Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 25 Eylül 2020
Geçerli Tarih: 16 A?ustos 2026, 11:03
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=26908
ETNIK YAPILARIN BOZULMASI
Bütün ülkelerin tarihi geçmisleri vardir. Kimi ülkeler geçmisleriyle övünürken, kimi ülkeler de geçmisleriyle utanirlar. Türk Milleti ise hiçbir devirde geçmisinden utanmamis, utanacak olaylara da kalkismamistir. Bazi ülkeler olumsuzluklar yasamis ve bunun neticesi olarak da cografi yapilarinin zorunlu hale getirdigi farkli etnik ve dinsel unsurlara sahip olmuslardir. Farkli unsurlarin olusmasinin basinda ise Amerika Birlesik Devletleri gelir. Ülkesinde yasanan baski ve zulüm, açlik ve sefalet, hastalik ve ölüm nedeniyle, yasadigi topraklardan göç etmek zorunda kalan insan topluluklari bir araya gelerek daha iyi bir yasam umuduyla Amerika ve diger ülkelere göç ederek kendilerine yeni bir hayattin kapilarini açmislardir. Bütün zorluklari göze alarak Amerika'ya ayak basmayi basaran insanlar, bir yandan sevinç çigliklari atarken bir yandan da yabanci olduklari topraklarda yeni bir hayata baslamanin hesaplarini yapiyorlardi. Fakat bir zaman sonra ayak bastiklari topraklarda genis arazi sahiplerinin tarlalarinda birer köle olacaklarini ise belki de hiç hesaba katmiyorlardi.
Afrika ve Avrupa'dan yiginlar halinde gelen insanlarin Amerika topraklarina ayak basmasiyla, yerli halk (Kizilderililer) ikinci sinif insan muamelesiyle karsi karsiya kalmis, bunun neticesinde de göçmenlerle Kizilderililer arasinda kavga ve kargasa yasanmis, daha sonra da bu kavgalar savasa dönüserek milyonlara varan Kizilderili katliami yasanmasina sebep olmustur. Ama sag olarak kurtulanlar beyaz irkin yildirma ve baskilarina daha fazla dayanamayarak kabileler halinde ya kaderlerine boyun egip köle olmuslar ya da daglik bölgelere sürülerek oralarda yasamaya adeta mahkum hale gelmislerdir. Yani demem o ki, kendi ülkesinde dolayisiyla kendi topraklarinin sahibi olan yerli halk, baska ülkelerden göçüp gelen yabanci insanlarin gelmesiyle kendi topraklarinda azinlik duruma düsmekten kendilerini kurtaramamislardir. Büyük çogunlugu Avrupali beyaz irk ve Afrikali siyah irktan olusan göçmen topluluklari ile yerli halk arasinda içten içe, açiktan açiga savaslar yasanmaya baslamistir. Bu savaslara bir son vermek için devlet güçleri yerli halka baski ve yildirma politikasi uygularken, göçmenler ise devlet güçlerinin yaninda yer almaktan kaçinmamislardir. Hatta devlet güçleriyle birlikte Kizilderili halkini sahibi olduklari topraklardan sürülmelerine veya katledilmelerine seyirci kalmayi yeglemislerdir. Iste bugünkü Amerika Birlesik Devletleri'nin nüfusunun büyük çogunlugunu, farkli irk, etnik ve dini kökene sahip topluluklar olusturmaktadir.
Sultan GALIYEV, 1919 tarihinde söyle diyor: "Bugünün özgürlük sever Amerika'sinin, ilerleme ve teknoloji seklindeki kozmopolit kültüre ulasabilmesi için on milyonlarca Amerika ve Afrika yerlisinin ve Inkalarin zengin kültürünün yeryüzünden tamamen silinmesi gerekmistir. Chicago, New York ve diger kentlerin magrur gökdelenleri insanlik düsmani plantasyon sahiplerinin iskence ettigi Kizilderililerin ve Zencilerin kemikleri ve Inkalarin yakip yikilan kentlerinin tüten harabeleri üzerinde insa edilmistir."
Türkler ise 1500 yil öncelerinden baslayan Orta Asya'dan batiya göç etmis, güneye inmisler, kuzey bölgelere yerleserek kendilerine yeni bir ülke, yeni bir hayat kurmuslar ve göç ettikleri ülkenin halklarinin kader birligine ortak olmuslardir. Bununla birlikte Anadolu, tarih boyunca farkli etnik kökenlilere vatan olmakla birlikte son kez 1000 yildir Türklerin anayurdu olmustur. Türkiye devletini, Anadolu'da yasayan bütün etnik topluluklar hep birlikte olusturmustur. Türkiye'de etnik kökeni ne olursa olsun bütün vatandaslarin bireysel olarak kendi kimligini özgürce ifade etme, kendine göre kültürel degerlerini koruma ve yasatma çabasini sürdürme hakki vardir. Ve bu hak tarih boyunca taninmis ve uygulanmistir. Türkiye çok farkli gibi görünen gerçekte bir agacin dallari olan insan topluluklarindan olusur.
Böyle bir toplulugun birlik ve beraberligini nasil bozariz, bu birlikteligi nasil yerle yektan ederiz diye plan ve projeler gelistirenler ise hep Amerika ve batili yikim güçleri olmustur. Osmanli Imparatorlugu'nun parçalanmasi ve yikilisi, sonra da ortadan kaldirilmasi, bu yikim güçleri eliyle ve içimizdeki kiralik ve satilik isbirlikçilerin de yardimlariyla ortadan kaldirildigini tarih kitaplari yazmaktadir.
Türk-Osmanli Imparatorlugunu parçalamak için önce Araplari kiskirttiklarini sonra da Türklerle baglarini nasil kesmek istedikleri de tarih kitaplarinda yazilidir. Islam medeniyetine bakildigi zaman su üç temel toplumdan meydana geldigi ve bunlarin Türkler, Araplar ve Farslar oldugu görülür. Ama ne hazindir ki, batili yikim güçleri, bu üç temel unsurlar arasinda düsmanliga dayali ayristirma çabalarina girmis ve bunda da basarili olmuslardir. Islam dünyasinda ayristirma çabalari yapmaya çalisan batili ülkeler, kendilerine gelince aralarinda isbirligi yapmak ve barisi gerçeklestirmek amaciyla Avrupa Birliginin temellerini atmislardir. Aralarindaki yüzyillardir süren egemenlik ve mezhep savaslarini, Birinci ve ikinci Dünya Savasi'ndaki yikimlari geçmiste birakarak, birlik ve bütünlük içine girmislerdir. Ortadogu halklari ise bir asirdir kendi aralarinda sürmekte olan gerginligi yasamakta, kardes kavgalariyla kan ve gözyasi akitmaktadirlar. Kendi halklariyla kavgali, etnik ve mezhep çatismalari içinde birbirlerini bogazliyorlar. Bu gerginligin canli tutulmasini isteyen Amerika ve batili yikim güçleri, ülkelerdeki kiralik ve satilik adamlarina dolar ve avrolar yagdirip etnik çatismalarla ülkelerin yapisini bozup sonra da degismesi için büyük çaba harcadiklarini görmemek mümkün degildir.
Ülkelerin tarihi geçmislerine bakinca, batili yikim güçleri, Müslümanlarin içindeki etnik damari canlandirip küçük küçük guruplara ayirip devletler kurdurmuslardir. Diger taraftan da büyük kavimleri parçalayip böldükleri ve bu durum "Etnik yapilarin bozulmasi"na yol açmistir. Bu bozulmalara kapi aralayan sebepleri de göz ardi etmemek gerekir. Mesela yüce dinimiz Islam dinini kendi emellerine alet edenler, Türk ismine, kültürüne, kimligine ve tarihine düsman olanlar, asagilayip hakaret edenlerin söylemlerinden cesaret alan yikim güçleri, hem Türk Islam anlayisini ortadan kaldirmak, hem de etnik yapilarin bozulmasi için çaba harcamaktan kaçinmazlar. Unutulmamalidir ki, Türk Milleti'nin içinde ve disindaki vatan millet düsmanlarca tahrip edilmek istenen Yüksek Türk kültürü ve seciyesidir. Kendi kimligini birakip baska bir kimlikle sekillenmeye çalisan milletler, kültüründen, tarihinden, kökünden, inancindan ve yasayis biçiminden kopmus, koparilmis olarak yasarlar. Eger Türkiye, bölgesinde ve dünyada teknik ve bilimle, ekonomisiyle, sanayisiyle, üretimiyle, hak ve özgürlükleriyle etkin rol üstlenebilirse, hiçbir ülke bu millete düsmanca sözler, söyleyemez ve düsmanca tavirlar takinmaya da cesaret edemez. Türk Milleti, istikrarli bir birlikteligi tarihi boyunca hep sürdürmüs bir ve beraber olarak bütün etnik gruplarla yasamis ve yasamaya da devam edecektir. Onu ayirmak isteyen, ayristirmaya çalisan, ayri istikametlere sürüklemeye ugrasanlar olsa da, oynanan oyunlarin farkinda oldugu sürece hiçbir güç onun bilegini bükmeye cesaret edemeyecektir.
"Tarih olaylarin saymanidir." Demisler. Milli birlik, Türkler için çok degerlidir. Türk milletini, mutlu ve basarili kilan temel ilkeler vardir. O temel ilkelerin bazilari sunlardir: Çaliskanlik, Dogruluk, Yardimseverlik, Hosgörü ve Cesarettir. Çaliskan olmak Türk milletinin bir özelligidir. Onun içindir ki, Türk Milleti, kendine, ailesine, ülkesine ve milletine yararli olmayi amaç edinmistir. Türk milletinin vazgeçilmez bir özelligi olan dogruluktan ayrilmadan, yardimsever olmak, hastalara iyi bakmak, düskünlere, kimsesizlere, muhtaç durumda olanlara yardim etmegi bir görev bilmektir. Hosgörü, saygi ve sevgi, aile içi ve disi iliskilerde herkesin birbirine göstermesi gereken bir davranistan asla vaz geçmeden, kimsenin diline, dinine, mezhebine, inanisina, görüs ve düsüncesine göre davranmamaktir. Kur'an'a göre, Insanlarin dillerinin farkli olusu, tipki renklerinin farkliligi gibi, Allah'in ayetlerindendir: "Göklerin ve yerin yaratilmasiyla dillerinizin ve renklerinizin farkli olmasi da O'nun ayetlerindendir. Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardir." Rûm, Suresi 22 ayet