Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Gizle
Konuşa/maz Türkiye
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 08 Aralyk 2011
Geçerli Tarih: 25 Nisan 2026, 13:54
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=7291
'Muhafazakar Demokratlik'tan 'Milliyetçi Muhafazakarlik'a
GÜNAY KUBILAY
Vaktiyle Demirel sikça “Konusan Türkiye”den söz ederdi. Zaman ilerledikçe Demirel’in “Konusan Türkiye”sinde korkusuz,kaygisiz,sansürsüz konusan çok insan kalmadi. Erdogan ise Demirel’e rahmet okutacak bir hizla “demokratiklesen Türkiye”de,hiçbir “demokrasi engeli”ne takilmadan “demokratiklesme kosusunu” sürdürüyor.
Aslinda Erdogan demokrasi perdesi gerisinde bir korku imparatorlugu kurmak istiyordu,hakkini teslim etmek gerekirse,bu ugurda büyük bir mesafe kaydetti.
Ne yazik ki,öngördügü Türk-Islam sentezine ve “patronaj sistemi”ne dayali “itaatkar ve muhafazakar bir toplum” tahayyülünü,“usta bir at terbiyecisi” gibi adim adim kuvveden fiile dönüstürdü.
Sokakta,kim olursa olsun,herhangi birine “Nasilsiniz?” diye sordugunuzda,büyük çogunlugundan alacaginiz yanit “Allah’a sükür,sükürler olsun”dan baskasi olmayacagina kusku yoktur.
Bugün AKP’nin toplumun büyük bir çogunlugu üzerinde muazzam bir ideolojik hegemonya kurdugunu, mutlak bir iktidar tekeli olusturdugunu,devlet iktidarini olusturan bütün kurumlarda tam bir hakimiyet sagladigini ve tek parti diktatörlügüne dogru hizla ilerlegini söylemek hiç de abarti degil.
Üniversiteleri ve okullariyla,ordusu,polisi ve yargisiyla devletin ideolojik ve siyasal zor aygitlari tek sefin yönetiminde hareket eden bir koronun düzenli organik parçalari gibi çalisiyor.
Elbette,bütün bunlarin altinda derin sinifsal çikarlarin yattigini görmemek saflik olur.
Bu sinifsal çikarlari sorunsuz bir biçimde sürdürmenin biricik yolu,çapaklari temizlenmis,uçlari törpülenmis,verilenle yetinen,sükürcü,itaatkar bir toplumdan geçiyor.
Erdogan,simdi on yillik hummali bir çalismanin sonucunda olusturulan Türk-Islam sentezine dayali “itaatkar ve muhafazakar toplumu” yeni bir “anayasal kaliba” dökmek istiyor.Isçilerin,emekçilerin, ezilenlerin baris,demokrasi,özgürlük ve insanca yasam talepleri bu kaliba sigmiyor.Mantiki bir sonuç olarak, ayak ayakkabiya sigmiyorsa, ayakkabinin kalibini büyütmek gerekir.Oysa Erdogan,kalibi büyütmek yerine ayaklari küçültme yöntemlerine basvuruyor.
Son olarak avukatlar operasyonunda da görüldügü gibi “savunma hakki” bütünüyle askiya alinmis bulunuyor.Özel yetkili mahkemeler,(nam-i diger eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri) polisin kararlarina mesruiyet kazandirmak için çalisan birer “biçimsel infaz kurumlari”na dönüsmüstür.Bu gidis kuskuya yer birakmayacak kadar,açik bir “polis devleti”ne gidistir.
Polis devleti sanildigi gibi yalnizca polis sayisinin artirilarak sokaklarin polisle kusatilmasi degildir. Polis devleti, ayni zamanda bütün olay ve olgularin kriminalize edilmesi, hukukun askiya alinmasi ve polisin yargi üzerinde hakimiyet kurmasidir. Bu hakimiyet kurulmustur. Polisin yönlendirme ve kararlarina ragmen farkli bir mahkeme kararina rastlamak karanlikta mumla igne aramak gibidir. Deyim yerindeyse, hukuk sefalet içindedir ve yapilan da sefaletin hukukudur.
Iste bu nedenle Erdogan,AKP hakimiyetini sarsma potansiyeli tasiyan herkesi hedef tahtasina yerlestirmis bulunuyor.Kendisine itaat etmeyen dini bütün Müslüman’i Allah korkusuyla,fabrikadaki isçiyi issizlik korkusuyla,okuldaki ögrenciyi polis korkusuyla,muhalifi hapis korkusuyla terbiye etmeye çalisiyor.
AKP’ye bel baglayanlarin,onda demokrasi isigi görenlerin hayiflanmalarinin hiçbir anlami ve degeri yok. Onun demokrasi ufku temsil ettigi sermayenin sinifsal çikarlariyla,stratejik siyasi hedefleriyle, öngördügü toplum tasavvuruyla hem bagli hem de sinirlidir.AKP’nin ekseni etrafinda dönen,onun öngördügü toplum tahayyülü içerisinde yer alan,ayni sinifsal çikarlari paylasan kime ne oluyor?
Demokrasiye “siniflar üstü” bir anlam yükleyenlerin,AKP’den “siniflar üstü” demokrasi beklentisi içinde olanlarin yeniden düsünmelerinde yarar var.
AKP’den önemli “demokratik açilim” beklentisi içinde olan sol liberal çevrelerin,AKP’nin 2002’de “muhafazakar demokratlik”tan baslayan ve 2011’in Türkiye’sinde “milliyetçi muhafazakar” çizgiye sürüklenen politik serüvenini bilimsel bir gözle irdelemelerinde çok büyük yararlar var.
Ayni yalpalamalari,12 Eylül Anayasa referandumu öncesinde de görmüstük.Iki göz iki çesme Necdet Adali ve Erdal Eren’e göndermeler yaparak,bazi sosyalist çevreleri referandumda “evet” oyu vermeye ikna etmeyi basarmisti.
Erdogan’dan bir “devlet adamligi”ni beklemek nafiledir.
O ne Türkiye’nin karanlik tarihini aydinlatabilecek,“resmi tarih”le yüzlesebilecek bir demokrasi perspektifine,ne de tarihsel gerçekleri devletin derin dehlizlerinden açiga çikaracak politik cesarete sahiptir.Parlamento kürsüsü dururken,bir grup konusmasinda geçerken dilenen “eger”li bir özür,ne gerçek anlamda bir özür olur,ne de “devlet ciddiyeti”yle bagdasir.
Erdogan’in olay ve olgulari yörüngesinden kaydiran “usta bir demagog” oldugunu anlamak için bir on yil daha geçmesi gerekmiyor.AKP,öngördügü stratejik siyasi hedefler ve öngördügü toplum tasavvuru dogrultusunda engelsiz bir yürüyüsü sürdürmek için kapsamli bir “yol temizligi” yaparak ilerliyor.
Bu yol temizliginin sonucu fiilen “sokaklarin stabilizasyonu”,“muhalefetin izolasyonu” ve siyasetin parlamentoya hapsedilmesi olacaktir.
O nedenle,AKP’nin dayanak olarak kullandigi “Terörle Mücadele Yasasi” gibi yasalar ortadan kaldirilmadan,bir “sürek avi”na dönüsen siyasi operasyonlara son verilmeden,özcesi demokratik toplumsal muhalefet kendine özgü bir “alan temizligi” yapmadan demokratik bir anayasa yapilamaz. Kürt sorununda “demokratik çözüm” olamaz.
Isçilerin,emekçilerin insanca yasam özlemlerine yanit verilemez.
Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Gizle