Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama: "Bu bizim kaderimiz değil" deme zamanı
Kategori: Yöreden
Eklenme Tarihi: 07 A?ustos 2017
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:58
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=24481
‘Bu bizim kaderimiz degil’ deme zamani
Dosyamizda söz Tüm-Köy-Sen Giresun Temsilcisi Orhan Kara ve Giresun Merkez Çavusoglu Köyü Eski Muhtari Mehmet Aksu'da.
Orhan KARA - Tüm-Köy-Sen Giresun Temsilcisi
1963-1964 findik sezonunda devlet, FISKOBIRLIK vasitasiyla destekle alimlarina baslamistir. Bu alimlar dönemin hükümetlerince belirlenen kabuklu findik destekleme fiyati üzerinden 2000 yilina kadar sürmüstür. Bu süreçte FISKOBIRLIK üreticinin findiginin bedelini pesin ödeyerek alim yaptiginda, serbest piyasa (Manav-tüccar-ihracatçi) fiyatlari FISKOBIRLIK fiyatinin üzerinde olurdu. 2000 yilinda Dünya Bankasi ve IMF dayatmalariyla uygulamaya konulan 4572 sayili “Tarim Satis Kooperatif Ve Birlikleri Hakkinda Kanun” ile destekleme alimlarina son verilmistir. 2000 yilindan sonra üreticilerin mücadelesi sonucu, 29 ocak 2003 tarih ve 2003/5222 sayili Kararname ile FISKOBIRLIK tarafindan devlet adina toplam 48 bin 488 ton 2002 yili ürünü kabuklu findik alinmistir. Yine 30 Temmuz 2006 tarihinde Ordu Cumhuriyet Meydani’nda düzenlenen ve 100 bin kisinin katilimiyla gerçeklesen büyük findik mitingi sonrasi; 2006/10865 sayili Bakanlar Kurulu Karari ile Toprak Mahsulleri Ofisine kabuklu findik alim görevi verilmistir. Bu görev kapsaminda; 2006, 2007 ve 2008 tarim dönemlerinde, toplamda 694 bin ton alim gerçeklestirilmis olup karsiliginda net 2.83 milyar TL ödemede bulunulmustur.
2009/15202 sayili Bakanlar Kurulu Karari ile “ Yeni Findik Stratejisi” uygulamaya konularak TMO’ya verilmis olan findik alim görevi 2009 yilindan itibaren sonlandirilmistir. Bu tarihten itibaren de hükümetçe uygulamaya koyulan “Yeni Findik Stratejisi” uygulamalari bugün de devam etmektedir. Bu uygulamalarin en önemlisi olan “alan bazli gelir destegi” ödemeleri, 2017 yilinda da dönümüne 170 TL/Dekar olarak sürdürülmektedir.
FIYATLAR NE DURUMDA?
Son olarak da 2017 yilinda mevcut hükümetçe “findik üreticilerinin pazarlama sorunlarinin ortadan kaldirilmasi ve piyasanin düzenlemesi amaciyla 24 Nisan 2017 tarihinde TMO vasitasiyla findik alimlarina baslanacaktir” denilmistir. Ayni tarihte baslanan findik alimlarindan 20 Haziran 2017 tarihine kadar da TMO üreticiden 2 bin 800 ton kabuklu findik almistir. TMO Giresun kalite kabuklu tombul findik yüzde 50 randimanli 10.50 TL/kg, levant kalite kabuklu tombul findik yüzde 50 randimanli 10 TL/kg fiyati üzerinden alimlarini sürdürmektedir. 2017 yili findik alim sezonunda ise; TMO’nun bu görevini sürdürüp sürdürmeyecegi henüz belli olmamistir. Bu yil serbest piyasada fiyatlar Giresun kalite yüzde 50 randimanli tombul kabuklu findik ortalama net 13 TL/kg ile sezona baslamis, sezon içerisinde fiyatlar 14.50 TL/Kg. kadar yükselmistir. 17 Temmuz 2017 tarihi itibariyle bölgelere göre fiyatlar 8.50, 10 TL/kg arasinda seyretmektedir. 2000 yili sonrasi devlet müdahalesi oldugu yillarda dahil olmak üzere hiçbir zaman (Manav-tüccar-ihracatçi) müdahale fiyatinin üzerinde findik almamistir. Zaten findikta devlet müdahalesi olmadigi yillarda findik fiyatlarini bir avuç tüccar-ihracatçi ile dis alicilar ortaklasa belirlemistir.
2000’DEN SONRA PIYASA TEKELLERE KALDI
2000 yilindan sonra uygulamaya konulan Tarim Reformu Uygulama Projesi (ARIP) ile devlet FISKOBIRLIK vasitasiyla uyguladigi findikta destekleme alimlarindan vazgeçmistir. Bu tarihten sonrada findik piyasasi tamamen bir avuç tekelin eline geçmis, fiyati da tamamen onlar belirler duruma gelmistir. Tekellesmeye bir örnek vermek gerekirse; Türkiye 2016 (01.01.2016-31.12.2016) yilinda 227 milyon 556 bin 378 kilo iç findik ihracina karsilik 1 milyon 981 milyon 334 bin 911 dolar gelir elde etmistir. Bu findigin yüzde 78 olan 177 milyon 207 bin 563 kilosu Karadeniz ve Istanbul Findik ve Mamulleri Ihracatçilari Birligine üye 9 firma tarafindan ihraç edilmistir. En büyük ihracatçi olan Oltan Gida Maddeleri Ihracat Ithalat ve Tic. AS (Ferrero) tek basina toplam ihracatin yüzde 40’i olan 90 milyon 28 bin 397 kilo iç findik ihraci gerçeklestirmistir. Ayni firmanin yurt içi pazar payini da bu orana ilave ettigimizde; Ferrero’nun toplam pazar payinin yüzde 50’nin üzerinde oldugu görülür.
CEVAP VERILMESI GEREKEN SORULAR
Findikla ya da tarimla ilgili bir yasa meclise gelmeden önce ya da gelip de görüsülürken, findik üreticileri bu yasanin kendileri için ne anlama geldigini tartistiklarini ben görmedim. Tarimla ilgilenen çok az sayida entellektüel disinda bu yasalarin içerigiyle ilgili herhangi bir tartisma olmaz. Özellikle de bölgemizde, ne zamanki bu yasalar uygulanmaya baslar, ancak o zaman üreticiler kendi aleyhlerine uygulanan konularda seslerini çikarmaya baslarlar.
Findikla ilgili politikalar belirlerken; su sorulari da yanitlamamiz gerekmektedir. Ülkemizde ne kadar findik üretiyoruz? Ne kadar tüketiyoruz? Ne kadar ihraç etmemiz gerekiyor? Yillara göre ihracatimiz ne kadar artacak ve ayni üründe dünya tüketimi ne kadar artacak? Bize rakip ülkelerin üretimleri nedir? Daha sonra ne kadar olacak? Bütün bu sorulari dogru olarak cevaplamadan, saglikli bir findik politikasi belirlemek mümkün degildir.
YASANAN SORUNLAR NELER?
* FINDIKTA yasanan sorunlarin basinda fiyat sorunu gelmektedir. Findigin fiyatini üretici degil, bir avuç tüccar-ihracatçi ile dis alici tekeller ortaklasa belirlemektedir. Tabii ki, bu fiyat da üretici lehine degil, kendi kârlarini maksimize edecek sekilde belirlenmektedir.
* Ikinci en büyük sorun üretim asamasinda kullanilan girdilerin (gübre, tarim ilaci gibi) tekel fiyatlariyla satin alinmasidir.
* Bunlarin yaninda findik toplama isçiligi, kurutma, depolama gibi sorunlar vardir.
* Yine önemli bir sorun da finansman sorunudur. Üretici eger isçi kullanarak findigini topluyorsa isçilik, bahçe alti temizligi, patoz, nakliye gibi giderleri için acil paraya ihtiyaci vardir. Bu giderleri karsilayacak geliri yoksa findiginin bir kismini acilen piyasa fiyatindan hemen satmak zorunda kalmaktadir.
* Diger bir sorun verim ve kalite sorunudur. 13 yillik verim ortalamasina bakildigi zaman Dogu Karadeniz Bölgesinde verimin 77 kilo. Bati Karadeniz Bölgesinde ise (Bartin, Düzce, Kastamonu, Kocaeli, Sakarya, Zonguldak) 117 kilo oldugu görülmektedir. Bati Karadeniz Bölgesinde findik üretiminden dekar alandan alinan ürün miktarinin daha yüksek oldugu ve bu farkin kimi alanlarda üç katina kadar yükseldigi görülmektedir. Dogu Karadeniz’de findik bahçelerinin ekonomik ömrünü tamamlamis olmasi bölgeler arasindaki bu verim farkinin baslica sebeplerinden biri olarak yer almaktadir.
GIRESUN’DA ÜRETICININ DURUMU
Tüm Karadeniz Bölgesi’nde 700 bin hektarlik bir alanda; 400 bin dolaylarinda üretici findik tarimiyla ugrasmaktadir. Bunlarin çogunlugu da küçük arazilerde, geçimlik tarim yapan findik üreticileridir. Findik üretimi yapilan arazilerin yasal durumuna baktigimizda; 03 Temmuz 2005 tarihli ve 5403 sayili Toprak Koruma ve Arazi Kullanimi Kanunu’na göre; asgari tarimsal arazi büyüklügü; dikili tarim arazilerinde 0.5 hektar iken, bu kanunda 30 Nisan 2014 tarih ve 6537 sayili Kanun’la yapilan degisiklikle, asgari tarimsal arazi büyüklügü; dikili tarim arazilerinde 1 hektara çikarilmistir. Yapilan bu degisiklikle, bundan sonra findik bahçeleri 10 dönümün altinda bölünmeyecektir. Bir örnek vermek gerekirse; Giresun merkez ilçedeki toplam 10 bin 146 üreticiden 5 bin 818’inin (yüzde 57.34) findikliklari bir hektarin (10 dönüm) altindadir. Bu da su anlama gelmektedir; bu üreticilerin çogunlugu bir ton ve altinda findik üretmektedir. Esas geçim kaynaklari da findik degildir. Küçük üreticilerin çogu da il disinda yasamaktadir. Söyle ki; TÜIK verilerine göre, Türkiye genelinde 1 milyon 88 bin 258 Giresunlu yasamaktadir. Bunlarin 383 bin 425’i Giresun’da, yüzde 65’i olan 704 bin 833 ise il disinda ikamet etmektedir. Il disinda olanlarin 487 bin 115’i Istanbul, 53 bin 407’i Kocaeli’de ve geriye kalan 164 bin 311’i diger illerde bulunmaktadir. Bu durumda açikça göstermektedir ki, bu insanlarin çogu geçinemediklerinden dolayi, Giresun’u terk etmek zorunda kalmislardir.
Giresun’da “Gurbetçi Üretici“ diye bir kavram vardir. Il disindakilerin çogu kendilerine miras hukuku yoluyla geçen küçük arazi sahipleridir. Yillik izinlerini-tatillerini findik toplama zamanina göre ayarlarlar. Agustos-eylül ayinda da gelip findiklarini toplar, hem de tatil yaparlar. Bir ton ve altinda findik üreten bu üreticiler, ürünlerini bekletemezler. Çünkü esas geçim kaynaklari bu degildir. Çogunlugu düsük ücretlerle çalisan bu insanlar için findik ek bir gelir olmaktadir. Agustos-eylül ayi içinde findiklarini satarak ya da kisa süreligine emanete vererek, yasadiklari illere geri dönerler.
Findik piyasasinda üretici sayisi çok ve mali yönden güçsüz, buna karsilik alici (tüccar-ihracatçi) sayisi az ve mali yönden güçlü durumdadir. Böyle durumlarda piyasayi yönlendiren tüccar-ihracatçi olmaktadir. Bu sartlarda üretici; bir avuç tüccar-ihracatçinin belirleyecegi fiyattan ürününü satmak zorundadir. Simdilerde, üreticinin findigini verecegi alternatif bir müdahale kurumu da (Devlet adina findik alan FIskobIrlIk ya da TMO) henüz yoktur. Bu nedenle de üreticiler, piyasa fiyatlarina razi olmaktadir.
‘FINDIK VERESIYE’
Yine halk arasinda “findik veresiye” bazi yerlerde de “eylül veresiye” diye bir kavram daha vardir. Bir kisim üretici yil içerisinde acil para ihtiyaçlari, temel ihtiyaç maddeleri (gida-giyim) yaninda, gübre ve tarim ilaci alimi dahil olmak üzere, eylül ayinda ödenecek her türlü borçlanmaya “findik veresiye” denir. Genel olarak bu borçlanmayi da, devamli findiklarini verdikleri manav-tüccar-ihracatçiya yaparlar. Hatta findik toplamaya baslamanin hemen öncesinde onlardan bir miktar avans kredi (Basta findik toplama ücretlerinde ve diger giderlerde kullanmak için) bile alirlar. Ürettikleri findik miktarina göre kisa süreligine piyasadaki manav-tüccar-ihracatçidan avans kredi alan üreticilerin çogu, sirf anilan nedenlerle findigini bu kisilere vermek zorunda kalir.
Eylül ayi geldiginde ise, okullar açilacak, bayram için kurbanlik alinacak, dügünler yapilacak, yil içerisinde birikmis borçlar ödenecektir. Bütün bunlar içinde nakit paraya ihtiyaç vardir.
Yukarida degindigimiz bütün bu nedenlerle de; son yillara baktigimizda findigin yüzde 50’ye yakini ilk üç ayda (agustos-eylül-ekim) piyasaya inmektedir. Fazla findik arzindan dolayi da fiyatlar olumsuz etkilenmektedir.
BU BIZIM KADERIMIZ DEGIL
PEKI üreticiler olarak bizler neler yapmaliyiz?
Yillardir sürdürülen tarim politikalari nedeniyle üretici devamli magdur edildi üretici. Tabii ki bu bizim “kaderimiz” degildir. Tehlikeli bu gidise “dur” demeliyiz. Bu nedenle yapabileceklerimiz vardir. En basta üretici olarak, kendi çikarlarimizi koruyacak bir örgütlenme saglamaliyiz. Üretici köylü sendikasinda, üretici kooperatiflerinde örgütlenerek, omuz omuza vermek zorundayiz. Bu da bizim gücümüzü 10 kat, 100 kat, 1000 kat artiracaktir.
Bunun disinda;
* Ürünümüzü pazara ihtiyacimiz kadar indirmeliyiz.
* Emanete findik vermemeliyiz.
* Üretici kooperatifleri kurarak, ürünlerimizi ortak pazarlamaliyiz.
* Devletin destekleme alimlarini sürdürmesini israrla istemeliyiz.
* Findik hasat döneminde en az iki-üç aylik faizsiz kredi talep etmeliyiz.
* Findik fiyati maliyet üzerinden hesaplanmali.
* En önemlisi de, üretici olarak ürünümüze sahip çikmaliyiz.
Findik üreticisi olarak sesimizi yükselterek taleplerimizi dillendirmeliyiz. Öncelikle üreticilerin magduriyet yasamasinin baslangici olan birlikleri (FISKOBIRLIK) yok eden ve devlet destegini ortadan kaldiran 4572 sayili birlikler yasasi basta olmak üzere serbest piyasa kuralini uygulamadan kaldiracak yeni yasal düzenlemeler yapilmasi için mücadele etmeliyiz. Bunlari yaparken ürünümüz üzerinden para kazananlarin “örgütlü” davrandiklarini unutmamaliyiz.

Köyümüzü terk etmek istemiyoruz
Mehmet AKSU - Giresun Merkez Çavusoglu Köyü Eski Muhtari Il Genel Meclisi Eski Üyesi
Geçmiste iyi kötü bir findik politikasi vardi. Devlet FISKOBIRLIK’ten elini-ayagini çekince üretici tamamen güvencesiz kaldi. Findik piyasasi tamamen tüccarin eline geçti. Onlar da istedikleri fiyattan findik almaya basladilar. Bugüne gelirsek, 2016 yili ürünü findik fiyatlari sezon içerisinde 15_liraya kadar çikmisti. Mart-nisan aylarinda yüksek rekolte gören alicilar findik fiyatlarini 8 liraya kadar düsürdüler. Mevcut hükümet de nisan sonlarina dogru 10 liradan TMO araciligiyla findik almaya basladi. Bu hamle bana göre üreticiyi degil de tüccari kurtarmaya yönelik bir uygulamaydi. Üreticinin findiginin yüzde 90’ini pazara indigi bu dönemde; tüccarin elinde bayagi stok findik vardi. Fiyatlarin asagi gelmesi onlara büyük zararlar verecekti. Bu nedenle tüccar ve TMO’nun anlastigini düsünüyorum, ikisi de ayni fiyattan findik almaya basladilar. Belki 2017 yilinda da anlasarak findik alacaklar.
Devletin destekleme alimlarindan vazgeçerek, üreticileri tamamen tüccarin eline birakmasi kabul edilemez. Bu alani tamamen piyasaya birakmasi, bu piyasadaki kisi ve firmalarin kârlarini daha da artirmistir. Herhangi bir müdahale kurumunun da olmamasi, bu piyasanin alicilarini istedikleri sekilde at oynattiklari bir ortam yaratmistir.
Basta bir fiyat sorunumuz var. Üreticiler findigin maliyeti ile satis fiyati arasinda fark olmadiginda, ya da çok az bir fark oldugunda üretimi önemsemiyorlar. Giderlerini bile karsilayamadiklari zaman bahçelerine bile bakmiyorlar. Findik bahçelerini tamamen kendi hallerine birakiyorlar. Gübre ve tarim ilaci fiyatlari her yil artiyor. Bu konuda da devletin destek vermesi gerekir. Bir de findigin kendine has gübresi yok. Findik bahçelerine atilan kimyasal gübreler topragi mahvetmisti. Toprak, toprak olmaktan çikti.
Diger önemli sorunlardan birisi de alan bazli destekten vazgeçilmelidir. Destekler üretime verilmeli ve devlet tarafindan da takip edilmelidir. Eger gerekli takip ve denetleme yapilmazsa, verilen bu paralar üretim disi harcanmaktadir.
Tarim Bakanligi her köyde örnek bir findik bahçesi olusturarak, üreticileri burada egitmelidir. Üreticiler kooperatifler kurarak örgütlenmelidir. Ürününü de kooperatifler vasitasiyla degerlendirmelidir. Devlet de bunu desteklemelidir.
Köyümüzdeki findik bahçeleri geçmis yillardaki miras hukukuna göre bölüne bölüne çok küçüldü. Bugün Artik 10 dönümden daha küçük parçalara bölünmüyor. Ancak bu büyüklükteki bahçe bile bir aileye bakmaz. Mevcut bahçeler bir aileye bakmazken, ayni aileden evlenen çocuklar geçinemedikleri için topragini ve çogu zaman da Giresun’u terk ediyorlar. Bugün Giresun’un nüfusundan fazla Giresunlu Istanbul’da yasiyor. Biz findiga gerçek degerinin verilmesini istiyoruz. Köyümüzü de terk etmek istemiyoruz.
Ben findik dikim alanlarinin sinirlandirilmasini istiyorum. Bizim findik bahçeleri ömrünü doldurmustur. Verimi artirmak için mutlaka yenilenmelidir. Karadeniz Bölgesi olarak topraklarimiz çok kirlendi, mutlaka organik tarima geçmeliyiz.

Evrensel