Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Erbil'in Türk Kimliği ve Tarihi Gerçekler


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 21 Mayys 2016
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:29
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=23094


Erbil’in Türk Kimligi ve Tarihi Gerçekler

Ali Kerküklü (Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çigligi Kitabinin Yazari)

Er­bil, Kerkük gibi bir Türk seh­ridir. Türk­men­le­rin yogun yer­le­sim mer­kez­le­rin­den bi­ri­dir. Erbil seh­ri al­tin ça­gi­ni Erbil Atabegi’nin Türk hükümdari Mu­zaf­fe­rüd­din Gök­bö­rü (Mavi Kurt) dö­ne­min­de ya­sa­mis­tir. 1438 yi­lin­da da Türk­men­le­rin kur­du­gu Ka­ra­ko­yun­lu Dev­le­ti­nin yö­ne­ti­mi­ne gir­mis­tir. Erbil, Asagi ve Yukari Zab sulari arasinda kurulmustur. Musul, Altunköprü, Bagdat-Basra yollarinin kavsak noktasinda bulunan sehir, Irak Selçuklulari idaresinden sonra 1144 tarihinden itibaren Beytekin hanedanindan Küçük Ali’nin ve Erbil Atabeklerinin baskenti olmustur.

Muzafferüddin Gökbörü devrinde (1136-1190) imar edilen Erbil, iki kisimda gelismistir. Asagi Erbil nehir kenarinda, genis bir vadide yayilirken, Yukari Erbil tepe üzerinde kale içine sikisip kalmistir. Erbil’in merkezinde olan kale, üç mahalleden olusmaktadir. Doguda Saray, güney batida Tophane ve Kuzeyde Tekye (Tekke) Mahalleleridir. Kalenin surlari, eski kalintilari üzerine Gökbörü tarafindan yeniden yaptirilmistir. Gökbörü’nün evladi olmadigindan, vasiyeti üzerine Abbasi halifesine kalan Erbil, Mogol istilasindan sonra uzun müddet karisik ve sikintili dönemler yasamistir. 1731’de, Nadir Sah’a karsi uzun süre dayanan kale, sehrin düsmesinden sonra harabe haline gelmis, 1849’da esasli bir sekilde tamir edilmistir. Erbil, Osmanli döneminde, 19. yy. baslarina kadar Bagdat’a bagli bir kaza merkezi olarak idare edilmistir.

Türk hükümdari Mu­zaf­fe­rüd­din Gök­bö­rü, devletinin ve saltanatinin küçük olmasina ragmen, Islam dünyasinda büyük bir üne kavusmustur. Asagi Erbil’de yüksek minareli bir ulu cami (1190 yilinda), bir medrese, 4 darul-aceze, dul ve yetim yurtlari ile ribatlar yaptirarak sehri mimari eserlerle donatmistir. Ulasim yollarinin kavsak noktasinda bulunan Erbil, 12-15. yy.larda büyük bir ticaret merkezi durumundaydi. 1309 (Rumi) Musul Salnamesi’ne göre, 4.000 nüfuslu Erbil merkezinde 4 bin nüfus yasadigini ve bunlarin Türkçe konustugunu, 2 cami, 10 mescid, 6 medrese, 5 sibyan mektebi, 5 darul-aceze, 1 kisla ve 3 hamam bulunuyordu. Kale içindeki Kale Camii, Haci Molla Ibrahim Camii, Ömeraga Medresesi ile Seyh Serif Tekkesi halen kullanilmaktadir. Er­bil’de­ki en önem­li ta­ri­hi ka­lin­ti­lar, Er­bil Ka­le­si, Kapali Çarsisi, Se­yit Ah­met te­pe­si ve Ulu Camii (Mu­zaf­feriye- Çöl) Mi­na­re­si’dir. Erbil’de Türk mührü eser aramaya gerek yok. Erbil’de her sey, Erbil’in kendisi Türk mührü.

Se­la­hat­tin Ey­yu­bi’nin (Mu­zef­fe­rüd­din Gök­bö­rü’nün enistesi) Kürt ol­du­gu­nu id­dia edi­yor­lar. Ogul­la­ri­, Agar Serefeddin, Zahir Mücireddin, Muzaffer Kutbeddin, Esref Muizzeddin, Muazzam Fahreddin, Muhsin Zahireddin, Rükneddin…. Ve kardeslerinin ad­la­ri­na baktigimizda, agabeyinin adi Turansah'tir. Kardeslerinin adlari ise, Tugtekin ve Böri'dir, öz be öz Türk ad­la­ri­dir. Aca­ba bu id­di­ala­ra tarih­çi­ler ne di­yor. Irak’ta Ba­bil­li­le­rin yap­ti­gi Babil’in as­ma bah­çe­le­ri­nin Kürt­ler ta­ra­fin­dan ya­pil­di­gini ile­ri sü­rüyorlar. Ya­rin Fa­tihSul­tan Meh­met’in de Kürt ol­du­gu­nu id­dia eder­ler­se kim­se sa­sir­ma­sin. Zi­ra ta­rih­siz­ler, ya­pay geç­mis ya­rat­ma­ya ça­li­si­yor­lar. Kürt ta­rih­çi­le­ri ve aydin­la­ri bir da­la tu­tun­mak ve ye­ni bir ta­rih yaratmak is­ti­yor­lar, ama ta­ri­hi da­ya­nak­la­ri yok ve id­di­ala­ri­ni da hiç­bir ta­ri­hi kay­nak dogrulami­yor. Ya­pa­bil­dik­le­ri tek sey, bas­ka mil­let­le­rin tarihi sah­si­yet­le­ri­ni ve kül­tü­rel varlikla­ri­ni ken­di­le­ri­ne mal et­me­ye ça­lis­mak.

Arap­ça ya­yin ya­pan Lüb­nan Te­le­viz­yon ka­na­li anb’de Türk seh­ri Er­bil hak­kin­da bir televizyon prog­ra­mi ya­yin­lan­mis­ti. 1190’da Er­bil Ata­bey­li­gi­nin Türk hü­küm­da­ri Muzefferüddin Gök­bö­rü (Ma­vi Kurt) ta­ra­fin­dan yap­ti­ri­lan ca­mii ta­ma­men yi­kil­ma­si­na karsilik mi­na­re­si­nin bü­yük kis­mi sag­lam ola­rak gü­nü­mü­ze ka­dar ge­le­bi­len ve Er­bil’in ka­le­den son­ra en önem­li ta­ri­hi ya­pi­si olan bu eser hak­kin­da (Mu­zaf­fe­ri­ye ola­rak ad­lan­di­ri­lan çöl minare­si), anb te­le­viz­yo­nu ka­na­li­nin su­nu­cu­su­na ken­di­ni Kürt ta­rih­çi­si ola­rak ta­ni­tan bi­ri, “Mu­zaf­fe­ri­ye mi­na­re­si­nin mo­tif­le­ri­ne dik­kat­li­ce ba­ki­niz, ta­ma­men Kürt mo­ti­fiy­le ya­pil­mis­tir” di­ye an­la­ti­yor­du. Ta­rih bu ka­dar çar­pi­ti­la­bi­lir mi? Ca­mii ve mi­na­re mo­tif­le­rin­de Kürt mo­ti­fi var mi­dir?

Kürtler simdi de yeni bir tiyatro oyunuyla ve tarihi gerçekleri çarpitarak öz be öz Türkmen sehri Erbil’in adini Kürtlestirmek için Hawler diye degistirdiler, neden mi? Çünkü Kaynaklarda ve arsivlerde Erbil’in Türkmen oldugunu yaziyor. 1976 yilinda diktatör Saddam Hüseyin Türkmen sehri Kerkük’ü Araplastirmak için adini Al-Tamim olarak degistirmisti. Kerkük’ün adi degisti mi? Degismedi, simdi Saddam nerede! Zindanlara atsalarda, kanimizi dökselerde, Erbil hep Erbil Kalacaktir. Bu tarih hirsizlari Türkmen Sehri Erbil’in adini degistirmekle kendilerini ele vermiyorlar mi? Sizce tarihi olan bir toplum bu gibi dayaniksiz ve gülünç islere tenezzül eder mi? Yorumu sizlere birakiyoruz.

Er­bil, Irak Türk­le­ri­nin folklor ve halk ede­bi­ya­ti ba­ki­min­dan çok zen­gin mer­kez­le­rin­den biridir. Ge­le­nek­le­ri­ne ve göre­nek­le­ri­ne si­ki si­ki bag­li olan Er­bil Türk­men­le­ri, uzun ha­va türün­den olan hoy­rat ez­gi­le­ri ve Tür­kü­ler ba­ki­min­dan da renk­li bir yö­re­dir. Özel­lik­le Er­bil’in en bü­yük ses sa­nat­çi­si ola­rak ün ya­pan Sa­ha­ba (1885 – 1945)’dan son­ra rah­me­te ka­vu­san Mus­ko adi ile de ta­ni­nan Sev­ket Sa­it (1915 – 1990), Er­bil­li Hay­dar Ab­dur­rah­man (1926 – 1986). Bü­tün Irak Türk­le­ri tarafindan çok se­vil­mis oku­yu­cu­lar idi. Ay­ri­ca Ha­ci Ce­mil Kap­kap­çi (dog. 1904), Fa­ik Bezirgan (dog. 1918), Meh­met Ah­met Er­bil­li (dog. 1933) ve Yu­nus Hat­tat (dog. 1933) gi­bi de­ger­li ses sa­nat­çi­si ve bes­te­kar­lar ye­tis­tir­mis­tir.

Ta­rih­te de ün yap­mis olan Er­bil’in es­ki çag­lar­dan be­ri var­li­gi bi­li­ni­yor. Irak’ta yurt edi­nen Türk­men­le­rin de ilk ka­le­si Er­bil sa­yi­lir. Hat­ta ve hat­ta Irak’ta Türk­lü­gün ça­ti­si­nin ilk de­fa Erbil’de ku­rul­du­gu­nu söy­le­mek da­ha dog­ru­dur. Onun için­dir ki Er­bil ve onun Türk­men kimligi Irak’ta ya­sa­yan her Türk­men’in en bü­yük övünç kay­na­gi ol­mus­tur.

Rus arastirmaci V­la­di­mir F.Mi­norsky “Türk­men­ler; Te­la­fer, Er­bil, Al­tun­köp­rü, Ker­kük, Tazehurmatu, Ta­vuk, Tuz­hur­ma­tu, Kif­ri ve Ka­ra­te­pe gi­bi se­hir ve ka­sa­ba­lar­da ve Mu­sul bölgesinin gü­ne­yin­den ge­çen ta­ri­hi “Ipek Yo­lu” de­ni­len yol üze­rin­de­ki böl­ge­de ço­gun­lu­gu tes­kil etmek­te­dir­ler.”

Dr. Fa­zil Hü­se­yin’in “Mu­sul So­ru­nu” ki­ta­bi­nin 2’nci bas­ki­si­nin 92’nci say­fa­sin­da, Er­bil, Kerkük ve di­ger Türk­men böl­ge­le­ri hak­kin­da Mil­let­ler Ce­mi­ye­ti ra­po­run­da su­nu yaz­mis­tir: “Mil­let­ler Ce­mi­ye­ti ko­mis­yo­nu bu se­hir­le­rin sa­kin­le­ri­nin asil­la­ri­nin Türk ol­duk­la­ri­ni belirterek Er­bil’de, Türk­ler­den bes, ya­ri­si Türk, ya­ri­si Kürt olan ve bir de Ya­hu­di ma­hal­le vardir. Ko­mis­yo­nun ifa­de­sin­de, hü­kü­met dene­ti­min­de­ tek ga­ze­te ba­sil­di­gi­ni, bu­ra­da yayinlanan res­mi fer­man­lar­da Arap­ça ve Türk­çe dilleri­nin kul­la­nil­di­gi­ni be­lirt­mis­tir.”

Ame­ri­ka­li ya­zar Khris­ti­na O’Do­nelly “The Hor­se­man” ad­li ki­ta­bin­da Irak Türklerini ve maruz kaldiklari haksizliklari söyle anlatiyor: “Irak’in üçün­cü mil­li­ye­ti olan Türk­men­ler, Or­ta As­ya’dan 1000 se­ne ön­ce göç edip Mu­sul, Ker­kük ve Er­bil’e yer­les­mis­ler­dir. Kim­se de bunlarin çek­tik­le­ri aci­la­ri ha­tir­la­maz, hak­siz­li­ga ug­ra­yan bu in­san­la­rin ise hiç mi ya­sa­ma­ya hak­la­ri yok? Aca­ba bunlar ikin­ci si­nif in­san­lar mi? Hü­kü­met­ler ise hep ger­çek sa­yi­la­ri­ni sakla­di, ki Türk­men­ler gerçek­te 2 mil­yo­nun üze­rin­de bir nü­fu­sa sa­hip­ti. Al­lah as­ki­na bil­mi­yor mu­su­nuz? bun­lar Türk asilli­dir­lar, Tür­ki­ye, es­ki Sov­yet­ler Bir­li­gi­nin gü­ne­yin­de ya­sa­yan­lar gibi (Azer­bay­can, Öz­be­kis­tan, Türk­me­nis­tan, Kir­gi­zis­tan, Ka­za­kis­tan). Ba­zi Irak Hü­kü­met­le­ri ta­ra­fin­dan asi­mi­las­yo­na ve yok edil­me­ye ma­ruz kal­mis­lar­dir. Bu top­lu­ma kar­si Ba­as re­ji­mi tara­fin­dan yo­gun in­san hak­la­ri ih­lal­le­ri ya­pil­mis­tir (Simdi de Kürtler daha beterini  yapmaktadirlar, Ne yazik ki Türkmenlerin kaderi bu gün bile degismemistir). Özel­lik­le ögrenci ve ay­din ke­si­mi­ne bas­ki, ha­pis ve idam­lar ya­pil­mis­tir”.

Eger Türk­men­le­rin di­sin­da Erbil ve çev­re­si­ne Türk­men­ler­den da­ha ön­ce bas­ka bir top­lu­luk yerlesmis ise, ne­den ken­di dil­le­rin­de ad­lar kul­lan­ma­mis­lar­dir? Eger bu top­rak­lar id­dia et­tik­le­ri gi­bi çok es­ki­den be­ri Kürt­le­re ait ise, o ka­dar çok ve­rim­li top­rak, me­ra ve su var iken Kürt­ler ne­den dag­la­ri me­kan seç­mis­ler­dir? Kal­di ki, Türk­men­ler va­tan ha­li­ne ge­tir­dik­le­ri bu topraklar­da ta­rih içeri­sin­de al­ti ta­ne dev­let ve bey­lik kur­mus­lar­dir.

Böl­ge­de Türk­ler ta­ra­fin­dan ku­ru­lan Türk­men dev­let ve bey­lik­le­ri sun­lar­dir:

a. Irak Sel­çuk­lu Dev­le­ti 1118-1194
b. Ata­bey­lik­ler
(1) Mu­sul Ata­bey­li­gi 1127-1233
(2) Er­bil Bey­li­gi 1144-1233
c. Il­han­li­lar Dev­le­ti 1258 -1339
d. Ce­la­yir­li­ler Dev­le­ti 1339 -1410
e. Ka­ra­ko­yun­lu Dev­le­ti 1411 -1468
f. Ak­ko­yun­lu Dev­le­ti 1468 -1508

Bu böl­ge es­ki uy­gar­lik­la­rin be­si­gi ol­mus­tur. Bu ne­den­le bu­ra­nin es­ki yer­li­si olan Türkmenlerin ya­rat­ti­gi uy­gar­li­gin ka­li­ci iz­le­ri­ne her adim­da rastlan­mak­ta­dir. Sayet Kürtler, Erbil’in yerel halki iseler tarih, medeniyet ve kültür miraslari nerede? Bu­na kar­si­lik böl­ge­de Kürt top­lu­luk­la­ri­na ait bir ta­ne bi­le medeniyet ese­ri bu­lun­ma­mak­ta­dir. Bugün da­hi Irak’ta yasa­yan kit­le­ler ara­sin­da kül­tür dü­ze­yi en yük­sek olan top­lu­lu­gun Türkmen­ler ol­ma­si iddiamizin bir is­pa­ti­dir.

Ker­kük’te­ki de­mog­ra­fik ya­pi­nin Kürtler tarafindan de­gis­ti­ril­mek is­ten­me­si­nin ne­de­ni, ay­ni po­li­ti­ka da­ha ön­ce Türkmen Sehri Er­bil’de uy­gu­lan­di­gi için bi­li­ni­yor­du. Amaç, ge­le­cek­te yapi­la­cak olan her­han­gi bir nü­fus sa­yi­min­da üs­tün­lü­gü sag­la­ya­rak avan­taj­li bir du­ru­mu yakala­mak­ti. Böy­le­ce ra­hat­lik­la Kerkük’ün bir Kürt ken­ti ol­du­gu­nu id­dia edip ve Kerkük petrollerine el koyabileceklerdi. Ni­te­kim 1. Kör­fez Sa­va­si’ndan son­ra Kürt grup­la­rin kontrolü­ne ge­çen Türkmen Sehri Er­bil’de de ay­ni pla­ni ba­sa­riy­la uy­gu­la­mis­lar­di. 1991’den be­ri Er­bil seh­ri­ni Kürt­les­tir­mek ama­ciy­la yü­rü­tü­len de­mog­ra­fik ya­pi­yi de­gis­tir­me po­li­ti­ka­la­ri se­me­re­si­ni ver­mis ve bu­gün ge­li­nen nok­ta­da Kürt nü­fu­su Türk­men­le­re yaklasmaktadir. Erbil’de Türkmen kimligini silmek için yogun sekilde çalismalar sürmekte. Erbil’in en eski yeri olan kale içerisinde yer alan ve Türkmenlerin yogun sekilde yasadigi yerler Kerkük’teki gibi bosaltilmistir. 2005 Seçimlerinden bir kaç gün önce sehrin Türk oldugunu kanitlayan kitaplarin oldugu kütüphane yakilmistir.

KÜRTLER ARASINDA ÇATISMA VE BIRBIRINI BOGAZLAMA SÜRECI

Ma­yis 1994’te KDP ( Mesud Barzani) ve KYB (Celal Talabani) ara­sin­da kan­li bir ça­tis­ma bas­la­di. Ça­tis­ma ne­de­ni Ha­bur Si­nir Ka­pi­si’ndan el­de edi­len ge­li­rin pay­la­si­la­ma­ma­siy­di. Kürtler arasinda bu çatismalar ve birbirini bogazlamalar yillarca devam etti, bu çatismalar sonucunda binlerce Kürt öldü.

Irak Türkmenleri 1. Körfez Savasi sonrasi maruz kaldiklari katliamlarin bir yenisini de, 31 Agustos 1996’da Erbil’de yasadi. Güvenlik bölgesi içinde olan Türkmen sehri Erbil, silah zoru ile Talabani’nin kontrolünde iken, Barzani, Saddam’la gizli isbirligi yapip Talabani’yi Erbil’den çikarma planini uyguladilar. Erbil’de bulunan Irak Türkmenlerinin önde gelen insanlarini, Barzani’nin pesmergeleri ve Kürt Kiyafeti giyimli Irak muhaberati ( Irak istihbarati) tarafindan, sigindiklari büro ve evlerden alinarak Bagdat’a götürülüp, vahsice katledildiler. Olaylarda Türkmen kurum ve kuruluslari, enformasyon, siyasi, yardim, radyo ve televizyon, matbaa ve Türkmeneli gazetesi bürolari, ayrica 22 Türkmen okulu yagmalanarak tahrip edildi.

Irak Basbakan Yardimcisi Tarik Aziz, 31 Agustos 1996 tarihinde yaptigi açiklamada “22 Agustos 1996 tarihinde Mesut Barzani, Irak Cumhurbaskani Saddam Hüseyin’e bir mektup gönderdi. 17 Agustos 1996 tarihinden beri Celal Talabani güçleri ile Iran tarafindan Çoman ve Sidekan bölgeleri ciddi saldirilara maruz kalmislardir. Mesut Barzani mektubunda; bu olay çok büyük bir planin baslangicidir. Bu hususta zat’i alinizden Irak ordusuna emir verip tehlike saçtiran yabanci güçlerle, isbirlikçi Celal Talabani’nin ihanetine de son vererek Irak ordusunun Erbil’e girmesini rica ederiz.”

Bölgede Israil ve ABD’nin en güvendigi adami Mesud Bar­za­ni’nin Irak hü­kü­me­tiy­le te­ma­sa geç­me­si ABD’yi te­las­lan­dir­mis­ti. ABD Di­sis­le­ri Ba­kan Yar­dim­ci­si R. Pel­let­re­au, Mesud Barza­ni ve Ce­lal Ta­la­ba­ni’ye bi­rer mek­tup göndererek ça­tis­ma­la­ra son ver­me­le­ri çag­ri­sin­da bu­lun­du. ABD iki Kürt gru­bu­nu 30 Agustos’ta Lond­ra’ya da­vet et­ti. Lond­ra’da­ki ABD büyükel­çi­li­gin­de ya­pi­lan gö­rüs­me­de bir iler­le­me kay­de­di­le­me­di. 31 Agus­tos 1996 gü­nü Irak or­du­su Bar­za­ni’nin is­te­gi dog­rul­tu­sun­da sal­di­ri­ya geç­ti. Irak’in 10. zirh­li tu­ga­yi, 40 bin as­ke­ri, tank­la­ri, uçak sa­var­la­ri ve her tür­lü si­lah do­na­ni­miy­la silah zoru ile Ta­la­ba­ni’nin elin­de olan Türk­men Seh­ri Er­bil’i ku­sat­ti. Ki­sa sü­re­de Er­bil’i Talaba­ni pes­mer­ge­le­ri­nin elin­den al­di. Tele­fo­na sa­ri­lan Ta­la­ba­ni, Di­sis­le­ri Ba­ka­ni Yardim­ci­si Pel­let­re­au’yu ara­ya­rak ABD’nin müda­ha­le­de bu­lun­ma­si­ni is­ti­yor­du. 2 Ey­lül’de Irak or­du­su Er­bil’den ge­ri çe­ki­le­rek bu­ra­nin de­ne­ti­mi­ni Mesud Barzani ve KDP’li pesmergele­re bi­ra­kip gi­der­ken Er­bil’de­ki her ye­re Irak bay­ra­gi­ni as­mis­ti. Olan yi­ne Türk­menlere ol­mus­tu. Israil ve ABD’nin isbirlikçileri ve Isyancila­ri cezalan­di­ma­si bek­le­nen Sad­dam’in he­de­fin­de Türk­menden bas­ka düs­man yok­tu. Irak is­tih­ba­ra­ti, Kürt ki­ya­fe­ti giy­mis KDP pes­mer­ge­le­ri­nin yar­di­miy­la yüz­ler­ce Türk­me­ni tutuk­la­yip, kur­su­na diz­di ve bir kis­mi­ni da Bag­dat’a gö­tür­dü, aki­bet­le­ri ise bu­gü­ne ka­dar meçhul kal­mis­tir. Kürtler her zamanki gibi Türkmenlerin siyasi parti, kurum, kurulus ve okullarini yagmalayip talan ettiler. Erbil’de Türkmenlere yapilan bu katliam, Irak’in devrik Devlet Baskani Saddam Hüseyin’in idam cezasina mahkum edildigi Duceyl davasina konu olan olaydan farkli degildir, Davada Saddam 148 Sii’nin ölümünden sorumlu tutuldu ve idam edildi. Türkmenlerde Erbil’deki katliamin pesinde olacaklardir ve bu olaydan sorumlu olanlardan mahkemelerde hesap soracaklardir. Kimsenin hakki kimsede kalmayacaktir. Türkmenlere yapilan bu katliamin hesabini mutlaka ödeyeceklerdir, diktatör Saddam Hüseyin’in ödedigi gibi.

Bu si­ra­da Ce­lal Ta­la­ba­ni, hiç­bir çag­ri­ya ku­lak as­ma­ya­rak Mesud Bar­za­ni ile her tür­lü diyalogu red­de­di­yor­du. “Bar­za­ni ha­in­dir.” di­ye ava­zi çik­ti­gi ka­dar ba­gi­ri­yor ve: “O, Bag­dat’in aja­ni­dir. Efen­di­siy­le gö­rüs­me­yi ter­cih ede­rim.” di­yor­du. Ki­min ki­mi ha­in ve ajan­lik­la suçlama­ya hak­ki var­di? ”Kar­ga kar­ga­ya, yü­zün ka­ra” di­yor­du. Za­ten Mesud Bar­za­ni ve Ce­lal Ta­la­ba­ni, Kürt­ler ara­sin­da isim­le­ri­nin önün­de ta­si­dik­la­ri si­fat­la­ri olan ha­in, is­bir­lik­çi an­la­mi­na ge­len Cahs di­ye anil­mi­yor­lar mi? Cah­sin cah­sa söz söy­le­me­ye hak­ki var mi­dir? Bel­ki tek bir sey söy­le­ye­bi­lir­ler: Aca­ba han­gi­miz da­ha bü­yük cahs­tir?

“BIR TÜRK­MEN SEH­RI ER­BIL’IN TA­RIH­ÇE­SI”(1)

“Er­bil, Zag­ros Dag­la­ri’nin ba­ti etek­le­rin­de Bü­yük ve Kü­çük Zap ne­hir­le­ri­nin ara­sin­da Mu­sul–Bag­dat yo­lu ile Ana­do­lu ve Iran’dan ge­len bas­li­ca ker­van yol­la­ri­nin bir­les­ti­gi as­ke­ri ve ti­ca­ri açi­dan önem­li bir nok­ta­da yer alir(2). Ku­ze­yin­de Tür­ki­ye ile Mu­sul’un bir kis­mi, Gü­ne­yin­de Ker­kük, Do­gu­sun­da Iran ve Sü­ley­ma­ni­ye, Ba­ti­sin­da Mu­sul ile si­nir­lan­mis­tir. Yü­zöl­çü­mü 15.870 km ve 1957 yi­li sa­yi­mi­na gö­re nü­fu­su 272.527’dir. Bag­dat’in 350 km ku­zey dogusunda yer alan Er­bil, çok es­ki bir se­hir olup M.Ö. 2000’ler­de Sü­mer ya­zit­la­rin­da “Urbelü” ve “Er-bul” ola­rak geç­mek­te­dir. Ba­bil ve Asur­lar za­ma­nin­da adi iki ke­li­me­den ibaret­ti: “Ar­ba-iy­lü(3) Er­bil’in or­ta­sin­da bu­lu­nan Er­bil Ka­le­si es­ki ta­rih­li kay­nak­lar­da “Erbaelü” ola­rak zik­re­dil­mek­te­dir ve seh­rin bü­yük bö­lü­mü­nü kap­sar. Ka­le, seh­rin ye­ni kurulan böl­ge­sin­den 39 m yük­sek­lik­te­dir. Muh­kem ve sag­lam sur­la çev­ri­li olan ka­le­nin iki kapi­si var­dir. Bu özel­lik­le­riy­le (Ha­lep ka­le­si­ne ben­ze­mek­te­dir). Os­man­li za­ma­nin­da ya­pi­lan ka­le­nin ka­pa­li çar­si­si­ni Mu­zaf­fe­rüd­din Gök­bö­rü yap­tir­mis­tir. Dok­tor Efez, Er­bil Ka­le­si­ni söyle ta­nim­la­mak­ta­dir:

“Ay­nen Ker­kük Ka­le­si gi­bi­dir. Bir yük­sek yu­var­lak te­pe üze­ri­ne ku­rul­mus an­cak Ker­kük Kale­si’nden 20 fe­et (fit) da­ha yük­sek­te­dir. 60 bin m2 bir ala­ni kap­sar ve için­de top­ha­ne, tek­ke ve sa­ray, üç de ma­hal­le var­dir”.(4)

Ka­le için­de 4.000 ev bu­lun­mak­ta olup ana dil ola­rak Türk­çe ko­nu­sul­mak­ta idi.(5) Ker­kük ve Er­bil böl­ge­si­ni yurt edi­nen Hac­lu ka­bi­le­si ve Do­gan top­lu­luk­lar.(6) bu Türk­ler­den­di. Es­ki yaban­ci ve Arap kay­nak­la­rin­da ve ko­mis­yon ra­por­la­rin­da Er­bil se­hir hal­ki­nin Türk ol­du­gu­na da­ir bir­çok bel­ge­ye rast­lan­mak­ta­dir.

Bir gez­gin, Ker­kük’ü gü­zel ve mu­az­zam bir se­hir ola­rak ta­nit­mis ve halk ara­sin­da yay­gin olarak kul­la­ni­lan di­lin Türk­çe ol­du­gu­nu vur­gu­la­mis, Er­bil’in de her ba­kim­dan ge­rek do­ga gerek­se in­san­la­ri ve sos­yal ha­yat ba­ki­min­dan Ker­kük’e ben­ze­di­gi­ni ifa­de et­mis­tir.(7) Er­bil’in Si­ya­si va­li­si W. R. Hay, “Bel­li bir se­rit üze­rin­de ba­zi se­hir­ler var­dir. Bu se­hir­ler­de yer­le­sik va­tan­das­lar Türk­çe ko­nu­sur­lar. Ker­kük seh­ri de Türk­le­rin yo­gun ol­du­gu mer­kez­di. 1.Dün­ya Sa­va­si’ndan ön­ce nü­fu­su 30 bin olan seh­rin et­ra­fin­da da Türk­çe ko­nu­su­lan bir çok köy var­di.” Ya­zar ki­ta­bi­nin bas­ka bir ye­rin­de ise “Hal­ki­nin Türk­çe ko­nus­tu­gu önem­le zik­re­dil­me­si gereken iki ay­ri yer­le­sim ye­ri de Er­bil ve Al­tun­köp­rü’dür”,(8) sek­lin­de ifa­de de bulunmaktadir. Bir Arap ya­za­ri ise Er­bil için “Son dö­nem­de Os­man­li ka­le­si hâ­len seh­rin ortasin­da olup üç yer­le­sik ma­hal­le­si mev­cut­tu. Bun­lar Do­gu­da Sa­ray, Gü­ney­ba­ti­da Top­ha­ne ve Ku­zey­ba­ti’da Tek­ke’dir.” Yer­le­sim ad­la­rin­dan da an­la­sil­di­gi üze­re Er­bil’in Türk­ler­le meskun bir se­hir ol­du­gu an­la­sil­mak­ta­dir. Prof. Dr. Hü­se­yin Fa­dil “Mu­sul Me­se­le­si” ad­li kitabin­da ise Ker­kük ve Er­bil’in Türk nü­fus­lu ol­du­gu­nu tes­pit et­mis ve mi­lat­tan son­ra­ki Türk yer­le­sim böl­ge­le­ri­ne kom­su se­hir­le­rin de asil men­se­le­ri­nin Türk ol­du­gu­nu ve böl­ge­de en popü­ler ki­si­le­rin Türk ol­du­gu­nu te­yit et­mis­tir ki bu se­hir­le­rin­den bi­ri de Er­bil’dir. Bu­nun ya­ni si­ra Ker­kük’te­ki hü­kü­met kont­ro­lün­de­ki tek res­mi ga­ze­te­nin de Türk­çe ol­du­gu res­mi yazismala­rin da Türk­çe ve Arap­ça ol­du­gu yi­ne tes­pit­le­ri ara­sin­da­dir.(9) Ya­ban­ci mü­el­lif­ler­den Fe­ric, ese­rin­de, “Ti­ki­ri ka­sa­ba­si ve ci­va­ri Kürt iken Men­de­li, Ba­ku­ba, Seh­ri­ban, Ben­de ve Erbil ka­za­la­ri Il­han­li­lar za­ma­nin­dan kal­ma Türk­ler­le mes­kun idi. Di­ger un­sur­la­rin taz­yik­le­ri­ne rag­men mil­li li­san­la­ri ve vic­dan­la­ri­ni ta­ma­miy­la kay­bet­me­mis­ler­di.”(10) sek­lin­de ifa­de­de bulun­mus­tur.

Bas­ka bir kay­na­ga gö­re ise: Dic­le’nin do­gu­sun­da Mu­sul-Bag­dat ana­yo­lu­nun çev­re­sin­de­ki yerle­sim bi­rim­le­ri­nden 1920’li yil­la­rin bas­la­rin­da Al­tun­köp­rü bü­tü­nüy­le, Er­bil, Ka­ra­te­pe, Tuz­hur­ma­tu, Ta­za Hur­ma­tu, Ta­vuk ve Ker­kük, ço­gun­luk­la Türk­le­rin ya­sa­di­gi kent­ler olup bu­nun di­sin­da Ki­fi­ri, (Sa­la­hi­ye) ve Ha­na­kin’de de önem­li mik­tar­da Türk bu­lun­mak­ta idi.(11) Ko­mis­yon In­ce­le­me ra­por­la­rin­da (s.39) nü­fus bil­gi­le­ri ile il­gi­li ola­rak açik­ça bil­gi verilmektedir: Er­bil ken­tin­de­ki ye­di ma­hal­le­den be­si­nin muh­ta­ri­nin Türk ol­du­gu bi­ri­nin ya­ri Türk ya­ri Kürt, bi­ri­nin ise Ya­hu­di ol­du­gu be­lir­til­mek­te­dir. Bun­dan da Er­bil ken­ti­nin bü­yük bir ço­gun­lu­gu­nun Türk­ler­den olus­tu­gu an­la­sil­mak­ta­dir. Ni­te­kim In­gi­liz ya­zis­ma­la­rin­da da genellik­le Er­bil’in bir Türk­men ken­ti ol­du­gu be­lir­til­mek­te­dir. Yi­ne ay­ni ko­mis­yon raporlarinda ge­çen Irak nü­fus ve­ri­le­rin­de Er­bil Li­va­sin­da 2.780 Türk’ün ya­sa­di­gi ile­ri sürülmek­te­dir. Li­va (kent) mer­ke­zi di­sin­da hiç­bir yer­de Türk ol­ma­di­gi var­sa­yil­sa bi­le ki bu var­sa­yim yan­lis olur, yi­ne de kent mer­ke­zin­de ya­sa­yan Türk­le­rin sa­yi­si­nin 4-5 kat faz­la olmasi ge­rek­mek­te­dir.(12) “Müns’ü Bag­da­di” ad­li eser­de Er­bil ka­le­sin­de 4.000 ev bu­lun­du­gu ve ana dil­le­ri­nin de Türk­çe ol­du­gu bil­di­ril­mek­te­dir.(13) 1919 yi­lin­da In­gi­liz Ya­zar­la­rin­dan Wilson, No­el’in yaz­di­gi ki­tap­ta Er­bil’in bir Kürt ken­ti ol­du­gu yo­lun­da­ki sa­vi­nin da ger­çe­gi yan­sit­ma­di­gi­na, kent nü­fu­su­nun ço­gun­lu­gu­nun Türk soy­lu ol­du­gu­na ve kent­te Türk­çe konusul­du­gu­na dik­kat çek­mek­te­dir. 06.12.1919’da In­gil­te­re’nin Hin­dis­tan Ba­kan­li­gi, düzenledi­gi top­lan­ti­da, ka­ti­lim­ci­lar­dan Al­bay Le­ach­man, Bir Türk­men seh­ri olan Er­bil’in kesin­lik­le Kürt yö­ne­ti­mi­ni yeg­le­me­ye­ce­gi gö­rü­sün­de idi.(14) Mar­ga­ret Ba­in­bid­ge “Dün­ya Türk­le­ri” ad­li ki­ta­bin­da (s.163): “Ba­zi ku­zey kent­le­rin­de Türk­men­le­rin Kürt nü­fu­su için­de­ki pay­la­ri degismis­tir. Ba­zi Türk­men­ler Bag­dat, or­ta ve gü­ney Irak­ta ­ki kent­le­re göç­müs­ler­dir. 30-40 yil ön­ce­si­ne ka­dar bü­yük Türk­men nü­fu­sa sa­hip Ker­kük, Er­bil, Ha­ne­kin gi­bi ku­zey kent­le­ri­ne de Kürt­ler ve Arap­la­rin iç göç­le­ri ol­mus­tur. 30 yil ön­ce Ker­kük’te pek az Kürt vardi ve kent sakin­le­ri­nin bü­yük ço­gun­lu­gu Türk­men’di. Bu­nun gi­bi 1958 yi­li­na ka­dar Er­bil nü­fu­su­nun %75’i Türk­men­di.(15) Türk­men top­lu­luk­la­ri Irak’in Ku­zey dag­la­ri­nin etek­le­rin­de ve Bag­dat, Mu­sul es­ki ka­ra­yo­lu bo­yun­ca bir di­zi kent ve köy­de ya­sa­mak­ta­dir­lar. Bu yer­le­sim birim­le­ri ara­sin­da Ka­ra­te­pe, Kif­ri (Sa­la­hi­ye), Tuz­hur­ma­tu, Ta­vuk, Ker­kük, Al­tun­köp­rü, Er­bil ve Mu­sul öte­sin­de de Te­la­fer bu mer­kez­ler­den­dir.(16)

Ta­ri­hi ba­kim­dan Irak’ta Türk­lü­gün ça­ti­si ilk ön­ce Er­bil’de ku­rul­mus­tur. Gök­bö­rü dö­ne­mi­ne ait ka­lin­ti­lar bu­lun­mak­ta­dir. Kent­te Türk adi ta­si­yan ma­hal­le­le­rin ol­ma­si ve hal­ki­nin da kendile­ri­ne has öz Türk­çe si­ve­le­ri kul­lan­ma­la­ri seh­re Türk dam­ga­si vur­mus­tur.

Bü­yük Sel­çuk­lu Im­pa­ra­tor­lu­gu’nun yi­ki­li­sin­dan son­ra Er­bil’de Zey­ned­din Kü­çü­ko­gul­la­ri (1144-1233), Mu­sul’da Ata­bey­ler ve Ker­kük’te Kip­ça­ko­gul­la­ri adi­ni ta­si­yan Türk bey­lik­le­ri ku­rul­mus­tur. Er­bil, 1190’dan 1233’e ka­dar ge­çen yil­lar­da hü­küm sü­ren Mu­zaf­fe­rüd­din Gökbö­rü za­ma­nin­da al­tin ça­gi­ni ya­sa­mis­tir. Böy­le­ce böl­ge­ye 1514’e ka­dar Türk ha­ne­dan­la­ri hük­met­mis­tir.(17)

Os­man­li dev­rin­de ise Ya­vuz Sul­tan Se­lim dö­ne­min­de Bi­yik­li Meh­med Pa­sa (1518) Mar­din’i fet­het­ti. Son­ra Bed­ri Bey’in yar­di­miy­la Mu­sul Os­man­li ha­ki­mi­ye­ti­ne gir­di. Mu­sul ile be­ra­ber Te­la­fer, Sin­car, Ha­san­keyf, Or­mu, Os­nu, Er­bil ve Ima­di­ye, Os­man­li Dev­le­ti’ne bag­lan­di.(18) Böy­le­ce bu dö­nem­de Di­yar­ba­kir, Irak’in ku­ze­yi, Er­bil ve Ker­kük san­cak­la­ri ile Irak-i Arap Bag­dat Eya­le­ti, Dü­le­yim ve Di­va­ni­ye san­cak­la­ri­ni kap­sa­yan böl­ge Meh­med Pa­sa ta­ra­fin­dan Os­man­li Dev­le­ti si­nir­la­ri­na ka­til­mis­tir. Böy­le­ce Sa­fa­vi­le­rin en kiy­met­li top­rak­la­rin­dan 121.000 km’lik ki­sim ve Mu­sul, Er­bil ve Ker­kük Os­man­li top­rak­la­ri­na ka­til­mis ol­du. Bu dönem­de Irak’in ku­ze­yin­de Türk­men­ler ço­gun­luk, Arap ve Kürt­ler azin­lik ko­nu­mun­da idiler.(19)

Ka­nu­ni Sul­tan Sü­ley­man’in Ira­keyn Se­fe­ri (1534) dö­nü­sün­de Gök­te­pe’de iken Er­bil’e Das­ni Hü­se­yin Be­yi ta­yin et­mis­tir.(20)

1529’da Er­bil, Bag­dat’a bag­lan­mis­tir.(21) 1560 yi­lin­da Er­bil, Ker­kük ve Seh­ri-zor’un birlesmesi için hü­küm gön­de­ril­mis,(22) 1568’de Seh­ri­zor’a bag­lan­mis­tir.(23) H 977 1569 yilinda Seh­ri­zor san­ca­gi­na Er­bil Be­yi Be­ge Bey ta­yin ol­mus­tur.24 (Ay­ni Ali Efen­di Risalesi’nde Sehri­zor Eya­le­tin­de, Ker­kük San­ca­gi’na bag­li ola­rak gös­te­ril­mek­te­dir.)(25)

17. yüz­yil­da Er­bil San­ca­gi iki ki­sim­dan iba­ret­ti; te­pe üze­rin­de ka­le ve di­ge­ri de düz­lük kisimda­ki idi. Se­hir sur­lar­la çev­ri­li idi. Akar­su­lar ba­ki­min­dan zen­gin olan se­hir­de iki keh­riz ve bir ca­mi var­di. Er­bil ka­le­si­nin çev­re­si bir hen­dek­le çev­ri­li idi. Neh­rin iki­ye böl­dü­gü seh­rin hal­ki zi­ra­at­la mes­gul­dü.(26)

18. yüz­yil bas­la­rin­da Ker­kük, Er­bil, Köy­san­cak, Sa­ra­ba­zar, Re­van­duz ve Ha­rir san­cak­la­ri Mu­sul eya­le­tin­den ay­ri­la­rak Seh­ri­zor adiy­la Mer­ke­zi Ker­kük olan ye­ni bir eya­let ku­rul­mus­tur. 1850’de Mu­sul, Bag­dat Eya­le­ti’ne bag­li bir mu­ta­sar­rif­lik, 1867’de ise Seh­ri­zor yi­ne Bag­dat’a bag­li bir san­cak dü­ze­yi­ne in­di­ril­mis­tir.(27) Ay­ni yil Mu­sul tek­rar vi­la­ye­te tah­vil olu­na­rak Kerkük (Seh­ri­zor) de Mu­sul’a il­hak olun­mus­tur.(28) 1897’de Er­bil, Mu­sul vi­la­ye­tin­de Kerkük San­ca­gi­na ka­za ola­rak bag­lan­mis­tir.(29)

20. yüz­yi­lin bas­la­rin­da es­ki bü­yük vi­la­yet­le­rin ye­ri­ne tes­kil olu­nan san­cak­lar (li­va) esas alindi­gin­da Er­bil de bu san­cak­lar ara­sin­da yer al­mis­tir.(30) Da­ha ön­ce­den ka­za dü­ze­yi­ne indirilen Er­bil’in 1919’da eya­let ya­pil­ma­siy­la tek­rar Os­man­li mo­de­li­ne dö­nül­müs­tür.(31)

Eko­no­mik yön­den Er­bil 1600’le­rin üçün­cü çey­re­gin­de Mu­sul’la ay­ni dü­zey­de idi. Er­bil, Kerkük, Za­ho gi­bi ka­sa­ba­la­rin ge­çim kay­na­gi olan hay­van­ci­lik ve ta­rim, bu­na bag­li ola­rak deri, et, yün ve ta­rim ürün­le­ri sa­de­ce ken­di se­hir­le­ri için de­gil böl­ge için de önem arz ediyordu.(32) Bu­nun ya­ni si­ra Mu­sul, Er­bil, Al­tun­köp­rü, Ker­kük ve Ha­ne­kin’de ba­zi Türkmenler ti­ca­ret ya­par­ken ba­zi­la­ri da kü­çük za­na­at, kü­çük es­naf­lik­la ug­ras­mak­ta idi­ler. Bir kis­mi ise mes­lek­le­ri­ni ic­ra et­mek ve­ya me­mu­ri­yet için Irak’in de­gi­sik se­hir­le­ri­ne göç etmislerdir.(33)

Er­bil’de Türk­men kül­tür ve sa­na­ti­nin kök­lü ve zen­gin bir geç­mi­si var­dir. Türk­men folk­lo­ru ve sa­na­ti açi­sin­dan da önem­li bir yer­le­sim bi­ri­mi olan Er­bil bir çok sa­ir ve ede­bi­yat­çi yetistirmistir. Bun­lar ara­sin­da Cer­cis, Ma­il (Ab­di), Ga­ri­bi, Nes­rin Er­bil yil­lar­ca Er­bil’de Türkmen­le­rin kim­li­gi ve var­li­gi­nin ko­run­ma­si için mü­ca­de­le et­mis­ler­dir. Er­bil’de 1970 yilinda Türk­men Türk­çe’siy­le egi­ti­me bas­lan­mis­tir.(34) 1980’de Ker­kük ve Er­bil’de Araplastir­ma kam­pan­ya­si çer­çe­ve­sin­de bu­ra­lar­da ya­pi­lan Türk­çe egi­ti­me son ve­ri­le­rek, Türkçe egi­tim ya­pan okul­lar ka­pa­til­mis­tir. Hâl­bu­ki 1922’de Irak’la In­gil­te­re ara­sin­dan ya­pi­lan an­las­ma­nin 3. mad­de­si ge­re­gin­ce Ana­ya­sa­da va­tan­das­lar ara­sin­da fark gö­ze­til­me­me­si, okullar­da ana dil­de tah­sil gö­rül­me­si te­mi­nat al­ti­na ali­ni­yor­du. Bu pren­sip­le­ri göz önün­de tu­tan hü­kü­met, 1925 yi­lin­da ya­yin­la­di­gi ilk ana­ya­sa met­ni­ni Arap­ça, Türk­çe ve Kürt­çe ola­rak basmis, 1931 yi­lin­da ya­yim­lan­mis olan “74” nu­ma­ra­li “yer­li dil­ler” ka­nu­nu ile tes­pit edilmistir. Bu ka­nun ge­re­gi bas­ta Ker­kük ve Er­bil ol­mak üze­re ba­zi Türk­men böl­ge­le­rin­de muhakeme­nin Türk­çe ola­rak ya­pil­ma­si ka­bul edil­mis­tir. Türk­men­le­rin ço­gun­lu­gu tes­kil et­ti­gi okul­lar­da da egi­ti­min ta­ma­men Türk­çe ya­pil­ma­si ka­rar­las­ti­ril­mis­ti.(35) Son ola­rak, Di­za­yi, Erbil’de asil mil­let un­su­ru­nu Türk­le­rin tes­kil et­ti­gi­ni ya­zar­ken ne­den bir g­rup Kür­tün ken­di ara­la­rin­da ve özel gö­rüs­me­le­rin­de Türk­men­ce ko­nus­tuk­la­ri­ni izah ede­me­mek­te­dir. Kal­di ki bu bag­lam­da asil ai­le­le­rin ad­la­ri­na ör­nek ve­rir­ken Av­ci­li ve Dog­ra­ma­ci gi­bi ai­le­le­rin ad­la­ri­ni zikre­der­ken bun­la­rin da Kürt ol­du­gu­nu söy­le­mek­te bir mah­zur gör­me­mis­tir.(36)

TÜRKIYE’DE HACETTEPE VE BILKENT ÜNIVERSITESI’NIN KURUCUSU ERBILLI TÜRKMEN IHSAN DOGRAMACI

Yüksek Ögretim Kurulu’nun kurucu baskani, Hacettepe Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi kurucusu rahmetli Prof. Dr. Ihsan Dogramaci Erbillidir. 3 Nisan 1915’te Irak’in Erbil kalesinde dogan Ihsan Dogramaci, Ilk tah­si­li­ni Er­bil’de Türk­çe Yap­ti. Lo­zan ant­las­ma­si­na göre Irak’in Türk se­hir ve ka­sa­ba­la­rin­da egi­ti­min Türk­çe ya­pil­ma­si ge­re­ki­yor­du. Bu se­bep­le Ih­san Dog­ra­ma­ci tah­si­li­ni Türk­çe yap­mis ol­du. On­dan son­ra In­gi­liz­le­rin bas­ki­si üze­ri­ne Lozan ant­las­ma­si­nin bu sar­ti göz ar­di edi­le­rek Türk­çe egi­tim ya­sak­lan­di. Bu­nun üze­ri­ne Ihsan’i ai­le­si or­ta tah­sil için Bey­rut’a, yük­sek tah­sil için Is­tan­bul’a gön­der­di. Is­tan­bul Üniversi­te­si Tip Fa­kül­te­si­ni 1938’de bi­rin­ci­lik­le bi­tir­di. Londra’da 1971’de Kraliyet Tip Koleji üyeligi yapmis, Ankara Üniversitesi Tip Fakültesinde 1947-1954 yillari arasinda ögretim görevlisi, doçent ve profesör olarak hizmet vermistir. 1963-1965 yillari arasinda Ankara Üniversitesi Rektörlügü’nde bulunmustur. Prof. Dr. Dogramaci, ODTÜ Mütevelli Heyet Baskanligi (1965-1967), Hacettepe Üniversitesi Rektörlügü (1967-1975), Tip ve Saglik Bilimleri Milli Konseyi Baskanligi (1974-1981) yapmistir. Dogramaci, Yüksek Ögretim Kurulu’nun ilk baskanligini (1981-1992) da üstlenmistir. Degisik üniversitelerden fahri doktora unvani verilen Dogramaci, birçok uluslararasi akademi ve pediatri cemiyeti üyesiydi.

Prof. Dr. Dogramaci’yi akademik camia için ayrica önemli kilan, 1985’te Türkiye’nin ilk özel üniversitesi Bilkent Üniversitesini kurmasi ve diger birçok üniversitenin kurulmasina da destek vermesi olmustur. Ihsan Dogramaci, uluslararasi birçok kurulusta ve örgütte onursal baskanlik, baskanlik, yönetim kurulu üyeligi, üyelik, danismanlik görevlerini de yürütmüstü. Çok sayida makalesi ve kitaplari yayimlanan Dogramaci, ulusal ve uluslararasi düzeyde birçok ödül kazanmistir.

So­ru: Si­zin Irak ye­ri­ne Tür­ki­ye’de yer­les­me­ni­zin se­be­bi ne­dir?

Ce­vap: Bü­tün Er­bil­li­ler gi­bi ben de Türk ai­le­si­ne men­su­bum. Ana­min, ba­ba­min, de­de­le­ri­min, ni­ne­le­ri­min ev­de ko­nus­tuk­la­ri dil Türk­çe idi. In­gi­liz­le­rin bas­ki­si ile okul­lar­da Türk­çe egi­tim ya­sak­la­nin­ca tep­ki ola­rak ai­lem be­ni Bey­rut’a son­ra da Is­tan­bul’a oku­ma­ya gön­der­di. As­lin­da mil­let­le­rin tü­rü­nü bil­di­ren en bas­ta ge­len hu­sus hat­ta un­sur ev­de ko­nus­tuk­la­ri dil­dir.

So­ru: Türk­men­le­re bir me­sa­ji­niz var mi?

Ce­vap: Irak’ta­ki Türk­men­le­r bu­lun­duk­la­ri böl­ge­nin bü­tün­lü­gü­nü boz­ma­ma­li, öte yan­dan dille­ri­ni mu­ha­fa­za edip ge­lis­tir­me­le­ri ve bu se­bep­le Türk­çe egi­tim ve­ren ilk okul­la­rin açil­ma­si için ye­rel oto­ri­te­ler­le (Er­bil’de) te­ma­sa geç­me­li ve bu­nun sag­lan­ma­si için ça­li­sil­ma­li.”

ERBIL'IN TARIHI SIMGELERI

Türkmenler, Erbil kalesinde nüfusun hemen hemen tamamini olusturuyordu. Kaledeki onlarca evde hayat 2007 yilina kadar sürdü. O yil baslayan onarim adi altinda kale yerlesime kapatildi.

Kerkük Kalesinde oturanlarin hemen hemen tamami Türkmendi. Türkmenlerin simgesi Kerkük Kalesi, en eski tarihi eserleri de surlari içerisinde saklamaktadir. Saddam rejimi 1990 yilinda Kerkük Kalesinin tarihi eserlerini onarmak adi altinda Kaleyi yikma ve sakinlerini bosaltma planini uygulamaya koyar. Kale, 1995 yilinda Saddam Hüseyin’in talimatiyla zorla tamamen bosaltilir ve 1997′den itibaren 2003′e kadar yüzlerce geleneksel Türk tarihi evleri ve eserleri dozerlerle yerle bir edilir. Türkmenlere ait ne varsa, evleri, tarihi eserleri, hatta mezar taslari bile yok edilir. Amaç Kerkükün Türkmen özelligini ve izlerini silmekti.

Kalenin karsisinda ve Sehir meydaninin bir diger kösesinde ise Erbil'in geleneksel Kayseri çarsisi bulunuyor. Osmanli döneminde yaptirilan ve Erbil'in en önemli ticari merkezleri arasinda yer aliyor. Yaklasik 200 yillik geçmise sahip '' Kapali (Kayseri) Çarsisi'' içerisinde her çesit ürünün bulundugu 600 is yeriyle Erbil'e gelenlerin ugrak mekanlari arasinda yer aliyor. Erbillilerin 'Bazar' dedigi çarsi, kentin ekonomik can damarlarindan biri. 

Simdiki hali 1850'li yillarda Suriyeli yapi ustalari tarafindan klasik Osmanli çarsisi seklinde insa edilen Kapali çarsisi, o dönemde Çin'den, Afganistan ve Pakistan'dan gelen kervanlarin hem konaklama hem de mallarini sergileme mekani olarak kullanildi.  

Erbil Kapali (Kayseri) Çarsisi'ni ziyaret eden yabancilarin ugramadan geçemedigi çarsinin çaycisi Halil Salih, 64 yildir çaycilik yaptigi pazarda, içindekilerin sürekli degistigini fakat çarsinin asil yapisinda hiçbir degisikligin olmadigini söylüyor. 

Isil isil kuyumcular, farkli baharat kokulari ve rengârenk züccaciyeciler, Tarihi Kapali Çarsisi’ni süslüyor. Bu çesitlilik çarsiyi Erbil’in en renkli mekâni kiliyor. Erbil’in merkezinde yer alan Kayseri Çarsisi sehirde görülmesi gereken ilk duraklardan biri.

Tarihi Kapali Çarsisi'nin Istanbul’daki Kapali Çarsi ve Misir Çarsisi'ni andiran bir havasi var. Kentin en büyük çarsisi olarak bilinen Kayseri Çarsisi, yüzyillardir altin, hediyelik esya, baharat, sifali otlar, köylerden gelen organik ürünler, kahve, pekmez, bal, sekerleme, kuruyemis, bakliyat ve geleneksel kiyafet arayanlarin ugrak yeri. Çarsida ayrica küçük esyalar üreten marangoz ile terzilere de rastlamak mümkün. Kayseri Çarsisi'nin sokaklari, satilan ürünlere göre siniflandiriliyor. Kuyumcular, aktarlar ve süs esyalari satan dükkânlarin hepsi farkli sokaklarda. Tarihi çarsinin esnafi, çesitli bölgelerden ziyaretçiler agirliyor.

Erbil'in tarihini en iyi yansitan bir baska yapi da Mu­zaf­feriye-Çöl Minaresi. 12. yüzyilda Türk hükümdari Muzafferüddin Gökbörü tarafindan insaa ettirilen minarenin birçok kismi ve hatta minarenin bulundugu ana camii yillar içerisinde yikildi. Ancak doguya egilmis 36 metre yüksekligindeki Mu­zaf­feriye-Çöl Minaresi, asirlara meydan okumayi basardi.

 

Sekiz köseli bir kaide üzerinde yükselen Mu­zaf­feriye-Çöl Minaresi aslinda çift serefeli insa edilmisti. Ancak bugün minareden geriye sadece bir serefe kaldi. Minare geçtigimiz yillar içerisinde daha fazla yikima ugramamasi için güçlendirildi.

Erbil Kalesi, Kayseri Çarsisi ve Mu­zaf­feriye-Çöl Minaresi birçok savas görmüs olsalar da yillara meydan okuyan binalar arasinda yer aliyor. Zira sehrin Türk tarihi hâlâ bu yapilarda yasiyor.

 

ERBIL’DE TÜRKMEN GERÇEGI

Arastirmaci-yazar Dilsat Terzi’nin “Erbil’de Türkmen Gerçegi” yazisinda, güzelim Erbil sehrini bakin nasil anlatiyor: “Dün Erbil kapali çarsisina yolum düstü. Esim ve çocuklarimla birlikte bir seyler almaya gittik. Kala kapisinin hemen karsisindaki Bakkallar çarsisina girdik.

Ilk anda gözüme bir seyler çarpti. Buradaki esnafin kimi eski meslegini korudugunu, kimilerinin meslegini degistirdigini gördüm. Bu çarsida genellikle Irak çapinda meshur olan Erbil peynir ve yogurdu satilir.

Fakat bazi esnaf artik eski mesleginden vazgeçerek süt ürünleri satmiyorlar, bunun yerine dükkanlarini beyaz esya veya elektrik malzeme tezgahina dönüstürmüsler. Yani burada bir meslek degisimi söz konusudur. Bu böyle olunca çarsinin çehresi de degisiyor. Artik burada o nefis Erbil peyniri ve yogurdunun koksunu fazla almiyor insan.

Erbil kapali çarsisindaki esnafin hepsi olmasa da yüzde yetmisi Türkmen’dir. Ben bunu simdi için söylüyorum. Bu oran yetmisli ve seksenli yillarda yüzde doksanin üzerinde idi. Bu çarsida yetisip büyüyen birisi oldugum için bunu rahatça söyleyebiliyorum.

Çarsida rahmetli babamin terzilik dükkani vardi. Yanliz babam degil amcamin da dayi ve teyze ogullarimin da dükkanlari vardi.

Erbil’deki önemli mesleklerin hepsi Türkmenler’in elinde idi. Çünkü kentin yerlesik sakinleri Türkmen’dir. Bu bir oranda simdi için de geçerlidir. Erbil’in en zengin tüccari Türkmenlerden’dir.

Erbil’de ayni zamanda bürokraside de güçlü bir Türkmen varligi söz konusudur.

Erbil Türkmenleri çok iyi egitim görmüs bir toplumdur. Bunun için eskiden oldugu gibi kentin en taninmis doktorlarin, mühendislerin, avukatlarin, yargiçlarin ve diger meslek erbablarin çogu Türkmen’dir.

Dün Bakkallar çarsisinda kizim Sevgil, naylon taki ve süs esyasi satan bir dükkanda sergilenen esyalar dikkatini çekince hemen “Baba bana biraz taki” al dedi. Ama ben takidan anlamam bunun için annesi devreye girerek pazarlik yapmaya basladi. Dükkan sahibi Türkmen oldugumuzu hissetti ve mahalli siveyle bizimle konustu.

Erbil Türkmenleri digerlerinden kolay fark ediliyorlar. Uzaktan da olsa birisini görsem Türkmen olup olmadigini hemen farkedebilirim.

Bir de Erbil’de Türkmenler içinde söyle bir kani var. “Hepimiz birbirimize akrabayiz” deriz. Yani Erbilli Türkmenler’in aile seceresi arastirilirsa gerek baba gerek ana tarafindan olsun hepsi birbirlerine akraba çikar. Bu birinci belden veya ikinci veya üçüncü belden olabilir.

Erbilli Türkmenler’in hepsinin birbirlerini tanimalari, bir zamanlar kentin tek sakinleri olmalarindan kaynaklaniyor. Bu durum Erbil’in Hiristiyanlarin yasadigi Ankava mahallesi için de geçerlidir. Mahalledeki Hiristiyan vatandaslarin hepsi birbirlerini tanirlar. Çünkü burada kendilerinden baska milletler yasamiyor.

Bir kaç yil önce Erbil’in taninmis simalarindan sayin avukat Sanan Ahmet Aga “Erbil ve Erbilli” adli eserinde Erbil’in Türkmen gerçegini gündeme getirdiginde kiyamet koparildi. Erbil’de Kürt medyasi adama agizlarina geleni söylediler, onu kötülediler, ama o sirf gerçekleri yazdi, hem de belgelere dayanarak.” Sanan Ahmet Aga “Erbil ve Erbilli” adli eserinde belgelere dayanarak Erbil’in kökeninin Türkmen oldugunu belgeler. Türkmen karsitlari, Kürtler ve Barzani’nin güdümündeki medya, Sanan Aga’ya karsi büyük bir saldiriya geçerler. Bu sirada Sanan Aga’nin evi de bombalanir. “Her zalim gerçeklerden korkar ve onlarin üstünü örtmeye çalisir.”

                                         

Dost ve düsman bilmelidir ki, Türkmen sehri Erbil Irak Türklerinin Kalesidir ve ata yurdudur. Türkmenler yerinden, yurdundan, topragindan ve haklarindan asla vazgeçmeyecek, kimseye de boyun egmeyecektir.

Ali Kerküklü

Kaynaklar :
 
1- Suphi Saatçi, Kerkük dergisi, sayi:10 1992.
2-
Semsettin Küzeci, Kerkük Dergisi, yil: 1, sayi 2, Temmuz 2005.

3- Stratejik Analiz, Sayi 35, Mart 2003
4- Öz­kan, Tun­cay, CIA Kürt­le­ri, Kürt Dev­le­ti’nin Giz­li Ta­ri­hi, Al­fa Ya­yin­la­ri, Is­tan­bul, 2004.
5- Sadun Köprülü, 31 AGUSTOS 1996 MESUT BARZANI, ERBIL KATLIAMI.
5- Ali Kerküklü, Oyun Içinde Oyun Kerkük, Kum Saati Yayinlari, Istanbul, 2006.
 
 
 
Dipnotlar :

 

1 Yazimizin bu bölümünde Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Bayatli’nin “Kardaslik” Dergisinin 27. sayisinda ayni baslik ile yayinlanan makalesine yer verilmistir. Bu bölüm, tamamen sayin Bayatli’nin çalismasidir. Tarafimdan bir ilave yapilmamistir.
2 Sami Es-Saka, “Erbil” mad. DIA, C.2, Istanbul 1995, s.273
3 Nilüfer Bayatli. XVI. Yüzyil Musul Eyaleti, Ankara 1999, s.106 - 107
4 Ahmet Kuscuoglu, “Min Mealimin Erbil Et Tarihiye” Kardeslik Dergisi, s.5 - 6
5 Bayatli , a.g.e , s.107
6 Bahaeddin Ögel, Dogu Anadolu, Ankara 1922, s.22
7 Longrigg, Four Centries of Modern Iraq (terc. Cafer Hayat), Bagdat 1941, s.12
8 Ziyat Köprülü, Irak’ta Türk Varligi, Ankara 1996, s.10 - 11
9 Ziyat Köprülü, a.g.e., s.11 - 12
10 Feric, Kürtler Tarihi ve Ictimai Tadkikat, Istanbul 1934, s.72
11 Ihsan Serik Kaymaz, Musul Sorunu, Istanbul 2003, s.31 - 32
12 Ayni Eser, s.458
13 Seyyid Mehmed El Hassan, Münsi’ü- Bagdadi 1948, s.77
14 Ihsan Serif Kaymaz, a.g.e., s.129
15 R.L.lawless, Irak’in Türk Halklari, (çev. Mehmet Harmanci), Istanbul 1995, s.163
16 Ayni Eser, s.164
17 Ziyat Köprülü, a.g.e., s.31
18 Hoca Saadettin efendi, Tac’üt-Tevarih, (haz. Ismet Parmaksizoglu), C.IV, Ankara 1992, s.270
19 Yilmaz Öztuna, Türkiye Tarihi,C.5, Istanbul 1983, s.63
20 Bayatli, a.g.e., s.29
21 Ismet Parmaksizoglu, Kuzey Irak’ta Osmanli hakimiyeti, Ankara 1973, s.23
22 MD. No.3, Sira 741, s.264
23 Kamil Kepeci, No:17670, s.470
24 MD. No.3, Sira 743, s.264
25  Ayni Ali Efendi Risalesi, Ayn-i Ali Risalesi Kavanin-i Ali Osman Der Hülasa-i , Mezamin Defter-i, Divan, Istanbul1018, s.34
26 Bayatli, a.g.e., s.106 - 107
27 Kaymaz, a.g.e., s.24
28 Mususl – Kerkük ile Ilgili Arsiv Belgeleri, Ankara 1995, s.30
29 Longrigg, a.g.e., s.339
30 Bayatli, a.g.e., s.38
31 Kaymaz, a.g.e., s.86
32 Dina RizakKhoury, Osmanli Imparatorlugunda Devlet ve Tasra Toplumu, (çev. Ülkü Tansel) Istanbul 1999, s.27
33 R.L.Lawless, a.g.e., s.166
34 Suphi Saatçi, “Türkmen Kitapliginin Yeni Konuklari” Kardaslik Dergisi, Sayi-24, Istanbul 2004, s.24-25
35 Ziyat Köprülü, a.g.e., s.48
36 Ersad Hürmüzlü, Türkmenler ve Irak, Istanbul 2003, s.99


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster