Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


İllüzyon


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 03 Aralyk 2011
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 03:02
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=7222


Illüzyon - RIDVAN TURAN

 

 

AKP, 2002’den bu yana, siyasetini “degisim”, “dönüsüm”, “ilerleme” kavramlari ekseninde kurdu. Bu kavramlar adeta var olan sistemden hosnutsuz olan yiginlarin fikir ve özlemlerinin siyasete tercüme edilmesiydi. Bu özlemlerin siyasete tercüme edildiginin hissedildigi ölçüde AKP de ciddi bir oy potansiyeline eristi.

Birbiri ardina açilan paketler, çikarilan AB uyum yasalari pek çok kesimin AKP’nin degisimciligine hatta devrimciligine kanaat getirmelerine neden oldu. Öyle ki AKP anaforu soldan da çok sayida insani kendine çekti.
Bu degisimcilik özünde bir illüzyondu ve halkçi, demokratik bir içerige hiçbir zaman sahip olmadi.

Degisim adi altinda toplumsal ve siyasal düzen yeni liberal politikalar üzerinden yeniden düzenlendi. Bu politikalarin genis kesimlerce kabul görebilmesi için dini inançlar hoyratça sömürüldü.

Degisimciligin itici gücü genis halk kitleleri degil, ABD’nin Ortadogu politikalarina eklemlenmek konusunda son derece hevesli, yeni palazlanmakta olan yesil sermayeydi. Palazlandigi ölçüde istahi kabardi ve o ölçüde taseronlasti.

Genis halk kitleleri kisa zamanda, gerek kandirilarak, gerekse yoksullastirilarak makarna bulgurla, bu siyasal mühendislik projesinin destek kitalari haline dönüstürüldü.

Genis kesimler AKP’nin bu sahte degisimciligine inandiklari oranda gerçek bir demokratik degisim ve dönüsüm ihtiyaci ötelendi.

Böylece, sagligin, egitimin parali hale getirilmesi, çalisma kosullarinin agirlastirilmasi, sosyal haklarin budanmasi, artan issizlik, gelir dagilimi uçurumunun büyümesi ve daha pek çok sey sessiz sedasiz yasandi.

AKP yarattigi demokratik degisim illüzyonunu, konusulmasi, tartisilmasi tabu olan Kürt, Ermeni meseleleri gibi konularin açilim adi ile gündemlestirilmesiyle güçlendirdi. Hiçbir pratik sonuç elde edilememis olsa da bu hal AKP’nin "tabu deviren", "degisimci" yanina kanit olarak sunuldu.

Aradan geçen onca yila ve pek çok konuda AKP’nin ipliginin pazara çikmasina karsin AKP kalemsörü kimi yazarlar, bu degisim illüzyonuna insanlar inanmaya devam etsin istiyorlar. Basbakanin pek çok yersiz çikisini "devrimcilik" olarak niteliyorlar.

Mesela su Dersim meselesini ele alalim. Basbakan geçen gün, Kiliçdaroglu ile giristigi Dersim polemiginde 8 Agustos 1939 tarihli Jandarma Komutanligi’ndan basvekâlet yüksek makamina gönderilmis bir belge açikladi. Söyle dedi basbakan:

“Dersim’e yapilan müdahalenin bilançosu veriliyor. Baskinlarin devam edilecegi bildiriliyor. Ekte de bir cetvel var. Ölü diri teslim olanlarin rakamlari. 1936-37-38-39’da toplam 13 bin 806 kisinin öldürüldügü bu resmi belgede ifade ediliyor. Bakin deprem felaketinden bahsetmiyorum. Öldürülenlerden bahsediyorum. Belgenin altindaki imza çok ilginç. Faik Öztrak, Dahiliye Vekili, yani Içisleri Bakani."

Ardindan devam etti:

"Sayin Kiliçdaroglu nereye kaçiyorsun? Bunlardan nasil siyrilacaksin. Ben mi özür dileyecegim, sen mi dileyeceksin? Eger devlet adina özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum.” dedi.

Ustalikla kurulmus, özünde ise bir Hacivat Karagöz atismasini geçemeyen polemigin hemen ardindan pek çok köse yazari, Dersim'in artik bir tabu olmadigini, basbakanin özrünün tarihsel önemde oldugunu, artik hiçbir seyin eskisi gibi olamayacagini vurgulayan yazilar dösendiler. Oysa daha birkaç yil önce basbakan Kürt meselesinde benzer bir söylemde bulunmus, özürler dilemis, Kürtlerin tarih boyu çektigi acilardan bahsetmisti. Yine o zaman da hiçbir sey eskisi gibi olmayacakti, bir tabu yok olmustu. Oysa o günden bu güne cezaevleri Kürt siyasetçilerle doldu tasti. Çatismalarda kimyasal silahlar kullanildi.

Basbakan düne ait elestirdigi her seyi bir bir kendisi yapti.

Basbakan bu söylemiyle bir tasla birden çok kus vurmayi denedi ancak kendini ayagindan vurdu.

Kendini tabu deviren ilan ederken, katliamin sorumlusu olarak CHP’yi göstererek devrilmis tabunun altinda Kiliçdaroglu’nun kalmasini saglamaya çalisti. Fakat katliam yillarinda, AKP’nin kendi kökeni olarak gördügü Demokrat Parti henüz CHP’den tomurcuklanmamisti.

Yani DP’lisi de CHP’lisi de bu katliamda suç ortagidir. Kaldi ki sorun çözme yöntemleri arasinda bu iki parti arasinda bir farktan bahsedilemez. Dün iktidar olan CHP Dersim meselesini nasil çözmeye çalisti ise, bugünün AKP’si de Kürt sorununu ayni yöntemlerle çözmeye çalisiyor.

Daha önemlisi basbakanin terörle mücadele adi altinda verdigi direktiflerin, aldigi kararlarin öz itibariyla yukarda gösterdigi belgeden bir farki da yoktur.

Dönemin basbakani Bayar, Dersim ahalisinin devlete bas kaldirdigini söylemekteydi, simdiki basbakan da su anki Kürtlerin devlete baskaldirdigini söylüyor. Dün ne tedbirler alinmis ise simdi benzerleri aliniyor. Üstelik verdigi 13.806 rakamindan çok daha fazla kayip var ortada.

Yani kim ne derse desin AKP’nin dönüsümcülük illüzyonunun buradan ileri isleme sansi yok.

Basbakan dikkatli olmali. Degisimcilik illüzyonunu devam ettirmek isterken, askeri ve siyasi operasyonlara, sinir ötesi operasyonlara izin belgelerinin gelecekte “katliamin belgesi” olarak sunulmasi olasidir. Bizden söylemesi.


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle