Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Faşizme Karşı Hukuk Devletinin Ana İlkesi; "Direnme Hakkı"


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 03 ?ubat 2016
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:30
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=22616


Fasizme Karsi Hukuk Devletinin Ana Ilkesi; ‘Direnme Hakki’ - Aydin Findikçi

Her hukuk devletinin kendine has ana ilkeleri vardir. Bu ana ilkeler o devlet kuruldugu zaman kurulus anayasasinda “degistirilemez” ilkeler olarak belirlenir. Örnegin Almanya Federal Cumhuriyeti (AFC)’nin 23 mayis 1949 tarihli kurulus anayasasinin (Grundgesetz) 20/1 maddesinde  "Almanya Federal Cumhuriyeti, demokratik ve sosyal bir Federal Devlettir” tanimi vardir. Anayasada tanimi yapilan bu devlet yapisini korumak, bu yapinin  zedelenmesine ya da ortadan kaldirilmasina yönelik her hangi bir girisime karsi durmak, bunun için gereken önlemi almak ve hangi yöntem gerekiyorsa ona basvurmak, AFC’nin devlet olarak temel hakki ve görevidir. Bu hakki ve görevi yerine getirmek için, devlet mekanizmasi içinde bir çok  kamu kurum ve kurulus vardir. Ve hatta bunun ötesinde, sivil toplum kuruluslarinin istisnasiz tümü bile, ‘düsünce özgürlügü’ gerekçesi ile FAC’nin anayasada tanimi yapilan bu statüsünü ortadan kaldirilmasina yönelik tek bir kelime dahi telaffuz edemez. Aksi durumda hemen yasaklanirlar.

Bir parlamenter demokrasi ile yönetilen  AFC’de yasama, yürütme ve yargi organlarinin bir birinden bagimsiz görevleri ve islevleri vardir. Ayrica bu organlara bagli olarak çalisan sayisiz  kamu kurulusu (Silahli Kuvvetler, Polis, Bakanliklar, Valilikler…) da mevcuttur.

Tüm bu devlet organlarinin ve onlara bagli kuruluslarin ortak yükümlülüklerinin basinda ise, devletin anayasasinda  belirlenen  temel ilkelerine sadik kalmak, bunlari korumak ve bu ilkelere karsi gelen ve yok etmek isteyenlere karsi görev yapma yükümlülükleri vardir. Devletin organlari, örnegin yasama organi, yani parlamentoda salt çogunluga ya da ezici bir çogunluga dayali bir iktidar partisi bu konumundan hareketle, AFC’nin anayasasinda belirledigi ve degistirilmesinin dahi teklif edilmesi ya da müzakere edilmesini dahi yasakladigi ilkelerini degistirmeye yönelik her hangi bir yasal düzenlemeye gidemez ya da devletin temel ilkelerini ‘modern bir anayasaya ihtiyacimiz var’ ’gerekçesiyle tartismaya açamaz, baskalari tarafindan baslatilan böylesi bir tartismaya dahi taraf olamaz.

Simdi AFC örneginden hareketle, hukuk devletinin ana ilkeleri tehlikeye düstügü zaman, o tehlikenin belirtileri somutlasinca ya da böylesi bir tehlikenin olusmasina karsin nasil davranilacagina yakindan bakalim.

AFC Anayasasinin 20. maddesi, devletin ana ilkeleri ve bu ilkelerin tehlikeye girmesi durumunda her bireyin bu tehlikeye karsi direnme hakki ile ilgilidir. AFC anayasasinin 20/2 maddesi,  ‘Egemenlik tümüyle halkindir. Halk, egemenligini, seçimler ve oylamalar araciligiyla ve yasama, yürütme ve yargi yetkileriyle donanmis özel organlar eliyle kullanir’ hükmünü içermektedir. Yasama, yürütme ve yargi organlarinin tümü, anayasanin 20/3 maddesi geregi her hangi bir kisiye, kuruma, zümre ya da bir baska organa degil, dogrudan dogruya ‘yasa ve hukuka baglidirlar’. Mevcut yasalarin güncel ihtiyaçlara cevap verecek sekilde degistirilmesi, yenilenmesi ya da anayasadan çikartilmasi her ne pahasina olursa olsun mevcut anayasanin 1. ve 20. maddelerinde siralanan ilkelere ters düsemez, bu ilkeleri zedeleyemez, bunlarin alti oyulamaz  ya da hedef haline getirilemez. 

FAC Anayasasinin 1. maddesi ‘Insanin onur ve haysiyetinin korunmasi’ ile ilgilidir. Buna göre ‘insanin onur ve haysiyeti dokunulmazdir. Tüm devlet erki ona saygi göstermek ve onu korumakla yükümlüdür’. 

Bu maddenin pratikteki önemi sudur: Devlet, tüm yurttaslarin yasamini ve güvenligini tehdit eden her türlü tehlikeyi bertaraf etmekle yükümlüdür.  Devlet bu yükümlülügünü bir baska kurum ya da olusum ile paylasamaz. Bu yükümlülügü yerine getirirken devlet, yasalara ve hukuka karsi davranarak terör estiremez, suçlulara insan onurunu zedeleyen her hangi bir kötü muamelede bulunamaz, bulunmasina müsaade etmez ve insan onuruna ve haysiyetine karsi uygulamalari yapanlari yine hukuka ve yasalara uygun bir sekilde cezalandirir. Yurttasin güven içinde yasayamamasi ve hayatinin tehlikede olmasi, devletin temel zafiyetidir. Bu zafiyete neden olan hükümetin iktidarda kalmasi ve devleti yönetmesi kesinlikle söz konusu edilemez. 31 Aralik 2015 tarihinde yil basi kutlamalari dolaysiyla Almanya’nin Köln sehrinde çogunlugunun mülteciler tarafindan gerçeklestirildigi iddia edilen cinsel taciz ve hirsizliklar önlenemedigi için, Köln polis müdürünün Eyalet Içisleri Bakani tarafindan görevden alinmasi buna küçük bir örnektir.

23 Mayis 1949'da yürürlüge giren FAC’nin kurulus anayasasinin 1. maddesinin 2. fikrasinda belirlenen bir baska temel ilke aynen söyledir: ‘Alman Milleti, bu nedenle dokunulmaz ve devredilmez insan haklarini, yeryüzünde her insan toplulugunun, barisin ve adaletin temeli olarak kabul eder’. Simdi gelin anayasanin bu hükmünü bir varsayimla yakindan irdeleyelim.

1949 yilinda FAC kuruldugu zaman, Almanya ‘Dogu Almanya’ ve ‘Bati Almanya’ seklinde ikiye bölünmüstü. Her iki Almanya’ da yasayan Alman vatandasi olmayan yabancilarin sayisi, bir kaç yüz bin ile telaffuz ediliyordu. Günümüzde artik Almanya birlestigine ve birlesik Almanya’da 27 milyon kadar  göçmen  kökenli insan yasadigina (bunlarin en az 25 milyonu  Alman vatandasi) göre, Avrupa Birligi'nin kurularak sinirlarin ortadan kalktigi ve küresellesmenin de ivme kazanmasini da dikkate alarak, FAC anayasasinin 1(2)  maddesinde yer alan ‘Alman Milleti’ deyimini, irkçilik çagrisimi yaptigi için, 25 milyonluk ‘azinligi’ Alman saydigi için, bu azinligi asimile ettigi için, dünyada ve Avrupa’da yasanan gerçeklere ters düstügü için ve de artik eskidigi için Anayasadan çikartip onun yerine ‘Almanyali’ diyelim.  Bu durumda Almanya’da ne olur dersiniz?  Bu talebi ileri sürenlerin nefes borulari kesilir. Nasil mi?

Konuyu kisaca açayim.

Almanya’ da kim olursa olsun, statüsü ve konumu ne olursa olsun, niyeti ve amaci ne kadar iyi olursa olsun, Alman anayasasinin 1. ve 20. maddelerinde siralanan ilkelere aykiri beyanda bulunmasi, bu ilkeleri yok sayarak kendi mesrebine göre davranmasi, sivil bir anayasa, modern bir anayasa, ihtiyaca göre bir anayasa vb. gerekçelerle bir ulusu hedef alarak o ulusun adini anayasadan çikartmaya (Alman Milleti yerine Almanyali demek) kalkmasinin bedeli çok agir olur. Bunu da bir somut uygulama ile yazayim.

FAC anayasasinin 1. ve 20. maddelerine aykiri davranan, bu alanda bir beyanda bulunan, bu ilkelerin degismesini ve anayasadan çikartilmasini isteyen bir parti, dernek ya da kurulus hemen yasaklanir, varliklarina el konur, üyelerinini tümü hapis cezalari ile yargilanir ve kamuya ait her hangi bir kurumda istihdam edilmesi veya milletvekili seçimlerine aday olmasi bile yasaklanir, kamuda çalisiyor ise isine son verilir. Almanya’da, FAC’nin anayasal yapisina aykiri oldugu gerekçesi ile bir listede siralanan çok sayida yerli ve yabanci örgüt var. Bu örgütler arasinda PKK, Milli Görüs, MHP ve bunlara bagli dernekler de var. 2005 yilinda Münih Maximilians Üniversitesi, bu listede yer alan örgütlerin hiç biri ile iliskim olmadigina dair yazili bir taahhütname imzalattiktan sonra beni göreve baslatti (Bu uygulama üniversitede ders verecek her eleman için geçerlidir). Bu örnek bile, Almanya'nin anayasal yapisina karsi olan tüm bireylere karsi, (üniversiteler dahil olmak üzere), tüm kamu kuruluslarinin ne kadar hassas oldugunun göstergesidir.

FAC Anayasasinin 1. ve 20. maddelerinin korunmasi yine anayasal bir zorunluluktur.  FAC anayasasinin madde 79/3’de  Alman anayasasinin ‘1 ve 20 maddelerde yazili esaslara iliskin bir Anayasa degisikligi yasaktir’ hükmü yer almaktadir. Buna göre, anayasanin 1. ve 20. maddelerinin degistirilmesinin yasak oldugunu anayasasina yazan FAC ‘fasist’ ve ‘irkçi’ olarak mi adlandirilmalidir?  Bu hususta FAC anayasasi, anayasanin 1 ve 20. maddelerini degistirmeye ya da bu maddelere aykiri davrananlara karsi devletin  hukuk kurallarina uygun olarak aldigi önlemlerin tümünün uygulamada olumlu sonuç vermemesi ve sözü edilen anayasa hükümlerin tehlikede olmasi durumunda, anayasa  sivil vatandas dahil olmak üzere herkesin devreye girmesini anayasal bir hak ve yükümlülük olarak belirlemis durumdadir.

FAC anayasasinin 20. maddesinde belirlenen ilkeleri, yani ‘ Bu Anayasa düzenini ortadan kaldirmak isteyen herkese karsi, baska bir çözümün bulunmamasi halinde, bütün  Almanlar direnis hakkina sahiptir’ (Madde 20/4) hükmü vardir. Görüldügü üzere, FAC’nin anayasal düzeninin tehdit altinda olmasi halinde, bunun Almanlarin (asker, polis, sivil, emekli,ögrenci,ev kadini, bürokrat, memur, iççi, isveren…) bu anayasal düzene karsi olanlara karsi direnis gösterme, bunun için amirlerinden gelen emirlere uymama ve gelen emirlerin zorla uygulanmak istenmesi durumunda zor kullanma dahil olmak üzere her türlü araç ve gereçlerle direnis gösterme hakki ve  yükümlülügü vardir.  

FAC, kurulus anayasasina aldigi ve degistirilmesini dahi yasaklandigi (madde 79/3)   bu iki maddesine (1 ve 20 maddeler)  neden bu kadar önem veriyor? Bu sorunun yaniti tek bir cümledir: Fasizmin demokratik yöntemlerle yeniden iktidar olmasinin önünü kesmek içindir. 

Bilindigi üzere Adolf Hitler liderligindeki Alman Fasizmi, Weimar Cumhuriyeti anayasasinin bosluklarindan da yararlanarak seçimle iktidar oldu. Adolf Hitler liderligindeki Alman fasizminin iktidara gelisini, bu gelisin sartlarini, nedenlerini, yöntemlerini, araçlarini ve iktidar olduktan sonraki uygulamalarini bilmeyenler, RTE’in ve güdümündeki sözde sivil toplum kuruluslari ve basin olmak üzere, devlet kurumlarinin istisnasiz tümünün  uygulamalarini takip ederlerse, bu bilgi eksikliklerini büyük oranda gidermis olurlar.  

Türkiye’de bu siralar, RTE ve PKK tarafindan dayatilan yeni bir anayasa yazma ve uygulama adi altinda anayasada yer alan parlamenter demokrasi, üniter yapi ve Türk vatandasligini hedef tahtasina koyan bir plan var. Bu anayasal düzeni ortadan kaldirmak isteyenler tarafindan kamu görevlilerine (örnegin valilere, silahli kuvvetlere, bürokratlara vs.) ve çok sayida basin ve sivil toplum örgütlerine emirler verenler, bu anayasal düzeni ortadan kaldirmak için silahli ve silahsiz isyanlar çikartanlar ve bu isyanlari çikartanlari ayakta alkislayanlar ve görmezden gelenler, FAC’nin anayasal düzenini ve bu düzenin tehdit altinda olmasi durumunda bütün Almanlarin nasil davranmasi gerektigini biliyorlar mi acaba? Bilen, bilmeyene bildirsin! 


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster