Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


MARAŞ KATLİAMI (24 ARALIK 1978)


Açıklama: Katliam iki solcunun öldürülmesiyle başladı.
Kategori: Özel Haber
Eklenme Tarihi: 18 Aralyk 2010
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 01:15
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=2499


 

MARAS KATLIAMI (24 ARALIK 1978)

  

Maras Katliami iki solcunun öldürülmesiyle basladi. Katliam 23 ve 24 Aralik 1978'de gerçeklestirildi. Katliamin hazirlik süreci 8 ay öncesine kadar gitmektedir.

  

MHP Genel Baskani Alparslan Türkes'in çesitli dönemlerdeki konusmalari ve MHP'nin Maras'taki etkinlikleri katliama örnek delillerdir. Katliamdan bir hafta önce, Alevilerin ve solcularin çogunluk olarak yasadiklari semt ve mahallelerde görevli olduklarini ifade eden bazi kisilerin "tuhaf" bir nüfus sayimi yaptiklarini söyleyerek evleri dolasarak, evlerde kaç kisinin yasadigi gibi sorular sorarak ve evlere yeni numaralar vereceklerini söyleyerek kapilari kirmizi boya ile isaretlemislerdir. Bazi belgelerde ise PTT görevlileri olduklarini söyleyen kisiler, mektuplarin kaybolmasini engellemek için bir çalisma yaptiklarini söylemek suretiyle kapilara boyayla isaretler koymuslardir. Bu isaretlemelerin amaci, Alevi ve Solcu evlerini belirlemek ve kendi yandaslarina zarar vermemektir.

 

 

Çiçek Sinemasi Olayi:

Ülkücü Gençlik Dernegi tarafindan getirilen "Günes Ne zaman Dogacak" adli film 16 Aralik 1978'de Çiçek Sinemasi'nda gösterime sokulur. 19 Aralik Günü 20.00 seansinin sonuna dogru tesiri az bir patlayicinin patlamasiyla bir tahrik baslar. Salonda film sirasinda sik sik "Müslüman Türkiye" "Milliyetçi Türkiye" “Koministler Moskova'ya”, "Basbug Türkes" gibi sloganlar atilir. Filmi izleyenler arasinda bulunan bir grup Ülkü Ocagi mensubu, "Bunu solcular atti" yollu söylemleriyle diger izleyicileri de tahrik etmek suretiyle PTT ve CHP binalarina slaganlar atarak yönelmis ve saldirilarda bulunmuslardir.

Polisin olaya el koyarak, olayin ülkücüler tarafindan gerçeklestirildigini ispatlamasi sonucu bazi kisiler gözaltina alinir. Patlamanin arkasindaki kisinin Ökkes Kenger oldugu anlasilir.

20 Aralik'ta aksam saatlerinde "Alevi ve Solcularin çogunlukla gittigi Yeni Mahalle'de bulunan Akin Kiraathanesi'ne patlayici madde atilir ve iki kisi yaralanir. Sonraki aksam bir baska patlamada sag görüslü Güngör Gençay adli birisinin evine atilir. Ayni aksam (21 Aralik 1978) Maras Meslek Lisesi ögretmenlerinden Haci Çolak ve Mustafa Yüzbasioglu okuldan evlerine giderken silahli saldiriya ugrarlar. Solcu olarak bilinen ögretmenlerden Haci Çolak olay yerinde yasamini yitirirken Mustafa Yüzbasioglu'da hastaneye götürülmesine ragmen kurtarilamaz. "solcu" ögretmenlerin cenazeleri önce Maras Lisesi önünde, ardindan da besbin kisinin katildigi kortej halinde Ulu Cami'ye dogru yola çikar. Bu arada fasist ve sagci gruplar cenaze törenine saldirmak için geceden çevre il, ilçe ve köylerden adam getirmek için "Koministler, Aleviler Cuma namazinda camileri bombalayacaklar, Müslüman kardeslerimizi katledecekler. Bunun hazirligini yapiyorlar. Müslüman kardeslerimizi katliamdan korumak için toplanalim ” yollu çagri propagandalarda bulunurlar. Öte yandan Maras Müftüsü de resmi araçlarla kenti dolasarak Sünni halki kiskirtmistir.

Devlet Hastanesi Bashekimi'nin, Cumhuriyet Savcisi'nin zorlamasina ragmen cenazeleri Cuma namazinin bitimine denk getirmesi, islemleri geciktirmesi baska bir soru isaretidir.

Cenaze kortejinin camiye dogru giderken polis ve askerler pankartlara kadar her seyi toplarlar. Cenazeler camiye yaklastiginda toplanan saldirganlar "Komünistler Moskova'ya, Katil Iktidar" sloganlariyla saldiriya geçerler. Üzerlerinde bulunan tas, sopa, kiremit parçalari ve patlayici maddelerle korteje saldirmalarinin ardindan polisin gruplarin arasindan çekilmesi ve jandarmanin yetersiz olmasiyla cenaze korteji dagilir ve cenazeler sahipsiz kalir. Cenazeler askerler tarafindan Devlet Hastanesi morguna kaldirilir.

Gruplar halinde kent içine yayilarak Aleviler’in yogun olarak bulundugu mahallelere saldiran fasistler önlerine çikanlari dövmeye, ev ve isyerlerini tahrip etmeye baslamislardir. DISK, TÖB-DER, Pol-DER, CHP, TIKP, Tekstil Sendikasi ve Saglik Müdürlügü binalari yikilip yakilir, av tüfegi satan dükkanlari talan ederek silahlari alirlar. Sokak aralarindaki çatismalarda üç saldirgan hayatini kaybeder. Geç saatlere kadar süren çatismalar, askerler tarafindan denetim altina alinir. Bu arada 100'e yakin isyeri tahrip edilmistir, yikilmistir.

 

  

Alevi ve Solculara Yönelik Toplu Katliamlar:

Fasist gruplar, cenaze töreninden sonra nasil bir saldiri plani hazirlayacaklarini ve saldiri için kullanacaklari sopa, demir çubuklari, kazma, kürek, benzin ve gaz gibi malzemeleri temin ederek belli evlerde saklamaya hazirlaniyorlardi.

23 Aralik günü yapilmasi planlanan saldirida halkin da yer almasi için camilerde ve belediye hoparlöründen, "Dünkü olaylarda komünist ve Aleviler tarafindan sehit edilen üç din kardesimizin cenazesi kalkacaktir. Bütün din kardeslerimiz buna katilsinlar, son görevlerini yapsinlar" yönlü çagrilar ve duyurular yapilmaya baslanir.

Aleviler’in yasadigi mahallelerde otomatik silahlarla saldirilar baslarken, bir yandan da isaretlenen evlere benzinli gazli, yanici maddeler atilmaya baslanir. Ardindan evlere girilerek kadin, çocuk demeden linç, tecavüz ve iskenceler baslar.

Polisin ve askerlerin bir haftadir baslayan ve son günlerde yogunlasan hazirliklara yeterince önlem almamalari veya genel geçer önlemler alarak hareket etmesi saldirganlarin kentte istedikleri gibi hareket ederek Maras'i ele geçirmelerine neden olur.

Katliami gerçeklestirenler, kadinlara tecavüz ederler, hamile kadinlarin karinlarini deserler, kundaktaki çocuklari bagazlarlar, kursun siktilar, öldürdükleri kadinlara tecavüz ederler, kadinlarin memelerini keserler. Çocuklari gözlerinden sislerler, insanlari baltalarla saldirip öldürürler.

Saldirganlarin "Aleviler, diger mahallelerde Müslüman kardeslerimizi, ”kadinlarimizi katlediyorlar, Camileri atese veriyorlar" biçimindeki propagandalari yüzünden daha önce tarafsiz kalan birçok Sünni kökenli vatandaslarimiz da olaylara katilmaya baslamislardir. Bu saldirilarda Isadivanli ve Durak Mahallelerinde bulunan cami imamlari da propaganda ve saldirilarda yer alirlar. Mahalle muhtari olaylara katilmayanlari zorlayarak silah, patlayici ve yanici maddeler toplar. Belediye araçlari saldiri sirasinda mühimmat ve silahlar tasir mahallelere. Saldirganlar isaretli evlerin yaninda YSE binasi, Saglik Ocagi, çarsi Karakolu ve Saglik Müdürlügünü, isgal edip yakarlar.

Birçok mahallede, sokakta, evde, polisler hiçbir seye karismazken, askerler son anda saldiriya ugrayanlari kurtarmaya çalisirlar.

Askerlerin ellerinden siginanlari alip kursuna dizen saldirganlar, Saglik Ocagindan, Devlet hastanesine getirilenleri kursuna dizmeye, öldürmeye baslarlar.

22 Aralik'ta fasistler tarafindan baslatilan katliam bes gün sürmüstür. Devletin tüm kurumlari, yetkilileri ve güvenlik güçleri durumu kontrol edememislerdir.

Kent disina kaçislar çoktan baslamisti. Öte yandan aileleri, yakinlari, çocuklari Maras'ta olanlar da kente girmeye çalisiyorlardi. Katliamda rahat hareket edenler MHP'li taraftarlardi. Katliamin ganimetini de onlar topluyordu.

Meydanlari kontrol etmeyi basaran saldirganlar "Kahrolsun Komünistler, Müslüman Türkiye, Din elden gidiyor, Vali istifa, Içisleri Bakani'nin kellesini istiyoruz" sloganlari her yani kaplamisti. Askerlerin tüm önlem ve kusatmalarina ragmen fasistler Hükümet konaginda bulunan ve oraya siginanlari katletmek istiyorlardi.

Olaylari, katliami yakindan izleyen ve fasistlerin kellesini istedikleri Içisleri Bakani Irfan Özaydinli ise, katliamin, solcularin tahrik etmesi sonucu çiktigini söylemekteydi. Özaydinli bu sirada bir de Türkes'i ziyaret ederek, alinacak önlemleri konusuyordu. Olaylar Türkes'in tam da istedigi gibi gelisiyordu zaten... Türkes "Ülkücüler güvenlik güçlerinin yardimcilaridir” derken, hükümette ülkücüleri bu gözle görüyor ve koruyorlardi. Öte yandan askerlerin olaylari önleme çabalarina yanit olarak "komünist asker" sloganlari bile atiyorlardi. Öyle ki jandarma Alay Komutanligi'ni bombalama eylemi bile gerçeklestirmeye çalismislardi.

Saglik Bakani Mete Tan, Türkoglu Ilçesi yakininda ülkücüler tarafindan durdurulur, tas ve silahla beraberindeki konvoya saldirilarda bulunulur. Güvenlik güçleriyle saldirganlar arasinda pazarliklar yapilir. Bakan, ancak bu pazarliktan sonra Maras'a girebilir.

Ayni biçimde Topçam ve Karabiyikli köyü yakinlarinda Adalet Bakani Mehmet Can, Milli Egitim Bakani Necdet Ugur ve Devlet Bakani Salih Yildiz'in da önü kesilir, silahli ve tasli saldirilara ugrarlar. Güvenlik güçlerinin müdahalesi saldiriyi engeller, ancak, Bakanlar Maras'a korku içinde girebilmislerdir.

Kentte yanginlar sürüp, sokaklarda cesetler kokusurken, fasistler ise "Yasasin Basbug Türkes" propagandalariyla sokaklarda dolasiyorlardi.

Maras'a gelmenin ötesinde ancak Hükümet Binasi'ndan çikamayan Bakanlar ve Milletvekilleri bir ortak bildiri hazirlayarak baris çagrisinda bulunurlar. Olaylarin bitmesi ve kayiplarin daha da büyümemesi yönünde ifadelere yer verilen bildiride, “Serefli Türk Ordusu'na ve Güvenlik Kuvvetlerine yardimci olunuz, evlerinizde istirahat ediniz” deniyordu. Ayrica Milletvekilleri olaylarin tamamen durmasi için Maras Müftüsü'nün de konusmasini istemelerine ragmen Müftüye ulasmalari mümkün olmaz.

Maras Katliami'ni gerçeklestirenler çatismalari çevre köylere de tasiriyorlar. Köylüleri "Maras'taki solcular, komünistler, Aleviler birleserek camileri bombaliyorlar, mahallelerde Sünni müslümanlarin evlerini tahrip ediyor ve yakiyorlar. Kadinlara-kizlara tecavüz ediyorlar. Alevi köylerinden silahli militanlarini Maras'a getiriyorlar. Biz de Maras'a giris yollarini kontrol edelim. Bir bölümümüz de Maras'ta direnen kardeslerimizin yardimina gidelim" biçiminde kiskirtmalarla çevre Sünni köyler de olaylarin içine çekilmislerdir. Bunun sonucunda çevre yollarin giris ve çikislarini kontrol altina alanlar da yolculari sorgulamaya, Alevi olanlara iskence yapmaya, bazilarini da öldürmeye kadar götürmüslerdi isi.

Imamlarin Rölü ve Kini: 22 Aralik günü Cuma namazinda Baglarbasi Imami Mustafa Yildiz'in söyledikleri olayin dincilerle, fasist ülkücülerin nasil bir araya geldiklerini ve ortak hedeflerini nasil örtüstürdüklerini göstermektedir. Kara Imam, Cuma vaazinda "Oruç ve namazla haci olunmaz, bir Alevi öldüren bes sefer hacca gitmis gibi sevap kazanir" diyor. Halki tahrik etmeye çalisan diger fasist ve dinciler ise, "Allah için Alevileri, gavurlari vurun, evlerini yakin. Solculari öldürün. Polis ve asker durdurursa dönün onlari da vurun" diyorlardi.

Maras'ta bu tahrik ve propagandalar, tertipler katliam, yakma yikmalar, 25 Aralik gecesi ancak durdurulabilir. Olaylarda 111 kisi ölmüs, binin üzerinde insan yaralanmistir. 552 ev ve 289 isyeri yakilip yikilarak tahrip edilmistir. Olaylarin ardindan Alevi nüfusunu, yüzde 80'inin Maras'i terk ettigi istatistiklere geçmese de biliniyor.

 

 

DEVLETE GIZLI BIR RAPOR

Içisleri Bakani Irfan Özaydinli, Maras Katliami’nin gün isigina çikartilmasi için özel bir ekibi görevlendirir Özel ekip ayrintili raporunu Içisleri Bakani’na sunar. Ancak raporun içerigi gizli tutulur. Gündem Dergisi, bu raporu elde etmis, bazi bölümlerini yayinlamistir. Raporun yayinlanan bölümü söyle:

“18.12.1978 günü, ÜGD Maras subesi ikinci baskani Mustafa Kanlidere, Ökkes Kenger ve üçüncü baskan Mustafa Tecirli’ye “Halki kiskirtmak, tahrik etmek ve isyanini saglamak için solcularin attigi süsü verilmek kaydiyla, tahrip gücü az bir dinamit atilmasini” emretmistir. Atilacak dinamit için Baskan Mehmet Leblebici ile görüsür ve bir köye gelir, ayni gün birinci baskan Leblebici Ankara’ya hareket eder...

“15 gün öncesinden itibaren, gelecek program olarak “Zeynel ile Veysel” filminin parçasi gösterilmisken ve ayrica yedek olarak sirada iki film daha bulunurken, Adana Maras ÜGD Subesi’ne gelen iki sahsin getirdigi bu film (‘Günes Ne Zaman Dogacak’), 16 Aralik’ta aniden gösterime sokulmustur...

“Patlama sesinden sonra ilk kaçan Salman Iliksoy’un pesine düsülür. 40 metre sonra yakalanir ve çarsi karakoluna götürülür. Bu sirada patlama olayini ve bombayi atani gördügünü ve tanidigini ifade eden Cuma Avci isimli sahis da karakola getirilir... Salman Iliksoy, polis memuru Mahir Güney ve polis memuru Hasan Aydin, ‘Bombayi atani tanirim’ diyen Cuma Avci’nin karsisina çikarilir. Cuma Avci ortada bulunan polis memuru Hasan Aydin’i göstererek, tanidigini bildirir. Emniyet Müdür Yardimcisi Hüsnü Isikli’nin ikazi üzerine ikinci kez polis memuru Hasan Aydin’i göstererek tanidigini bildirir. Teshise katilan disari çikartilir. Konu için zabit tutulmaz. Bu arada tanik Cuma Avci’ya, ‘o polis memuru idi. Suçlu o degil. Bombayi atanlar parkali olur. Onlar uzun bot giyerler, sakallidirlar, biyiklarina dikkat ettin mi?’ gibi seyler söylenir. Sonra Salman Iliksoy yine amir odasina teshis için alinir. Ve tabii Cuma Avci bombayi atan sahsi israrla tanir ve teshis eder. Son olarak, Emniyet Müdürü Kamuran Korkmaz’in emriyle ayni karakolun bir baska odasina geçilerek, dosyada bulunan teshis zapti düzenlenir...

“Olaylardan önce, Ankara Ili Bahçelievler, Karsiyaka ve Keçiören semtlerinde oturduklari bilinen Hüseyin Yildiz, Ünal Agaoglu, Haluk Kirci, Mustafa Özmen, Mustafa Dülger, Remzi Çayir, Mustafa Demir, Bünyamin Adanali, Ahmet Ercüment Gedikli, Mustafa Korkmaz ve Ismail Ufuk ile Mehmet Gürses isimli sahislarin Kahramanmaras iline gittikleri ögrenilmistir. Yine Iskenderun Demir Çelik Isletmesi’nde Fabrika Stok Kontrol Müdür Muavini olan Hayri Kusçu, Çelik-Is Sendikasi yetkililerinden Tuncay Terekli... Isimli sahislarin olaylardan önce ve olaylar sirasinda Maras’a gittikleri ögrenilmistir.

“19-25 Aralik 1978 tarihleri arasinda Kahramanmaras ili otellerinde kalan kisilerin günlük kayitlardaki isim listesine göre (..) ayni isme sahip kimi kisilerden, meslekleri bir seferinde terzi, bir seferinde çiftçi gibi degisik kayitlar alinmistir. Bunun disinda raporda, o günlerde herkesin dikkatini çeken Milli Piyangocularla ilgili ilginç bilgiler vardi. ‘Adiyaman ilinden gelerek Çelik Palas Oteli’nde 19-20 Aralik 1978 günlerinde yatan ve kendilerini Milli Piyangocu olarak taninan 26 degisik isimli sahislarin Milli Piyango Idaresinden alinan, 26 Ocak 1979 gün ve 013/653 sayili yazilari ve ekinde bulunan belgelerden, ne sabit ne de seyyar bayii olmadiklari anlasilmistir. Yine ekte bulunan 013 sayili yazidan, yalniz 9 ve 31 Aralik günlerinde çekilis yapildigi anlasilmistir. Kahramanmaras ilinde de yeteri kadar Milli Piyango bayii vardir. Ve 19-22 Aralik günlerinde çekilis olmayacagina göre, sahte meslek göstererek kalan bu kisilerin, olaylardan haberdar olarak gelmis militanlar olduklari kanisi uyanmaktadir.

“Milli Piyangocularin Kahramanmaras’a dolustugu bu günlerde bazi evler ve isyerleri üç hilal çizilerek, bazilari ise üzerlerine çarpi konularak isaretleniyor, sehirde çesitli yerlerde solcular, Aleviler ve hükümet aleyhine slogan yaziliyordu.

“22 Aralik 1978 günü Maras’ta olaylar patlak verdiginde iki ayri telefon görüsmesi daha yapilmistir.

“Iskenderun Demir-Çelik Isletmesi’nde çalisan Alaattin Eryaman isimli sahis, Kahramanmaras Ili 3050 numaradaki sahis ile konusurken, 3050 numaradaki kisinin, ‘Benzinlikte toplandik, mahallelere saldirdik’ dedigi ögrenilmistir.

“Adana ilinden bir sahis, Malatya Özel Dogu Klinigi Doktoru Muhittin Turgut’u telefonla aramistir. Yapilan bu telefon konusmasi sirasinda, Adana’daki sahis, ‘Kahramanmaras’tan oraya yaralilar gelecek, dikkatli olun’ demistir. Muhittin Turgut, ‘Orasini bana birakin. Malatya olaylarinda bir açik verdim mi ki bunda vereyim. Malatya olaylarinda ne sekilde çalistigimi siz de bilirsiniz’ karsiligini vermistir”

Sikiyönetim Askeri Mahkemesi Gerekçeli Kararinda katliami planlayip, uygulayanlar olarak MHP, Ülkücü Gençlik Dernegi, MISK gibi yasal parti ve örgütlerle ETKO, Kontr-gerilla gibi illegal örgütlerin adi geçer. Bu isimler sanik ifadelerinde, tanik beyanlarinda ve güvenlik görevlilerinin raporlariyla, basinda çikan haberlerde yer alir.

 

  

Yasayanlarin Agzindan Katliam

Meryem Polat: “Bes çocugum, damadim ve kizimin nisanlisi vardi. Evimiz, mahallenin en ucundaydi. Ortalardaki bir eve gittik. Sabahtan baslayip ikindiye kadar bütün evleri yaktilar. Bir çocuk kazanda yakildi. Bizim evin de yandigini duydum, çocuklarla gittik, baktik yaniyordu. O sirada bagira bagira 100 kadar kisinin geldigini gördük. Hemen yanan evin bodrumuna sigindik. Her seyi tekrar talan ettiler. Biz bodrumda suyun içindeydik; üstümüz tahtaydi. Tahtalar yaniyor, üstümüze düsüyordu. Evim kül oldu. Bodrumda sekiz kisiydik, orada oldugumuzu anlamadilar, çikip gittiler. Askerler gelip bizi Ticaret Lisesi’ne götürdüler.

Kamil Berk: "23.12.1978 günü, geceden beri bir seylerin olacaginin kusku ve korkusunu yasiyorduk. Ama yine de, devlet var diye biraz güveniyorduk. Ne bilelim ki... sabahin ilk saatleriydi, günes dogmak üzereydi. Mahallenin sokaklarinda sopali, silahli, baltali büyük bir grup bagirarak yürüyorlardi. Magarali Deresi’ni geçerek Ahmet Tabak’in motorunu yaktilar. Sonra Ahir ‘Dagi’na dogru gittiler. ‘Allahini, peygamberini seven, eli balta, silah, sopa tutan yürüsün, Alevileri öldürelim, komünistleri içimizden temizleyelim’ çagrisiyla ve bagirmalariyla mahalle içinde saldiriya geçtiler. Bu sirada askerler geldi, saldirganlari asagi dogru indirdiler. Ögleden sonra yeniden geldiler. Benzin siseleri vardi. Alevilerin evlerine saldirdilar, evlerin penceresinden benzin siselerini içeri attilar; arkasindan gazli bezleri atesleyerek içeri attilar. Evleri atese verdiler. ‘Maras size mezar olur, vatan olmaz; Yasasin Türkes, Yasasin MHP‘ diye bagiriyorlardi. Ellerindeki uzun menzilli silahlarla evlerimize ates etmeye basladilar. Korkudan kaçip kurtulmak isteyenlere arkadan ates edip öldürüyorlardi. Bu sirada evden çikmakta olan Cemal Bayir ve Ali Ün’e silahla ates ettiler ve öldürdüler. Biz de Molla Tabak’in evine sigindik. Bu eve de ates ettiler. Merdiven basinda içeri girmeye çalisan Fatma Baz ile Zeynep Aydogdu’yu kursunla öldürdüler. Fatma Baz’in kucagindaki 6 aylik oglu Yilmaz da kursunla öldürüldü. Molla Tabak’in evine çok insan siginmisti. Disaridan yagmur gibi kursun geliyordu. Evin camlari, kapilari delik desik olmustu. Bizler içerde birbirimize sarilarak hem agliyor, hem korunmaya çalisiyorduk. Askerler geldi, hepimizi kislaya götürdüler. Evlerimiz, esyalarimiz hem yagmalandi, hem yakildi”

Yeter Isbilir: ”Ali Riza Isbilir kaynim olur. Dumlupinar Mahallesi Neyzen Sokakta oturmaktayiz. Ali Riza Isbilir’in polis memuru olan kardesi Haci Veli’yle yeni evliyiz. Kaynim Ali Riza’nin evinde kaliyorduk. 23.12.1978 cumartesi günü ögleden sonra tahminen saat 15.00 siralarinda ellerinde balta, sopa, tahta, av tüfegi bulunan saldirganlar, oturdugumuz evin önüne geldiler. ‘Iste sari ögretmen Ali Riza Isbilir’in evi’diye bagirdilar. Disaridan evi kursun yagmuruna tuttular. Bir kismi dama çikarak bacalari yikmaya basladi. Sonra oturdugumuz evin kapisini, duvarlarini, kazma ve baltayla kirarak, sökerek içeriye girdiler. Ben, odada bulunan elbise dolabinin içine girdim, saklandim. Saldirganlardan bazilari ellerindeki tahta ile dolaba vurmaya basladilar. ‘Aman ben varim’ diye bagirarak ve aglayarak disari çiktim. Tahta ile bana vurmak isterken, elimi önüne siper ettim. Elim ve kolum agir yaralandi. Bir ara firsat bulup disariya dogru kaçarken, merdivenlerde kaynim ögretmen Ali Riza Isbilir’in karisi Ayse’nin ve kizi Sebahat’in orada yerde yattiklarini, üzerlerinde televizyon, biriket, tas, tahta parçalarinin bulundugunu, her taraflarinin kan oldugunu görüp üzerlerine düstüm. Sonra kendime geldim ve kalktim, asagiya dogru kaçmaya basladim. Arkadan tüfekle ates ettiler, omzumdan yaralandim. Sokakta birkaç evin kapisini dövdüm, hiçbiri içeri almadi. Arkamdan kosarak beni yakaladilar, evdeki ölülerin yanina götürdüler. ‘Türk müsün, gavur musun?’ diye sorguya çektiler. Yaralarimdan kan akiyordu. Ben de ‘Türküm, buraya yeni gelin geldim’ dedim. Birisi, ‘Birakalim, bu Türkmüs’ dedi. Bazilari da ‘Elimize geçmisken öldürelim’ diyordu. Üzerimdeki bilezik, küpe ve altinlarimi aldilar. Sonra beni asagi indirerek caddeye dogru götürdüler. Cadde üzerinde Ali Riza Isbilir’in oglu Mehmet’i sopa ve kalaslarla dövüyorlardi. Bir saldirgan, Mehmet Isbilir’e ‘Bu senin neyin oluyor?’ diye sordu. O da, ‘Benim amcamin karisidir, yeni gelin geldi. Onu öldürmeyin’ dedi. Beni oradan alarak bir dügün evine götürdüler. Sonra babamin evinin yakinina götürüp biraktilar. Kaynim ögretmen Ali Riza, karisi Ayse, kizi Sebahat, oglu Mehmet ve esim Haci Veli Isbilir’i öldürdüler. Evlerini, esyalarini da yaktilar.”

Mavis Toklu: “24.12.1978 Pazar günü, saat 10.00 siralarinda mahallemizin Muhtari Mehmet Yemsen ile Fevzi Görkem’in basinda bulundugu saldirgan bir grup, ‘Allah Allah, Komünistlerin kökünü kaziyacagiz, büyük-küçük demeyin, komünistlerin kafasini ezin’ diye bagiriyorlardi. Muhtarin elinde silah ve bayrak vardi. Digerlerinin elinde silah, patlayici madde, gaz, benzin, sopa gibi saldiri malzemeleri vardi. Evime hücum ettiler, kapiyi kirarak içeri girdiler. Odada oturan kocami (Kalender) alip bahçeye çikardilar. Ben de arkalarindan kosarak çiktim. Muhtara, ‘Aman etmeyin eylemeyin, kocami öldürmeyin, çoluk çocugumu meydanda koymayin’ diye çok yalvardim. Muhtar bana dönerek, ‘Çocuklarini götür, Karaoglan beslesin, kocani Karaoglan’in yoluna kurban kesiyorum’ dedi. ‘Karaoglan kim?’ diye sordugumda, ‘ECEVIT’ diye cevap verdi. Kocami, gözlerimin önünde iskence ederek öldürdüler. Öldürülürken kocama sarildim, üstüm basim hep kan oldu. ‘Aman muhtar etme eyleme, sen ne ediyorsun?’ dedigimde ‘Pisirdik pisirdik, komünistler gelsinler, hep yesinler’ dedi. Saldirganlar, bu defa yakinimizda oturan kardesim Hüseyin Toklu’yu götürmek için evinin etrafini sardilar ve kardesimi içerden çikardilar. Yine muhtara yalvardim yakardim. ‘Kocami öldürdün, bari kardesimi öldürme’ diye yalvariyordum. Muhtar ise, ‘Hüseyin’i de Karaoglan yoluna kurban ediyorum. Biz Karaoglan yoluna bu sene kurban kesecegiz, bayram günü gelmis’ dedi ve kardesim Hüseyin’i iskence ederek öldürdüler.

“Sonra, karsimizda oturan ve bir gözü görmeyen çok yasli Cennet Çimen’in evine gittiler. Bu kadini, ‘Gel nene, gel nene’ diyerek elinden tutup disariya çikardilar. Cennet kadin, gözleri görmedigi ve yasli oldugu için öldürülenlerden ve yakilanlardan habersizdi. Saniklardan Cuma Yalçin ile Nuri Boga tornavida ile Cennet kadinin (80 yasinda) gözlerini oydular, sonra silah sikarak öldürdüler. Yakininda bulunan helanin çukuruna bas üzeri atip, üzerine at arabasini devirdiler. Daha sonra hem bizim evi, hem diger evlerin tümünü yaktilar. Fevzi Görkem, ‘Yürü, hadi seni kurtarayim’ diyerek beni alip götürdü. Bir süre yürüdük, aniden kalbim sikisti, yürüyemedim. Beni birakip gitti. Biraz dinlendikten sonra evime döndüm. Evimin her tarafi alev, kül ve kan... Azicik dinlendim, askerlere haber vermek ve siginmak için çiktim. Yolda Mustafa Göktas, bir elini Ibrahim Usta’nin boynuna sarmis, diger elinde de tabanca tutuyordu. Ibrahim Usta’ya, ‘Senin kanini evime akitmayayim’ diyordu. Götürdü, saldirgan toplulugun içine itti, topluluk Ibrahim Usta’yi dövmeye basladi, sonra da onu öldürdüler. Ben de kör-topal sürünerek askerlere sigindim...”

 

 

Asker taniklardan Yüzbasi Timur Sen “Kahramanmaras 3. Tabur 8.Bölük Komutani oldugunu; 22.12.1978 günü cereyan eden cenaze töreni olaylari sonrasinda, General Boguslu’nun baskanliginda yapilan toplantida, Yörükselim mahallesinde oturan Alevilere karsi harekete geçilecegi yolunda istihbarat alindigi için bu mahalle ile diger mahalleler arasinda birliklerin yerlestirilmesine karar verildigini; kendisinin de 3. Tabur 8. Bölük ile beraber 23.12.1978 günü 04.30-05.00 civarinda Jandarma Komutanligi (Sehit Çuhadar Ali Caddesi’nin doguya uzanan kismi-Isik Caddesi-Pinarbasi Caddesi) tertibat alindigini; Ugrak Pastanesinin bulundugu kösedeki yola (Uzunoluk Caddesi-Isik Caddesi), sehirden gelip Askeri Gazino’ya  çikan yola (Enstitü Caddesi), Vilayet Konagi’na çikan yola (Pinarbasi Caddesi) ve bunlardan özellikle Uzunoluk Caddesi’nin Isik Caddesi ile kesistigi Ugrak Pastanesi’nin bulundugu köseye askerleri yerlestirdigini; her birinin basina 3 takim komutani görevlendirdigini, kendisinin de elindeki telsizle Ugrak Pastanesi’nin önünde yer aldigini; saat 07.00 siralarinda gün yeni isimaya baslarken Belediye hoparlöründen, ‘Dünkü olaylarda sehit edilen 2 din kardesimizin bugün cenazesi kaldirilacaktir. Bütün din kardeslerimiz buna katilsinlar, din kardeslerimiz son görevinizi yapin’ seklinde ve genel mahiyeti itibariyla sag görüslü kisileri toplamayi amaçlayan  anonslarin yapildigini; anonslarin arkasindan da anonsu yapan dernek veya partinin isminin söylendigini; bu anonslarin 08.00’e kadar devam ettigini; durumu telsizle Tabur Komutani’na bildirerek anonslarin önlenmesini istedigini, Tabur Komutani’nin Vali ile temasa geçtigini söyledigini; bu anonslar üzerine köse basini tuttugu yollardan sehir merkezine dogru sahislarin birer ikiser inmeye basladigini,

“Saat 09.00 civarinda Uzunoluk Caddesi’nden yukariya tertibat aldigi yere dogru ellerinde kalin sopalar ve taslar olan, ‘Kahrolsun komünistler, Sehitlerimizin kanini yerde birakmayacagiz, hesap soracagiz’ diye bagiran, yol üzerindeki isyerlerini tahrip ederek ilerleyen 15.000 kisi civarinda bir toplulugun gelmekte oldugunu; Ugrak Pastanesi’nin kösesinde 15 askeri” bir Takim Komutani ve kendisinin beklemekte olduklarini, grubun hareketlerini devamli olarak Tabur Komutani’na rapor ettigini; yolun ortasina bir makineli tüfek yerlestirerek beklemeye basladigini; grupla arasinda 100 metre kalinca gruba dogru giderek daha fazla ilerlememelerini, bagirmamalarini, aksi halde ates açacagini söyledigini; grubun bu ihtar üzerine durdugunu; ellerindeki sopalari devamli salladiklarini; hepsi ile muhatap olamayacagini, liderleri kimse onun gelip konusmasini söyleyince, grubun önünde lider pozisyonundaki 3 kisinin gayet küstahça ve ellerindeki sopalarla kendisine dogru ilerleyerek, ‘Söyle, biziz’ dediklerini; bu 3 kisiyi bir gün önceki cenaze töreni olaylari sirasinda Ulucami önündeki sag grubun en ön saflarinda görmüs oldugunu ve tahrik edici davranislarda bulunduklarini fark ettigini; bu 3 kisiden birisinin olaylardan sonra yakalandiginda teshis ederek hakkinda ifade verdigini ve isminin Saban Denizdolduran oldugunu, bu 3 kisiye bulundugu yerden geçemeyeceklerini, bu hususta emir aldigini, geçmeye çalistiklari takdirde makineli tüfekle ates ettirecegini ve ne pahasina olursa olsun buradan geçirtemeyecegini söyledigini; bu 3 kisinin kalabalik gruba dönerek geçemeyeceklerini söylemesi üzerine grubun içinde dalgalanmalar oldugunu, kimisinin geriye döndügünü, kimisinin tekrar kendilerine dogru yürümeye basladiklarini, bu gruptan bir kisminin, ‘Bizim Orduyla isimiz yok, birakin bizi yukariya geçelim’ dediklerini; kendisiyle konusan 3 kisinin ise topluluga dönüp, ‘Yörükselim Mahallesinde arkadaslarimiz sehit ediliyor, gidelim’ diyerek grubu tahrik etmeye çalistiklarini; ancak toplulugun kendisine karsi tecavüzkar hareketi olmadigi gibi, kendisini de geçmeye çalismadiklarini; bu arada sehir içinde muhtelif yerlerden, özellikle Yörükselim Mahallesinden yogun sekilde makineli tüfek sesleri geldigini, saat 09.00-09.30 siralarinda yine Belediye hoparlörlerinden Valiligin sokaga çikma yasaginin ilan edildigini, bunun üzerine kendisinin hem bu üç kisiye hem de gruptakilere dagilmalarini, evlerine gitmelerini tekrar söyledigini; gruptan kopmalar olmasina ragmen 4 veya 5 bin kisi civarinda bir toplulugun hava kararana kadar sokakta kalmaya devam ettigini; toplulugun liderlerine çocuklari niçin aralarina aldiklarini, ates etmesi halde, dogacak panikten ezilip ölebileceklerini söylediginde ‘Onlar davalarina inanan kisiler, bu yasta davalarina hizmet ediyorlar’ diye cevap verdiklerini,

”Sokaga çikma yasagi ilan edildikten sonra Yörükselim Mahallesinin bulundugu tarafa dogru kosarak gelen 4-5 kisiyi yakaladigini; bunlardan birinin üzerinde ucu kivrik keskin orak seklinde kesici bir alet (tahra), iki-üç  dinamit lokumu, bol miktarda tüfek fisegi, dinamit kapsülü ve pantolon kemerine sokulmus sise içinde benzin bulundugunu; yakaladigi bu sahislari çok yakindaki Merkez Polis Karakolu’na gönderdigini; grubun saat 21.00 siralarinda tamamen dagildigini” ifade ediyor.

 

BASINDA KATLIAM

Hürriyet( 26.12.1978)

“Girilen evlerden ve enkaz altindan cesetler çikariliyor. Cesetlerin kokmamasi için çevre illerden buz istendi. Cuma gününden bu yana örgütlenmis saldirgan topluluklarin yarattigi dehset ve terör... Ölü sayisi 98, yakilan-yikilan enkaz altinda cesetler bulundugu, askeri birlikler, girilmeyen Yörükselim Mahallesi’ne giderek kontrol altina aldi. Çamlik tarafinda bir topluluk askerlerin üstüne ates açti.

“Magarali Mahallesi’nde kokmaya baslayan 16 ceset bulundu. Otopsilerin Belediye Mezbahasinda yapildigi ögrenildi. 2500 kisilik seyyar mutfak Ankara’dan getirildi.

“Saldirganlara dinamit lokumu ve silah dagitildi. Adini açiklamayi sakincali bulan bir yetkili, ‘Maras Müftüsü’nün resmi araçlarla kenti dolastigini ve halki kiskirtici konusmalar yaptigini, olaylarin bundan sonra basladigini’ öne sürdü”

 

Cumhuriyet: (25.12.1978)

“24.12.1978 sabahi saat 10.15 siralarinda sagci gruplar, sokaga çikma yasagina karsin kentin sokaklarinda birikmisler; bin kisilik bir grup Vilayete yürümeye baslamislardir. Toplulugun dagilmasini isteyen jandarmalara saldirinca aralarinda çatisma çikmis, jandarmalar havaya ates etmek zorunda kalmislardir. Ve bes bin mermi yakilmistir. Sagcilarin ellerinde Amerikan yapimi M.1. piyade tüfeklerinin bulundugu, Vilayete yakin bazi binalari atese vermislerdir.

“Yakinlarini kayip eden çok sayida yurttas, vilayet önüne gelerek ‘Biz bu sehirden gitmek istiyoruz. Bize yardim edin, asker degil, sehri terk için araç istiyoruz’ diye bagiriyorlardi.

”YSE Bölge Müdürlügü’nün binasi, sagci saldirganlarca isgal edilmistir. Orada silah dagitildigini, Yörükselim, Yeni Mahalle ve Sakarya Mahallesi’nde iki günden beri mahsur kalan kisileri kurtarmaya giden polislerin üzerine uzun menzilli silahlarla ates açilmistir.

“Yapilan saldirilardan sonra acilen evlerde kadin ve çocuklarin kursuna dizildigi, bogazlarinin kesildigi, daha sonra ölülere gaz dökülerek evlerinin atese verildigi bildirilmistir.”

 

Aydinlik (16.01.1979)

“Evimize saldirmislardi, kaçtik. Mecburen Mahmut Kusat’in (Kürt Mahmut) evine sigindik. Kendisinden korkuyorduk. Bize, ‘Biraz sonra gelecegim’ diyerek disari çikti. O sirada telefon çaldi, telefonu açtim. Telefona çikan sahis, ‘Ben Ahmet Yildiz’im dedi ve Mahmut’u sordu. Kendisine ‘Evde olmadigini ve benim de akrabasi oldugumu’ söyledim. ‘Biz burada komünist Alevileri epeyce öldürdük’ dedi.’Elimize geçen kominist kurtulamiyor, dogruca fabrikaya atiyoruz. Nusret (Nusret Kusat, Mahmut’un oglu) Islahiye’den bir sandik silah getirdi. Burada pek gözükmemesi için gönderdim. Herhalde eve gelir. Su anda bizim Bekir ve Mehmet bir Aleviyi çevirdiler. Durum iyi. Bizim gibi yaparlarsa, sehirde hiçbir Alevi komünist sag birakmayacagiz. Sizin orada durum nasil?’ dedi. Iyi, iyi burasi sakin, dedim ve korkudan kapattim.

“Hemen Vilayeti aradim. Çikan komutana, ‘15 dakika içerisinde bizi kurtarmazsaniz öldürecekler’ dedim. Egitim Enstitüsü’ne de telefon ettim. Bizi kurtarmalari için yardim istedim. 15 dakika kadar sonra zil çaldi. Içeri Mahmut Kusat girdi. Hemen telefona kostu. Telefonda Bashekim Çetin Diker’le görüstü. ‘Agabey Komünist Alevilerin seni öldürdügünü duyduk ve çok üzüldük, sükür sagsin’ dedi. Evde bulunanlar titremeye basladik. Askeri arabalar o anda geldi. Kurtulduk”

 

Davanin Sonucu ve Yargilanmalar

Adana, Kahramanmaras, Gaziantep, Adiyaman, Hatay Illeri Sikiyönetim Askeri Komutanligi 1. Nolu Askeri Mahkemesi’nin gerekçeli karari söyledir:

804 kisi hakkinda dava açilir. Bu saniklardan 29’u ölüm cezasina, 7’si müebbet hapse; 7’si 15-24 yil arasinda, 29’u 10-15 yil, 259’u da 5-10 yil arasinda, 26’si ise 1-5 yil arasinda hapis cezasi almislardir. 379 kisi davadan beraat ederken 68 kisi firarda oldugu veya dava sirasinda ölmüs oldugu için davadan düserler. Öte yandan ölüm ve müebbet hapis cezalari disindakilere 1/6 oraninda cezai indirim uygulanmis ve cezalari azaltilmistir. Ardindan mahkemenin karari Yargitay’ca bozulmustur. Yeni yargilama sonucunda da idam cezalari uygulanmadi. Kanli Maras dosyasi sessizce kapatilmis oldu.


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster