Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster
Açıklama: Laik Cumhuriyete bir kurşun daha sıkıldı.
Kategori: Haber
Eklenme Tarihi: 13 Ocak 2016
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 01:24
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/haber_detay.asp?haberID=22511
Cuma Namazi Tatili: “Özgürlük
Adina Özgürlügü Katletmek”
Laik Cumhuriyete bir kursun daha sikildi.
8 Ocak 2016 tarihli Resmi Gazetede yayinlanan 2016/1
sayili Basbakanlik genelgesine göre Cuma günleri çalisma saatleri Cuma Namazi
saatlerine göre düzenlendi.
Basbakan dahil tüm
milletvekillerinin uyacaklarina dair “namus ve serefleri üzerine yemin etikleri
Anayasanin 14. Maddesi kesin sekilde “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden
hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlügünü bozmayi ve insan
haklarina dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldirmayi amaçlayan
faaliyetler biçiminde kullanilamaz” demektedir. Yine 24. Madde “Kimse, Devletin
sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kismen de olsa, din
kurallarina dayandirma veya siyasî veya kisisel çikar yahut nüfuz saglama amaciyla
her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularini yahut dince kutsal
sayilan seyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” dedigi halde; kamu
görevlilerinin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzeni din
kurallarina dayandirilarak belirlenmistir.
Demokrasi ve laiklik
düsmanlarinca 26 yil önce katledilen, Atatürkçü Düsünce Derneginin Kurucu
Baskani Prof. Dr. Muammer Aksoy “din ve vicdan özgürlügü” adina yapilan bu tür
düzenlemeleri “tersine çevrilmis bir özgürlük anlayisi” olarak degerlendirmekte
ve “özgürlük adina özgürlüklerin katledilmesi” demektedir. Muammer Aksoy oy
hesaplari ugruna bu tür laiklik ihlallerine göz yummayi da “özgürlükler adina
özgürlüklerin intihari” olarak nitelendirmektedir.
Kurucumuz ve demokrasi
sehidi Muammer Aksoy, Türban Dilekçesi olarak bilinen ünlü tezlerinde laiklik
anlayisinin belli-basli üç büyük asamadan geçtigini belirtirken üçüncü asamanin
altini özellikle çizerek “DEVLET HUKUKUNUN VE KAMU HIZMETLERINI DÜZENLEYEN
KURALLARIN DINSEL YA DA DINLE ILGILI KURALLAR OLMAKTAN ÇIKMASI” olgusuna dikkat
çekmektedir.
Laik bir cumhuriyette,
devleti yönetme iddiasindakilerin yurttaslari arasinda her inançtan insanin
oldugu ya da olabilecegi olgusunu görmezden gelerek, sadece bir inanca mensup
insanlara, ve üstelik Islam Dininde kadinlar için Cuma Namazi olmadigi kuralini
görmezden gelerek, bir kisim erkek için çalisma düzenini ve hukukunu dini
kurallara göre düzenlemesi açik bir Anayasa suçu olusturmaktadir.
Namaz ibadetinin
Dünyanin Günes etrafindaki hareketi ile hesaplanmasi ve ülkenin en Dogusu ile
en Batisi arasindaki zaman farki dikkate alindiginda çagdaslik iddiasindaki bir
ülkede çalisma düzeninin ne kadar aksayacagi ise ayri bir konudur. 1 saat 16
dakikalik zaman farkina yaklasik 1 saatlik namaz süresi de eklendiginde ülkenin
iki ucu arasindaki çalisma kopuklugu laiklik anlayisinin ekonomik faaliyetleri
de ne kadar mükemmel düzenledigi ortaya konmaktadir.
AKP iktidari isbasina geldiginden bu yana,
kamu çalisanlari zaten Cuma günleri çalisma düzenini Cuma Namazi saatlerine
uydurmakta ve hiçbir “babayigit” bu duruma ses çikaramamakta idi. Simdi fiili
durum bir Anayasa suçu ile “yasal” kilifa uydurulmustur.
AKP iktidarinin
Anayasa Mahkemesince de onaylanmis “laiklik karsiti eylemlerin odagi” olma
konumu laik Cumhuriyetin Diyanet islerini de bir “fetva” kurumuna ve giderek
Hilafet makaminin Seyhülislamligina dönüstürmekte ve insan haklarini, kadin ve
çocuk haklarini yok sayan igrenç beyanlarin odagi haline dönüstürmektedir.
Türkiye Cumhuriyetinin
yeni “Gazali’leri”, yeni “Ebussuud Efendileri” olmayacaktir.
Bu ve benzeri bütün
Anayasa ihlallerinin hesabi mutlaka sorulacaktir.
Tüm Cumhuriyet Savcilarini göreve davet ediyoruz.

Atatürkçü Düsünce
Dernegi Genel Merkezi