Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


İŞÇİLER HÜKÜMETİN EŞEĞİ Mİ?


Açıklama: Taner Yıldız; Küreselleşen ekonomilerle rekabet edebilmek için yeri gelecek 16-18 saat çalışabileceğiz.
Kategori: Özel Haber
Eklenme Tarihi: 25 Aralyk 2010
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 06:11
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=2552


 

ISÇILER HÜKÜMETIN ESEGI MI?

   

Geçtigimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakani Taner Yildiz Türk-Is’e bagli Tes-Is’in genel kurulunda çok ilginç açiklamalarda bulundu. Bakan’a göre Türkiye’nin kalkinmasi adina isçiler gerekirse 16-18 saat çalisabilecek duruma gelmeli.

 

Taner Yildiz’in söylemi su sekilde devam ediyor,“Bizler gelismekte olan Türkiye olarak, mutlaka yeri gelecek 16-18 saat çalisabilecegiz. O yüzden biz uzlasi içerisinde bütün emeklerimizi beraber ortaya koyarak Türkiye’yi gelistirecegiz… Globallesen, küresellesen ekonomilerle beraber rekabet edebilen is ortaminin içerisinde bulunmasi gerek[ir].”Taner Yildiz’in bu açiklamasinin en dikkat çekici tarafi ise isçilerin 16-18 saat çalismasi durumunun mutlaka gelecegini belirtmesidir. Bakan ayrica bir uzlasidan bahsediyor fakat 18 saat çalisacak isçinin uzlasi sonucu alacagi tavizi herkes merak ediyor.

Bu açiklama AKP döneminde isçi haklari ile ilgili yapilmis ilk sira disi açiklama degil. Yine Taner Yildiz, Zonguldak’ta meydana gelen patlamadan sonra yasamini yitiren 30 isçinin ölümü hakkinda “çok güzel öldüler” yorumunu yapmisti. Ancak Bakan’in o skandal açiklamasinin görüntüsün ardinda, isçilerin yanarak can verdigi gerçegi vardi. Grizu patlamasi sirasinda ölmeyen diger isçilerimiz ise muhtemelen patlama sonrasi ortamda olusan oksijen yetmezliginden bogularak yasamlarini yitirmislerdi. Güzel diye nitelenen ölüm biçimi iste budur. Zonguldak’taki maden ise hükümete yakin bir ismin taseron sirketiydi.

 

SÜKREDIN

Ayni olayin ardindan Basbakan yasanan kaza için bu maden isçilerinin kaderidir diyor. Hükümete yakin yapimcilarin dizilerinde manipülatif gerçekler yaratiliyor ve senaryo geregi yaralanan güvenlik görevlilerine bu sizin kaderinizde var tipki maden isçilerimizde oldugu gibi deniyor ve tek yapmamiz dua etmektir diye de Islam’in uzlastirici gücüne atifta bulunuluyor. Öyleyse Taner Yildiz’in isçiler için sundugu 16-18 saatlik uzlasi zihniyetinin ne oldugu ortaya çikiyor.

Görünen o ki Taner Yildiz’in açiklamalari gibi isçiler 16-18 saat çalismalari karsiliginda uzlasi anlayisina göre daha fazla Islam yasacaklar. Isçileri artik daha dogru bir deyisle Türkiye emekçi sinifini daha fazla çalismaya ve daha az kazandirmaya yönlendirebilmenin temel düsturunun daha fazla Islam oldugu ortadadir.

 

ISÇI HAKLARINA BAKIS

AKP döneminde emekçiler ile ilgili diger bazi açiklamalar ise söyle: Agustos ayinda Nimet Çubukçu Usak’a yaptigi ziyarette yolda kendisine dert yanan iki sözlesmeli ögretmene, öyleyse sözlesmeli ögretmen olmasaydiniz dedi. Tuzla tersanelerinde isçi yaralanmalari ve ölümleri arttiginda dönemin Çalisma Bakani bölgeyi ziyaret ettikten sonra yasanan ölümlerle ilgili bu konuda dis mihraklarin payi oldugunu belirtti. Bakan’in söylemek istedigi gayet nettir, Tuzla’nin dünya tersanecilik piyasasinda rolü hizla büyümektedir, öyleyse ölümler Türkiye’nin bu alandaki rolünü kiskanan yabanci sermaye gruplarinin isidir. Bakan Taner Yildiz’in buna denk düsen son açiklamasinin önem tasiyan bir diger yani da küresellesen dünyada rekabet gücüne atifta bulunmasidir. Bu konuda Prof. Dr. Yalçin Küçük’ten bir alinti yapmak gerekiyor,”[…]çok rakipli dünya sektöründe, Malezya, Güney Kore, Misir, Pakistan özellikle tekstilde Türkiye’ye rakiptirler, pazara girebilmek ve kalabilmek için Türk parasinin degerinin sürekli düsürülmesi gerekiyor, bu sürekli devalüasyondur. Ilave olarak maliyetlerin indirilmesi zorunlu oluyor, teknoloji ayni olduguna göre, demek ki, devamli olarak ücretleri kesmek gereklidir, siniri ise esaret ücretleri düzeyidir. Ikisi nasil saglanir, bu, sonuçlari ekonomik olmakla birlikte mutlaka politik bir mekanizmayi isletmeyi gerektirmektedir.(1)

Türkiye ihracat yapabilmek için isçisinin çalisma süresini uzatmalidir, ücretleri azaltmali ya da Yalçin Küçük’ün dedigi gibi esaret ücreti düzeyinde tutmalidir, sendikalilari koruyan veya isçileri buna tesvik eden yasalar meclise gelmemelidir, taseron yasalari çikarilmalidir ama en nihayetinde isçileri ve emekçileri isyan noktasindan  uzak tutmak için Islam’i kullanmak gerekmektedir, isçiler arasinda dernekler ve sendikalar degil cemaat yapilanmasi gerekmektedir.

Sonuç olarak, Taner Yildiz’in açiklamasi son 30 yildir dünyada var olan neo-liberal politikalarin söze dizilmis halidir. Piyasaci anlayis, serbest ticareti savunma, sosyal bütün masraflari ortadan kaldirma ya da kisma, isçi ücretlerini olabildigince az seviyede tutma ve bütün bunlari yapabilmek için yogun bir dinsellik ve gericilik sahit oldugumuz en büyük gerçeklik olmaktadir. Neo-liberal politikalarin uzlasi zihniyetine karsi koyanlarin sonu ise Tekel isçilerine benzemektedir: Büyük bir baski.

 

Alphan Telek

Odatv.com

 

1)Yalçin Küçük, Devlet ve Hürriyet,s. 194,Ithaki.


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle