Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 21 Mayys 2016
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 03:55
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=23094
Erbil’in Türk Kimligi ve Tarihi Gerçekler
Ali Kerküklü (Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çigligi Kitabinin Yazari)
Erbil, Kerkük gibi bir Türk sehridir. Türkmenlerin yogun yerlesim merkezlerinden biridir. Erbil sehri altin çagini Erbil Atabegi’nin Türk hükümdari Muzafferüddin Gökbörü (Mavi Kurt) döneminde yasamistir. 1438 yilinda da Türkmenlerin kurdugu Karakoyunlu Devletinin yönetimine girmistir. Erbil, Asagi ve Yukari Zab sulari arasinda kurulmustur. Musul, Altunköprü, Bagdat-Basra yollarinin kavsak noktasinda bulunan sehir, Irak Selçuklulari idaresinden sonra 1144 tarihinden itibaren Beytekin hanedanindan Küçük Ali’nin ve Erbil Atabeklerinin baskenti olmustur.
Muzafferüddin Gökbörü devrinde (1136-1190) imar edilen Erbil, iki kisimda gelismistir. Asagi Erbil nehir kenarinda, genis bir vadide yayilirken, Yukari Erbil tepe üzerinde kale içine sikisip kalmistir. Erbil’in merkezinde olan kale, üç mahalleden olusmaktadir. Doguda Saray, güney batida Tophane ve Kuzeyde Tekye (Tekke) Mahalleleridir. Kalenin surlari, eski kalintilari üzerine Gökbörü tarafindan yeniden yaptirilmistir. Gökbörü’nün evladi olmadigindan, vasiyeti üzerine Abbasi halifesine kalan Erbil, Mogol istilasindan sonra uzun müddet karisik ve sikintili dönemler yasamistir. 1731’de, Nadir Sah’a karsi uzun süre dayanan kale, sehrin düsmesinden sonra harabe haline gelmis, 1849’da esasli bir sekilde tamir edilmistir. Erbil, Osmanli döneminde, 19. yy. baslarina kadar Bagdat’a bagli bir kaza merkezi olarak idare edilmistir.
Türk hükümdari Muzafferüddin Gökbörü, devletinin ve saltanatinin küçük olmasina ragmen, Islam dünyasinda büyük bir üne kavusmustur. Asagi Erbil’de yüksek minareli bir ulu cami (1190 yilinda), bir medrese, 4 darul-aceze, dul ve yetim yurtlari ile ribatlar yaptirarak sehri mimari eserlerle donatmistir. Ulasim yollarinin kavsak noktasinda bulunan Erbil, 12-15. yy.larda büyük bir ticaret merkezi durumundaydi. 1309 (Rumi) Musul Salnamesi’ne göre, 4.000 nüfuslu Erbil merkezinde 4 bin nüfus yasadigini ve bunlarin Türkçe konustugunu, 2 cami, 10 mescid, 6 medrese, 5 sibyan mektebi, 5 darul-aceze, 1 kisla ve 3 hamam bulunuyordu. Kale içindeki Kale Camii, Haci Molla Ibrahim Camii, Ömeraga Medresesi ile Seyh Serif Tekkesi halen kullanilmaktadir. Erbil’deki en önemli tarihi kalintilar, Erbil Kalesi, Kapali Çarsisi, Seyit Ahmet tepesi ve Ulu Camii (Muzafferiye- Çöl) Minaresi’dir. Erbil’de Türk mührü eser aramaya gerek yok. Erbil’de her sey, Erbil’in kendisi Türk mührü.
Selahattin Eyyubi’nin (Muzefferüddin Gökbörü’nün enistesi) Kürt oldugunu iddia ediyorlar. Ogullari, Agar Serefeddin, Zahir Mücireddin, Muzaffer Kutbeddin, Esref Muizzeddin, Muazzam Fahreddin, Muhsin Zahireddin, Rükneddin…. Ve kardeslerinin adlarina baktigimizda, agabeyinin adi Turansah'tir. Kardeslerinin adlari ise, Tugtekin ve Böri'dir, öz be öz Türk adlaridir. Acaba bu iddialara tarihçiler ne diyor. Irak’ta Babillilerin yaptigi Babil’in asma bahçelerinin Kürtler tarafindan yapildigini ileri sürüyorlar. Yarin FatihSultan Mehmet’in de Kürt oldugunu iddia ederlerse kimse sasirmasin. Zira tarihsizler, yapay geçmis yaratmaya çalisiyorlar. Kürt tarihçileri ve aydinlari bir dala tutunmak ve yeni bir tarih yaratmak istiyorlar, ama tarihi dayanaklari yok ve iddialarini da hiçbir tarihi kaynak dogrulamiyor. Yapabildikleri tek sey, baska milletlerin tarihi sahsiyetlerini ve kültürel varliklarini kendilerine mal etmeye çalismak.
Arapça yayin yapan Lübnan Televizyon kanali anb’de Türk sehri Erbil hakkinda bir televizyon programi yayinlanmisti. 1190’da Erbil Atabeyliginin Türk hükümdari Muzefferüddin Gökbörü (Mavi Kurt) tarafindan yaptirilan camii tamamen yikilmasina karsilik minaresinin büyük kismi saglam olarak günümüze kadar gelebilen ve Erbil’in kaleden sonra en önemli tarihi yapisi olan bu eser hakkinda (Muzafferiye olarak adlandirilan çöl minaresi), anb televizyonu kanalinin sunucusuna kendini Kürt tarihçisi olarak tanitan biri, “Muzafferiye minaresinin motiflerine dikkatlice bakiniz, tamamen Kürt motifiyle yapilmistir” diye anlatiyordu. Tarih bu kadar çarpitilabilir mi? Camii ve minare motiflerinde Kürt motifi var midir?
Kürtler simdi de yeni bir tiyatro oyunuyla ve tarihi gerçekleri çarpitarak öz be öz Türkmen sehri Erbil’in adini Kürtlestirmek için Hawler diye degistirdiler, neden mi? Çünkü Kaynaklarda ve arsivlerde Erbil’in Türkmen oldugunu yaziyor. 1976 yilinda diktatör Saddam Hüseyin Türkmen sehri Kerkük’ü Araplastirmak için adini Al-Tamim olarak degistirmisti. Kerkük’ün adi degisti mi? Degismedi, simdi Saddam nerede! Zindanlara atsalarda, kanimizi dökselerde, Erbil hep Erbil Kalacaktir. Bu tarih hirsizlari Türkmen Sehri Erbil’in adini degistirmekle kendilerini ele vermiyorlar mi? Sizce tarihi olan bir toplum bu gibi dayaniksiz ve gülünç islere tenezzül eder mi? Yorumu sizlere birakiyoruz.
Erbil, Irak Türklerinin folklor ve halk edebiyati bakimindan çok zengin merkezlerinden biridir. Geleneklerine ve göreneklerine siki siki bagli olan Erbil Türkmenleri, uzun hava türünden olan hoyrat ezgileri ve Türküler bakimindan da renkli bir yöredir. Özellikle Erbil’in en büyük ses sanatçisi olarak ün yapan Sahaba (1885 – 1945)’dan sonra rahmete kavusan Musko adi ile de taninan Sevket Sait (1915 – 1990), Erbilli Haydar Abdurrahman (1926 – 1986). Bütün Irak Türkleri tarafindan çok sevilmis okuyucular idi. Ayrica Haci Cemil Kapkapçi (dog. 1904), Faik Bezirgan (dog. 1918), Mehmet Ahmet Erbilli (dog. 1933) ve Yunus Hattat (dog. 1933) gibi degerli ses sanatçisi ve bestekarlar yetistirmistir.
Tarihte de ün yapmis olan Erbil’in eski çaglardan beri varligi biliniyor. Irak’ta yurt edinen Türkmenlerin de ilk kalesi Erbil sayilir. Hatta ve hatta Irak’ta Türklügün çatisinin ilk defa Erbil’de kuruldugunu söylemek daha dogrudur. Onun içindir ki Erbil ve onun Türkmen kimligi Irak’ta yasayan her Türkmen’in en büyük övünç kaynagi olmustur.
Rus arastirmaci Vladimir F.Minorsky “Türkmenler; Telafer, Erbil, Altunköprü, Kerkük, Tazehurmatu, Tavuk, Tuzhurmatu, Kifri ve Karatepe gibi sehir ve kasabalarda ve Musul bölgesinin güneyinden geçen tarihi “Ipek Yolu” denilen yol üzerindeki bölgede çogunlugu teskil etmektedirler.”
Dr. Fazil Hüseyin’in “Musul Sorunu” kitabinin 2’nci baskisinin 92’nci sayfasinda, Erbil, Kerkük ve diger Türkmen bölgeleri hakkinda Milletler Cemiyeti raporunda sunu yazmistir: “Milletler Cemiyeti komisyonu bu sehirlerin sakinlerinin asillarinin Türk olduklarini belirterek Erbil’de, Türklerden bes, yarisi Türk, yarisi Kürt olan ve bir de Yahudi mahalle vardir. Komisyonun ifadesinde, hükümet denetiminde tek gazete basildigini, burada yayinlanan resmi fermanlarda Arapça ve Türkçe dillerinin kullanildigini belirtmistir.”
Amerikali yazar Khristina O’Donelly “The Horseman” adli kitabinda Irak Türklerini ve maruz kaldiklari haksizliklari söyle anlatiyor: “Irak’in üçüncü milliyeti olan Türkmenler, Orta Asya’dan 1000 sene önce göç edip Musul, Kerkük ve Erbil’e yerlesmislerdir. Kimse de bunlarin çektikleri acilari hatirlamaz, haksizliga ugrayan bu insanlarin ise hiç mi yasamaya haklari yok? Acaba bunlar ikinci sinif insanlar mi? Hükümetler ise hep gerçek sayilarini sakladi, ki Türkmenler gerçekte 2 milyonun üzerinde bir nüfusa sahipti. Allah askina bilmiyor musunuz? bunlar Türk asillidirlar, Türkiye, eski Sovyetler Birliginin güneyinde yasayanlar gibi (Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kirgizistan, Kazakistan). Bazi Irak Hükümetleri tarafindan asimilasyona ve yok edilmeye maruz kalmislardir. Bu topluma karsi Baas rejimi tarafindan yogun insan haklari ihlalleri yapilmistir (Simdi de Kürtler daha beterini yapmaktadirlar, Ne yazik ki Türkmenlerin kaderi bu gün bile degismemistir). Özellikle ögrenci ve aydin kesimine baski, hapis ve idamlar yapilmistir”.
Eger Türkmenlerin disinda Erbil ve çevresine Türkmenlerden daha önce baska bir topluluk yerlesmis ise, neden kendi dillerinde adlar kullanmamislardir? Eger bu topraklar iddia ettikleri gibi çok eskiden beri Kürtlere ait ise, o kadar çok verimli toprak, mera ve su var iken Kürtler neden daglari mekan seçmislerdir? Kaldi ki, Türkmenler vatan haline getirdikleri bu topraklarda tarih içerisinde alti tane devlet ve beylik kurmuslardir.
Bölgede Türkler tarafindan kurulan Türkmen devlet ve beylikleri sunlardir:
a. Irak Selçuklu Devleti 1118-1194
b. Atabeylikler
(1) Musul Atabeyligi 1127-1233
(2) Erbil Beyligi 1144-1233
c. Ilhanlilar Devleti 1258 -1339
d. Celayirliler Devleti 1339 -1410
e. Karakoyunlu Devleti 1411 -1468
f. Akkoyunlu Devleti 1468 -1508
Bu bölge eski uygarliklarin besigi olmustur. Bu nedenle buranin eski yerlisi olan Türkmenlerin yarattigi uygarligin kalici izlerine her adimda rastlanmaktadir. Sayet Kürtler, Erbil’in yerel halki iseler tarih, medeniyet ve kültür miraslari nerede? Buna karsilik bölgede Kürt topluluklarina ait bir tane bile medeniyet eseri bulunmamaktadir. Bugün dahi Irak’ta yasayan kitleler arasinda kültür düzeyi en yüksek olan toplulugun Türkmenler olmasi iddiamizin bir ispatidir.
Kerkük’teki demografik yapinin Kürtler tarafindan degistirilmek istenmesinin nedeni, ayni politika daha önce Türkmen Sehri Erbil’de uygulandigi için biliniyordu. Amaç, gelecekte yapilacak olan herhangi bir nüfus sayiminda üstünlügü saglayarak avantajli bir durumu yakalamakti. Böylece rahatlikla Kerkük’ün bir Kürt kenti oldugunu iddia edip ve Kerkük petrollerine el koyabileceklerdi. Nitekim 1. Körfez Savasi’ndan sonra Kürt gruplarin kontrolüne geçen Türkmen Sehri Erbil’de de ayni plani basariyla uygulamislardi. 1991’den beri Erbil sehrini Kürtlestirmek amaciyla yürütülen demografik yapiyi degistirme politikalari semeresini vermis ve bugün gelinen noktada Kürt nüfusu Türkmenlere yaklasmaktadir. Erbil’de Türkmen kimligini silmek için yogun sekilde çalismalar sürmekte. Erbil’in en eski yeri olan kale içerisinde yer alan ve Türkmenlerin yogun sekilde yasadigi yerler Kerkük’teki gibi bosaltilmistir. 2005 Seçimlerinden bir kaç gün önce sehrin Türk oldugunu kanitlayan kitaplarin oldugu kütüphane yakilmistir.
KÜRTLER ARASINDA ÇATISMA VE BIRBIRINI BOGAZLAMA SÜRECI
Mayis 1994’te KDP ( Mesud Barzani) ve KYB (Celal Talabani) arasinda kanli bir çatisma basladi. Çatisma nedeni Habur Sinir Kapisi’ndan elde edilen gelirin paylasilamamasiydi. Kürtler arasinda bu çatismalar ve birbirini bogazlamalar yillarca devam etti, bu çatismalar sonucunda binlerce Kürt öldü.
Irak Türkmenleri 1. Körfez Savasi sonrasi maruz kaldiklari katliamlarin bir yenisini de, 31 Agustos 1996’da Erbil’de yasadi. Güvenlik bölgesi içinde olan Türkmen sehri Erbil, silah zoru ile Talabani’nin kontrolünde iken, Barzani, Saddam’la gizli isbirligi yapip Talabani’yi Erbil’den çikarma planini uyguladilar. Erbil’de bulunan Irak Türkmenlerinin önde gelen insanlarini, Barzani’nin pesmergeleri ve Kürt Kiyafeti giyimli Irak muhaberati ( Irak istihbarati) tarafindan, sigindiklari büro ve evlerden alinarak Bagdat’a götürülüp, vahsice katledildiler. Olaylarda Türkmen kurum ve kuruluslari, enformasyon, siyasi, yardim, radyo ve televizyon, matbaa ve Türkmeneli gazetesi bürolari, ayrica 22 Türkmen okulu yagmalanarak tahrip edildi.
Irak Basbakan Yardimcisi Tarik Aziz, 31 Agustos 1996 tarihinde yaptigi açiklamada “22 Agustos 1996 tarihinde Mesut Barzani, Irak Cumhurbaskani Saddam Hüseyin’e bir mektup gönderdi. 17 Agustos 1996 tarihinden beri Celal Talabani güçleri ile Iran tarafindan Çoman ve Sidekan bölgeleri ciddi saldirilara maruz kalmislardir. Mesut Barzani mektubunda; bu olay çok büyük bir planin baslangicidir. Bu hususta zat’i alinizden Irak ordusuna emir verip tehlike saçtiran yabanci güçlerle, isbirlikçi Celal Talabani’nin ihanetine de son vererek Irak ordusunun Erbil’e girmesini rica ederiz.”
Bölgede Israil ve ABD’nin en güvendigi adami Mesud Barzani’nin Irak hükümetiyle temasa geçmesi ABD’yi telaslandirmisti. ABD Disisleri Bakan Yardimcisi R. Pelletreau, Mesud Barzani ve Celal Talabani’ye birer mektup göndererek çatismalara son vermeleri çagrisinda bulundu. ABD iki Kürt grubunu 30 Agustos’ta Londra’ya davet etti. Londra’daki ABD büyükelçiliginde yapilan görüsmede bir ilerleme kaydedilemedi. 31 Agustos 1996 günü Irak ordusu Barzani’nin istegi dogrultusunda saldiriya geçti. Irak’in 10. zirhli tugayi, 40 bin askeri, tanklari, uçak savarlari ve her türlü silah donanimiyla silah zoru ile Talabani’nin elinde olan Türkmen Sehri Erbil’i kusatti. Kisa sürede Erbil’i Talabani pesmergelerinin elinden aldi. Telefona sarilan Talabani, Disisleri Bakani Yardimcisi Pelletreau’yu arayarak ABD’nin müdahalede bulunmasini istiyordu. 2 Eylül’de Irak ordusu Erbil’den geri çekilerek buranin denetimini Mesud Barzani ve KDP’li pesmergelere birakip giderken Erbil’deki her yere Irak bayragini asmisti. Olan yine Türkmenlere olmustu. Israil ve ABD’nin isbirlikçileri ve Isyancilari cezalandimasi beklenen Saddam’in hedefinde Türkmenden baska düsman yoktu. Irak istihbarati, Kürt kiyafeti giymis KDP pesmergelerinin yardimiyla yüzlerce Türkmeni tutuklayip, kursuna dizdi ve bir kismini da Bagdat’a götürdü, akibetleri ise bugüne kadar meçhul kalmistir. Kürtler her zamanki gibi Türkmenlerin siyasi parti, kurum, kurulus ve okullarini yagmalayip talan ettiler. Erbil’de Türkmenlere yapilan bu katliam, Irak’in devrik Devlet Baskani Saddam Hüseyin’in idam cezasina mahkum edildigi Duceyl davasina konu olan olaydan farkli degildir, Davada Saddam 148 Sii’nin ölümünden sorumlu tutuldu ve idam edildi. Türkmenlerde Erbil’deki katliamin pesinde olacaklardir ve bu olaydan sorumlu olanlardan mahkemelerde hesap soracaklardir. Kimsenin hakki kimsede kalmayacaktir. Türkmenlere yapilan bu katliamin hesabini mutlaka ödeyeceklerdir, diktatör Saddam Hüseyin’in ödedigi gibi.
Bu sirada Celal Talabani, hiçbir çagriya kulak asmayarak Mesud Barzani ile her türlü diyalogu reddediyordu. “Barzani haindir.” diye avazi çiktigi kadar bagiriyor ve: “O, Bagdat’in ajanidir. Efendisiyle görüsmeyi tercih ederim.” diyordu. Kimin kimi hain ve ajanlikla suçlamaya hakki vardi? ”Karga kargaya, yüzün kara” diyordu. Zaten Mesud Barzani ve Celal Talabani, Kürtler arasinda isimlerinin önünde tasidiklari sifatlari olan hain, isbirlikçi anlamina gelen Cahs diye anilmiyorlar mi? Cahsin cahsa söz söylemeye hakki var midir? Belki tek bir sey söyleyebilirler: Acaba hangimiz daha büyük cahstir?
“BIR TÜRKMEN SEHRI ERBIL’IN TARIHÇESI”(1)
“Erbil, Zagros Daglari’nin bati eteklerinde Büyük ve Küçük Zap nehirlerinin arasinda Musul–Bagdat yolu ile Anadolu ve Iran’dan gelen baslica kervan yollarinin birlestigi askeri ve ticari açidan önemli bir noktada yer alir(2). Kuzeyinde Türkiye ile Musul’un bir kismi, Güneyinde Kerkük, Dogusunda Iran ve Süleymaniye, Batisinda Musul ile sinirlanmistir. Yüzölçümü 15.870 km ve 1957 yili sayimina göre nüfusu 272.527’dir. Bagdat’in 350 km kuzey dogusunda yer alan Erbil, çok eski bir sehir olup M.Ö. 2000’lerde Sümer yazitlarinda “Urbelü” ve “Er-bul” olarak geçmektedir. Babil ve Asurlar zamaninda adi iki kelimeden ibaretti: “Arba-iylü(3) Erbil’in ortasinda bulunan Erbil Kalesi eski tarihli kaynaklarda “Erbaelü” olarak zikredilmektedir ve sehrin büyük bölümünü kapsar. Kale, sehrin yeni kurulan bölgesinden 39 m yüksekliktedir. Muhkem ve saglam surla çevrili olan kalenin iki kapisi vardir. Bu özellikleriyle (Halep kalesine benzemektedir). Osmanli zamaninda yapilan kalenin kapali çarsisini Muzafferüddin Gökbörü yaptirmistir. Doktor Efez, Erbil Kalesini söyle tanimlamaktadir:
“Aynen Kerkük Kalesi gibidir. Bir yüksek yuvarlak tepe üzerine kurulmus ancak Kerkük Kalesi’nden 20 feet (fit) daha yüksektedir. 60 bin m2 bir alani kapsar ve içinde tophane, tekke ve saray, üç de mahalle vardir”.(4)
Kale içinde 4.000 ev bulunmakta olup ana dil olarak Türkçe konusulmakta idi.(5) Kerkük ve Erbil bölgesini yurt edinen Haclu kabilesi ve Dogan topluluklar.(6) bu Türklerdendi. Eski yabanci ve Arap kaynaklarinda ve komisyon raporlarinda Erbil sehir halkinin Türk olduguna dair birçok belgeye rastlanmaktadir.
Bir gezgin, Kerkük’ü güzel ve muazzam bir sehir olarak tanitmis ve halk arasinda yaygin olarak kullanilan dilin Türkçe oldugunu vurgulamis, Erbil’in de her bakimdan gerek doga gerekse insanlari ve sosyal hayat bakimindan Kerkük’e benzedigini ifade etmistir.(7) Erbil’in Siyasi valisi W. R. Hay, “Belli bir serit üzerinde bazi sehirler vardir. Bu sehirlerde yerlesik vatandaslar Türkçe konusurlar. Kerkük sehri de Türklerin yogun oldugu merkezdi. 1.Dünya Savasi’ndan önce nüfusu 30 bin olan sehrin etrafinda da Türkçe konusulan bir çok köy vardi.” Yazar kitabinin baska bir yerinde ise “Halkinin Türkçe konustugu önemle zikredilmesi gereken iki ayri yerlesim yeri de Erbil ve Altunköprü’dür”,(8) seklinde ifade de bulunmaktadir. Bir Arap yazari ise Erbil için “Son dönemde Osmanli kalesi hâlen sehrin ortasinda olup üç yerlesik mahallesi mevcuttu. Bunlar Doguda Saray, Güneybatida Tophane ve Kuzeybati’da Tekke’dir.” Yerlesim adlarindan da anlasildigi üzere Erbil’in Türklerle meskun bir sehir oldugu anlasilmaktadir. Prof. Dr. Hüseyin Fadil “Musul Meselesi” adli kitabinda ise Kerkük ve Erbil’in Türk nüfuslu oldugunu tespit etmis ve milattan sonraki Türk yerlesim bölgelerine komsu sehirlerin de asil menselerinin Türk oldugunu ve bölgede en popüler kisilerin Türk oldugunu teyit etmistir ki bu sehirlerinden biri de Erbil’dir. Bunun yani sira Kerkük’teki hükümet kontrolündeki tek resmi gazetenin de Türkçe oldugu resmi yazismalarin da Türkçe ve Arapça oldugu yine tespitleri arasindadir.(9) Yabanci müelliflerden Feric, eserinde, “Tikiri kasabasi ve civari Kürt iken Mendeli, Bakuba, Sehriban, Bende ve Erbil kazalari Ilhanlilar zamanindan kalma Türklerle meskun idi. Diger unsurlarin tazyiklerine ragmen milli lisanlari ve vicdanlarini tamamiyla kaybetmemislerdi.”(10) seklinde ifadede bulunmustur.
Baska bir kaynaga göre ise: Dicle’nin dogusunda Musul-Bagdat anayolunun çevresindeki yerlesim birimlerinden 1920’li yillarin baslarinda Altunköprü bütünüyle, Erbil, Karatepe, Tuzhurmatu, Taza Hurmatu, Tavuk ve Kerkük, çogunlukla Türklerin yasadigi kentler olup bunun disinda Kifiri, (Salahiye) ve Hanakin’de de önemli miktarda Türk bulunmakta idi.(11) Komisyon Inceleme raporlarinda (s.39) nüfus bilgileri ile ilgili olarak açikça bilgi verilmektedir: Erbil kentindeki yedi mahalleden besinin muhtarinin Türk oldugu birinin yari Türk yari Kürt, birinin ise Yahudi oldugu belirtilmektedir. Bundan da Erbil kentinin büyük bir çogunlugunun Türklerden olustugu anlasilmaktadir. Nitekim Ingiliz yazismalarinda da genellikle Erbil’in bir Türkmen kenti oldugu belirtilmektedir. Yine ayni komisyon raporlarinda geçen Irak nüfus verilerinde Erbil Livasinda 2.780 Türk’ün yasadigi ileri sürülmektedir. Liva (kent) merkezi disinda hiçbir yerde Türk olmadigi varsayilsa bile ki bu varsayim yanlis olur, yine de kent merkezinde yasayan Türklerin sayisinin 4-5 kat fazla olmasi gerekmektedir.(12) “Müns’ü Bagdadi” adli eserde Erbil kalesinde 4.000 ev bulundugu ve ana dillerinin de Türkçe oldugu bildirilmektedir.(13) 1919 yilinda Ingiliz Yazarlarindan Wilson, Noel’in yazdigi kitapta Erbil’in bir Kürt kenti oldugu yolundaki savinin da gerçegi yansitmadigina, kent nüfusunun çogunlugunun Türk soylu olduguna ve kentte Türkçe konusulduguna dikkat çekmektedir. 06.12.1919’da Ingiltere’nin Hindistan Bakanligi, düzenledigi toplantida, katilimcilardan Albay Leachman, Bir Türkmen sehri olan Erbil’in kesinlikle Kürt yönetimini yeglemeyecegi görüsünde idi.(14) Margaret Bainbidge “Dünya Türkleri” adli kitabinda (s.163): “Bazi kuzey kentlerinde Türkmenlerin Kürt nüfusu içindeki paylari degismistir. Bazi Türkmenler Bagdat, orta ve güney Irakta ki kentlere göçmüslerdir. 30-40 yil öncesine kadar büyük Türkmen nüfusa sahip Kerkük, Erbil, Hanekin gibi kuzey kentlerine de Kürtler ve Araplarin iç göçleri olmustur. 30 yil önce Kerkük’te pek az Kürt vardi ve kent sakinlerinin büyük çogunlugu Türkmen’di. Bunun gibi 1958 yilina kadar Erbil nüfusunun %75’i Türkmendi.(15) Türkmen topluluklari Irak’in Kuzey daglarinin eteklerinde ve Bagdat, Musul eski karayolu boyunca bir dizi kent ve köyde yasamaktadirlar. Bu yerlesim birimleri arasinda Karatepe, Kifri (Salahiye), Tuzhurmatu, Tavuk, Kerkük, Altunköprü, Erbil ve Musul ötesinde de Telafer bu merkezlerdendir.(16)
Tarihi bakimdan Irak’ta Türklügün çatisi ilk önce Erbil’de kurulmustur. Gökbörü dönemine ait kalintilar bulunmaktadir. Kentte Türk adi tasiyan mahallelerin olmasi ve halkinin da kendilerine has öz Türkçe siveleri kullanmalari sehre Türk damgasi vurmustur.
Büyük Selçuklu Imparatorlugu’nun yikilisindan sonra Erbil’de Zeyneddin Küçükogullari (1144-1233), Musul’da Atabeyler ve Kerkük’te Kipçakogullari adini tasiyan Türk beylikleri kurulmustur. Erbil, 1190’dan 1233’e kadar geçen yillarda hüküm süren Muzafferüddin Gökbörü zamaninda altin çagini yasamistir. Böylece bölgeye 1514’e kadar Türk hanedanlari hükmetmistir.(17)
Osmanli devrinde ise Yavuz Sultan Selim döneminde Biyikli Mehmed Pasa (1518) Mardin’i fethetti. Sonra Bedri Bey’in yardimiyla Musul Osmanli hakimiyetine girdi. Musul ile beraber Telafer, Sincar, Hasankeyf, Ormu, Osnu, Erbil ve Imadiye, Osmanli Devleti’ne baglandi.(18) Böylece bu dönemde Diyarbakir, Irak’in kuzeyi, Erbil ve Kerkük sancaklari ile Irak-i Arap Bagdat Eyaleti, Düleyim ve Divaniye sancaklarini kapsayan bölge Mehmed Pasa tarafindan Osmanli Devleti sinirlarina katilmistir. Böylece Safavilerin en kiymetli topraklarindan 121.000 km’lik kisim ve Musul, Erbil ve Kerkük Osmanli topraklarina katilmis oldu. Bu dönemde Irak’in kuzeyinde Türkmenler çogunluk, Arap ve Kürtler azinlik konumunda idiler.(19)
Kanuni Sultan Süleyman’in Irakeyn Seferi (1534) dönüsünde Göktepe’de iken Erbil’e Dasni Hüseyin Beyi tayin etmistir.(20)
1529’da Erbil, Bagdat’a baglanmistir.(21) 1560 yilinda Erbil, Kerkük ve Sehri-zor’un birlesmesi için hüküm gönderilmis,(22) 1568’de Sehrizor’a baglanmistir.(23) H 977 1569 yilinda Sehrizor sancagina Erbil Beyi Bege Bey tayin olmustur.24 (Ayni Ali Efendi Risalesi’nde Sehrizor Eyaletinde, Kerkük Sancagi’na bagli olarak gösterilmektedir.)(25)
17. yüzyilda Erbil Sancagi iki kisimdan ibaretti; tepe üzerinde kale ve digeri de düzlük kisimdaki idi. Sehir surlarla çevrili idi. Akarsular bakimindan zengin olan sehirde iki kehriz ve bir cami vardi. Erbil kalesinin çevresi bir hendekle çevrili idi. Nehrin ikiye böldügü sehrin halki ziraatla mesguldü.(26)
18. yüzyil baslarinda Kerkük, Erbil, Köysancak, Sarabazar, Revanduz ve Harir sancaklari Musul eyaletinden ayrilarak Sehrizor adiyla Merkezi Kerkük olan yeni bir eyalet kurulmustur. 1850’de Musul, Bagdat Eyaleti’ne bagli bir mutasarriflik, 1867’de ise Sehrizor yine Bagdat’a bagli bir sancak düzeyine indirilmistir.(27) Ayni yil Musul tekrar vilayete tahvil olunarak Kerkük (Sehrizor) de Musul’a ilhak olunmustur.(28) 1897’de Erbil, Musul vilayetinde Kerkük Sancagina kaza olarak baglanmistir.(29)
20. yüzyilin baslarinda eski büyük vilayetlerin yerine teskil olunan sancaklar (liva) esas alindiginda Erbil de bu sancaklar arasinda yer almistir.(30) Daha önceden kaza düzeyine indirilen Erbil’in 1919’da eyalet yapilmasiyla tekrar Osmanli modeline dönülmüstür.(31)
Ekonomik yönden Erbil 1600’lerin üçüncü çeyreginde Musul’la ayni düzeyde idi. Erbil, Kerkük, Zaho gibi kasabalarin geçim kaynagi olan hayvancilik ve tarim, buna bagli olarak deri, et, yün ve tarim ürünleri sadece kendi sehirleri için degil bölge için de önem arz ediyordu.(32) Bunun yani sira Musul, Erbil, Altunköprü, Kerkük ve Hanekin’de bazi Türkmenler ticaret yaparken bazilari da küçük zanaat, küçük esnaflikla ugrasmakta idiler. Bir kismi ise mesleklerini icra etmek veya memuriyet için Irak’in degisik sehirlerine göç etmislerdir.(33)
Erbil’de Türkmen kültür ve sanatinin köklü ve zengin bir geçmisi vardir. Türkmen folkloru ve sanati açisindan da önemli bir yerlesim birimi olan Erbil bir çok sair ve edebiyatçi yetistirmistir. Bunlar arasinda Cercis, Mail (Abdi), Garibi, Nesrin Erbil yillarca Erbil’de Türkmenlerin kimligi ve varliginin korunmasi için mücadele etmislerdir. Erbil’de 1970 yilinda Türkmen Türkçe’siyle egitime baslanmistir.(34) 1980’de Kerkük ve Erbil’de Araplastirma kampanyasi çerçevesinde buralarda yapilan Türkçe egitime son verilerek, Türkçe egitim yapan okullar kapatilmistir. Hâlbuki 1922’de Irak’la Ingiltere arasindan yapilan anlasmanin 3. maddesi geregince Anayasada vatandaslar arasinda fark gözetilmemesi, okullarda ana dilde tahsil görülmesi teminat altina aliniyordu. Bu prensipleri göz önünde tutan hükümet, 1925 yilinda yayinladigi ilk anayasa metnini Arapça, Türkçe ve Kürtçe olarak basmis, 1931 yilinda yayimlanmis olan “74” numarali “yerli diller” kanunu ile tespit edilmistir. Bu kanun geregi basta Kerkük ve Erbil olmak üzere bazi Türkmen bölgelerinde muhakemenin Türkçe olarak yapilmasi kabul edilmistir. Türkmenlerin çogunlugu teskil ettigi okullarda da egitimin tamamen Türkçe yapilmasi kararlastirilmisti.(35) Son olarak, Dizayi, Erbil’de asil millet unsurunu Türklerin teskil ettigini yazarken neden bir grup Kürtün kendi aralarinda ve özel görüsmelerinde Türkmence konustuklarini izah edememektedir. Kaldi ki bu baglamda asil ailelerin adlarina örnek verirken Avcili ve Dogramaci gibi ailelerin adlarini zikrederken bunlarin da Kürt oldugunu söylemekte bir mahzur görmemistir.(36)
TÜRKIYE’DE HACETTEPE VE BILKENT ÜNIVERSITESI’NIN KURUCUSU ERBILLI TÜRKMEN IHSAN DOGRAMACI
Yüksek Ögretim Kurulu’nun kurucu baskani, Hacettepe Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi kurucusu rahmetli Prof. Dr. Ihsan Dogramaci Erbillidir. 3 Nisan 1915’te Irak’in Erbil kalesinde dogan Ihsan Dogramaci, Ilk tahsilini Erbil’de Türkçe Yapti. Lozan antlasmasina göre Irak’in Türk sehir ve kasabalarinda egitimin Türkçe yapilmasi gerekiyordu. Bu sebeple Ihsan Dogramaci tahsilini Türkçe yapmis oldu. Ondan sonra Ingilizlerin baskisi üzerine Lozan antlasmasinin bu sarti göz ardi edilerek Türkçe egitim yasaklandi. Bunun üzerine Ihsan’i ailesi orta tahsil için Beyrut’a, yüksek tahsil için Istanbul’a gönderdi. Istanbul Üniversitesi Tip Fakültesini 1938’de birincilikle bitirdi. Londra’da 1971’de Kraliyet Tip Koleji üyeligi yapmis, Ankara Üniversitesi Tip Fakültesinde 1947-1954 yillari arasinda ögretim görevlisi, doçent ve profesör olarak hizmet vermistir. 1963-1965 yillari arasinda Ankara Üniversitesi Rektörlügü’nde bulunmustur. Prof. Dr. Dogramaci, ODTÜ Mütevelli Heyet Baskanligi (1965-1967), Hacettepe Üniversitesi Rektörlügü (1967-1975), Tip ve Saglik Bilimleri Milli Konseyi Baskanligi (1974-1981) yapmistir. Dogramaci, Yüksek Ögretim Kurulu’nun ilk baskanligini (1981-1992) da üstlenmistir. Degisik üniversitelerden fahri doktora unvani verilen Dogramaci, birçok uluslararasi akademi ve pediatri cemiyeti üyesiydi.
Prof. Dr. Dogramaci’yi akademik camia için ayrica önemli kilan, 1985’te Türkiye’nin ilk özel üniversitesi Bilkent Üniversitesini kurmasi ve diger birçok üniversitenin kurulmasina da destek vermesi olmustur. Ihsan Dogramaci, uluslararasi birçok kurulusta ve örgütte onursal baskanlik, baskanlik, yönetim kurulu üyeligi, üyelik, danismanlik görevlerini de yürütmüstü. Çok sayida makalesi ve kitaplari yayimlanan Dogramaci, ulusal ve uluslararasi düzeyde birçok ödül kazanmistir.
Soru: Sizin Irak yerine Türkiye’de yerlesmenizin sebebi nedir?
Cevap: Bütün Erbilliler gibi ben de Türk ailesine mensubum. Anamin, babamin, dedelerimin, ninelerimin evde konustuklari dil Türkçe idi. Ingilizlerin baskisi ile okullarda Türkçe egitim yasaklaninca tepki olarak ailem beni Beyrut’a sonra da Istanbul’a okumaya gönderdi. Aslinda milletlerin türünü bildiren en basta gelen husus hatta unsur evde konustuklari dildir.
Soru: Türkmenlere bir mesajiniz var mi?
Cevap: Irak’taki Türkmenler bulunduklari bölgenin bütünlügünü bozmamali, öte yandan dillerini muhafaza edip gelistirmeleri ve bu sebeple Türkçe egitim veren ilk okullarin açilmasi için yerel otoritelerle (Erbil’de) temasa geçmeli ve bunun saglanmasi için çalisilmali.”
ERBIL'IN TARIHI SIMGELERI
Türkmenler, Erbil kalesinde nüfusun hemen hemen tamamini olusturuyordu. Kaledeki onlarca evde hayat 2007 yilina kadar sürdü. O yil baslayan onarim adi altinda kale yerlesime kapatildi.
Kerkük Kalesinde oturanlarin hemen hemen tamami Türkmendi. Türkmenlerin simgesi Kerkük Kalesi, en eski tarihi eserleri de surlari içerisinde saklamaktadir. Saddam rejimi 1990 yilinda Kerkük Kalesinin tarihi eserlerini onarmak adi altinda Kaleyi yikma ve sakinlerini bosaltma planini uygulamaya koyar. Kale, 1995 yilinda Saddam Hüseyin’in talimatiyla zorla tamamen bosaltilir ve 1997′den itibaren 2003′e kadar yüzlerce geleneksel Türk tarihi evleri ve eserleri dozerlerle yerle bir edilir. Türkmenlere ait ne varsa, evleri, tarihi eserleri, hatta mezar taslari bile yok edilir. Amaç Kerkükün Türkmen özelligini ve izlerini silmekti.
Kalenin karsisinda ve Sehir meydaninin bir diger kösesinde ise Erbil'in geleneksel Kayseri çarsisi bulunuyor. Osmanli döneminde yaptirilan ve Erbil'in en önemli ticari merkezleri arasinda yer aliyor. Yaklasik 200 yillik geçmise sahip '' Kapali (Kayseri) Çarsisi'' içerisinde her çesit ürünün bulundugu 600 is yeriyle Erbil'e gelenlerin ugrak mekanlari arasinda yer aliyor. Erbillilerin 'Bazar' dedigi çarsi, kentin ekonomik can damarlarindan biri.
Simdiki hali 1850'li yillarda Suriyeli yapi ustalari tarafindan klasik Osmanli çarsisi seklinde insa edilen Kapali çarsisi, o dönemde Çin'den, Afganistan ve Pakistan'dan gelen kervanlarin hem konaklama hem de mallarini sergileme mekani olarak kullanildi.
Erbil Kapali (Kayseri) Çarsisi'ni ziyaret eden yabancilarin ugramadan geçemedigi çarsinin çaycisi Halil Salih, 64 yildir çaycilik yaptigi pazarda, içindekilerin sürekli degistigini fakat çarsinin asil yapisinda hiçbir degisikligin olmadigini söylüyor.
Isil isil kuyumcular, farkli baharat kokulari ve rengârenk züccaciyeciler, Tarihi Kapali Çarsisi’ni süslüyor. Bu çesitlilik çarsiyi Erbil’in en renkli mekâni kiliyor. Erbil’in merkezinde yer alan Kayseri Çarsisi sehirde görülmesi gereken ilk duraklardan biri.
Tarihi Kapali Çarsisi'nin Istanbul’daki Kapali Çarsi ve Misir Çarsisi'ni andiran bir havasi var. Kentin en büyük çarsisi olarak bilinen Kayseri Çarsisi, yüzyillardir altin, hediyelik esya, baharat, sifali otlar, köylerden gelen organik ürünler, kahve, pekmez, bal, sekerleme, kuruyemis, bakliyat ve geleneksel kiyafet arayanlarin ugrak yeri. Çarsida ayrica küçük esyalar üreten marangoz ile terzilere de rastlamak mümkün. Kayseri Çarsisi'nin sokaklari, satilan ürünlere göre siniflandiriliyor. Kuyumcular, aktarlar ve süs esyalari satan dükkânlarin hepsi farkli sokaklarda. Tarihi çarsinin esnafi, çesitli bölgelerden ziyaretçiler agirliyor.
Erbil'in tarihini en iyi yansitan bir baska yapi da Muzafferiye-Çöl Minaresi. 12. yüzyilda Türk hükümdari Muzafferüddin Gökbörü tarafindan insaa ettirilen minarenin birçok kismi ve hatta minarenin bulundugu ana camii yillar içerisinde yikildi. Ancak doguya egilmis 36 metre yüksekligindeki Muzafferiye-Çöl Minaresi, asirlara meydan okumayi basardi.
Sekiz köseli bir kaide üzerinde yükselen Muzafferiye-Çöl Minaresi aslinda çift serefeli insa edilmisti. Ancak bugün minareden geriye sadece bir serefe kaldi. Minare geçtigimiz yillar içerisinde daha fazla yikima ugramamasi için güçlendirildi.
Erbil Kalesi, Kayseri Çarsisi ve Muzafferiye-Çöl Minaresi birçok savas görmüs olsalar da yillara meydan okuyan binalar arasinda yer aliyor. Zira sehrin Türk tarihi hâlâ bu yapilarda yasiyor.
ERBIL’DE TÜRKMEN GERÇEGI
Arastirmaci-yazar Dilsat Terzi’nin “Erbil’de Türkmen Gerçegi” yazisinda, güzelim Erbil sehrini bakin nasil anlatiyor: “Dün Erbil kapali çarsisina yolum düstü. Esim ve çocuklarimla birlikte bir seyler almaya gittik. Kala kapisinin hemen karsisindaki Bakkallar çarsisina girdik.
Ilk anda gözüme bir seyler çarpti. Buradaki esnafin kimi eski meslegini korudugunu, kimilerinin meslegini degistirdigini gördüm. Bu çarsida genellikle Irak çapinda meshur olan Erbil peynir ve yogurdu satilir.
Fakat bazi esnaf artik eski mesleginden vazgeçerek süt ürünleri satmiyorlar, bunun yerine dükkanlarini beyaz esya veya elektrik malzeme tezgahina dönüstürmüsler. Yani burada bir meslek degisimi söz konusudur. Bu böyle olunca çarsinin çehresi de degisiyor. Artik burada o nefis Erbil peyniri ve yogurdunun koksunu fazla almiyor insan.
Erbil kapali çarsisindaki esnafin hepsi olmasa da yüzde yetmisi Türkmen’dir. Ben bunu simdi için söylüyorum. Bu oran yetmisli ve seksenli yillarda yüzde doksanin üzerinde idi. Bu çarsida yetisip büyüyen birisi oldugum için bunu rahatça söyleyebiliyorum.
Çarsida rahmetli babamin terzilik dükkani vardi. Yanliz babam degil amcamin da dayi ve teyze ogullarimin da dükkanlari vardi.
Erbil’deki önemli mesleklerin hepsi Türkmenler’in elinde idi. Çünkü kentin yerlesik sakinleri Türkmen’dir. Bu bir oranda simdi için de geçerlidir. Erbil’in en zengin tüccari Türkmenlerden’dir.
Erbil’de ayni zamanda bürokraside de güçlü bir Türkmen varligi söz konusudur.
Erbil Türkmenleri çok iyi egitim görmüs bir toplumdur. Bunun için eskiden oldugu gibi kentin en taninmis doktorlarin, mühendislerin, avukatlarin, yargiçlarin ve diger meslek erbablarin çogu Türkmen’dir.
Dün Bakkallar çarsisinda kizim Sevgil, naylon taki ve süs esyasi satan bir dükkanda sergilenen esyalar dikkatini çekince hemen “Baba bana biraz taki” al dedi. Ama ben takidan anlamam bunun için annesi devreye girerek pazarlik yapmaya basladi. Dükkan sahibi Türkmen oldugumuzu hissetti ve mahalli siveyle bizimle konustu.
Erbil Türkmenleri digerlerinden kolay fark ediliyorlar. Uzaktan da olsa birisini görsem Türkmen olup olmadigini hemen farkedebilirim.
Bir de Erbil’de Türkmenler içinde söyle bir kani var. “Hepimiz birbirimize akrabayiz” deriz. Yani Erbilli Türkmenler’in aile seceresi arastirilirsa gerek baba gerek ana tarafindan olsun hepsi birbirlerine akraba çikar. Bu birinci belden veya ikinci veya üçüncü belden olabilir.
Erbilli Türkmenler’in hepsinin birbirlerini tanimalari, bir zamanlar kentin tek sakinleri olmalarindan kaynaklaniyor. Bu durum Erbil’in Hiristiyanlarin yasadigi Ankava mahallesi için de geçerlidir. Mahalledeki Hiristiyan vatandaslarin hepsi birbirlerini tanirlar. Çünkü burada kendilerinden baska milletler yasamiyor.
Bir kaç yil önce Erbil’in taninmis simalarindan sayin avukat Sanan Ahmet Aga “Erbil ve Erbilli” adli eserinde Erbil’in Türkmen gerçegini gündeme getirdiginde kiyamet koparildi. Erbil’de Kürt medyasi adama agizlarina geleni söylediler, onu kötülediler, ama o sirf gerçekleri yazdi, hem de belgelere dayanarak.” Sanan Ahmet Aga “Erbil ve Erbilli” adli eserinde belgelere dayanarak Erbil’in kökeninin Türkmen oldugunu belgeler. Türkmen karsitlari, Kürtler ve Barzani’nin güdümündeki medya, Sanan Aga’ya karsi büyük bir saldiriya geçerler. Bu sirada Sanan Aga’nin evi de bombalanir. “Her zalim gerçeklerden korkar ve onlarin üstünü örtmeye çalisir.”
Dost ve düsman bilmelidir ki, Türkmen sehri Erbil Irak Türklerinin Kalesidir ve ata yurdudur. Türkmenler yerinden, yurdundan, topragindan ve haklarindan asla vazgeçmeyecek, kimseye de boyun egmeyecektir.
Ali Kerküklü
Kaynaklar :
1- Suphi Saatçi, Kerkük dergisi, sayi:10 1992.
2- Semsettin Küzeci, Kerkük Dergisi, yil: 1, sayi 2, Temmuz 2005.
3- Stratejik Analiz, Sayi 35, Mart 2003
4- Özkan, Tuncay, CIA Kürtleri, Kürt Devleti’nin Gizli Tarihi, Alfa Yayinlari, Istanbul, 2004.
5- Sadun Köprülü, 31 AGUSTOS 1996 MESUT BARZANI, ERBIL KATLIAMI.
5- Ali Kerküklü, Oyun Içinde Oyun Kerkük, Kum Saati Yayinlari, Istanbul, 2006.
Dipnotlar :
1 Yazimizin bu bölümünde Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Bayatli’nin “Kardaslik” Dergisinin 27. sayisinda ayni baslik ile yayinlanan makalesine yer verilmistir. Bu bölüm, tamamen sayin Bayatli’nin çalismasidir. Tarafimdan bir ilave yapilmamistir.
2 Sami Es-Saka, “Erbil” mad. DIA, C.2, Istanbul 1995, s.273
3 Nilüfer Bayatli. XVI. Yüzyil Musul Eyaleti, Ankara 1999, s.106 - 107
4 Ahmet Kuscuoglu, “Min Mealimin Erbil Et Tarihiye” Kardeslik Dergisi, s.5 - 6
5 Bayatli , a.g.e , s.107
6 Bahaeddin Ögel, Dogu Anadolu, Ankara 1922, s.22
7 Longrigg, Four Centries of Modern Iraq (terc. Cafer Hayat), Bagdat 1941, s.12
8 Ziyat Köprülü, Irak’ta Türk Varligi, Ankara 1996, s.10 - 11
9 Ziyat Köprülü, a.g.e., s.11 - 12
10 Feric, Kürtler Tarihi ve Ictimai Tadkikat, Istanbul 1934, s.72
11 Ihsan Serik Kaymaz, Musul Sorunu, Istanbul 2003, s.31 - 32
12 Ayni Eser, s.458
13 Seyyid Mehmed El Hassan, Münsi’ü- Bagdadi 1948, s.77
14 Ihsan Serif Kaymaz, a.g.e., s.129
15 R.L.lawless, Irak’in Türk Halklari, (çev. Mehmet Harmanci), Istanbul 1995, s.163
16 Ayni Eser, s.164
17 Ziyat Köprülü, a.g.e., s.31
18 Hoca Saadettin efendi, Tac’üt-Tevarih, (haz. Ismet Parmaksizoglu), C.IV, Ankara 1992, s.270
19 Yilmaz Öztuna, Türkiye Tarihi,C.5, Istanbul 1983, s.63
20 Bayatli, a.g.e., s.29
21 Ismet Parmaksizoglu, Kuzey Irak’ta Osmanli hakimiyeti, Ankara 1973, s.23
22 MD. No.3, Sira 741, s.264
23 Kamil Kepeci, No:17670, s.470
24 MD. No.3, Sira 743, s.264
25 Ayni Ali Efendi Risalesi, Ayn-i Ali Risalesi Kavanin-i Ali Osman Der Hülasa-i , Mezamin Defter-i, Divan, Istanbul1018, s.34
26 Bayatli, a.g.e., s.106 - 107
27 Kaymaz, a.g.e., s.24
28 Mususl – Kerkük ile Ilgili Arsiv Belgeleri, Ankara 1995, s.30
29 Longrigg, a.g.e., s.339
30 Bayatli, a.g.e., s.38
31 Kaymaz, a.g.e., s.86
32 Dina RizakKhoury, Osmanli Imparatorlugunda Devlet ve Tasra Toplumu, (çev. Ülkü Tansel) Istanbul 1999, s.27
33 R.L.Lawless, a.g.e., s.166
34 Suphi Saatçi, “Türkmen Kitapliginin Yeni Konuklari” Kardaslik Dergisi, Sayi-24, Istanbul 2004, s.24-25
35 Ziyat Köprülü, a.g.e., s.48
36 Ersad Hürmüzlü, Türkmenler ve Irak, Istanbul 2003, s.99