Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Göster
Güner Dursun yengemin ardından
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 21 Mayys 2026
Geçerli Tarih: 21 Mayys 2026, 20:08
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=27062
Acisiyla tatlisiyla süren koca bir hayat dilimi bugün Istanbul'da sona erdi.
Bugün, 20 Mayis 2026 tarihinde, Sofuoglu sülalemizin son çinarlarindan çok kiymetli büyügümüz Güner Dursun yengemi de kaybettik.
Görele Derekusçulu Köyünün 20 yillik döneminde çok etkili olan bir kadindi.
Sülalemizin üç erkek çocugu vardi, babam Sofuoglu M. Kemal Dursun en büyügüydü, ortancasi amcam Muzaffer Dursun ve en küçügü ise Cemil Dursun idi.
Babamin hayati gemicilikle geçmisti.
Ailenin toplum içinde en etkili ismi amcam Muzaffer Dursun'du.
Kimin nesisin diyenlere kendimizi hep 'Sofuoglu Muzaffer'in yegeni' diyerek takdim ederdik.
Hiç araliksiz olarak 20 yil Derekusçulu köyü muhtarligi yapmisti.
O zamanlar köyün sinirlari çok genisti. Esenyurt (Civil) - Gölbasi - Kidir ile kocaman bir belde yönetimi yapmisti, hemde üç kurusluk muhtarlik maasiyla ama bu durum amcama toplumda yüksek bir itibar saglayan bir süreçti.
Derdi tasasi olan amcamin kapisinda soluklanirdi.
Amcam ayrica Görele Ulusoy yazihanesinde çalistigi için kapiya düsenlerin derdi tasasi ile hep Güner yengem ilgilenirdi, amcama fikir verir ve yönlendirirdi.
O siralar Derekusçulu Köyümüzde köylüler arasinda söylenen ünlü bir söz vardi;
'Gökten yagan aklin yüzde ellisi Sofuogullarina yagiyor, kalan yüzde ellisinden de pay aliyorlar' denirdi.
Sahit oldugum kadariyla ve izlenimlerime göre bence esas muhtarlik yapan Güner yengem olmustu.
Çünkü Muzaffer amcamin Güner yengeme çok büyük sevgi ve saygisi oldugu herkese asikardi.
Aradan yillar geçti ve amcam hastalanmisti, büyük kizi Beyhan'in Kumyali mahallesindeki evinde bakiliyordu.
Iste o süreçte bende emekli olup Görele'ye dönmüstüm.
Amcamin bir hayli uzun süren hastalik sürecinde onlari hiç yalniz birakmamistik.
Yerli yersiz rahatsizlanan amcami hastaneye götürmek, tedavi sürecinde yanlarinda kalmak ve eve geri getirmek süreçlerinde hep yanlarinda olmustuk.
Babam ve Cemil amcam ölmüstü ve geri kalan ailemizin bir çinarinin yaninda olmayi ahlaki bir görev olarak düsünüyordum ve bundan hayli mutlu oluyordum.
Bazen Güner yengem amcam ve ben hastanede yatiyorduk.
Güner yengem hiç sikayet ve itiraz etmeden amcamin yanindan ayrilmiyordu.
Bir seferinde Güner yengemin hallerine üzülmüstüm ve 'yenge sen biraz uyu amcami ben beklerim' demistim,
Zaten ihtiyaci olan yengemde bir kenara kivrilarak hemen uyumustu.
Yengem uykuya dalar dalmaz amcam 'Güner, Güner, Güner' seslenmeye baslamisti.
Amcamin kulagina egilerek, 'Ben buradayim amca birak biraz uyusun kadin' demistim ama amcam israrla 'Güner, Güner, Güner' demeyi sürdürmüstü.
Ben çaresizce olanlari izlerken Güner yengem uyanarak ayaga kalkip amcamin yanina gelmisti, amcami hiç incitmeden kisik bir sesle, 'Buyur Muzaffer' demisti,
Amcam ise, 'Sabah namazi oldu mu?' diye cevaplamisti.
Ben olsam kizardim ama Güner yengem hiç aldiris etmeden, 'Oldu herhalde Muzaffer' demisti.
Amcam ise, 'Niye yalan söylüyorsun, daha hava karanlik' deyivermisti.
Güner yengem ise büyük bir olgunluk içinde sessizce boynunu kirip sessizlige bürünmüstü.
Velhasili bu zahmetli süreç bir kis gününde son bulmustu ve ailemizin çinari Muzaffer amcami topraga vermistik.
Bir süre sonra ise Tayyip'e hakaret suçu nedeniyle yattigim Rize cezaevinden üç ayda bir verilen 1 haftalik izin için geldigim Görele'deki evime Güner yengem, Hadiye halam ve esi Fahri enistem geçmis olsuna gelmislerdi.
Bu durum aslinda pek görülen bir durum degildi çünkü amcamin etkileri ile bayramda seyranda büyügümüz küçügümüz hep birlikte amcamin kapisina dolusurduk.
Güner yengemin, Hadiye halamin ve Fahri enistemin evime gelmesi bu nedenle çok kiymetliydi.
Hadiye halam, 'Biz hep Tayyip'e oy veriyoruz, madem öyle bu seçimde vermeyiz de sende kurtulursun oglum' demisti.
Benim dertlerim gittikçe çogalmaya baslamisti.
Artik ülkemde kalacak özgürlük alani tükendigi için yurtdisina çikmak zorunda kalmistim.
Güner yengemin ise sagligi gittikçe bozuldugu için küçük kizi Emine'nin Istanbul'daki evinde kaliyordu.
Aradan Emine'yi veya esi Zeki'yi arayarak Güner yengemle sohbet ediyorduk.
'Türkiye'ye dönmeyecekmisin?'
'Su anda çok zor yenge!'
'Bana tam lazim oldugunda dönmüyorsun öyle mi?'
Iste bu söz yüregimde hep ince bir sizi olarak kalacaktir.
'Bana tam lazim oldugunda dönmüyorsun öyle mi?'
Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Göster