim-ögretim
yilinda uygulamaya geçilecek olan 4+4+4 yeni egitim sistemine iliskin merak
edilen sorulara açiklik getirdi.
Il Baskani
Öztürk, 4+4+4 yeni egitim sistemi ile birlikte mesleki egitimde yönlendirmeli
sisteme geçilerek mesleki egitimin hem sayi hem de kalite olarak arttirilmasinin
hedeflendigini belirtti. Su anki mevcut uygulama olan sekiz yillik kesintisiz
egitime geçilmesi ile birlikte meslek lisesine gidenlerin oraninin % 70’ten, %
30’a düstügüne dikkat çekti ve AK Parti’nin yeni egitim sistemi ile birlikte hem
katsayiyi ortadan kaldirmak hem de mesleki egitimde yönlendirmeyi getirmekle
mesleki egitime gidenlerin oranlarini % 70’e çikartmayi amaçladigini
söyledi.
Çok merak
edilen, toplum açisindan ve ögrencilerin gelecegi açisindan büyük önem tasiyan
4+4+4 yeni egitim sistemi ile ilgili merak edilen tüm sorulari AK Parti Giresun
Il Baskani Av. Sabri Öztürk’e sorduk, iste sorular ve
yanitlari;
AYDENIZ: 4+4+4 egitim
sistemini bize anlatir misiniz?
ÖZTÜRK: Egitim reformlariyla ilgili bu sistem sayisal
rakamlardan olusunca belki insanlarin kafasi karisiyor olabilir ama bu sistem
çok basit ve sade bir sistemdir. Hatirlarsaniz, 90’li yillarda egitim sisteminde
üç ayri bölüm vardi, ilkokul, ortaokul ve lise diye. O dönem ki bes yillik
ilkokul dörde düsürülüyor, üç yillik ortaokul da dörde çikariliyor, lise yine
dört yil. Ve o sistemden farkli; zorunlu olarak herkesin liseyi bitirmesi ön
görülüyor. Aslinda son derece kolay bir sistem.. Burada ki temel tartismalar
nereden çikiyor derseniz; kesintisiz zorunlu sekiz yillik egitim 28 Subat
döneminde çikarilmisti. O dönemin siyasi ikliminde hem askeri vesayet egemendi
hem de ülkede çok partili koalisyonlar dönemiydi. Siyasi istikrar yoktu. 28
Subatlarin psikolojik operasyonlari, bir takim kartel medyasinin destegi
neticesi ülkede o dönemde bir kaos ortami vardi. Ve o dönemde muhafazakar,
dindar insanlara karsi bir takim operasyonlar yapiliyordu. Bu kapsamda zorunlu
egitimi sekiz yila çikarmakla birlikte imam hatiplerin orta kismini kapatacak
sekilde egitim sistemini kesintisiz yaptilar. O dönem koalisyon partisinin
basbakani Sayin Mesut Yilmaz; “siyasi hayatima da mal olsa bu kesintisiz egitimi
çikaracagim” demisti. Nitekim halkimiz buna müthis bir tepki gösterdi. Anadolu
insani ariftir, vatanina-milletine-dinine baglidir. Insanlarimizin bu egitim
sistemi ile muhafazakar degerlerinin zayiflamasi nedeniyle tepkilerinden dolayi
o dönemin partilerinin hepsini sandiga gömmüstür. Bu gün yapilan aslinda yeni
bir uygulama degil, var olan daha önce de milletimizce de kabul gören sistemin
tekrar 28 Subat sartlarinin ortadan kaldirilarak yeniden düzenlenmesidir.
Dolayisiyla bu gün ki getirilen sistem hem daha demokratik, hem daha çogulcu bir
egitim sistemine, insanlarimizin temel hak ve özgürlüklerine, tercih haklarina
daha saygili bir egitim sistemi olacaktir diye düsünüyorum. Özellikle sekiz
yillik kesintisiz egitim sistemi edindigimiz bilgilere göre197 ülkede
incelenmis, sadece bir ülkede Irlanda’da böyle bir egitim modeli var. Hiçbir
ülkede böyle bir egitim modeli yoktu. Bu garabet, bu post modern darbe
hükümetimiz tarafindan, TBMM tarafindan kaldirilmistir. Böylece ülkemiz
insaninin istedigi egitim sistemi olusmustur. Ben de sahsen hükümetimiz adina,
partimiz adina bu gelismeden dolayi mutluyum.
AYDENIZ: Uygulamanin
ayni tarifte kabul görmesi yani 28 Subat’ta olmasi tesadüf mü, bilinçli
mi?
ÖZTÜRK: Ben bilinçli oldugunu düsünmüyorum, tesadüf olabilir
ama tatli bir tesadüf. Çünkü 28 Subat’in yildönümünde bu hususta yapilan
haksizliklar, çarpik uygulamalar daha iyi toplum tarafindan algilanip,
hatirlanip, analiz ediliyor. Bu anlamda ben hayirli oldugunu düsünüyorum.
AYDENIZ: Insanlarin
kafasinda yeni egitim sistemi ile ilgili olusan düsünce genel olarak su sekilde;
imam hatip okullari yeniden açilacak, dindar gençlik yetisecek ve kiz çocuklari
küçük yasta evlendirilecek!.. Bunun dogruluk payi
nedir?
ÖZTÜRK: Bu tamamen yeni egitim reformuna karsi çikanlarin
toplumun kafasini karistirmak için ortaya attiklari maalesef uç bir yaklasimdir.
Ben kesinlikle buna katilmiyorum çünkü yeni egitim sistemi ile ilgili 4+4+4
sisteminde dileyen muhafazakar bir aile çocugunun hem dini egitim de alsin hem
de diger yandan Türkçe, matematik, sosyal bilimler, fen dersleri vs alsin
diyorsa alternatif olarak çocugunu imam hatiplere gönderebiliyor. Istemeyen aile
çocugunu göndermeye bilir. Bu zorunlu degil ki!.. Bu gün ki manada ki okullar
devam edecek. Aslinda yeni egitim sistemi ile birlikte demokrasinin geregi
yapiliyor. Devlet ille de belirli bir kalibi demokrasilerde millete dayatamaz.
Vatandasa tercih hakki sunacak, taraf olmayacak. Su an ki anayasaya göre bile
bir anne-baba-veli olarak ben çocuguma diledigim dinin egitimini verebilirim.
Eger anayasa bana bu hakki tanimissa, devletin bu alternatifi ortaya koymasi
lazim. 28 Subat dönemi içerisinde bu tür temel hak ve özgürlüklere saygi
olmadigi için maalesef vatandaslarimizin elinden bu imkan alinmisti. Animsayin,
Kur’an kursuna gitmek engellenmisti, kat sayi engeli ile imam hatiplilerin
üniversiteye girmesi engellenmisti, orta kisimlari kapatilmisti. Tam bir
faciaydi. Bütün bu yanlislardan asama asama dönüldügünü düsünüyorum.

AYDENIZ: Yeni egitim
sisteminde amaç özellikle imam hatiplerin yeniden devreye girmesi
mi?
ÖZTÜRK: Hayir, biz AB’ye girmeye çalisan, bu konuda büyük asama
kat etmis büyük bir ülkeyiz. AB ülkesi ülkelerde 2020 yilina kadar bütün ülke
nüfusunun %90’inin en az lise mezunu olmasi hedefleniyor. Bu gün Türkiye’ye
baktigimizda toplam nüfusumuzun sadece %28’i lise mezunu.. Dolayisiyla ülke
olarak hedefimiz egitim oranimizi yükseltmek. Bu da nasil olur; su anda sekiz
yillik olan zorunlu egitim sistemimizi on iki yila çikarmak suretiyle olur. Bunu
saglamak zorundayiz. Fakat devletin hiç kimseye ille de su okula gideceksin diye
zorlama hakki yok, devlet tercihleri sunar dileyen imam hatip in orta kismina
gider, dileyen normal ortaokula gider, dileyen diledigi dersi seçer. Herkesin
tamamen kendi özgür iradesine bagli bir durum.. Her halükarda ya normal liseye
gider, ya meslek liseye gider ya da açik lise okur, neticede herkes liseyi
bitirmek zorunda. Sunu da ifade edebiliriz; hükümetin ya da meclisin çikardigi
bu karar mutlaka imam hatiplerin orta kisminin açilmasina yönelik degildir. Yeni
egitim sistemi ile ilgili olusturulan olumsuz düsünceler tamamen evhamdan
ibaret. Geçmiste bu konular çok tartisildi. Ak Parti ilk iktidara geldiginde ne
diyorlardi; bunlarin gizli ajandasi var, bunlar farkli seyler yapacaklar gibi o
dönemin psikolojik harekat örneklerinden kimi yerlerde hazirlanarak bir takim
uygulamalar yapiyorlardi. AK Parti on yildir iktidarda. Hangi vatandasimizin
yasam sekline, düsüncesine bir müdahale oldu? AK Parti iktidari döneminde
insanlarin özgürlük alani daha çok genislemedi mi? AK Parti bu anlamda
insanlarin özel hayatina, yasam tarzina, felsefesine, inancina müdahale eden
baskici-otoriter ya da onlarin ifadesiyle farkli egilimleri olan bir parti
olsaydi AK Parti %34 ile geldigi iktidara su anda halkin %50 sinin destegini
alabilir miydi?. Bütün bunlar muhalefetin laf olsun diye, muhalefet etmek
amaciyla olusturdugu, hayali iddialardir.

AYDENIZ: Bu sisteme
neden gereksinim duyuldu? Yeni egitim sistemi ne zaman uygulamaya geçecek? Yeni
egitim sistemi ile birlikte ilkokula baslama yasi kaç
olacak?
ÖZTÜRK: Bu seneye kadar çocuklarin ilkögretime baslama yasi
72-84 ay araligindaydi. Ancak yeni sistemle okula baslama yasi 60 ay ile 72 ay
arasinda olarak belirlendi. Buna göre, 6 yasindan gün alan çocuklarla 7 yasindan
gün alan çocuklar, ay farkina bakilmadan okula alinacak. Bu sistemle getirilen
çok güzel bir uygulama daha var, ilk dört yil okuyacak ögrencilerin yas grubu
ile ortaokul kisminda okuyacak ögrenciler arasinda yas farki oldugu için ayni
binalarda egitim almayacaklar. Yeni egitim sistemi önümüzdeki yil 2012-2013
egitim-ögretim döneminde baslayacak. Bu sisteme neden gereksinim duyuldu dersek;
Zorunlu egitim 12 yila çikmasiyla birlikte, YÖK Kanunu’nun 45. maddesi
degistirilerek, üniversiteye giristeki katsayinin esit uygulanmasi yasalasacak.
AK Parti, egitimde iki önemli adim atmaya hazirlaniyor. Üniversiteye giriste
meslek lisesi mezunlarina yönelik uygulanan katsayi adaletsizligini kaldirmaya
yönelik yasal düzenleme yapilacak. AK Parti’nin seçim beyannamesinde yer alan
zorunlu egitimin 12 yila çikarilmasi uygulamasi da hayata geçiriliyor. Egitimde
4+4+4 sistemine geçilecek. Meslek lisesi mezunlarina yönelik uygulanan katsayi
adaletsizliginin giderilmesine yönelik olarak YÖK Kanunu’nda degisiklik
yapilacak. YÖK Kanunu’nun 45. maddesinde yer alan “Yüksekögretim kurumlarina
ögrenci seçiminde, adaylarin ortaögretim süresindeki basarilari Yüksekögretim
Kurulu’nun uygun görecegi sekilde Ögrenci Seçme ve Yerlestirme Merkezi
tarafindan gelistirilecek bir yöntemle ek bir puan olarak tespit edilir ve
yüksekögretim kurumlarina giris sinav puanlarina eklenir” düzenlemesi
kaldirilacak ve üniversiteye giristeki katsayinin esit olarak uygulanmasi yasal
hale getirilecek.. AK Parti, mesleki egitimde yönlendirmeli sisteme geçerek
mesleki egitimi hem sayi hem de kalite olarak artirmayi hedefliyor. Sekiz yilik
kesintisiz egitime geçilmesi ile birlikte meslek lisesine gidenlerin orani %
70’ten %30’a düsmüstü. AK Parti, hem katsayiyi kaldirmak hem de mesleki egitimde
yönlendirmeyi getirmekle mesleki egitime gidenlerin oranlarini %70’e çikartmayi
amaçliyor.
AYDENIZ: Yeni egitim
sisteminin uygulamaya girmesi ile birlikte dershaneler kapanacak
mi?
ÖZTÜRK: Dershaneler ülkemizde bir anda ortaya çikmis kurumlar
degil. Türkiye’de ki egitim sisteminin yetersizliginden kaynaklanan ihtiyaca
binaen defacto ortaya çikmis duruluslardir. Fiili bir durumdur. Ne zaman egitim
kalitemiz daha da artar, ne zaman üniversiteye girmek bir yaris sonu sinava
bagli olmaktan çikarsa iste o zaman dershaneye olan ihtiyaçlarda muhtemelen
azalir. Ben dershanelerin bir anda kapanacagini düsünmüyorum, ihtiyaç azaldikça
tipki basladigi gibi kademe kademe azalacagini düsünüyorum. Bunda ayrica
çocuklarimiz açisindan yarar da görüyorum. Iki çocuk babasi olarak çocuklarin
hafta içi okul, hafta sonu dershane seklinde kosusturmalari neticesinde
çocuklarimiz çocuklugunu yasayacak zaman ve ortam bulamiyorlar. Adeta yaris ati
gibi sirf sinav endeksli, test çözmeye endeksli, hayati dört siktan ibaret gören
bir ruh haline sahipler. Bu durum son derece zararli.. Inanin ben çocuklarima
aciyorum. Bu çocuklar çocuklugunu da yasamali. Top oynamali, agaca da çikmali,
gerekirse çamura da düsmeli yani o doganin güzelliklerini her halükarda
yasamali. Kisacasi çocuklarimiz çocuklugunu yasamali. Maalesef çocuklarimiz
çocuklugunu yasayamiyor. Dikkat ederseniz bu çocuklarda a sosyallik,
saldirganlik, topluma uyumsuzluk gibi sorunlar daha fazla yasaniyor. Yeni sistem
ile birlikte bu tür toplumsal sorunlari da minimize edecektir diye düsünüyorum.

AYDENIZ: 4+4+4 egitim
sistemi Türkiye’yi gelecege hazirlayabilir mi?
ÖZTÜRK: Ben en azindan simdi ki egitim sisteminden çok daha iyi
bir sekilde ülkeyi gelecege hazirlayacagini düsünüyorum. Özellikle meslek
liseleri az önce de ifade ettigim gibi 28 Subat dönemi ile birlikte kat sayi
uygulamasinin yapilmasi ile birlikte çok büyük bir darbe almisti. Bu gün
gençlerimizin birçogu düz lise mezunu ya da yüksek okul mezunu fakat meslekleri
yok. Kimi isyerlerimiz gazetelere ilan vererek meslek sahibi eleman ariyorlar.
Mesleksiz gençlerimiz de aksine is ariyorlar. Yeni egitim sistemi ile birlikte
meslek liseleri önem kazanacak, çocuklarimiz daha genç yasta meslege yönlendirme
imkani kazanmis olacak ve ülkemize istidam bakimindan yararli olacak ve
gençlerimiz de dogru kan alize edilerek Avrupa da oldugu gibi meslek sahibi
olacaklar. Bu sistemin her açidan ülkemizi gelecege daha iyi hazirlayacagina
inaniyorum. Belki Cumhuriyet tarihinde ilk defa %99 u Müslüman olan bir ülkede
toplumumuzun temel degerlerinden Kur’ani Kerim ve Hz. Peygamberimizin de
hayatinin ders olarak girmesi bu anlamda gençlerimizin daha milletine, dinine
bagli gençler olarak Sayin Basbakanimizin ifadesiyle daha dindar gençlik olarak
yetismesine de katki saglayacaktir. Bu gün sosyolojik olarak incelendiginde daha
dinine bagli gençlerin suç oraninin daha az oldugu, devletine-milletine daha
bagli oldugu, liderlerine bagli oldugu gençlerin çok daha yararli isler yaptigi
ortada. Dolayisiyla bu sistemle ülkemizin daha iyi geleceklere tasinacagina ben
cani gönülden inaniyorum.
AYDENIZ: 4+4+4 egitim
sistemini CHP Genel Baskani ve CHP liler protesto etti. Onlarin tepkilerini
nasil degerlendiriyorsunuz?
ÖZTÜRK: CHP nin ve bunu elestiren kimi sol sendikalarin
elestirisini statükocu bir yaklasim olarak degerlendiriyorum. Bu yaklasimlari,
bu elestirileri aslinda 28 Subat post modern darbesinin o ortamin devam
etmesinin bir göstergesi olarak degerlendiriyorum. Artik eski Türkiye yok, yeni
Türkiye var. 2010 referandumunu yapmis, AB yolunda hizla ilerleyen, dünyanin en
büyük 16. ekonomisi durumuna gelmis, dünyada büyüme sampiyonu olmus bir ülkede
yasiyoruz. Dolayisiyla Türkiye her alanda kendisini yeniliyor. AK Parti
hükümetleriyle degisim ve dönüsümün merkezi olmus bir ülkeyiz, dünyada örnek
olmus bir ülkeyiz. Dünyada artik edilgen degil etken olan, aktör olan bir
ülkeyiz. Buna iliskin yapilan çalismalara karsi durmak olsa olsa CHP tarafindan
yapilir, o nedenle CHP bir sekilde iktidar olamiyor. Hep yanlis analizlerinden
dolayi iktidar olamiyorlar, bu konuda ki tutumlari da toplumun gerçekleriyle,
toplumun talepleriyle paralel degil.

AYDENIZ: Sadece CHP
kanadi degil, Egitim-Sen den, KESK ten de tepkiler oldu. Ögretmenler yeni egitim
sistemini protesto etmek için eylem yaptilar. Polislerle ögretmenler arasinda
arbede yasandi. Ögretmenlerin yeni egitim sistemini benimsememesi dikkat
çekiyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
ÖZTÜRK: Ben bu yaklasimlarin tamamen ideolojik oldugunu
düsünüyorum. 28 Subat süreci içerisinde imam hatip okullarinin orta kismi
kapatilirken insanlarin bir takim haklari elinden alinirken, eger çok
demokratlarsa gerçekten egitim sorunlariyla çok yakindan ilgileniyorlarsa o
dönemde de tepkilerini göstermeleri gerekirdi. Sonuçta bu bir görüstür. Onlarin
görüslerine saygi duyuyorum fakat paylasmiyorum. Ben 4+4+4 egitim sisteminin
bütün milletimize hayirli olmasini diliyorum. Basta Sayin Basbakanimiz olmak
üzere TBMM de bu sisteme destek veren milletvekillerimize tesekkür
ediyorum.
AYDENIZ: Seçimler öne
aliniyor. Belediye Baskanligi seçimleri 2013 yilinda yapilacak. Seçim takvimini
degistiren etken nedir?
ÖZTÜRK: Henüz bu konuda bir degisiklik olmadigi için yorum
yapmanin da dogru olmayacagi kanaatindeyim. Bu konuda bir takim düsünceler var
fakat somut bir netice yok.
AYDENIZ: Göreve
geldiginiz günden itibaren il baskani olarak yaptiginiz çalismalara iliskin
bilgiler aktarir misiniz?
ÖZTÜRK: Ben göreve geleli yaklasik on üç ayi askin bir süre
oldu. Bu süre içerisinde büyük bir seçim atlattik. 12 Haziran 2011
milletvekilligi genel seçimlerini yasadik. Öncelikle seçimlerde AK Parti Giresun
Il Baskanligi olarak bütün teskilatlarimizla, ilçelerimiz ile birlikte müthis
bir basari yakaladik. Karadeniz’de 2007 genel seçimlerine göre oy oranini en çok
arttiran ikinci il olduk. Yalnizca Sayin Basbakanimizin memleketi Rize birinci
oldu. Dolayisiyla seçim basarisi olarak son derece parlak bir sonuç elde ettik.
Ilçe kongremizi yaptik, on alti ilçemizde kongre yaptik. Bildiginiz gibi
Giresun’da AK Parti toplumun %60’nin oyunu alan çok genis bir yelpazesi olan bir
parti. Partinin 2001 yilinda kuruldugu ana felsefesi ile bu gün de durdugumuz
nokta itibariyla bu felsefeye simsiki sarilmaya çalisiyoruz. Toplumun her
kesimini kucaklamaya çalisiyoruz. Partimizin tabani ile tavani arasinda birlik
beraberligi muhafaza etmeye çalistik. Partimizin kuruculari, eski il baskanlari,
bütün teskilat mensuplariyla isbirligi yaparak çok güzel neticeler elde ettik.
Bu birlik-beraberlik iklimini hep muhafaza etmeye çalisiyoruz. Giresun Il
Baskanligi olarak 2001 den bu zamana kadar on yildir partimiz fiziki ortami
mümkün olmayan çok küçük bir binada faaliyet gösteriyordu. Arkadaslarimizin,
milletvekillerimizin destegi ile yeni bir binaya tasindik. Hem il baskanligimiz,
hem merkez ilçe baskanligimiz, hem gençlik kollarimiz, hem de kadin kollari
baskanligimiz olarak ortak alanda faaliyet gösteriyoruz. Teskilat
mensuplarimizin çok daha nezih partimize yakisir bir ortamda hizmet etmesi de
bizi daha verimli kilmakta. Üye çalismalarinda 2011 ve 2012 yilinda rekorlar
kirdik. En son Mart sonu itibariyla son on yillik süre içerisinde AK Parti’nin
en fazla üye yapilan ayini yasadik. Yaklasik 3.500 civarinda bir ayda üye
yaptik. Benim il baskanligi görevine basladigim dönemde 34 bin civarinda üye
varken bu gün 43.500 üyeye ulastik. Bu AK Parti’nin rekorudur. Ben bu anlamda
üye çalismalarinda bulunan bütün ilçe baskanlarimiza, kadin kollari, gençlik
kollari baskanlarimiza tesekkür ediyorum. Geçtigimiz ayda Ankara’da Mart ayi
itibariyla en basarili il arasina girdik, alkis aldik.
AYDENIZ: 14 Nisan
tarihinde yapilacak olan genel kurula iliskin bilgiler aktarir misiniz? Il
kongresi tek liste ile mi yapilacak? Baska aday var
mi?
ÖZTÜRK: Genel merkez benim adayligimi açikladi ve tek aday
olarak kongreye gidecegimizi ifade ettik fakat siyasi partiler kanununa göre
seçim kurulu huzurunda yapilacak bir kongre bu. Burada resmi olarak herhangi bir
arkadasimiz ben de liste çikarmak istiyorum dedigi anda buna engel bir durum
yok, çikarabilir. Demokratik bir yaristir. Bizim tek liste sadece bir dilegimiz,
temennimiz ve genel merkezin yaklasimidir. Su anda görünen tek liste olarak
kongreye gitmektir.
AYDENIZ: Genel merkez
sizin genel kurulda yeniden aday olmanizi uygun buldu. Bir anlamda sizi onore
etti. Düsünceleriniz neler?
ÖZTÜRK: Il baskanligi çok zor bir görev. Benim 2011 yilinin
baslarinda il baskanligi ile ilgili hiçbir düsüncem, talebim olmamasina ragmen
genel merkez tarafindan böyle bir görev bana verildi. Bu onurlu görevi Sayin
Basbakandan, genel baskan yardimcimizdan alip yapmak son derece onurlu bir
görev. Evet, bu görevler zor zahmetli ama bu onurlu görevleri yapmak çok
degerlidir diye düsünüyorum. Bir gün bu siyaset, bu görev gelip geçecek.
Insanlarimizi mutlu edebilirsek, geride bir eser birakabilirsek, kubbede hos bir
seda birakabilirsek ne mutlu bize.
AYDENIZ: AK Parti il
teskilati olarak yerel seçimler öncesi Giresun’da ne gibi çalismalar
yapiyorsunuz? Bu seçimde belediyeyi CHP den geri alabilecek
misiniz?
ÖZTÜRK: Öncelikle il belediyesi ile ilgili merkez ilçemiz çok
önemli çalismalar yapiyor. Il teskilati olarak hem merkezin hem de bütün
ilçelerin 2014 e yönelik çalismalarini koordine ediyoruz. AK Parti il baskanligi
olarak birlik ve beraberligini daha iyi muhafaza eden, daha iyi sartlarda
çalisan, yerel seçimlerde basariyi daha çok isteyen bir yapiya, kadroya, ruh
haline sahibiz. Bu birlik, beraberligimiz sürdükçe, bu basarili çalismalarimiz
sürdükçe 2014 de ben basarili olacagimizi düsünüyorum. 2014 de yalnizca AK
Parti’nin kazanmasi önemli degil, Giresun’un kazanmasi önemli. Biz geçmiste
kalan seçimlerle ilgili bütün muhasebeyi yaptik, bütün degerlendirmemizi yaptik
o nedenle 2014 de tüm bu öz elestirilerimiz, bu muhasebelerimiz, birlik ve
beraberligimiz sonucu basarili olacagimiza yürekten inaniyorum.