Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


WIKILEAKS DEDİKODU DOĞURDU!


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 30 Kasym 2010
Geçerli Tarih: 03 Mayys 2026, 16:10
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=2373


WIKILEAKS DEDIKODU DOGURDU!

 

Aha geliyor, daha geliyor, ABD müttefiklerine “aman iliskilerimiz bozulmasin” diyor, su saatte yayinlaniyor, bakalim neler olacak derken, geldi çatti ve dünya gündemini mesgul eden “Wikileaks” 28 Kasim 2010’da günün son saatlerinde elindeki kozlari masaya sürdü.

Eyvah dedim önce, Bulgar kâhin Vanga’nin kehanetinin tohumu ekilecek, 2010 Kasim ayinda 3.Dünya Savasi mi çikacak acaba, diye düsünürken, bir baktim ki kasim ayi nerdeyse bitmis. Yani kehanet tutmadi, anlayacaginiz.

Merakla beklenen ve dünyanin gündemini bir hayli mesgul eden Wikileaks’in yayinladigi 2,5 milyondan fazla gizli belgenin içinde, ülkemizle alakali olarak dedikodudan baska bir sey göremedim, duyamadim.

Dedikodu diyorum çünkü bahsi geçen olaylarin önemli oranda çogunlugu zaten tahmin edilen, varsayimi yapilan olgular.

Önemli bir ulusal haber sitesinde “Amerikan diplomasisi çöktü, en yakin dostumuz, düsmanimizmis” basliklari atiliyor. Sokaklara çikin, halkin içine karisin, vatandasla bu konulari mütalaa edin, vatandasin bunlari zaten bildigini ve degerlendirdigini göreceksiniz. Bunu bilmek için Wikileaks’in yayinlamasina gerek yok zaten.

Wikileaks adli internet sitesi 2006 yilinda kurulmus. Kurucusu ve editörü olarak da ön plana çikan Avustralya vatandasi olan Julian Paul Assange! Geçmisinde hackerlik, bilgisayar programciligi, gazetecilik var. Siteyle tamamen gönüllülük esasina göre ilgileniyormus, yani herhangi bir ücret almiyormus! Ebeveynlerinin islerinden dolayi bolca seyahat etmis, dünyayi dolasmis bir sahsiyet. Kimilerine göre ise gazeteciligi yalan yanlis haberlerle dolu!

Site, belgelerin açiklanmasina az bir süre kala saldiriya ugradi ve çöktü. Bunlari düsünen Julian ve site yönetimi, site çökse bile 6 gazetenin tüm belgeleri gece yarisi yayinlayacagini sosyal paylasim agi twitter’dan duyurdu.

Egridir, dogrudur tartisilir, ancak Julian Paul Assange, Wikileaks sitesiyle önemli bir is basardi! ABD’nin etekleri tutustu.

Gerçi bu ilk degil, daha önce de ABD’nin Irak ve Afganistan’da yaptiklari hakkinda belgeleri yayinlamis, “masum, tamamen iyi niyetli, dünyayi çiçek bahçesi yapmaya çalisan (!)”  ABD’nin savas suçlarini dünyanin gözleri önüne sermisti. Ancak sessiz dünya, bunlari da görmezden gelmis ve herhangi bir tepki gösterilmemisti. Belki de zaten bunlar biliniyordu!

Ama isin ilginç tarafi, bu sefer yayinlanan “top secret/secret” çok gizli/gizli belgelerde, ABD’nin düsmanlari hakkinda degil de, “dost ve müttefik” olarak lanse ettigi ülkeler hakkinda, perde arkasinda kullandiklari “çirkin, seviyesiz” diplomasi dilinin açiga çikmasiydi. Putin Alfa erkegiymis, Merkel teflonmus, Sarkozy çiplak kralmis, Kaddafi’nin hemsiresi seksi ve sarisinmis, Berlusconi çilgin partilerden hoslaniyormus, ABD diplomatlari casus gibi çalismis vs. vs. vs. Neymis Türkler Sarkozy’yi sevmiyormus. Al birini vur ötekine, nesini sevelim bu hastalikli kendini begenmis ukala Macar bozmasi Fransizin?

Bu haberleri yayinlayabilmek büyük cesaret, tebrik etmek lâzim!

Bunun bir bedeli olmali tabiî ki! Julian, ölüm tehditleri aliyor, ABD ve CIA’dan saklaniyormus. Aslinda saklanabilmek de bir marifet, beceri gerektirir. Isveç hükümetince tecavüzden araniyormus. Bu bir karalama kampanyasi mi, yoksa gerçek mi simdilik bilinmiyor, ancak Julian bunlari tamamen reddediyor.

Aslinda bu haberler ABD ve benzeri emperyalist güçlerin, dünyanin diger ülkelerini küçümseme, hor görme, asagilama biçiminin bir versiyonu. Kimse de aksine bir tutum içinde görünmüyor. Karsi çikan, emellerine aykiri davranislar içinde olan ülkeleri çogunlukla düsmanca lanse ediyor, faydalanabilecekleri ülkelere de biyik altindan gülücükler atiyor, “simdilik” dost ve müttefikiz diyorlar. Sözde dost olarak gördüklerini de sözde soykirim ithamlariyla, iç savaslarla, nifaklarla, destek adi altinda borçlandirdiktan sonra ekonomik krizlerle zora ve çikmaza sokuyor, sonra da istedigi gibi kendi çikarlari dogrultusunda yönlendiriyorlar. Bunun en büyük örnegi, Türkiye! Maalesef ülkemiz, tam anlamiyla “ele geçmis” durumda!

Aydinlanmis olanlar yani Illuminati felsefesi altinda Rockefeller, Rothschild gibi ailelerinin elindeki dünya düzeni böyle isliyor. Bu düzen içinde tüm dünya devletlerinin ipleri, belirli zümrelerin elinde bulunuyor. Onlar ne derse, o oluyor. Örnegin, Türkiye’nin kasasinda 60 milyar dolar altin rezervi var. Peki nerede bu altinlar? Herhalde Ankara’da falan olmali, degil mi? Hayir. Tüm dünyanin oldugu gibi Türkiye’nin de altinlari ABD’de. Yani aslinda altinlarin kimin elinde oldugu asikâr!

Tabi bu zümrelerin ve ellerindeki gücün istekleri dogrultusunda Lizbon’daki NATO toplantisinda en önemli konu Türkiye’ye konuslandirilacak “füze kalkani sistemi”ydi. ABD güdümündeki NATO’nun savunma amaçli oldugunu empoze etmeye çalistigi ve üzerinde türlü müzakereler yapilan bu sistem, aslinda Türkiye’yi bir çikmaza sokmak ve hatta bölmek maksadindan baska bir sey degil. Bu sistemin kurulmasi, komutasi ve kontrolü NATO’nun (aslinda ABD’nin) elinde olacak. ABD’nin California ve Alaska Eyaletlerinde 3.000 mil (4.828 km.) menzilli füze sistemi var olmasina karsin, ülkemize kurulmasi planlanan sistemin detaylari hakkinda pek bilgi verilmezken, menzillerinin 80 km. oldugu söylenen füzelerin kime ve neye fayda saglayacagi bir muamma!

ABD 2008 yilinda Polonya’da füze kalkani, Çek Cumhuriyeti’nde de radar sistemi kurulmasi konusunda ilgili hükümetlerle anlasmalar yapmisti. Buradaki açiklanan amaç Iran ve Kuzey Kore’den gelebilecek olasi saldirilara karsi tedbir almakti. Ancak Rusya buna siddetle karsi çikmis, Polonya halkinin da karsi çikmasi sonucunda, bu sistemin kurulmasindan vazgeçilmisti.

Konu dagilmasin, Wikileaks internet sitesinde yayinlanan ve ABD’nin son yillardaki gizli ibareli belgelerinden de anlasilacagi gibi ABD’nin köstebegi sayesinde Alman hükümetinin tüm sirlarini Alman politikacilardan daha iyi biliyor olmasina sasirmadim desem yalan olur.

Belgelerde dogru oldugunu düsündügüm ve inandigim bir haber ise, Türkiye’nin Avrupa Birligi’ne alinmayacak olmasidir.

Ayrica, Basbakan Recep Tayyip Erdogan’in Isviçre bankalarinda 8 ayri hesabinin oldugu ve hesaplarin içinin epeyce dolu oldugu da yayinlanan bilgiler arasinda. Tahmin edilebilen, varsayimi zaten yorumlanmis bir durum. Dolayisiyla pek bir saskinlik yaratmadi bende.

Aslinda ne büyük bir haber degil mi? Düsünün ki, bir ülkenin basbakani çocuklarini okutmaktan aciz ve ismini de deklare ettigi bir isadami, o basbakanin 4 çocugunun da egitim masraflarini sonuna kadar karsiliyor, üstelik yurtdisinda da okutuyor.

Aman Allah’im tezata bak! Öylesine hayirsever isadamlarimizin oldugu güzel ve yalniz ülkemin basbakani ekonomik olarak zorda! Ama Isviçre bankalarinda yüklü hesaplari var. Açiklayabilene ask olsun.

 


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle