Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


19 Mayıs'ı anlamak


Açıklama: Tarihçi Sinan Meydan yazdı
Kategori: Toplum-Yaşam
Eklenme Tarihi: 19 Mayys 2026
Geçerli Tarih: 19 Mayys 2026, 08:09
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=27054


19 MAYIS'I ANLAMAK

19 Mayis 1919’da Mustafa Kemal (Atatürk) Samsun’a çikarken ülkede kosullar çok kötüydü. Ancak o umudunu hiç kaybetmedi, mücadeleden hiç vazgeçmedi. Akilci, bilimsel, planli, hesapli, hazirlikli, örgütlü ve stratejik hareket etti. Saraya/sultana veya emperyalist ülkelere degil, halka inandi, halka güvendi.

Üç gün önce 14 Mayis seçimleri yapildi. Ilk turda cumhurbaskanligi seçimini kazanan aday olmadi, seçim ikinci tura kaldi. Seçim gündemine kurban gitmesin, iki gün sonra 19 Mayis: Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çikip Türk Bagimsizlik Mücadelesini örgütlemeye baslamasinin 104. yili. Aslinda bu günlerde 19 Mayis’tan, Mustafa Kemal Atatürk’ün hareket tarzindan alinacak çok ders var.

GENEL DURUM VE GÖRÜNÜS
19 Mayis 1919’da Mustafa Kemal Pasa Samsun’a çikarken ülke her bakimdan yokluk ve yoksulluk içindeydi. 1911-1918 arasinda araliksiz neredeyse 7 yildir devam eden yikici savaslar Osmanli Devleti’ni paramparça etmisti. Bu savas sürecinde devlet, milyonlarca insan, yüz binlerce kilometrekare toprak kaybetmisti. I. Dünya Savasi sonunda Osmanli Devleti’nin elinde Dogu Trakya, Istanbul ve Anadolu kalmisti. Halkin yaklasik yüzde 80’i köylerde yasayip tarimla ugrasmakta, yaklasik yüzde 70’i salgin hastaliklarla pençelesmekte, yaklasik yüzde 95’i okuma-yazma bilmemekteydi. Okula gitmesi gereken çocuklarin yaklasik üçte ikisi okula gidememekteydi. Halk, tarikat-cemaat kiskacindaydi. Ülkede ne yeterli fabrika, ne yeterli yol, ne yeterli okul, ne yeterli ögretmen, ne yeterli hastane, ne yeterli doktor vardi. Ülkede kültür-uygarlik kurumu yok denecek kadar azdi. Ülke her bakimdan disa bagimliydi. Ülkenin milli varliklari ve temel kaynaklari yabancilarin elindeydi. Kadin, medeni ve siyasi haklarindan yoksundu.

Osmanli Devleti, I. Dünya Savasi’ni kaybedip 30 Ekim 1918’de Mondros Ateskes Antlasmasi ile I. Dünya Savasi’ndan çekildikten kisa süre sonra ordular dagitildi, silah ve cephaneye el konuldu, tüneller, tersaneler, demiryollari, limanlar Itilaf devletlerince kontrol edildi.

Mustafa Kemal’in Samsun’a çiktigi günlerde Istanbul’da bile ekmek sikintisi vardi. Anadolu insani yiyecek ekmek, çayina koyacak seker, ayagina giyecek ayakkabi bulamiyordu. Devlet, borç içindeydi. Hükümet memur maaslarini bile ödeyemiyordu.

Kasim 1918’den itibaren Itilaf devletleri Anadolu ve civarini isgale basladi. 13 Kasim 1918’de Istanbul fiilen isgal edildi. Bogaz’a düsman donanmasi demirledi. Dogu Anadolu’da Ermeni Devleti, Karadeniz’de Rum Pontus Devleti, Güneydogu Anadolu’da Kürt Devleti kurmak için hazirlik yapan ayrilikçi etnik gruplar vardi. Bütün bunlar yetmezmis gibi Mustafa Kemal’in Samsun’a hareket etmesinden bir gün önce, 15 Mayis 1919’da Yunanlar Izmir’i isgal etti.

Istanbul’daki Osmanli Saray Hükümeti (Padisah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit) ve neredeyse tüm siyasi partiler Ingiliz, Fransiz veya ABD himayesine siginma yanlisiydi. Padisah Vahdettin, Ingilizlerin bir dedigini iki etmeyerek isgallerin önlenebilecegini, en azindan tahtini/tacini koruyabilecegini düsünüyordu. Aydinlarin çogu Ingiliz veya Amerikan mandasi istiyordu. Ingiliz Muhipleri Cemiyeti, Wilson Prensipleri Cemiyeti, Teali Islam Cemiyeti gibi zararli cemiyetler kurulmustu. Ülkenin her yerinde yabanci konsoloslar, yüksek komiserler ve ajanlar vardi.

Buna karsin Anadolu’da sarayin/ sultanin agzina bakmadan isgallere karsi silaha sarilan, evini, barkini, köyünü, kasabasini korumaya çalisan insanlarin yerel direnisiyle Kuvayi Milliye hareketi ortaya çikmisti. Ülkenin çesitli yerlerinde Müdafaai Hukuk Cemiyetleri kurulmus, yerel kongreler toplanmaya baslanmisti. Mustafa Kemal, bu milli uyanisin ne anlama geldigini çok erken fark etmisti.

Mustafa Kemal, 19 Mayis 1919’da Samsun’a çikarken ülkenin durumu böyleydi. Ancak o umutsuz degildi. Siyasal ve toplumsal gerçekligin farkindaydi. Sorunlari ve çözüm yollarini iyi biliyordu. Gerçekçi bir bakisla, akilci, bilimsel bir yaklasimla ilk hazirliklari yapmisti. 19 Mayis 1919’da Samsun Tütün Iskelesi’ne ayak basan Mustafa Kemal, ne yapacagini, kimlerle birlikte nasil hareket edecegini biliyordu.
ISTANBUL'DAKI 6 AY
Mustafa Kemal, 13 Kasim 1918-16 Mayis 1919 arasindaki 6 ay boyunca Istanbul’da kurtulus yollari aradi. Bunun   için her kapiyi zorladi. Önce siyaset yolunu denedi. Istanbul’a gelir gelmez yeni hükümeti kuran Tevfik Pasa’nin yerine eski sadrazam Ahmet Izzet Pasa’nin hükümeti kurmasini istedi, bunun için Osmanli Meclisi’ne giderek Tevfik Pasa Hükümeti’ne güvenoyu verilmemesi için kulis yapti. Ancak basarili olamadi. Bu arada vatani kurtarmak için yetkili bir makama gelmeye çalisti. Ancak yine olmadi. Padisah Vahdettin’le çesitli görüsmeler yaparak onun düsüncesini anlamak istedi. Yabanci gazetecilerle, çesitli yabanci temsilcilerle de görüserek agizlarini aradi, gerçek niyetlerini ögrenmeye çalisti. Bu sürede asker-sivil pek çok kisiyle görüstü. Sonunda, “Istanbul surlarinin disina çikarak” Anadolu’ya geçmeye karar verdi. Tanidigi ve güvendigi Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay, Kazim Karabekir, Ismet Inönü gibi arkadaslariyla Sisli’deki evinde günlerce gecelerce “gizli kurtulus planlari” yapti.

Mustafa Kemal, 1919 baharinda, Gebze-Kocaeli yolu üzerinden gizlice Anadolu’ya geçme plani yaparken, hükümet, kendisini 9. Ordu Müfettisi olarak Anadolu’ya göndermeye karar verdi.

21 Nisan 1919’da Ingiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Osmanli Saray Hükümeti’ne bir nota vererek Karadeniz’de Rum çetelerine karsi direnen Türk kuvvetlerinin dagitilmasini ve Dogu Anadolu’daki sûralara son verilmesini istedi. 29 Nisan 1919’da Savas Bakani Sakir Pasa, Mustafa Kemal’e 9. Ordu Müfettisligi’ne atandigini duyurdu. Mustafa Kemal’den istenen sey, Anadolu’ya geçip düsmana direnmesi degil, Samsun ve civarinda Rum çetelerine karsi direnen Türk kuvvetlerini susturmasiydi. Ancak yetkileri henüz belli degildi.

Mustafa Kemal, Savas Bakanligi’ndaki tanidik arkadaslarini devreye sokarak ve yetki belgesini de o zaman Genelkurmay 2. Baskani olan cephe arkadasi Kazim Inanç Pasa’ya bizzat yazdirarak Anadolu’da -en azindan belirli bir süre- kendisine genis bir hareket alani yaratmayi basardi. Böylece resmi bir görevle (9. Ordu Müfettisi) ve genis yetkilerle Anadolu’ya geçti.

Mustafa Kemal’in 19 Mayis 1919’da genis yetkilerle Samsun’a çikisi “bir devlet operasyonu” falan degil, onun kendi kisisel çabasinin, çalismasinin, akilci hareket tarzinin bir eseridir.

ATATÜRK'ÜN KURTULUS STRATEJISI
Mustafa Kemal, 19 Mayis 1919’da Samsun’a çikarken saraya/sultana degil, millete dayanacak; sarayi/sultani degil, vatani milleti kurtaracakti. Ancak dönemin kosullari geregi belli bir süre halife/padisahi da kurtarmaktan söz edecekti. Ikincisi, asil düsmanin emperyalizm oldugunu bildigi ve antiemperyalist bir mücadele verdigi halde - halk, büyük devletleri gücendirmekten çekindigi için - önceleri büyük devletlere dogrudan cephe almayacakti. Bu onun kurtulus stratejisiydi. Atatürk, Nutuk’ta bu stratejiyi söyle anlatiyor:

“Millet ve ordu padisah ve halifenin hainliginden haberli olmadigi gibi, o makama ve o makamda bulunana karsi yüz yillarin köklestirdigi din ve gelenek baglariyla içten bagli ve sadik.(…)

Bir baska önemli noktayi daha söylemek gerekir. Kurtulus yolu ararken Ingiltere, Fransa ve Italya gibi büyük devletleri gücendirmemek temel ilke gibi görülmekteydi.(…)

Öyleyse kurtulus yolu ararken iki sey söz konusu olmayacakti. Ilkin Itilaf devletlerine karsi düsmanlik durumuna girilmeyecekti. Sonra da padisah ve halifeye canla basla bagli ve sadik kalmak temel kosul olacakti.”

Mustafa Kemal, önce hakli mücadelenin gerekçelerini ve yöntemini ortaya koydu. Bunun için Istanbul’da olusturdugu “kurtulus ekibini” Amasya’da bir araya getirip Amasya Genelgesi’ni yayimladi. “Milletin istiklalini yine milletin azim ve karari kurtaracaktir” dedi.

Sonra Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplayarak kurtulus yolunu belirledi. Bu sirada daginik haldeki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adiyla birlestirdi. Milleti temsil etmek için bir Temsil Heyeti kurdu. Böylece kurtulusun ilk örgütlenmesini gerçeklestirdi. Bu sirada, 7/8 Temmuz 1919’da görevden alinincaya kadar 9. Ordu Müfettisligi yetkilerini kullanarak asker, sivil yetkililere düsmana karsi direnis telgraflari çekti. Kendi ifadesiyle ülkede “elektrik sebekesi gibi” bir direnis agi kurdu. Irade-i Milliye ve Hâkimiyeti Milliye gibi gazetelerle, Anadolu Ajansi ile içeride ve disarida süratle kamuoyu olusturmaya basladi.

Mücadeleyi kisisellikten kurtarip millete mal etmek ve milli iradeyi egemen kilmak için Ankara’da TBMM’yi açti. Isgale karsi askeri direnis için düzenli orduyu kurdu. Iki yönlü bir kurtulus planiyla bir taraftan ülkeyi bagimsizliga, diger taraftan ulusu egemenlige kavusturacak adimlari atti. Kendi cephesini sürekli genisletip güçlendirirken düsman cephesini daraltip zayiflatti. Bu amaçla içeride ve disarida ittifaklar kurdu. Her firsatta mücadelenin hakliligina ve barisa vurgu yapti. Diplomasiden asla vazgeçmedi. Sahte baris tekliflerini asla ciddiye almadi. Gerektiginde geri çekildi, gerektiginde durdu, gerekli hazirliklari tamamlamadan asla saldiriya geçmedi. Yeri ve zamani gelmeden gerçek düsüncelerini asla açiklamadi. Kendi ifadesiyle asama stratejisiyle adim adim ilerledi.

Mustafa Kemal, 19 Mayis 1919’da Samsun’a çikip emperyalist isgale karsi Ulusal Kurtulus Savasi ve saraya/sultana karsi ulusal egemenlik mücadelesi yürütürken asla toplumsal gerçeklikten kopmadi, sürekli bilimsel analizler yapti ve akilli stratejilerle basariya ulasti.

Özellikle bu günlerde 19 Mayis’i anlamak, 19 Mayis’ta Samsun’a çikan Mustafa Kemal Atatürk’ten ders ve ilham almak gerekir.

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle