Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama: ‘Kayıp Kentin Yakışıklısı’
Kategori: Haber
Eklenme Tarihi: 26 Nisan 2026
Geçerli Tarih: 27 Nisan 2026, 18:19
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=26993
Yilmaz Erdogan’in amcasi için yazdigi ‘Kayip Kentin Yakisiklisi’ siiri
dokuzunda kayboldu mayis’in
cesedi bulundu
onikisinde
kaçirildiginda da
kayboldugunda da
ve cesetken de
yakisikliydi
amcamdi.
Saglik Bakanligi Teftis Kurulu Baskan Yardimcisi Namik Erdogan Kirikkale’nin Kiliçlar kasabasi Kayadibi mevkiinde kafasina tek kursun sikilarak öldürülmüs halde bulundugunda takvimler 10 Mayis gününü gösteriyordu.
8 Mayis 1994 günü saat 18.00’de isyerinden ayrildi. Kendi araciyla Selanik Caddesi’nde bulunan Numuneliler Lokali’ne geldi. Aracini lokalin kapali garajina park ettikten sonra görevliye , “geç gelecegini” belirtip garajin kapisinin açik birakilmasini söyledi. Saat 20.30 siralarinda araciyla garajdan ayrildi. Ayrilirken yaninda birilerinin olup olmadigi hiçbir zaman belirlenemedi.
Kirikkale Savciligi, sorusturma baslatti. Nuran Erdogan’in sikâyeti üzerine süpheli sifatiyla Mehmet Ünlü, Haluk Kirci, Bilal Demirbag, Mensure Sümer, Veysel Özsoy, Ünal Sümer, Mustafa Azili, Mehmet Aydoslu’nun ifadeleri alindi. Ancak süpheliler suçlamayi reddetti. Bassavcilik 11 Subat 1999’da görevsizlik karari vererek, dosyayi Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Bassavciligi’na gönderdi. DGM Bassavciligi da 23 Eylül 1999’da sekiz süpheli hakkinda ‘cürüm islemek için tesekkül olusturma” suçlamasi’yla yaptigi sorusturmanin ardindan takipsizlik karari verdi.
10 Mayis günü cesedi bulunan Saglik Bakanligi Teftis Kurulu Baskan Yardimcisi Namik Erdogan’in ölümüyle ilgili yillar sonra Özel Harekat polisi Ayhan Çarkin, savciliktaki ifadesine göre ” Ahmet Sakarya’nin anlatimlarindan, Ahmet Demirel grubunda daha dogrusu ona yakin çalisan Samsunlu olarak bildigim Özel Harekât kökenli Sait Yildirim tarafindan gözaltina alindi.” dedi.
Faili meçhul kalan cinayetin üzerinden 17 yil geçtikten sonra Veli Küçük’ün evinden çikan 3 Mart 2000 tarihli ‘Namik Erdogan neden öldürüldü’ basligi altindaki notta yer alan ifadeler haberlere konu oldu.
“Namik Erdogan görevi geregi eroin üretiminde kullanilan asitlerin Türkiye’ye kimler adina ne miktarda girdigini arastiriyordu. Bir gerçegi görmüstü. Ankara’nin uluslararasi oligarsik çete üyelerine dogru uzanan zincirin halkalarinda yer alanlari isim isim gözler önüne seren liste onun elindeydi. Görmemesi gereken gerçek az önce yukarida özetle ifade etmeye çalistigim eroin üretiminde kullanilan asit trafigiydi. Öldürüldü.”
Yürütülen sorusturma kapsaminda ‘magdur tanik’ sifati ile ifade veren Namik Erdogan’in kizi Begüm Erdogan ise, savciya babasinin ölmeden önce Dogru Yol Partisi’nden bir milletvekili ile görüstügünü ve bu vekilden kendisini Tansu Çiller ile görüstürmesini talep ettigini anlatti.
Begüm, Erdogan iki sayfalik ifadesinde savciya su bilgileri verdi: “Babam öldükten sonra yaptigimiz arastirmalarda Saglik Bakanligi’na bagli kurumlarin yapmis oldugu ihalelerde bir takim yolsuzluklar yapildigini, bunun da babam tarafindan sorusturuldugunu ve bu yüzden öldürüldügü ve Kürt kökenli olmasi sebebiyle de bu öldürmenin farkli bir yöne çekilmesi istendigi bize söylenmisti.”
Babasinin ölümünden kisa süre önce kurum içerisinde Namik Erdogan’in PKK ile iliskisi oldugu yönünde kasitli dedikodular yapildigini da öne süren Begüm Erdogan daha sonra “Babam Kürt bir bürokrat oldugu için öldürüldü. Devletini seven ve devleti için çalisan biriydi. O dönemdeki faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin çogu Kürt’tü.” dedi.
Susurluk davasinin en önemli isimlerinden olan eski özel harekât polisi Ayhan Çarkin’in, Ankara’da Özel Yetkili Cumhuriyet Savcisi Hakan Yüksel tarafindan yapilan sorgusunda, 1990’li yillarda Ankara’da aralarinda ünlü sanatçi Yilmaz Erdogan’in amcasi Saglik Bakanligi Teftis Kurulu Baskani Namik Erdogan’in da bulundugu 4 faili meçhul cinayete bizzat katildigini itiraf edecekti.
Kirikkale Cumhuriyet Bassavciligi’nin cinayetin üzerinden 16 yil geçtikten sonra Namik Erdogan’in cesedinden çikan kursunlari balistik incelemeye göndermesi cinayetin üstünün nasil ustalikla örtüldügü göstermesi bakimindan önemli bir not olarak hafizalarda kaldi.*
Oglumu okula gönderiyorum, aksam camlarda kaliyorum geri gelecek mi diye. Çünkü esimi öyle gönderdim, geri gelmedi.
‘‘Benim evliligimi yiktilar, düzenimi degistirdiler. Benim çok sevdigim esimi elimden aldilar,yavrularimi babasiz biraktilar. Ne haklari var! Ben niye onsuz yasamaya muhtaç olayim? Suçu, dürüst, namuslu olmasi miydi?’’
Esi Nuran Erdogan’di. Is Bankasi’ndan emekli; tam içinizden biri. O da esi gibi Hakkarili. Hala-dayi çocuklari esiyle. Yillarca birbirlerini tanimayip sonra ilk görüste asik olmuslar. Namik Erdogan Özel Eczacilik’ta gece dersleri alarak okurken kizlari Begüm kucaklarindaymis. Sermaye olmayinca eczane açmak kolay degil. Memlekete, Hakkari’ye uzanmakta bulmuslar çareyi. 1976’da Bugra da katilmis aileye. Nuran Erdogan Is Bankasi’nda Sef Muavini’yken Namik Erdogan Saglik Bakanligi’nin sinavini kazanmis.
‘‘Kari-koca çalistik, didindik çocuklarimizi okutalim, iyi bir yer edindirelim, diye. Kocam isinde basariyi yakaladi. Seviliyordu, sayiliyordu, dürüstlügüyle, kararliligiyla taniniyordu. Hatta güzel giyimiyle de taninirdi. Kaçirilip götürüldügünde kendi kendime çok düsündüm, onun suratina bakan, gözlerini gören kiyamaz, dedim. Kiydilar…’’
Namuslu bir memur ailesi günün birinde cinayet denen haksiz ölümle iste böyle karsilasti. Cinayetin ardinda Nuran Erdogan’in aylardir yüregini daraltan tehdit mektuplari vardi. Namik Erdogan’in Bakanlik’taki ofisine ve hatta Bakanlik’taki tüm birimlere gönderilen imzasiz tehdit mektuplarinda ‘‘PKK’li bir baskan yardimciniz var, onlara (Kürtlere) yardim ediyor, özel sirketleri var, paravan olarak kullaniyor’’ yaziyordu. Onu yolsuzlukla, PKK’li olmakla suçlayan satirlar Namik Erdogan’in teftislerinin hizini kesmedi. Ölümünden hemen önce Hifzissiha’daki bir teftiste 25 kisiyi açiga almisti. Elinde incelenecek yüksek rakamli ihale dosyalari vardi. O günler ülkücü kanadin Saglik Bakanligi’nin köselerini tuttugu günlerdi. Erdogan ise ‘‘ben Kürdüm’’ diyenlerdendi. Olaylarin üstüne gidis tarzi ve kimligi hem ailesine hem de rüsvet ve yolsuzlukla basetme kabiliyetini gittikçe daha çok kaybeden Türkiye’ye pahaliya maloldu.
O GÜN YOLCU EDEMEDIM
Iste onun yokolus günü ve gecesi: ‘‘Kizim evlendi, bir bebegi oldu, ben büyütüyordum. O sabah bebege mama yediriyordum. Ben her sabah arkasindan bakar el sallarim. O gün yolcu edemedim. Sen çocukla kalkma, ben giderim dedi.’’ Nuran Erdogan esini erken bekliyordu. Ögleden sonra aramis, anne ve babasinin yemege gelecegini söylemisti. Aksam yediye dogru eve bir telefon geldi. ‘‘Ben içerde is yapiyordum. Kizim çikti telefona, kosarak içeri geldi. Birisi ona dikkatli olun bugünlerde babaniz öldürülecek demis. Babam oradan, olacak sey mi, dedi. Her tehdit eden adam mi öldürür?’’ Ancak gece ilerledi, Namik Erdogan eve dönmedi. Esi battaniyesini aldi, sarindi, camin önüne geçti. ‘‘O taksiye bakiyorum, o arabaya kosuyorum, yok, yok. Herkese haber verdim, gören olmamis. Dört gün aradilar. Dört gün sonra Kirikkale’de nehrin kenarinda buldular.’’ Haberi veren Hakkari milletvekili Mustafa Zeydan’di. Nuran Erdogan onun canli halini yeniden görebilmek umuduyla dört gün kapinin karsisinda beklemisti. Elinde esinin çerçeveli resmi vardi.
Farkli, düsünceli ya da sikintili bir hali var miydi son günlerde?
– Bir durgunluk yasiyordu ama günün yorgunlugu diye geçistiriyordu. Konuskan bir insan degildi. Bir çantasi vardi, sifresini hiçbirimiz bilmezdik, devamli sifreliydi. Ölümünden sonra o çanta bulunamadi.
Öldügünü ögrendiginizde kim vurdu sorusunu yanitlayabildiniz mi?
– Insanlara çok güvendin diye isyan ettim. Seni güvendiklerin vurdular dedim.
Dört sene geçti aradan. Degisen cevap var mi kafanizda?
– Devlet içindeki çeteler yapti, kesinlikle. Açiklarin, yolsuzluklarin üstüne gidiyordu. Bir de kimligini saklayan bir insan degildi. Niye saklasin ki! Bir Kürdün, bir dogulunun gelip Bakanlik’ta öyle bir yere çikmasini çekemediler. Olaylarin üstüne gitmeseydi, rüsvet yeseydi, gözünü kapasaydi hala yasiyor alacakti.
Borcunuz var miydi mesela?
– Evet. Esim öldügü zaman, telefon açtilar, kaç tane eviniz var, kaç tane yazliginiz var diye.
Kimdi bu telefonu açan?
– Bilmiyorum. Telefonu açti, sordu. Inanir misiniz arabamizi tüketici kredisiyle almistik. Nissan marka. Üç senedimiz daha duruyordu. Ben ödedim.
KIMSE BIZE INANMADI
Namik Erdogan’in öldürülmesi farkli yönlere tasinmaya çalisildi. Gazete haberlerini ‘‘acaba rüsvet mi almisti?’’, ‘‘dogu kökenli, acaba esrar mi kaçirdi?’’ sorulari yönlendirdi. Arastiranlar üzerine kayitli bir ev ve bir araba buldular yalnizca. Evi babasindan miras kalan arsalarin satisiyla alinmisti; hatta 10 milyon eksik, borçla kapatilmisti.
Peki bu ‘‘dürüst bürokrati’’ kim öldürdü? ‘‘Ben bastan beri devlet içinde birtakim sahislarin bunu yaptigini söyledim. Ama kimse bize inanmadi. Herkes dedi ki neden devlet Namik Bey’i öldürsün? Ama nasil Susurluk olayi oldu, herkesin kafasinda bir soru isareti; Namik Bey’in olayi buna benziyor diye. Ayni inanmayan kisiler simdi de soruyorlar niye takip etmiyorsun, Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’ne basvurmuyorsun diye.’’
Susurluk kazasiyla bunca iliski çikti ortaya, sizin bilmediginiz iliskiler, baska cinayetler, ölümler. Ne düsündünüz?
– Ben eskiden ölümlere üzülürdüm. Susurluk kazasinin karsisinda oh olsun dedim, daha beter olsunlar dedim. Ve dedim ki Tanri kocami öldüren kisiye evlat acisi göstersin, daha agirmis. Esimin acisi bana çok agir geldi. Susurluk yargilanirken mutlaka içlerinden birinin esimi öldüren olacagini zannettim. Namik Erdogan’in katili çikacak diye bekledim. Ama çikmadi ya da çikarilmadi. Niye istedikleri cinayeti aydinlatiyorlar da benimki aydinlatilmiyor? O raporda Namik Erdogan cinayeti açiga çikar dedim. Çikmayinca yikildim. Esimin davasini takip eden komiser, Yüksekova Çetesi’nden çikti…
Neden böyle yarim kaldi?
Nuran Erdogan’a esi, ‘‘ömrümün sonuna kadar yanindayim’’ demis, ‘‘bu hayati senle bitirecegiz, torunlarimizi senle büyütecegiz’’ sözü vermis ona. Peki neden böyle yarim kaldi diye soruyor. Gündüzler esle dostla geçiyor ama hava kararmaya basladi mi, dört duvara kapanip kaliyor. Dul bir kadinin yasaminin zorluklari… Kaliplasmis düsüncelerin disina çikmak zor diyor, o kurallari yikmak çok zor. ‘‘Niye böyle bir yasantiya terk edildim ben? Hayallerimiz vardi, bir ay sonra emekli olacakti, mavi yolculuga çikacaktik.’’ Esinin ölümünden sonra parasi yetmedigi için evini satmis Nuran Erdogan. Oglu öyle okumus üniversiteyi. En büyük korkusu Bugra’yi kaybetmek. ‘‘Düsünün okula gönderiyorum aksam camlarda kaliyorum çocugum geri gelecek mi diye. Çünkü esimi öyle gönderdim, geri gelmedi.’’ Mezarliga ogluyla gittiginde aglamasini sakliyor. Tek basinaysa birbuçuk saat konusuyor, agliyor. Geceleri sigara içiyor, gündüz degil. Hayata ve esinin anisina sariliyor. O esinin kilitli çantasindakileri hiç bilmedi. Esi öldürülmeden hemen önce Ugur Mumcu serisini almisti; kitaplarin taksitlerini yegeni ödedi.
Namik Erdogan’in ölümüyle ilgili ceza davasi hala sürüyor. Aile Bakanlik aleyhine tazminat davasi açacak. Cumhuriyet Savcisi Kutlu Savas‘tan 1991-94 yillari arasinda Bakanlik’ta Namik Erdogan’in baktigi tüm dosyalarin ve teftislerin yeniden incelenmesini talep ettiler. Bakanlik incelemeyi kabul etti… Öldürülmesinin üstünden dört, Susurluk’un üstünden iki yil geçti…
Üçüncü yil baslarken
Susurluk kazasi yarin ikinci yilini dolduruyor. Susurluk milat gibi. Ortaya çikardigi iliskiler hala çözülmüs degil, her gün yeni bir seyler ögreniyoruz. Bu iliskilerin baslangici Susurluk’tan çok daha önceye gidiyor. Susurluk faili meçhul diye adlandirilan cinayetler zincirine bir isik tuttu. 1990’larin basinda birileri bazi insanlari kaçirip öldürmeye, otomobillerinde vurmaya basladi. Öldürülenlerin ortak noktalari vardi. Dolayisiyla öldürenlerin de ortak noktalari oldugunu kamuoyu hissedebiliyordu. Ama cinayetlerin aydinlanmasi imkansiz gibiydi. Aradan zaman geçti, Susurluk kazasi olunca, gözler yeniden geçmise, o faili meçhullere döndü. Ipler birbirine baglandi. Biz de Susurluk’un üçüncü yili baslarken o faili meçhullerden bazilarina geri döndük. Kurbanlarin geride biraktiklari esleri ne yapiyordu? Bunlardan biri Namik Erdogan; Ankara’da bir ‘‘dürüst bürokrat’’.
Saglik Bakanligi Teftis Kurulu Baskan Yardimcisi’yken ihalelerin hiç de açik ve temiz olmadigini gördü. Üzerine gitti, tehdit edildi. Namik Erdogan 1994 yilinin 9 Mayis aksami arkadaslariyla her gün gittigi lokalden kaçirildi. Cesedini dört gün sonra Kizilirmak kiyisinda basinda iki kursunla buldular. **
* twitter lobihaber
**www.hurriyet.com.tr