Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 19 Haziran 2016
Geçerli Tarih: 25 Nisan 2026, 15:12
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=23224
YEREL YÖNETIMLER
TARIHINE GENEL BAKIS
Tarihsel gelisim
süreci içinde, özellikle antik çagda baslayip, ortaçag boyunca, yerel yönetim
kavrami hükümdar merkezli ve hemen hemen askeri içerikliydi, yani askeri örgütlenmeydi. Komün
kelimesi yerel yönetimler için kullanilmistir. Belediye terimi ise ilk kez 1789
tarihli Fransiz kurucu meclisinde kullanilmistir Bugün kullanilan municipality
kelimesi de Eski Roma kökenlidir ve imparatorluga yeni katilan topraklara
denirdi.
1835’ten itibaren
Ingilizlerde de belediye tüzel kisiligi gelismistir. Bati Avrupa’da feodalitenin
yikilisiyla birlikte kentlerin gelistigini görüyoruz. 2.yüzyil ile 10.yüzyil arasinda
feodalin hüküm sürmesi sonrasinda bu
tarihten sonra yeni bir sinifin yasadigi çok daha ayricalikli kentler ortaya
çikiyor. Burjuva sinifinin yasadigi kentler feodal beylerin yasadiklarindan ve senyör malikanelerinden çok
daha farkliydi. Almanya’da ise yerel topluluklar özgür kent niteligi tasiyordu
ve sonucunda Isviçre, Hollanda ve Belçika gibi ülkeler ortaya çikmistir.
Felsefi anlamda yerel
yönetim tartismalarina baktigimizda; Jean Jacques Rousseau ve Immanuel Kant
gibi düsünürlerin yerel yönetimlere sicak bakmadiklarini, Anne Robert Jacques
Turgot ve Jeremy Bentham gibi yararci düsünürlerin de genel-bireysel yarar arasinda
bir bag islevi görecek alt birimlere yani yerel yönetimlere ihtiyaç
bulundugundan sözettiklerini görürüz. Mesela Turgot’un, köy belediyesi ve 15
km.’lik alan içinde kalan 30 köyün bir seçim çevresi olusturmasi fikri benimsenmis,
1790’da Fransiz Devrimi’nin ardindan gerçeklesen yeni yönetim örgütünü de
etkilemistir.
Alman filozoflarindan Rudolf Gneist de 1860’ta
yayinlanan kitabinda, yerel yönetimin,
ulusun kendi kendini yönetmesinin önkosulu oldugunu ileri sürmüstür. 20.yüzyil
ise yerel yönetimlerin altin çagi olmus, “belediye sosyalizmi”nin, düsülküsel
sosyalistlerin etkisiyle ortaya atilmasi bu döneme rastlar. Belediye sosyalizmi
20.yy baslarinda Ingiltere’de gelistirilen bir akimdir. Toprak sahiplerinden
çok çogunluga dayanan yerel yönetimin kurulmasi, birçok yerel yönetimin
belediyelerce görülmesi ve hizmetlerin gerçeklestirilmesinde hükümeti temsil
görevini görmesi ilkesine dayanmaktaydi, belediye sosyalizmi. Bu ilkelerin
ortaya konmasinda Fransiz Mourice Hauriou ve Ingiliz Sidney Webb etkili
olmustur. Sidney ve Beatrice Potter Webb gibi Fabian sosyalistlere göre insan
yasaminin temel birimi yerel yönetim, kooperatif, dernek ve sendika gibi sivil
toplum örgütleridir. Onlara göre güvenlik ve adalette ulusallasma belediye sosyalizmine
karsittir. Jean Jack Rousseau ise yerel gücün kaynagini yerel kuruluslarda
degil yurttaslarin katiliminda bulmustur. Charles Louis de Montesquieu de
Rousseau’nun etkisinde kalmis, yerel yönetimlere ayricalik taninmasini dogru
bulmamislardir. Fransiz düsünür Alexis de Tocqueville de özgür topluluklarin gücünün komünde toplandigini
söylemis, her yerel birimin çikarini ilgilendiren konularda karar verme
yetkisine sahip olmasi gerektigini öne sürmüstür. Taine gibi karsi devrimciler
ise devrimden sonra yurttaslara taninan yetkilerin yeniden merkezi yönetime
dönmesini savunmuslardir. Taine gibi Proudhon da “Federasyon Ilkesi” adli
yapitinda yerel yönetimin, merkezi yönetimin erkini sarsacak bir araç oldugunu savunmustur.
Osmanli
Imparatorlugu’nda da 19.yüzyilda kentlerin gelismeye baslamasi,azinliklarin ve
etnik nüfusun isteklerinin artmasi dis devlet baskilariyla yerel yönetim
kavraminin ortaya çiktigini ve yerlestigini görüyoruz.
Belediyelerin
kurulusuna kadar, belediye ile ilgili isleri vakiflarin yaptigini da görüyoruz.
Tanzimata kadar Arap ve islam gelenegi ile kadilarin bazi belediye islerine
baktigini, Tanzimatla birlikte gelen bürokratik kadrolarin ise daha ekonomik
örnegin vergi toplanmasi gibi isler için yerel yönetimlere önem verdigini görüyoruz.
Osmanli’da ilk belediye kurulusu 1855 tarihine rastlar. Ilk belediye 1855’te Istanbul’da
kurulur.
Basinda sehremini
bulunan 12 kisilik bir tür kent kuruludur bu. Üyeleri de Osmanli tebaasindan ve
güvenilir, saygin esnaf takimidir daha çok. Daha sonra bu örgüt gelistirilmis,
daireler eklenmis, yabancilar da üye ve danisma gibi görevlere getirilmeye
baslanmistir. Cumhuriyetin kurulusunda sonra 1930 yilinda 1580 sayili Belediye Yasasi
çikincaya kadar da Osmanli Imparatorlugu’nda yerel yönetimle ilgili yapi ve
isleyis ekonomi merkez agirliktaydi. 1876’da her kentte ve kasabada belediye
örgütü kurulmasini öngören yasa çikmistir. Belediye meclisini halk seçecek, bu
meclis de kentin genel kurulu olarak çalisacaktir.
1929’da 1426 sayili
yasa merkezin il yönetimi üzerindeki kisitlayici ögelerini kaldirmis, 1987’de
de bu yasanin yerine 3360 sayili yasa çikarilmistir. 1870 tarihinde Umumiye-i
Vilayet Nizamnamesi ile köy komünlerinin yerine geçecek bir bucak yönetimi
kurmak amaçlaniyordu.
200’den çok haneli
köyler basinda bucak müdürü olarak teskilatlanacak,küçük köyler de bucaklar
halinde birlestirilecekti. Ancak bu tüzük gerçeklestirilememis köy yönetimi
olusturulamamisti. 1961 Anayasasi’nin 112. maddesi de “idarenin kurulus ve görevleri,
merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarina dayanir” diyordu.
116.maddesinde de il,belediye ve köy karar organlari halk tarafindan seçilir
denmekteydi. 1961 Anayasasi ile bugün yürürlükte olan 1982 anayasasi arasinda
bazi farklar vardir. Örnegin 1961 anayasasi , seçilmesi gereken karar
organlarini halk seçer derken, bu terim 1982 anayasasi ile kanunda gösterilen
seçmenler olarak degistirilmistir. 1961 anayasasinda genel karar organlari
derken 1982 anayasasi sadece karar organlari terimini uygun görmüstür. Bir
askeri darbe sonucunda ve askeri yönetimin etkinliginin sona ermemis oldugu bir
dönemde yapilmis oldugu gözönüne alindiginda 127.maddedeki karar organlari teriminin
bilinçli olarak, yerel yönetim organlarinin yapisinda bir demokratiklestirme
yapma özleminden dogmadigini söylemek mümkün. 1982 Anayasasi ile ayrica yerel
seçimlerin dört yil yerine bes yilda bir yapilmasi, büyüksehir anakent
belediyeleri, Içisleri Bakanligi’na geçici görevden alma yetkisinin taninmasi
gibi uygulamalar konmustur. 1961 anayasasinda ise siyasal ya da baska bir
nedenle keyfi biçimde görevden alma gibi
bir hüküm bulunmamaktaydi. Yine ayrica kamu görevinin daha iyi yerine
getirilmesi amaciyla yerel yönetimlerin aralarinda birlik olusturmalari da
Bakanlar Kurulu’nun iznine baglanmistir. Il özel yönetimiyle ilgili
degisikliklerden bazilari 1961 anayasasinin ilkeleri isiginda yeni kosullarin
etkisiyle 1987’de çikarilan 3360 sayili yasa ile yapilmistir. Bundan böyle de
uygulama amaciyla çikarilacak yasalarin halkin yararina olmasi beklenmektedir.
Hem siyasal hem de sosyal açidan olusturulacak
yönetim birimlerinin kurulmasi halkin katilimina ve halk temeline dayanmalidir.
Demokrat Parti’nin savurgan ve plansiz tutumu yüzünden gerçeklesmeyen planli kalkinma,
ne yazik ki 27 Mayis 1960 devrimi ile gerçeklesmis, köy-kent ayrimi yapilmadan
planli kalkinma ilkesine geçilebilmistir. Yeni yasalarin bunu tamamen asarak
halka dönük olmasi gerekmektedir. Somut örneklemek gerekirse, 1973 yerel
seçimlerinden sonra yasama geçirilen uygulamalarda yeni belediyecilik
anlayisinin gelistigini görürüz. Yeni belediyecilik anlayisina göre
“belediyeler, is programlarini halk kuruluslari ve yerel kuruluslarla danisarak
ve isbirligi yaparak hazirlayacaklardir” denmistir.
Bu da ilk kez CHP
tarafindan yaziya dökülmüstür. Bizzat CHP Genel Baskani“Bence sokaklarin,
mahallelerin de belediye hizmetlerine katkida bulunmasi ve belediye
çalismalarini denetleyebilmek için örgütlenmeye baslamalarinda yarar vardir”
demistir. Belediyelerin sadece birer yönetim birimi olmaktan çikarilarak,
üretime dönük, üreticileri ve tüketicileri örgütleyen birer kurulus haline
dönüstürülmesi öngörülmüstür. Ancak bütün bu düsünceler halki yönetime
yaklastirmak, yönetime katkisini arttirmayi amaçlamissa da,kapitalist düzende
köklü degisimde bir araç olarak kullanilmasi düsüncesine dayanmiyordu. Sosyal
demokrat belediyelerin ya da sosyalist yapilarin programlarini dogru ideolojik
içeriklerle seçmenlerine sunmasi ve sistemlerini olusturmasi gerekiyor.
Bugün Türkiye’de toplam 1397 (yaziyi kaleme
aldigim tarihte 3400 civarinda idi) belediye vardir. Ancak nicelikten çok nitelik
ön plana çikarilmalidir. Sosyal adalet, halkin katilimi, rant ekonomisini ve
savurganligi önleme, kaynak yaratici ve üretici olma, birlestirici ve
bütünlestirici olma gibi temel ilkelerle demokratik belediyeciligin islevleri
gelistirilmelidir.
Belediye meclisleri ve mahalle kurullari yerine
demokratik yapida komite ve konseyler olusturulmasi, halkin dogrudan yerel
yönetimlere katilmasi saglanmalidir.
TAMER UYSAL https://tameruysal.wordpress.com/