Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


Tefecilik utanılacak bir şey mi?


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 13 Temmuz 2011
Geçerli Tarih: 25 Nisan 2026, 13:47
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=5086


   TEFECILIK UTANILACAK BIR SEY MI?

 

   Aristotales'e göre,en nefret edilen para kazanma türü tefeciliktir.Çünkü para, faizle para kazanmak için degil, degisim içindir.Sadece Aristotales'in çaginda degil,Ortaçagda da tefecilik siddetle kinanir.Hatta tefecilerin suça egilimli oldugu,baska kötülükleri de besledigine inanilirdi.

   Tefecilere yönelik bu yerlesik tepki,sanayilesmis ülkeler disinda hala sürmektedir.

   Faiz,daha fazla parasi olan talihli kisinin,talihsiz olandan uygunsuz yolla para saglamasinin bir yolu olarak görülmektedir.Ticaret ve sanayinin gelistigi yerlerde bu tepkinin zayifladigi,hatta kirildigi söylenebilir.Çünkü faiz,sanayilesmenin vazgeçilmez ögelerinden biridir ve yeniden tanimlanmasi gerekmektedir.Bu yeni tanimlamaya göre faiz,borç olarak alan kisinin,karinin bir kismini,asil para sahibiyle paylasmasidir.

   Peki ahlaki degerlerin dönüsmesi ve faizin yeniden tanimlanmasinin kaynagi nedir?

   Cografi kesiflerle baslayan ticaret ve sanayilesme, Avrupa'da borç almayi zorunlu hale getirdi.Parasi olmayan cesur girisimciler veya tacirler,parasi olanlardan aldiklari borçlarla uzak diyarlara yelken açtilar ve böylece büyük zenginlikler elde ettiler.Talan ve yagma sonrasi ülkelerine getirdikleri degerli madenler,ülkelerinin zenginlesmesine katkida bulundu.Parasi olanla,cesareti olani birlestiren bu yeni gelisim öyle yayginlasti ki,borç verme konusunda ahlaki karsi çikislar erimeye basladi.Borç verme ve faiz bir çesit katilim ortakligiydi.Elinde birikimi olanin,bu birikimlerini bir baskasina devretmesi ve ekonomiye katkida bulunmasinda utanilacak bir sey yoktu.Hatta övgüye degerdi. Çünkü,özellikle Fransa'da ortaya çikan Merkantalistlere göre zenginlik,disaridan ülkeye getirilen degerli madenlerle ölçülmekteydi ve faiz,atil durumda kalan paranin zenginlige katilmasini sagliyordu.

   Ilk bankalar bu anlayis içinde ve özellikle ticaretin en köklü oldugu yerde,Italya'da ortaya çikti.Fakat bankaciligin gelisimi,ticaret ve sanayinin gelisimini takip etti.Bankacilik,Hollanda ve Ingiltere'de güçlendi,yerlesik hale geldi.Sanayi gelistikçe faizin ve faiz alan tefecinin toplumdaki yeri de saglamlasti. Faizin yasamdaki köklü yeri ahlaki degerlerin yani sira inançlari da sarsmaya basladi.Ortaçag Hiristiyan kavrayisinda dislanan zenginlik,reform hareketleriyle giderek onay gördü.Zenginlik,eskiden dünya nimetlerine boyun egme olarak algilanirken,artik,bir beceri,basari ve sayginlik araci olarak kabul görmeye basladi.

   Spencer,toplumsal Darvinci tutumuyla zenginleri, toplumdaki dogal ayiklanmanin seçkin üyeleri olarak tanimlayinca,zenginlik kendine felsefi bir zemin de bulmus oldu.Spencer'e göre zenginler,toplumsal gelisime ve insanligin ilerlemesine hizmet etmekteydiler.Böylece zenginler suçluluktan kurtuldu ve onurlandilar.Tefeciler de zengindi ve onurlandilar. Zenginliklerinin tadini doyasiya çikarmaya basladilar. Zevk ve sefa içinde yasamanin dogal oldugunu kabullendiler.Ortaçagda dinlerin ve ahlakin onurlandirdigi yoksulluk,bu gelisen yeni degerlerle horlanmaya baslandi.Bu anlayisa göre yoksullar,toplumsal ve insanligin gelisimine katkida bulunmuyorlardi.Baslarina gelenler,inancin dönüsmüs haline göre onlarin yazgisiydi. Toplumsal Darvincilige göre de kendi suçlariydi. Bu nedenle yoksulluk giderek utanilacak bir sey olmaya basladi. Bu iç karartici kavrayis tepkisiz kalmadi.Örnegin Sismondi; yoksullarin yoksulluklarindan dolayi suçlanamayacaklarini savundu.Sismondi'ye göre yoksulluk,yoksullarin degil,zenginlerin suçuydu.Proudhon ise,daha ileri giderek,mülkiyet gelirlerinin tam bir hirsizlik oldugunu,bu nedenle mülkiyetin ve özellikle faizin kaldirilmasini savundu. Tefecilik ve gösterisli zenginlik bizim kültürümüzde de hor görüldü.Ticaret ve sanayinin yayginlasmadigi ve yerlesik hale gelmedigi zamanlarda,bu ahlaki deger daha belirgindi.Tefeciligin hor görülmesi,ellerinde birikimi olan Islamiyeti basvuru kimligi olarak kabul edenleri sikintiya sokuyordu. Bu birikimlere yönelik bir ara çözüm,20 yüzyilin sonlarinda ortaya çikti.Böylece katilim ortakligi ve kar payi bankaciligi gelisti. Sanayi ve ticaret Anadolu'da yayginlasip kök saldikça,"Islami sermaye" olarak tanimlanan zenginler çogaldilar.Bu yeni sermaye gruplari etkin bir dayanisma içine girdiler ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulusuyla gelistirilmeye baslayan ulusal sermayeyi kendine rakip gördü.Mücadele her alanda sürdü,sonunda,siyasi alanda bu yeni sermaye iktidari ele geçirdi.Iktidara uzanmasina karsilik,bu yeni sermaye sahiplerinin içsel çeliskisi henüz çözümlenebilmis degildir.Avrupa'nin ilk zenginleri gibi,bu yeni zengin toplulugu da inançlariyla olanaklari arasinda gerilim içindedirler.Gerçi Islamiyet kazancin onda dokuzunu ticarette görür. Bu rahatlaticidir.Ne var ki,Islamiyet faizi kesinlikle kabullenmez."Bir lokma bir hirka" anlayisini onaylayan Islamiyet,müsrifligi,zevk ve gösterise düskünlügü hos görmez.Dolayisiyla zenginliklerinin doya doya tadinin çikarilmasi en azindan su an ki degerlerle pek olanakli degildir.Avrupa'da ticaret ve sanayinin gelismesi faiz,tefecilik ve zenginlik konusundaki degerlerin degismesine neden olmustu.Benzer bir talep simdi ülkemizde var.Islam'da reform tartismalari bu kaynaktan besleniyor.Hem Müslüman hem de zengin olunabilecegi vurgusu bu nedenle sikça yapiliyor. Islami modadan,havuzlu villalardan,özel uçaklarin kullanimindan söz ediliyor ve bütün bunlarin mesrulastirilmasinin yollari araniyor.Öte yandan Islami sermaye içinde "katilim ortakligi ve kar payi" anlayisi yerini,sessiz sedasiz bildik bankaciliga terkediyor. Faiz ve tefecilik konusundaki sert tavir yumusuyor.Hatta faizin,birikimlerin ekonomiye katiliminin bir yolu olabilecegi tartisiliyor.Ve Islami sermaye temsilcilerinin iktidarda olmasi da bu dönüsümü hizlandiriyor.Belki de gelecekte,faiz ve tefecilik hor görülmeyecek ! Belki de yeni degerlerle yasanilacak ve bugünkü tartismalar unutulup gidecek...

   Kimbilir !        


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle