Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


Tuana’nın Ölüm Nedeni Trafik Kazası mı?


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 09 Nisan 2026
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 22:58
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=26973


Tuana’nin Ölüm Nedeni Trafik Kazasi mi?

PROF. DR. CEVDET ERDÖL 01.04.2026
 
Bir çocuk gerçekten ne zaman kaybedilir? Kalbi durdugunda mi… yoksa herkesin sustugu anda mi?
Tuana Torun’un ardindan yazilan her cümle, bir gerçegi daha görünür kiliyor: Biz bir kazayi degil, bir sürecin sonucunu konusuyoruz. Bu yüzden mesele yalnizca direksiyon basindaki bir sürücü degil. Mesele, o çocugun adinin ilk kez bir iddiayla anildigi andan itibaren nasil korunamadigidir.

Çünkü bazi ölümler vardir…
Öncesi yazilmistir.

Henüz 16 yasinda bir çocuk. Adi bir dosyaya giriyor. Ardindan sosyal medyada yayiliyor. Yorumlar, ithamlar, ima dolu cümleler… Ve en tehlikelisi: Politik pozisyonlar.
Evet, buradan açik konusmak gerekiyor:

Bir çocuk istismari iddiasi ortaya çiktiginda, taraflar siyasi kimliklere göre hizalaniyorsa, orada adalet yara almistir.
Çocuk dosyalari, siyasi aidiyetin gölgesine girerse, gerçek ikinci plana düser.
Ve en agir bedeli de maalesef yine o çocuk öder.

Bugün Tuana’nin ardindan konusurken su soruyu sormak zorundayiz:
Bu olay ilk gününden itibaren politize mi edildi?

Eger edildi ise…
Bir çocugun hikâyesi, hakikat arayisindan koparilip siyasi kamplasmanin malzemesi haline getirildiyse…
Orada sadece hukuk degil, vicdan da kaybeder.

Peki devlet?
Emniyet gerekli tedbirleri aldi mi?
Tehdit iddialari varsa, bu tehditler zamaninda tespit edildi mi?
Bir çocugun adi sosyal medyada dolasiyorken, dijital koruma mekanizmalari devreye girdi mi?

Bu sorularin cevabi “evet” ise, o zaman sonuç neden böyle?
Cevap “hayir” ise, o zaman ortada açik bir ihmal var.

Aile ve Sosyal Hizmetler sistemi…
Bir çocuk bu kadar agir bir psikolojik yükün altindayken, koruyucu ve önleyici mekanizmalar ne kadar hizli çalisti?
Psikolojik destek yeterince saglandi mi?
Aileye rehberlik ne oranda verildi?
Koruma karari, takip sistemi, sosyal inceleme… Bunlar sadece mevzuatta kalan basliklar mi, yoksa sahada gerçekten yasayan mekanizmalar mi?

Valilik…
Yerel kriz yönetimi devreye girdi mi?
Bir çocugun adi bu kadar hassas bir dosyada geçerken, kamu düzeni kadar o çocugun ruh sagligi da korundu mu?

Bu sorular gerçekten rahatsiz edici.
Ama bu sorular sorulmadan, hiçbir sey degismez.

Çünkü mesele su:
Biz hâlâ olay olduktan sonra konusan bir toplumuz.
Oysa korunmasi gerekenler, olay olmadan önce korunmali.

Tuana’nin hikâyesi bize sunu gösterdi:
Türkiye’de çocuklar yalnizca fiziksel risklere karsi degil, sosyal ve dijital baskilara karsi da savunmasiz.
Ve bu baskilar, çogu zaman görünmez oldugu için daha tehlikeli.

Bir çocugun omuzlarina yüklenen dedikodular, ima edilen suçlamalar, sosyal medya linçleri… Bunlar bir yetiskini bile yipratir.
Ama biz o yükü bir çocuga biraktik.

Sonra ne yaptik?
Izledik.

Belki en agir cümle bu:
Biz, bir çocugun yalniz kalisini izledik.

Ve bugün…
O çocuk yok.

Ama bu hikâyede bir sey var ki, hepimizin önünde saygiyla egilmesini gerektiriyor.

Bir baba…
Evladini kaybetmis bir baba…
Acinin en agirini yasamasina ragmen dimdik duruyor. Metanetini koruyor. Ve en önemlisi, evladinin organlarini bagislayarak baska hayatlara umut oluyor.

Bu, siradan bir insanin yapabilecegi bir sey degildir.
Bu, acinin içinden iyilik çikarabilen büyük bir yüregin isidir.

Biz o babayi konusurken utanmaliyiz.
Çünkü o, en büyük kaybin içinden hayat üretirken; biz, bir çocugu yasatacak sistemi kuramadik.

Iste asil çeliski burada.

Bir yanda görevini eksik yapan kurumlar…
Diger yanda görevini fazlasiyla yapan bir baba…

Artik su gerçegi net söylemek zorundayiz:

Çocuk koruma sistemi Türkiye’de hâlâ reaktif çalisiyor.
Yani olay olduktan sonra devreye giriyor.
Oysa olmasi gereken, risk ortaya çiktigi anda çocugun etrafina görünmez bir koruma kalkani örmektir.

Bu kalkan;
Emniyeti,
Aile Bakanligi’ni,
Valiligi,
Okullari,
Psikolojik destek mekanizmalarini ayni anda harekete geçirmelidir.

Ama eger bu zincirin bir halkasi bile gecikirse…
Sonuç, bugün konustugumuz tablo olur.

Tuana’nin ardindan artik kimse “elimizden geleni yaptik” diyemez.
Çünkü sonuç ortada.

Bu bir kaza degil.
Bu, ihmalin sonucudur.

Ve ihmal, tekrar ederse artik bir hata degil…
Bir tercihtir.

Bugün sorulmasi gereken soru su degil:
“Ne oldu?”

Asil soru su:
“Bir daha olmamasi için ne yapacagiz?”

Eger bu soruya net, hizli ve cesur cevaplar vermezsek…
Yarin baska bir isimi konusacagiz.

Ve yine geç kalmis olacagiz.

Son söz açik ve agirdir:
Bir çocugu koruyamayan kendini asla savunamaz.

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle