Kumi Naidoo,üç yildir dünyanin en ünlü çevre örgütü Greenpeace’in basinda...
Güney Afrika dogumlu Naidoo,bir insan haklari aktivisti.Genç yasta Apartheid
ile mücadele etmis, Nelson Mandela ile çalismis.Naidoo,kâh Kutuplar’da eylem
yapip gözaltina aliniyor,kâh Fukusima’da radyasyon ölçüm cihazlariyla
dolasiyor!
Angela Merkel gibi siyasi liderlerle görüsüyor,
Davos’a gidiyor,
büyük sirketlerin CEO’lariyla da masaya oturuyor...Bu yüzden elestirilse de
müdanasi yok: “Faydasi olacaksa,neden konusmayayim ki? Zamaninda apartheid’in
sorumlulariyla konusma imkânim olsaydi, yapardim!” diyor.
Fukusima’daki
nükleer kazanin üzerinden bir yil geçti.Bu felaketten ne
ögrendik?Dünyada, nükleer enerjiden vazgeçen bazi devletler dahil olmak
üzere, büyük bir kesim önemli dersler çikardi. Fukusima felaketi, nükleerin
insanlik için neden yanlis oldugunu gösterdi. Çok pahali, çok tehlikeli oldugunu
bir kez daha anladik.
Türkiye dahil
olmak üzere, bazi devletler neden hâlâ nükleer enerjide israr
ediyor? Önce kendinize sunu sorun: Neden Türkiye gibi,
Kyoto’ya imza
atmis her hükümet, gelecegimizi tehdit eden karbon salimlari konusunda ayak
diretiyor? Nedeni, fosil yakitlara tutunmayi sürdürerek elde edilen orantisiz
güç, etki ve kazanilacak para...
ABD’ye bakalim.
Amerikan Kongresi, paranin satin alabilecegi en uygun
parlamento
modeli! En basta petrol, kömür endüstrisinin parasi geliyor.
Nükleer
endüstride çok büyük paralar söz konusu. Fukusima’daki nükleer santrali isleten
TEPCO sirketi, bir monopoldü. Sadece hükümet üzerinde degil,
medya üzerinde
de müthis etkisi vardi.
Japon halki ses
verdiJapon halki nükleere karsi artik sesini
çikariyor... Hükümet, TEPCO’yu kollamak adina dürüst ve seffaf olmak
konusunda o kadar zavalli davrandi ki, her sey degisti. Bir günde
Tokyo’da üç
farkli gösteriye katildim. Binlerce insan toplanmisti. En gencinden en
yaslisina, herkes birlesmisti.
Japonya’da 54
reaktör aktifti. Su anda iki tanesi çalisir durumda. Bunlari da durduracaklar.
Nükleersiz bir yazin ardindan kimsenin elektrik sikintisi çekmedigini
görecekler...
Oysa bize, “bu santraller kurulmazsa elektriksiz
kalacaksiniz” deniyor... Fosil yakit ve nükleer endüstrinin
yaptiklarini ve yapmakta olduklarini küçümsemeyelim... Yenilebilir enerji
teknolojilerine karsi bile lobi yapiyorlar!
Mesela bazi ülkelerde, kendi
elektrigini üretebilen, fazlasini devlete satabiliyor. Simdi bunu da
engellemekle mesguller...
Güney Afrika’da hükümet “nükleere yatirim
yapmaliyiz, halkin yüzde 20’sinin elektrigi yok” diyor. Iyi ama o insanlara
elektrik vermek için nükleere ihtiyacin yok ki! Eger güvenli, uygun fiyata ve
hizlica bu isi yapmak istiyorsan baska yollari var. Alti ayda enerji güvenligini
saglayabilirsin! Yenilenebilir enerjilere yol açarsin. Yilin her günü günes
gören Zulu halki, hem kendi elektrigini üretebilir, fazlasini da devlete
satabilir.
Iyi de hükümetler bunu istemiyor... Ama istemeliler!
Belki bir CEO için “kötü” fikirdir. Ancak hükümetlerin görevi, halkin lehine
karar vermek. Buradaki sorun, pek çok hükümetin seçtigi politikalarin, nükleer
ve fosil yakit endüstrisinin hâkimiyeti altinda olmasi.
Risk
almaya deger mi?Türkiye’de dört nükleer
santral planlaniyor. Ikisi yolda. Hatta Sinop’taki için
TEPCO ile anlastilar... Akkuyu ise fay
hattinda. Ne diyorsun bu duruma?Bu bir intihar girisimi! Neden bir
hükümet ve bir halk, bu riski alsin? Dünyanin en önemli turistik çekim
merkezlerinden birini tehlikeye atsin? Bakin... Fukusima’daki radyasyon, sulara
karisti, havada kilometrelerce öteye tasindi. Japonya turizmi çöktü. Türkiye’de
nükleer santral yapilirsa, milyonlarca turistin bölgeye gelmesi tehlikeye
girer...
Halk da nükleeri istemiyor...Türk halkinin yüzde 65’i,
nükleeri istemiyor. Fosil yakit ve nükleer söz konusu oldugunda, halka hiç
danisilmiyor. Fukusima’da TEPCO, kaza zamaninda halkin yapmasi gerekenlere dair
hiçbir yükümlülügünü yerine getirmedi. Halka açik bilgi verilmiyor. Bu nedenle
ABD’de “çevre irkçiligi” diye bir kavram tartisiliyor. Zira kömürün, nükleer
santrallerin yapildigi yerler, renkli, fakir insanlarin yasadigi
yerler.
Dünyanin her yerinde bu tip santraller, toplumda en az sesi çikan, en
fakir halkin yasadigi yerlerde kuruluyor. Fukusima’da çalisan TEPCO
yetkililerinin hiçbiri, aileleri de santralin etki alani içinde yasamiyordu! Bu
yüzden devletten veya sirketten bir yetkili “merak etmeyin güvenlidir”
dediginde, “o zaman sen yasa orada, inanayim” demeli.
Fukusima’dan sonra,
deprem bölgesinde olan bir ülkede nükleer santral kurmak,
intihardir. Neden, yenilenebilir enerji teknolojilerine yatirim yaparak
bölgesinde bir
mucize yaratabilecek bir ülke olma imkâni varken böyle
yatirimlar yapilsin?
NÜKLEER ATIK NE
OLACAK?
- Her hükümetin, ekonomisini güçlendirme arzusu var.
Peki, bu arzuyu, felaket yasayana dek, ayni sekilde sürdürecek miyiz? Nükleer
endüstri, her seye bir cevap bulabilse dahi gözümüzün içine bakarak, nükleer
atigi ne yapacaklarini ve zararsiz oldugunu söyleyemiyor.
- Hitit
medeniyetini düsün... Arkeologlar topragi kazidikça neler buldu. Gelecegin
arkeologlari, herhalde zehirli atik bulacak! Bu atiklar, yerel halkin onayi
olmadan gömülecek.
- Almanya’da su
anda dahi yeralti sulari nükleer atiklardan zehirleniyor. Bu sorunu gelecek
nesillere aktaracagiz.

ENERJI DEVRIMI
MÜMKÜN
Fosil yakitsiz, nükleer enerjisiz bir dünya mümkün
mü?
Eger bu endüstride çalisanlar, “Dostlar, herseyi denedik... Günes,
rüzgar kapasitelerini maksimuma çikardik. Buna ragmen açigimiz var” deseler,
baska bir tartisma yapardik. Dünyada, yenilenebilir enerjilerin yüzde 99’u
kullanilmazken neden dediklerine inanalim?
Enerji analistleriyle birlikte
“Enerji devrimi senaryosu”nu hazirladik. Hemen bugün olmasa bile 10 yil içinde
tamamen fosil yakit ve nükleer bagimliligindan kurtulabiliriz. Uzun vadede çok
daha ucuza gelecegi de kanitlandi.... Fosil yakit ve nükleer endüstrisinin
aldigi tesvikler, yilda 150 milyar dolari buluyor! Bu tesvikleri yenilenebilir
enerjiye vermiyorlar... Versinler, bakalim ne
olacak?
EN ZENGIN JAPON PARASINI
YATIRDI
Fukusima’yi, felaketten üç ay sonra ziyaret
ettiniz. Sizi en çok ne etkiledi?
- Hayatimda çok berbat seyler
gördüm. Ama ah, Fukusima... Gittigimizde, radyasyon oranlari çok yüksek olmasina
ragmen orada yasayan insanlarla konustuk. Tsunami
kelimesi, Japonca. Japonya kadar tsunamiyi bilen, üzerine plan ve tahmin
eden bir ülke daha yok! Orada gittigimiz sahil kasabasinda, tsunamiye karsi
yaptiklari yaklasik 10 metrelik duvari görünce çarpildim. Duvar sapasaglamdi!
Fakat tüm hesaplara ragmen dalgalar o duvari asmisti. Duvarin diger yaninda ise
manzara korkunçtu...
- Oyuncaklar, tek tük esyalar saçilmisti. Orada
oturup sunu düsündüm: “Insanlik ne zaman dogayla pazarlik yapamayacagini
ögrenecek? Gelecekle siyasi poker oynanmayacagini bilecek?” Günümüzün siyasi ve
is liderleri, nesiller arasi dayanisma kavramini yok sayiyor. Anlami su: Bugün
yapacagimizi her seçim, sadece önümüzdeki 10-20 yili degil, gelecek 50-100 yili
etkileyecek...
- Ellerimizde ölçüm aletleriyle okullara gittik. Meger
hükümet önceden isçileri gönderip, okul bahçesindeki topragi kazip üzerini
doldurmus!.. Ancak kiyida kösede radyasyon seviyeleri çok yüksekti. Sokakta, pek
çok kadin kosarak “Ne olur, lütfen bahçemde ölçüm yapin!” diye yalvardi. Daha
saglikli beslenmek için bahçede sebze yetistirmek Japonya’da çok yaygin! Gittik,
ölçtük... Tabii ki çok yüksekti.
- Japonya’da büyük degisim yasaniyor.
Ülkenin en zengin is adami,
felaketten 2 ay sonra bana mektup yolladi. Yenilenebilir enerjiler vakfi kurmak
için 1 milyar dolar koydugunu açikladi. Japonya, tipki Türkiye gibi muazzam
bir günes, rüzgâr, dalga kapasitesine sahip. Bu, olacak...

Kumi ve Greenpeace ekibi Kutup’ta petrol sirketine karsi eylemde!