Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Savaşa ve Bezirgan Polis devletine hayır!


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 23 Mayys 2011
Geçerli Tarih: 03 Mayys 2026, 14:36
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=4386


Savasa ve Bezirgan Polis devletine hayir!
 
AKP Kendisine soldan gelen destekleri ihtiyaci oldugu zaman tesekkürle karsiladiktan sonra hiçbir vaadi yokmus gibi davranarak azgin saldiri politikalari gelistiriyor.
AKP’ninki tam bir bezirgan politikasi.
Açilim deyip, baris için iyi niyetini ortaya koyan Kürtleri tutukluyor; KCK operasyonu adi altinda 2000 civarinda Kürt öncü bir yildan fazla zamandir ki hapiste.
Ergenekon davasinda sözde darbeciler yargilanacak iken davanin gittikçe muhalifleri sindirme operasyonuna dönüstügünü, sahte delillerle insanlarin yillarca tutuklu kaldiklarini görüyoruz. Bu yetmiyor, devlet içinde ortaya çikan ve simdilik esas olarak polis teskilatinda ifade bulan iç çatismalari çözmek için sosyalistlere saldiriliyor; Devrimci Karargah Örgütü davasi adi altinda uydurma gerekçelere dayali davalar açilip, sosyalistler tutuklaniyor; yandas olmayan herkes siranin ne zaman kendisine gelecegini bekledigi endiseli bir hayat sürdürmek zorunda birakiliyor.
Kürt halkina yapilan zulüm yetmiyor, Kibris halkinin kaderini tayin hakkini zorla engelledikleri gibi onlara kapisinda besledigi köpek muamelesi yapmaktan geri kalmiyorlar.
Kriz bahane edilerek emekçilerin üç kurusuna göz dikilip, halkin çogunlugu ya yoksulluk ya da açlik sinirinin altinda yasamaya mahkum edilirken dolar milyardelerinin arasina yandas sermaye unsurlari da katilarak sayilari 40’i buluyor.
AKP artik oligarsi saflarindaki yerini garanti etmis olmanin “yetmez ama evet” diyenlerin bugulu gözlerinin önünde “alin size bu yeter!” diyerek militarizmle kolkola giriyor ve azgin bir sovenizmi körüklüyor.
 
Askeri vesayet sona erdi sira polis devletinde
AKP, sermayenin sinir tanimayan, denetlenmesi imkansiz iktidarinin kurulmasi için iki partili totaliter bir baskanlik rejiminin pesinde kostugunu açik açik söylüyor. Açiktan söylemedigi tek sey, bu totaliter rejimin “tarikatlarla örülmüs polis devleti” üzerinden Islamci bir fasist diktayi hedefledigi.
AKP Dolmabahçe mutabakatindan beri hem tüm geleneksel tekelci sermayenin hem de Kemalist bürokrasinin esas itibariyle onayini almis olarak yoluna kararlilikla devam ediyor. 12 Eylül darbesinin yapildigi ayni gün onun güncellemesi olan anayasa degisikliklerini onaylatarak kurmak istedigi totaliter rejimin önüne dikilebilecek hukuki engellerin ortadan kaldirilmasi da tamamlanmis bulunuyor.
Basbakan Erdogan elde ettigi bu basarilardan emin oldugunu, “artik askeri vesayet rejimi geride kaldi” diyerek ilan etti. Bir seçim dönemini de yine demokrasi aldatmacasiyla tamamlamak üzere yeni “demokratik” anayasanin seçimlerden sonra yapilacagi sözünü verdi. Bunun için sagin, solun, Kürtlerin, Alevilerin, kadinlarin gençlerin, hasili demokrasi talebi olan herkesin oylarini istiyor ve buna bir kisim demokrat ve sosyalist kilikli yagci da yardakçilik ediyor.
Seçimlerden sonra gelecek olan bellidir: halkoylamasina basvurmaya ihtiyaç duymayacak bir çogunlukla iktidara gelme hesabinda olan AKP tarif ettigimiz rejimi sekillendirecek anayasayi kendi basina hazirlayacak ve ideal rejimini kuracak.
 
Ezilenler bu oyuna dur diyecekler
 
AKP militarizme karsi mücadele bahanesini ustalikla kullanarak tüm muhalefet güçlerini simdiye kadar paralize etmeyi basardi. Cumhuriyetin kurulusundan beri askeriyenin zulmünü yasamis olan Türkiye halklari asker postallarinin sesini uzaklastirabilmek için büyük bir yanilgi içerisinde, kimi yerde AB’den umut beklerken AKP’ye destek verdi, kimi yerde endiseli ama umutlu bir bekleyisin içine girdi. AKP basarilarinin verdigi güvenle pervasizlik düzeyini yükselttikçe aldatmaca da artik her yanindan açik vermeye basladi.
Müslümanlar basörtüsü diye oyalandiklarini görmeye basladilar.
Üniversiteli gençler YÖK belasindan bu rejim altinda kurtulmanin imkansiz oldugunu görüp simdilik yumurtayla itirazlarini dile getirmeye basladilar.
Issiz kalma korkusuyla ancak isten atildiktan sonra direnme yolunu seçen isçiler artik grev silahini kullanma cesaretini göstermeye basladilar.
Kürtler açilim politikasinin saçtigi umutla, barisin yolunu açabilmek için yillardir sürdükleri tolerans politikasini 12 Eylül oylamasina kadar devam ettirdiler. Ama oynanan oyunun sonunun gelmeyecegini görüp “edi bese!” dediler ve eylemsizlik kararini kaldirdilar.
PKK her ne kadar, eylemsizlik kararini kaldirmakla saldiriya geçmeyecegini, aktif savunmada kalacagini söylese de Hükümet islerin bu noktaya ilerleyecegini görerek provokasyonunu çoktan hazirlamis bulunuyor.
Fettulah’in Aksiyon dergisi önceden haber veriyor: “16 Ocak'ta Tunceli'de toplanan terör örgütleri, aldiklari ortak kararla seçim sürecinde tam bir kaos ortami olusturmayi hedefliyor. KCK/PKK'nin yönetecegi planda TIT/B gibi ulusalci örgütler de bulunuyor.”
PKK ile fasistleri bir araya getirmek, sosyalistlerle, devrimcilerle Ergenekonculari ayni davalara sokmaya çalismak bu hükümetin pervasizlik düzeyinin göstergesinden baska bir sey degil.
Ayni dergi provokasyonun ne zaman baslatilacagini da haber veriyor: “Baslangiç noktasi olarak 21 Mart'taki Nevruz törenleri seçildi.”
Demek ki, Newrozla birlikte Türkiye’yi kanli günler bekliyor.
 
Seçimleri AKP’nin yikimina döndürelim
 
Neoliberalizmin yarattigi acilara Arap halklari saglikli sinif önderliginden yoksun olsa da reel sosyalist ülkelerde oldugu gibi birbirini izleyen isyanlarla yanit veriyor. Dogu Avrupa’nin sonu hüsran olsa da insanlik yasananlardan her zaman belli dersler çikarmistir. Dogu Avrupa’da sosyalizme yönelen öfke insanlara ilerleyecek yol birakmamisti. Ancak bugün kapitalizme, neoliberalizme yönelen öfke yeni bir dünyaya giden yollarin açilma imkanlarini kendi içinde tasiyor. Bu degisim umudu Türkiye halklarina da moral veriyor, bir baska dünyanin yaratilmasinin mümkün oldugu umudunu yaratiyor.
Dünyanin ve bölgenin bu olumlu havasi egemen siniflari ürkütüyor ve kendi aralarindaki ittifaklari güçlendiriyor; halk hareketlerini ortakça bogmak için müdahale imkanlarini  yaratiyorlar. Amerikan gemileri Yugoslavya’da oldugu gibi simdi de demokrasi için Libya yollarinda.
Ezilenlerin de onlara ayni biçimde yanit vermesi tarihsel bir zorunluluk olarak karsimiza çikiyor. Burjuvazinin uluslararasi güç birligine karsi demokrasi ve sosyalizm güçleri de bölgesel ve küresel düzeyde dayanisma hareketini gelistirmek zorundadirlar.
Bunun içinde bulundugumuz parçali duruma bir an önce son verecek adimlari hizla atmali ve  Akdeniz’in  yoksul ülkelerini sarmis olan isyan dalgasina örgütlü güçler olarak katilmanin imkanlarini yaratmaliyiz.
Oligarsinin hazirladigi Newroz ve seçim saldirisina karsi omuz omuza verip seçimleri oligarsi açisindan cehenneme çevirmek için demokrasi ve sosyalizm güçlerinin cephesini zaman geçirmeden olusturmak gerekiyor.
Tarih sinif kavgasinda geç kalanlari her zaman zulümle cezalandirmistir. Zulme galebe çalmak için demokrasi ve sosyalizm sancagini birlik içinde yükseltelim.
 
                                                                                                             Mahir Sayin

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster