Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Siyanürlü Altın Gerçeği


Açıklama: Altın Madenleri İle Zengin Olacağız Yaklaşımı Bir Aldatmacadır!
Kategori: Yöreden
Eklenme Tarihi: 13 ?ubat 2016
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:06
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=22669


SIYANÜRLÜ ALTIN GERÇEGI

Degerli Basin Emekçileri bildiginiz gibi; son günlerde Dereli ve Bulancak ilçelerinde altin madenlerinin bulundugu ve bu madenlerin siyanür kullanilarak çikarilacagi konusulmaktadir. Altin göz kamastirici bir zenginlik kaynagidir. Piriltili bir madendir. Kültürümüz açisindan da önemlidir. Yatirim aracidir. Ancak, altinin tarihçesine ve altin madenlerini isleten çok uluslu tekellere bir göz atmak gerekir.

Altin Madenleri Ile Zengin Olacagiz Yaklasimi Bir Aldatmacadir!

Altin iyi ya da kötü dünyanin her yerinde var. Ancak, önemli olan altin madeni degil, hangi ülkenin politik ortaminin bu madenin çikarilmasina uygun oldugudur. Dünyada 600 civarinda çok uluslu altin sirketi bulunmaktadir. Bu firmalarin ana sahibi 10 firmadir. Bu ana firmalar kirli tarihleri ve çevreye verdikleri zararlardan dolayi kendi ülkelerinin kamuoyu tarafindan sevilmezler ve faaliyetlerini paravan sirketler üzerinden yürütürler. Ülkemizdeki altin maden firmalarinin tamami da %100 yabanci sermaye ile kurulmus sirketlerdir.

Bu sirketlerin sermayedar ülkeleri ABD, Kanada, Avustralya ve Güney Afrika Cumhuriyeti’dir. Ingiltere, Fransa ve Almanya’da pay sahibi ülkelerdir. Dünyada altin çikarilar hiçbir ülke zengin olmamistir. Çok uluslu altin tekelleri tarafindan altin çikarilan 30 ülkenin birkaçina örnek verelim. Papua-Yeni Gine, Guyana, Etopya, Gana, Gine, Fildisi Sahili, Mozambik, Namibya, Sudan, Zaire, Zambiya, Zimbabya, Hindistan, Endonezya, Malezya, Filipinler, Fiji , Kostarika, Honduras, El Salvador, Nikaragua, Brezilya, Arjantin, Bolivya, Kolombiya, Ekvator vb. Bu devletlerin  siyasal literatürde en önemli özelligi “ Muz Cumhuriyetleri” diye geçmis ülkelerdir. Altin tekelleri bu ülkelerde darbelerle iktidarlar kurarak piriltili altin zenginliklerini kasalarina aktarmislardir. Altin çikarilan ülkenin halklari vahsi çalisma kosullarinda bogaz tokluguna çalistirmislar ve 30’lu yaslarinda siyanürün etkisi ile ölmüslerdir. Ayrica bu ülkeler bas edilmez çevre kirlilikleri ile ugrasmaktadirlar. Bu ülkelerde altin rezervleri tükendi ve yeni hedef ülkelere yönelindi.

Çok Uluslu Sirketlerin Yeni Altin Alanlari Içinde Türkiye ;

Çok uluslu altin tekelleri “ Muz Cumhuriyeti” ülkelerinde rezervler azalinca kirli isletme mantiklarina karsi çikmayacak ülkeler aramaya basladirlar. Ülkemiz bu hedef ülkelerarasina alindi. Yürütülen loki çalismalari sonucu 1984 yilinda 3213 Sayili “ Maden Tesvik Yasasi”  kanunu çikarildi. Daha sonralari birçok yasal düzenleme yapilarak çok uluslu tekellere sonsuz imtiyazlar tanindi.

Hemen %100 yabanci sermaye ile nur topu gibi 24 “ Türk Sirketi” kuruldu. Bu sayi sonralari 500’lere ulastir.

Kisa sürede ülkemizin 60 bin km karesi bu sirketlere ruhsatlandirildi. Bu çalismalar sürdürülürken kamuoyuna zenginlesecegiz, istihdam olacak, yabanci sermaye gelecek dertler bitecek vb. süslü sözlerle güzellemeler yapildi. Bu sözlerin ne kadar dogru oldugunu resmi rakamlara bakarak görelim.

Yasanin çiktigi tarihten sonra ruhsat alip ve isletmeye geçen tüm sirketlerin 10 yil içinde üretecekleri toplam altinin bugünkü degeri 70 milyon dolar. Sirketlerin beyanlarina göre maliyetleri 53 milyon dolar. Net kar 17 milyon dolar. Maden Kanunun 15. maddesine göre ülkemize birakacaklari servet 1.7 milyon dolar. Zenginligimize bakin! Büyük kulüplerimizin aldigi bir yabanci futbolcunun ücretini bile karsilamiyor. Iste size zenginlik!

Halkin Payina Düsen Sömürü, Çevre Kirliligi ve Ölüm !

Altin madenciliginden siyanüre bulanmis ve binlerce ton aktif agir metal içeren çamurun depolanmasi için isletmenin bulundugu yerde atik baraji yapilmasi, yani yüzlerce ve bazen binlerce dönüm alaninin üstü açik bir tehlikeli atik deposu olarak kullanilmasi, hem mühendislik etigine, hem de akla, mantiga ve insanlarin yasam hakkina aykiri.

Insan vücuduna alinan siyanür, kisa zamanda zehirlenmeye yol açar. Siyanürün  beyin, kalp ve akcigerleri çok hizli bir sekilde etkileyebildigi, bilimsel açidan kanitlanmis bir gerçektir. Altin arama ve üretme sirketleri, siyanür kullaniyorlarsa siyanür için aritma tesisleri kurmak zorundadirlar. Bu aritma tesislerinde, kükürt dioksit ve siyanürün, zararli etkilerinden aritilmasi amaçlanmaktadir. Siyanüre hava, su ve kükürt dioksit verilmek suretiyle bu zehir siyanata çevirilir. Fakat bu teknik, hatiri sayilir bir miktardaki bilim adami nazarindan bir sey ifade etmez. Böylece, siyanürün zararli etkilerinden kurtulmak bir yana, sadece farkli zehirli bilesenlere ayrismasi saglanmaktadir.

Atik baraji konusunda gözden kaçirilan en önemli noktalardan biri de, siyanürlü çamur barajlarinin stratejik birer hedef olmasidir. Yilda en az 100 bin metreküp taze su gereksinimi olan altin isletmeleri ya taban suyunun bol bulundugu yerlerde ya da akarsu kenarlarinda planlanmakta. Bu üstü açik zararli atik depolarinin askeri veya para-militer hedef olmalari durumunda , kentlerin içme suyundan mahrum kalmasi ve bu akarsularin ulastigi tarim alanlarinin yillarca elden çikmasi, tamiri ve tazmini mümkün olmayacak felaketler demek. Ulusal varliklarimizi, yer alti ve yer üstü zenginliklerimizi biz düsünmezsek, elin siyanürcüsü düsünür mü?

Ayrica, bizim gibi gelismekte olan ülkelerin altin madenciliginden beklentileri hüsranla sonuçlanmaktadir. Çünkü gerek madeni islemek için kurulacak olan sinai tesisinin ilk yatirim giderleri, gerekse isletme sarf malzemeleri ( özellikle siyanür ) için ödenen döviz miktari ülkeye kalacak altinin döviz getirisi ile bas basa gelir.  Kisaca, bu sinai faaliyetten ev sahibi ülkeye bir tek sey kalir.  Zehirli proses atiklar! Hem sonra altin sirketlerinin siyanür üreticisi sirketlerle olan ortakliklarini unutmamak gerek. Bu piyon sirketlerin arasindaki büyük patronlarin kasasina giren kardan altinin payi azalirsa, siyanürün payi artar.

Iste tüm bu gerçekler isiginda ilimizde yürütülen pariltili altin aldatmacasina karsi, basta altin çikarilacak ilçelerimizde halkimizi ve Giresun’da yasayan tüm yurttaslarimizi uyarmak istiyoruz. Bu uyarimiz ayni zamanda kendi geleceklerine sahip çikmak için mücadeleye katilma çagrisidir. Altin tekellerinin açgözlü kar hirslarina dogamizi, sagligimizi ve sularimizi feda etmeyelim. Bu alanda birikis mücadele deneyimlerimiz var. Bergama köylülerinin siyanürlü altin çikarilmasina karsi yürüttükleri mücadele ve isyan önemli deneyimdir. Yine Kaz Daglarinda benzer mücadele vardir. Ayrica HES’lere karsi yürütülen mücadele bizlere isik tutacaktir.

KESK ve DISK olarak; çocuklarimizin saglikli çevrede yasamalari ve halkimizin yasam hakki için sahte zenginlik güzellemelerine inanmiyoruz. Ayrica, Giresun’un su kaynagi Aksu Deresidir. Dereli ilçemizdeki siyanürlü altin isletmeciliginin su kaynaklarimizi kirletmesi kaçinilmazdir. Tüm Giresunlular bana ne diyemeyiz! Siyanürlü altin çikarilmasina karsi mücadele eden bölge halkinin mücadelesini destekliyor ve yanlarinda oldugumuzu kamuoyuna duyuruyoruz..

Temiz su,temiz doga hepimizin hakki!

Gelecegine ve yasama hakkina sahip çik!   

GIRESUN KESK SUBELER PLATFORMU - GIRESUN DISK IL TEMSILCILIGI


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster